• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

AKP’nin 14 Yılı (3): İnternet Özgürlüğü

5 Mar2017
 

Freedom House’un İnternet Özgürlüğü Endeksi, nisbeten yeni. Bu konudaki veriler, 2008 yılından geriye gitmiyor. 2009 yılı için data mevcut değil. 2010 yılından itibaren ise, düzenli olarak her yıl yeni data yayınlanıyor. (Grafikte 2009 yılı için 2008 ve 2010 yıllarının ortalamalarını kullandım. 2016 rakamları ise henüz açıklanmış değil.)

Freedom House, İnternet Özgürlüğü Endeksi, Türkiye (2008-2015)

Yukarıdaki grafiğe baktığımızda, 2008 yılından itibaren Türkiye’de internet üzerindeki özgürlüklerin giderek daraldığını görüyoruz. Dahası, tıpkı demokrasi ve basın alanlarında olduğu gibi, internet özgürlüğündeki daralma da 2011 yılından itibaren ivme kazanıyor.

İnternet Özgürlükleri Endeksi üç kategoriye dayanıyor: (1) Erişim Engeli, (2) İçerik Sınırlamaları, ve (3) Kullanıcı Hakları İhlali. Bu üç kategorinin endeks içindeki ağırlıkları (sırasıyla) %25, %35 ve %40 seviyelerinde. Erişim Engeli kategorisinin altında beş, diğerlerinin altında ise sekizer indikatör var. Aşağıdaki üç bölüm bu kategorilere ve onları oluşturan indikatörlere odaklanıyor. Her alt başlık, indikatörlerin özet çevirilerini de içeriyor. (İlgili üç kategorinin altındaki 21 indikatörün herbirinin altında ise üç ila altı arasında alt-indikatör bulunuyor. Buradaki özet, sayıları yüze yaklaşan bu alt-indikatörleri gözardı ediyor. İlgili detaylara Freedom House’un resmi internet adresinden erişmek mümkün.)

Üç kategori altındaki 21 indikatör, bir ülkede internet özgürlüğünden söz edebilmek için günümüzde ne gibi kriterlerin kullanıldığı konusunda genel bir fikir edinme amacıyla da incelenebilir. İnternet basına nisbeten daha yeni bir mecra olduğundan, bugün öngöremediğimiz bazı gelişmeler neticesinde ilgili kriterlerin önümüzdeki yıllarda biraz daha detaylanması mümkün.

21 indikatörün her biri, internet özgürlüğünü tehdit eden olumsuz bir uygulamaya karşılık geliyor. Bir ülkede ilgili olumsuz uygulamalar sayıca arttığı ölçüde, internet özgürlükleri daralıyor. Freedom House’un İnternet Özgürlüğü Endeksi, olumsuz uygulamaları üst üste koyma prensibine dayanıyor. Bir başka deyişle, her olumsuz uygulama, ülkenin özgürlük puanını yükseltiyor. Dolayısıyla, ortaya çıkan datayı, İnternet Özgürlüğü Problemi Endeksi olarak nitelendirmek de mümkün. Bu yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırma amacıyla, grafiklerdeki verileri tersyüz ettim. Bunun neticesinde, Türkiye’nin 100 üzerinden 61 olan İnternet Özgürlüğü Problemi puanı, 39’a dönüşmüş oldu. Yani Türkiye’de İnternet Özgürlükleri 2015 yılı itibariyle 100 üzerinden 39 seviyesinde. (İndikatörlere bakılırsa, Türkiye’nin henüz açıklanmayan 2016 puanının 39’un çok üzerinde olacağını düşünmek zor.)

a. Erişim Engeli (%30)

Erişim Engeli kategorisi, bir ülkedeki uygulamaların internete (ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerine) erişime getirdiği sınırlamalara odaklanıyor. Kategori altında beş indikatör var:

1. İnternet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerine erişime getirilen yapısal sınırlamalar ne boyutta? (0-6 puan)

2. İnternet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerine erişim pahalı ya da nüfusun kimi segmentleri için ulaşılmaz mı? (0-3 puan)

3. Hükümet, iletişim teknolojilerine bağlanmaya ya da belli sosyal medya ve iletişim uygulamalarına erişime kalıcı olarak ya da spesifik hadiseler esnasında sınırlamalar getiriyor mu? (0-6 puan)

4. Dijital teknolojilere erişim sağlayan çok sayıda şirketin varlığını önleyen kanuni düzenlemeler ya da ekonomik engeller var mı? (0-6 puan)

5. Dijital teknolojiler üzerinde denetleme yetkisine olan ulusal seviyedeki düzenleyici kurullar ne derece özgür, adil, ve bağımsız bir şekilde faaliyet gösteriyor? (0-4 puan)

b. İçerik Sınırlamaları (%35)

İçerik Sınırlamaları kategorisi, hemen her türlü dijital içeriğe getirilen sınırlamalara odaklanıyor. Bu kategori altında sekiz indikatör var:

1. Devlet ya da diğer aktörler, internetteki ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki (özellikle siyasi ve sosyal konular hakkındaki) içeriği ne derece engelliyor ya da filtreliyor? (0-6 puan)

2. Devlet, kimi içeriğin zorla silinmesi adına (erişim sağlayıcısı özel kurumları buna mecbur tutmak da dahil olmak üzere) hukuki, idari ya da diğer yollara ne derece başvuruyor? (0-4 puan)

3. İnternet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki üzerindeki içeriğe getirilen sınırlamalar ne derece şeffaf, kağıt üzerindeki amaçlar ile ne derece orantılı, ve bu sınırlamalara eşlik eden bağımsız temyiz süreci ne derece mevcut? (0-4 puan)

4. Online gazeteciler, yorumcular ve sıradan kullanıcılar oto-sansüre başvuruyor mu? (0-4 puan)

5. Hükümet ya da herhangi bir partizan çıkar (grubu), online bilgi kaynaklarının içeriğini ne kadar belirliyor ya da manipüle ediyor? (0-4 puan)

6. Kullanıcıların online içerik yayınlamalarını ya da online medya kuruluşlarının faaliyetlerinin finansal olarak sürdürülebilir olmasını olumsuz yönde etkileyen ekonomik engeller var mı? (0-3 puan)

7. Hükümetin kimi içeriğe erişimi sınırlandırma girişimlerine rağmen, vatandaşlara sağlıklı ve farklı görüşler yansıtan bilgi kaynakları ne derece mevcut? (0-4 puan)

8. Bireyler, internet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojilerini (özellikle siyasi ve sosyal konularda) bilgi kaynağı ve mobilizasyon aracı olarak kullanmakta ne derece başarılılar? Bu gibi mobilizasyon araçlarına hükümet engeli olmadan erişmek ne derece mümkün? (0-6 puan)

c. Kullanıcı Hakları İhlali (%40)

Kullanıcı Hakları İhlali kategorisi ise, internet ve cep telefonları başta olmak üzere, enformasyon ve iletişim teknolojilerini kullanan insanların gizlilik haklarına odaklanıyor. Kimi indikatörler ise, daha spesifik olarak internet üzerinden düşüncelerini paylaşan insanların hukuki kovuşturmalara, yıldırmalara ya da fiziksel tehditlere maruz kalmadan ifade özgürlüklerini kullanıp kullanamadıklarını dikkate alıyor. Bu kategori altında sekiz indikatör bulunuyor:

1. Anayasa ve diğer kanunlar (internet içeriği dahil olmak üzere) ifade özgürlüğünü korumayı öngören düzenlemeleri ne derece içeriyor? (İfade özgürlüğünü koruyan düzenlemeler) ne derece uygulanıyor? (0-6 puan)

2. İnternet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojileri üzerindeki faaliyetler için kriminal cezalar ya da sivil yükümlülükler öngören kanunlar var mı? (0-4 puan)

3. Bireyler, internet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojileri üzerinde (özellikle siyasi ve sosyal konularda) yaydıkları ya da eriştikleri bilgiler nedeniyle ilgil devlet kurumlarınca tutuklanıyor, ya da hukuki soruşturmalara ve müeyyidelere maruz kalıyorlar mı? (0-6 puan)

4. Hükümet, anonim iletişime sınırlamalar getiriyor ya da kullanıcı kaydını zorunlu tutuyor mu? (0-4 puan)

5. İnternet ve diğer enformasyon ve iletişim teknolojileri üzerindeki, hukuki ya da bağımsız denetim bulunmaksızın yapılan devlet gözetimi (kullancıların data trafiğinin sistemli olarak alıkonması da dahil olmak üzere) ne boyutta?

6. Dijital teknolojilere erişim sağlayıcılar, kullanıcıların iletişimlerinin gözlemlenmesi konusunda hükümete yardımcı olmaya ne denli mecburlar? (0-6 puan)

7. Blog yazarları, diğer enformasyon ve iletişim teknolojileri kullanıcıları, internet siteleri ya da (bu kişi ya da kurumlarla ilişkili) maddi varlıklar, devlet kurumlarının ya da herhangi bir başka aktörün yasa dışı yıldırmalarına ya da fiziksel saldırılarına maruz kalıyor mu? (0-5 puan)

8. İnternet siteler, devlete bağlı ya da özel kuruluşlar, enformasyon ve iletişim teknolojileri kullanııları ya da servis sağlayıcılara yönelik (siber saldırılar, hack hadiseleri, ya da diğer kötü niyetli tehditler de dahil olmak üzere) teknik şiddet ne kadar yaygın? (0-3 puan)

Türkiye’deki Olumsuzluklar

Türkiye’deki internet özgürlüğünün 2008 ila 2015 arasındaki seyri kategoriler bazında incelendiğinde, ülkenin özgürlük puanındaki düşüşün erişim engelinden kaynaklanmadığı ortaya çıkıyor. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği gibi, erişim alanında kimi sorunlar bulunsa da, Türkiye’nin puanı yedi yıl boyunca yatay bir seyir izlemiş.

Freedom House, İnternet Özgürlüğü Endeksi, Türkiye (2008-2015)

Diğer iki alandaki özgürlükler ise ciddi derecede daralmış. Kullanıcı hakları ihlalleri alanındaki özgürlük kaybı nisbeten daha geniş. Kullanıcı hakları alanındaki problemlerin, demokrasi ve basın özgürlüğü ile paralel bir seyir izleyerek 2011 yılından itibaren ivme kazanmış olması da ayrıca dikkate değer.

Paylaş:
2

Okuyucu Yorumları

 

Ozgur says:

12 March 2017 at 10:22 AM

Serdar bey oncelikle yazilarinizi begenerek okuyorum gercekten ufuk aciyor.

Fakat 2006 2007 yillarinda engin ardic, emre akoz gibi yazarlarin yazilarini sikca paylasmissiniz. O donem vesayetler cok meshurdu. Cemaati savunmak puan getiriyordu.

Anladigim kadari ile ayni fikirde oldugunuz icin paylasmistiniz.

Simdi engin ardicin yazilarina bakiyorum aslinda hic birsey degismemeis. Yine sorgusuz sualsiz hukumet ne derse onu savunuyor.

Simdi donup baktiginizda “engin ardicla ayni fikirde olduguma pismanim” diyor musunuz?

Mesela 10 yil once hukumete her karsi cikildiginda “darbe, vesayet, atanmislar” cok meshur laflardi ve demokrasi dusmanlari denirdi.

Simdi basin, internet ve fikir ozgurlugune karsi siz karsi cikiyorsunuz. Asil secilmis vesayeti simdi geliyor.

10 yil oncesine bakip “keske bu denli savunmasaymisim” diyor musunuz?

Tesekkurler.

 
 

Serdar Kaya says:

13 March 2017 at 12:10 AM

Bunlar gayet makul sorular… Bu diziye benzer tarzda, bir parca genis bir degerlendirme yazip o gunden bugune degisen ve degismeyen siyasi pozisyonlari ele almak da guzel olabilir aslinda. Su asamada verebilecegim kisa cevap ise soyle olur:

Eger bir partiye, kisiye ya da gorev basinda olan hukumetlere bagli iseniz, savundugunuz prensipler, bu kisi ya da kurumlarin aldigi pozisyonlar ile birlikte degisir. Yok eger oncelikle bir dizi prensibe bagli iseniz, ilgil kisi ya da kurumlara olan yaklasiminiz ve belki desteginiz de bu prensiplere sahip ciktiklari olcude olur. Bu yazi dizisinde yer alan grafiklerin de gosterdigi gibi, AKP ilk yillarinda Turkiye’yi ozgurlestiren onemli adimlar atti ve bu adimlar sayesinde farkli kesimlerin destegini aldi. Muteakip yillarda parti yeniden milliyetci cizgiye donunce, artik partiyi desteklemenin bir anlami kalmadi. Hatta partiyi siklikla elestirmek ve yeni politikalarina karsi durmak gerekti.

Bir de acikcasi artik ortada bir parti kaldigini da dusunmuyorum. Parti teskilati artik her seyiyle tek bir kisinin gudumunde hareket ediyor. AKP eskiden Ali Babacan, Abdullah Gul gibi kurucu kadroda yer alan bir dizi onemli isimle anilirdi. Artik ortada kurucular, onculer ya da ikinci adamlar denebilecek pek kimse de kalmadi. Hepsi siliklesti bu isimlerin. Birinci adamdan sonra belki ancak onuncu adam geliyor. Bu durum basbakan icin bile gecerli. Bana 1930’lari hatirlatiyor. Ama tabii durum henuz o yillarda oldugu kadar kotu degil.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.