• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

AKP’nin 14 Yılı (4): Dünyada ve Türkiye’de Demokrasi

4 Apr2017
 

Türkiye’nin son 14 yılda özgürlükler konusundaki inişli çıkışlı macerasını daha kuşatıcı bir şekilde anlayabilmek için bölgesel ve küresel bir karşılaştırma da gerekli. Türkiye, Avrupa Birliği’ne sınırı olan bir Orta Doğu ülkesi. Bu nedenle, Türkiye’nin özgürlük skorlarını öncelikle bu iki bölge ile karşılaştırmak daha anlamlı.

Freedom House, Özgürlükler Endeksi, Dünya ve Türkiye (2003-2016)

Yukarıdaki grafikteki eğri, Türkiye’nin 2005’e dek yükselen ve 2012’den sonra inişe geçen Freedom House Demokrasi Endeksi skorlarına karşılık geliyor. Kesikli çizgiler ise, (yukarıdan aşağıya doğru) Batı Avrupa, Dünya ve Orta Doğu/Kuzey Afrika ortalamaları. (Batı Avrupa, komünist geçmişe sahip olmayan Avrupa ülkelerine atıfta bulunuyor ve dolayısıyla coğrafi olmaktan ziyade siyasi mana ifade ediyor.).

24 Batı Avrupa ülkesinin 2003 ila 2016 yılları arasındaki demokrasi puan ortalaması hep 100 üzerinden 95’in üzerinde kalmış. Bu ortalamada herhangi bir iniş ya da çıkış gözlenmiyor. Aynı durum, 60 puan civarında seyreden dünya ortalaması için de geçerli. (Dünya ortalamasının çok fazla değişiklik göstermemesi, az sayıda ülkede yaşanan iniş ve çıkışın geneli etkilememesi ve çoğu zaman zaten baştan birbirini götürmesi ile ilgili.) 19 Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkesinin ortalaması ise daha hareketli. Bu ortalamalar, 27 ila 32 aralığında dağılım gösteriyor. (Karşılaştırma yapacağım için, Türkiye’yi bu hesaplamaya dahil etmedim.)

Puanları 80 ila 84 puan arasında değişen İsrail, Orta Doğu/Kuzey Afrika ortalamasını bir parça yükseltiyor. İsrail gözardı edildiğinde, Orta Doğu/Kuzey Afrika skorları 23 ila 29 bandına geriliyor. İsrail’in puanı 2016 itibariyle 80. İsrail’in hemen ardında ise, 2011’den itibaren puanı sürekli yükselen Tunus var: 79 puan. Türkiye ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri arasında üçüncü sırada: 53 puan. Türkiye’nin ardından Lübnan (43) ve Fas (41) geliyor. Daha sonra ise, demokrasi konusunda daha da problemli olan Ürdün (36), Kuveyt (36) gibi ülkelere sıra geliyor.

Bu tablonun özeti şu: Türkiye ile Avrupa arasındaki demokrasi açığı, Batı Avrupa’nın genelini kapsıyor. 2016 itibariyle Batı Avrupa kategorisinin son sırasında yer alan Yunanistan 83 puanda. Bir üst sıradaki Monako’nun puanı ise 88. Yani, 58 puandaki Türkiye ile bu ülkeler arasındaki fark kategorik. Dahası, aynı durum, Avrupa Birliği üyesi olan (ve yukarıdaki grafikte yer almayan) 11 Doğu Avrupa ülkesi için de geçerli. Zira, Bulgaristan 80 puan ile bu ülkeler arasında son sırada yer alıyor.

Türkiye ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasında ise böyle bir kopukluk bulunmuyor. Türkiye zaten bu kategoride birinci sırada da değil. Orta Doğu ya da Kuzey Afrika’da yer almayan müslüman-çoğunluklu ülkeleri de hesaba kattığımızda ise, Türkiye’nin daha da arka sıralara geçiyor. 2016 sonu itibariyle durum şöyle:

1. İsrail (80)
2. Tunus (79)
3. Senegal (78)
4. Endonezya (65)
4. Sierra Leone (65)
6. Arnavutluk (64)
7. Burkino Faso (59)
8. Türkiye (58)

Bu rakamlar aslında şaşırtıcı değil. Zira Türkiye, hanedan diktatörlükleri haricinde neredeyse bütün Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile örtüşen bir siyasi spektruma sahip. Bu spektrumun sol tarafında, kendilerini bir şekilde antlemperyalizmle ilişkilendiren milliyetçi ve seküler partiler yer alıyor. Ekseriyetle otoriter bir niteliğe sahip olan bu partiler, karşılarında İslamcı bir muhalefet buluyorlar. Otoriterliğe karşı halk iradesini vurgulayan İslamcı partiler, farklı derecelerde de olsa milliyetçiliğe ve sekülerliğe mesafe alma eğilimindeler. Neticede, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da siyaset, bu yaygın eğilimleri temsil eden aktörler arasında cereyan ediyor. Cezayir’den Mısır’a, Suriye’den Irak’a hep aynı siyasi yaklaşımların izlerine rastlamak mümkün. Böyle bir siyaset, Avrupa’nın kültür ve tecrübesinden epey farklı. Ama bu fark Türkiye’de henüz yeterince anlaşılmış ve önemsenmiş değil.

Ortada hiçbir objektif ölçü olmamasına rağmen Türkiye’nin Orta Doğulu değil Avrupalı bir ülke olduğunu iddia edebilmek, muhtemelen ne Orta Doğu’yu ne de Avrupa’yı çok fazla bilmiyor olmanın sonucu. Türkiye’nin sıklıkla atıfta bulunulan sekülerliği ve seküler kesimi de bu noktada aslında herhangi bir ayırt ediciliğe sahip değil. Benzeri seküler eğilimler ve hayat tarzları Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın neredeyse tamamında mevcut. Dahası, İslam dünyasındaki seküler dinamikler Türkiye’dekinden zorunlu olarak daha zayıf değil. (Detaylı bilgi ve rakamlar için bkz: MENA Handbook.) Ne var ki, Türkiye’deki yorumcular Batıyı olduğu gibi, Orta Doğu ve Kuzey Afrikalı komşularını da genelleme eğilimindeler.

0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.