• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

1924 Yılında Ordu ve Politika [Aydemir]

25 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

[Nutuk’tan:]

“Dumlupınar merasiminden sonra, Bursa ve Karadeniz sahilleri ile Erzurum taraflarında bir buçuk aylık bir seyahatten Ankara’ya dönmüştüm. İstasyon’da, birçok mebus arkadaşlar ve diğerleri tarafından karşılandım. Bunlar arasında, Ankara’da bulunan Rauf, Adnan Beyleri görmedim. Bir kırgınlık sayılabilecek bu hareket tarzını beklemiyordum. Bir komplo karşısında bulunduğumuzdan bir saniye bile tereddüt etmedim.”1

Gazi’nin bu konuda devam eden beyanatına göre bu komplo, Rauf Beyle, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar ve diğerlerince düşünülmüş, tertiplenmiş demektir. Gene Gazi’ye göre bu işin kökleri bir sene evveline, yani Cumhuriyetin ilanına kadar gider. Komploda muvaffak olabilmek için orduyu ele almayı düşündükleri kanısındadır. Bir sene kadar ordu üstünde çalışılmış ve bazı kumandanların da tertibe kazanılmış olduğu da Gazi tarafından ifade edilir.

Ona göre karşı taraf, orduyu kendi lehlerine kazandıklarını sanmışlardır. Nihayet harekete, politika yolundan geçmeye karar vermişlerdir. Bunun için de aynı zamanda Meclise dönmek için ordudan istifa etmişlerdir. Yani “Milleti kendisi aleyhinde fesada vermek için” çalışmışlardır. Zaten muhalif basın da anonim taarruza geçmiştir.2

1 Nutuk; 1927 baskısı.
2 Nutuk’tan özetler, 1927 baskısı.

Bir buçuk aylık bir seyahatin ardından Ankara’ya dönen Mustafa Kemal, istasyonda Rauf Bey, Adnan Bey, Ali Fuat Paşa ve Kazım Karabekir gibi meclisin ağır toplarının kendisini karşılamaya gelmediğini görüyor ve (sözlerine bakılırsa) bu duruma ilk tepkisi “bir komplo karşısında bulunduğu”nu düşünmek oluyor. Mustafa Kemal’in konu hakkındaki müteakip yorumlarına baktığımızda, varlığından şüphe etmediği komplonun, ordunun işin içine sokulması suretiyle gerçekleştirileceğini ifade ettiğini görüyoruz. Bir de tabii muhalif basından duyduğu bir rahatsızlık var.

Özetle, bir komplonun içerisinde bulunduğunu iddia ettiği paşalar, orduyu kendi yanlarına çektiklerine kanaat getirmiş olduklarından görevlerinden istifa etmekte mahsur görmemişler ve milletvekilliğini seçerek Meclis’i de elden bırakmamak istemişler. Basın da zaten yanlarında olduğundan, komplolarının (herhalde “darbelerinin” demek istiyor) önünde pek bir engel kalmamış!

Ancak Mustafa Kemal, sözünü ettiği paşaların neden ordunun da işin içinde olduğu komployu hayata geçirmediklerini ve bir parti kurarak (17 Kasım 1924) siyasi mücadele verdiklerini söylemiyor. Daha da kötüsü, aradan çok zaman geçmeden, önce Şeyh Sait İsyanı’nı, ardından da İzmir Suikastı’nı bahane ederek, İstiklal Mahkemeleri eliyle önce Kazım Karabekir’in partisini kapatıyor ardından da muhalif basını susturuyor.

1924 ve 1926 yılları arasında yaşanan bu olayların detaylarını buradan okuyabilir ve yukarıdaki üç paragraflık alıntıda dışavuran siyasi kültürün daha onyıllar boyunca ülkenin siyasi kültürüne ne derece hakim olduğunun değerlendirmesini yapabilirsiniz.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 190-191.
Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.