• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

“Çarmıh yok ama darağacı ve linç var”

27 Ara2009
 

Taraf gazetesi yazarı Ayşe Hür’ün “‘Oksijeni kalmayan’ Fener Rum Patrikhanesi” başlıklı yazısından:

Patrik Hazretleri “İbadet özgürlüğü var deniyor ama mümin yok” diyor. “Cemaatimiz üç bin kişiye indi, eğer Yunanistan’dan hafta sonu gelen hacılar olmasa kiliselerimiz bomboş” diyor. “Ben 70 yaşındayım, benden sonra kim Patrik olacak, çünkü Heybeliada Ruhban Okulu 1971’den beri kapalı” diyor. “İstiklal Marşı’nı en güzel okuyan Gökçeadalı Marina kızımızın iki yıl önce evini yaktılar, kardeşini öldürdüler” diyor. “Patrikliğimize defalarca bombalı saldırı yapıldı, Ergenekoncuların ‘Kafes’ planlarında adımız geçiyor, Ermeni Patriği Mesrop’la beni öldürmeyi planlıyorlarmış” diyor. “Hazine’nin el koyduğu mülklerimizden çoğunu hâlâ geri alamadık” diyor. Ve soruyor: “Bunlar çarmıha gerilmek sayılmazsa ne sayılır?”

Aslında, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, ortada bir mecaz olduğunu görmezden gelip, tipik bir ‘millet-i hâkime’ nazırı edasıyla “umarız bir sürçü lisandır, çünkü bizim tarihimizde çarmıha gerilmek yok” demesine, “çarmıh yok ama darağacı ve linç var” diye cevap verebilirdi. Mesela, 1657’de Patrik III. Partenios’un ve dört metropolitin, Eflak Voyvodası Konstantin’i Osmanlı’ya karşı isyana teşvik ettiği gerekçesiyle asıldığını; 1821’de Patrik V. Gregorios’un, Mora ayaklanmasına destek verdiği gerekçesiyle Patrikhane’nin kapısında asıldığını ve ölü bedeninin üç gün darağacında bekletildikten sonra denize atıldığını, Patrikhane’nin önünden geçen caddenin adının hâlâ idam fermanını veren Sadrazam (Benderli) Ali Paşa’nın adını taşıdığını; 1922’de İzmir Metropoliti Hrisostomos’un Yunanlılarla işbirliği yaptığı için Sakallı Nurettin Paşa’nın örgütlediği güruh tarafından linç edildiğini hatırlatabilirdi ama hatırlatmadı.

Paylaş:
2

Okuyucu Yorumları

 

Uğur Mustafa Dinç says:

17 Ocak 2010 at 7:07 AM

Fazla mı suizan ediyorum, bilmiyorum, ama sanki patrik bey sanki biraz sonra yazacağım gibi düşünüyor. Hıristiyanlar da dâhil bütün azınlıkların ve ezilmişlerin durumunu düzeltmek ve saygınlığını arttırmak için uğraşan bir hükümete karşı bu kadar acımasız ve işbirliğinden uzak oluşunu başka türlü açıklayamıyorum:

“Eski Kemalist düzen geri gelsin, çünkü o düzenin altında daha az provokasyon yapma ihtiyacı duyuyordular Kemalistler. Erdoğan ve ekibi şimdi toplumu daha sağlıklı bir hâle getirmeye çalışıyorlar, ama bu çabaları, hâkim Kemalistleri ve ulusçuları iyice azdırdı, sürekli ölüm tehdidi ve diğer kötülükler. En iyisi, Kemalistler ve ulusçulara geri versin AKP şu iktidarı, o şekilde biz rahatlayalım. Ondan sonra da toplumu toptan rahatlatmaya çalışmasın, bizim kiliseyi özgür bıraksa, ekümenikliğimizi tanısa yeter, diğer dinî grupların özgürlüklerini sanki Avrupa tınlıyor mu zaten. AB’ye girmek istiyorsanız, bakın AİHM’ye: Başörtüsüne karşı üniversitelerdeki laikçi yasağı nasıl da onayladı ve insan haklarına uygun buldu. Türkiye’de laik ve dinî okullar ayrımı diye bir ayrım bulunmadığını sanki bilmiyormuş gibi yaptı. Ey Türkler, siz laikçi devam edin, ama sadece Müslümanlara karşı elbette. Bakın, en etkili sermaye grubunuz olan Koç grubu da bizim gibi düşünüyor. Laikçi ve özgürlükçü, ama sadece gayrimüslimlere karşı özgürlükçü… İşte mükemmel, işte Avrupâî çözüm.”

Müslümanlara bir tek ana avrat sövmediği kalmış (ama onu da kendi resmî veb sitesindeki yorumculara yaptıran) Daniel Pipes’ı İslamiyet hakkında objektif bilgi kaynağı olarak gösterme sahteciliğini yapmış Ayşe Hür Hanım meselesine ise hiç girmeyeyim.

 
 

derin ekşioğlu says:

27 Ocak 2010 at 12:48 AM

Ah! ah! Şu patrik efendiyi nasıl oldu da Milli Güvenlik Akademisi’nde ayar vermeden salıverdik dört yanımızdaki düşman ellere… :)

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.