• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

2011 Ders Yılı Açılış Konuşması

10 Jan2011
 

[9 Ocak 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Bu köşede, bilginin ne olduğunu (ve dolayısıyla da, ne olmadığını) konuşacağız. Bildiğimizi zannettiğimiz şeylere eleştirel bir gözle bakmaya ve pek çok hakim kanıyı yeniden gözden geçirmeye çalışacağız. Sosyal bilimler literatürünü didik didik edecek ve bugüne dek üretilmiş kavramlardan ve ortaya çıkarılmış nedensel ilişkilerden hareketle, Türkiye’nin geçmişi ve geleceği adına şaşırtıcı dersler çıkaracağız. Zaman zaman da, Türk basını içerisindeki kimi gazeteci ve yazarların (şayet aptal değillerse) bilinçli olarak yaptıkları çarpıtmalarda yer alan mantık hatalarına odaklanarak, “haber” ya da “yorum” adı altında “yalan” aktaranların kullandıkları yöntemleri deşifre edeceğiz.

Çok sayıda insan, bu süreçte, bilgi edinmek kadar bilgi üretmenin de son derece heyecan verici bir süreç olduğunu keşfedecek – ki zaten bu projenin varlık nedenlerinden biri de bu. Bu köşede yayınlanacak olan yazılar, üslup ve içerik itibariyle, sokaktaki adama da, dört yılını verip bir üniversite bitirdiği halde aslında çok da fazla şey öğrenmediğini fark eden talihsiz YÖK öğrencisine de, yurtdışında yüksek lisans ya da doktora tezi yazması gerektiğinde zorluklar yaşayan Türkiyeli öğrenciye de bir şeyler kazandırabilecek olan bir formatta olacak.

Serlevhamız “Taraf Üniversitesi”. Mürşidimiz (gerçek) ilim. Branşımız ise, siyaset bilimi.

Şayet üniversite eğitimi görmediyseniz, yazıları muntazaman okuyor ve nihayetinde diplomanızı Taraf gazetesinden alıyorsunuz. Yok eğer bir hata edip YÖK damgalı bir üniversite diploması almış bulunduysanız, Taraf Üniversitesi’ne kaydoluyor ve bilgi kavramına yabancı olan devlet tedrisatının zihninizde bıraktığı izleri silmeye başlıyorsunuz.

Yeni öğretim yılını bugün açtık. Ezberci olmayan bir eğitim sistemi doğrultusunda faaliyette bulunacak, çerçevesi YÖK Kanunu’nun 4. maddesince çizilen “Yükseköğretimin Amaçları”nı dikkate almamaya özen göstereceğiz. Derslerimiz her hafta [PAZAR?] günü.

Gelmeyenler yok yazılacaktır.

10

Okuyucu Yorumları

 

Haluk says:

January 10, 2011 at 10:59 pm

Serdar Bey,

Taraf’a hoş geldiniz, sizinle daha da zenginleştik.

Selamlar

 
 

kasabalı says:

January 11, 2011 at 4:45 pm

Bir gazetede yazıyor olmanız gerçekten çok isabet olmuş.

2 yök diplomam var. Biri de yolda. İzlerin silinmesi için çok çalışmam gerekiyor. Dersleri sabırsızlıkla bekliyorum.

 
 

mcd says:

January 11, 2011 at 6:07 pm

Uzun suredir teorik makalelere hasret kalmistik. Bence cok isabetli oldu bu.

 
 

şinasi yakut says:

January 11, 2011 at 6:43 pm

Hayırlı olsun.

 
 

Tamer Uz says:

January 12, 2011 at 12:09 am

Hayirli olsun. Taraf gazetesi degerine deger katti.

 
 

Enes Yalçın says:

January 12, 2011 at 2:53 am

Etyen Baba’nın yazmadığı bir buçuk aylık dönemde “N’oluyor?” sorularıma cevap vermediği için trip atıyordum Taraf’a. Lakin bu dersler kaçacak gibi değil.

Hoşgeldiniz. Hayırlı olsun. Başarılar. (Her ne kadar klişe sözler de olsa samimiyetini fehmedersiniz diye inanıyorum.)

 
 

Levent Cetin says:

January 13, 2011 at 6:13 pm

Ben de Soros’a kizmaya basladim. Tam Serdar Bey yazilara basladi Soros Emmi kesenin agzini buzdu. ‘Parali Taraf istemiyoruz’ sloganimiz.

 
 

gökmen says:

January 13, 2011 at 7:52 pm

Serdar Bey aşağıdaki yorum kurallarına uymayarak size göre belki hakaret bizim periferiye göre saygı ifadesi olan hocam kelimesini kullandığım için üzgünüm noktalama işeretlerinide kullanmadığım için muhtemelen yayınlamazsınız ama olsun biz takipteyiz

 
 

rüştü hacıoğlu says:

January 13, 2011 at 9:45 pm

Dersle ilgili konu çalışması olması bakımından neredeyse birbirinin tıpkı basımı iki ‘kafa’ arasındaki onyedibinüçyüz benzerlik karşılaştırmasını eklemek istiyorum arkadaşların da yüksek sabırlarına istinaden.

Örnek 1:

“…Kitapta Toktamış Ateş’in yıllardır öğrencilerine sorduğu “Mustafa Kemal bir diktatör müydü?” sorusunu bizzat kendisinin yanlış yanıtladığını söylüyorum. Ateş, bu soruyu Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce serisinin Kemalizm cildinde ‘Değildi, çünkü kendisi öyle olmadığını söylüyor’…” SK mülakatı Taraf

Örnek 2:

Ahmet Hakan Coşkun, Taraf’ta Ayhan Aktar’ın yazısına [http://antiotoridan.blogspot.com/2011/01/yahya-sezai-tezelin-chp-analizi.html] binaen aşağıdaki itirazı yapmış:

Hurşit Güneş Beyzade mi?

Bir makalede “CHP beyzade-paşazade partisi oldu” tezi işlenmiş. Delil olarak da şu isimler sunulmuş:

– Gülsüm Bilgehan…İnönü’nün torunu.

– Hurşit Güneş…Efsane CHP’li Turan Güneş’in oğlu…

– Sencer Ayata…Turan Güneş’in damadı…

– Faik Öztrak…Atatürk ve İnönü dönemlerinin önemli Faik Öztrak’ın torunu.

– Osman Korutürk…6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün oğlu.

***
Geçenlerde [makaleyle sohbetin arası ‘geçenlerde’ sayılamayacak kadar kısa.’az önce makaleye istinaden buluştuk’ dense daha samimi olurmuş…] Hurşit Güneş’le sohbet ederken bu makaleyi anımsadım[(!)].

Dedim ki: ” Sen [ CHP Gnbşk.yard.’na ‘sen’ diyecek kadar da şeyiz yani…] beyzade olduğun için mi CHP Genel Başkan Yardımcısı oldun?”

Meğer makaleden haberi varmış ve meğer acayip doluymuş. [Bak sen! Bu yazının bir proje kapsamında yazıldığını ve dolayısıyla bu buluşmanın da ‘çarpıtma’ amacıyla…Eee-e!]

Soluksuz konuştu: [ hımmm!]

Ben bırak soyadından dolayı siyasette bir yere gelmeyi, soyadından dolayı siyasette bir yere gelemeyen adamım. [Direk gözbebeklerimizin içine bakarak söylüyor…soluksuz.]

Mahalleden seçildim, ilçeden seçildim, ilden [‘]seçildim[‘] ama soyadımdan dolayı genel merkezde önüm kesildi. 36 yıllık CHP’liyim. Daha bir kez kontenjandan bir yere gel[e]medim. [Ekmek çarpsın ki! Şu an ki durumu saymazsak.]

Milletvekili yapılmadım.[ Vekillik, seçilen değil, yapılan birşey olduğundan…]

Bana kimse ‘babası sayesinde geldi’ diyemez. [ Neden? El cevap- çünkü öyle gelmedim.]

Kandıradaki Orhan mahallesi delegeliğinden geliyorum ben. [Ben de topraktan geliyorum.]

Bana beyzade diyenin alnını karışlarım. [Neden? Devşirmeyim çünkü ben…ve] Ayrıca paşazadeleri, beyazdeleri de hiç sevmem.”

 
 

ramazan ileri says:

January 14, 2011 at 7:12 am

Serdar Bey, diploma da verecek misiniz?

Malum; insanlar yeni dünya düzeninde beceri, liyakat ve marifetleri ile değil diplomalarına göre istihdam ediliyorlar. (Hoş insanların istif (istihdam) edilir hale getirilmeleri ne kadar insani ise…) Kurumsal yapılardaki insan kaynakları departmanları buna çok önem veriyorlar. İnsanı kaynak olarak görmeyi ve bunu insanlara söylemekte bir beis görmemeyi başaracak kadar insan dışılaşan bir dünya düzeni böyle sonuçlar doğurabiliyor demek ki.

Neyse biz yin ede diplomamızı isterük, gün ola harman ola…

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.