• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

AKP’ye Oy Verenler Cahil Midir? (2)

19 Jun2011
 

[19 Haziran 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Bu yazının 5 Haziran 2011 tarihinde yayınlanan ilk bölümü, “Eğitimliler CHP’ye, cahiller AKP’ye oy veriyor” iddiasının gerçeği yansıtmadığı, Türkiye’deki üniversite mezunu seçmenlerin hem CHP’ye hem de AKP’ye aşağı yukarı aynı oranda oy veriyor olduğu gerçeği ile ilgiliydi. Ancak bu konunun dikkate alınması gereken başka yönleri de var. Zira üniversite mezunu seçmenler bu iki partiden birine daha fazla itibar ediyor olsalardı dahi, buradan hareketle hemen cehalet atfında bulunmak mümkün olmazdı.

İndirgemecilik
Herşeyden önce, seçmen davranışları, eğitim, inanç, yaş, gelir seviyesi, cinsiyet, etnik köken gibi çok sayıda faktörün tesiriyle şekillenen karmaşık bir süreç neticesinde ortaya çıkar. Dolayısıyla, parti tercihlerini bütün bu faktörlerden sadece bir tanesiyle açıklayabilmek pek mümkün değildir. Daha da önemlisi, tek bir faktörün belirleyici olduğunu varsaysak bile, sadece bu faktörün ifade bulduğu rakamlardan hareketle yapılan değerlendirmeler çok fazla anlam ifade etmez. Çünkü, rakamlar, bize ne süreç, ne de nedensellik hakkında hiçbir şey söylemezler.

Örneğin, havaalanlarında açılan sandıklarda hep AKP’nin kazanıyor olmasından hareketle, dünyayı bilen, kültürlü insanların AKP’ye oy verdiğinin iddia edildiğini düşünelim. CHP medyasının eğitim konusundaki yayınlarının aksine, bu iddiayı rakamlarla desteklemek mümkün. Mesela 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde AKP’nin havaalanı sandıklarındaki oy oranı %61’di. Ancak, sadece bu rakamdan hareketle hemen “dünyayı bilen bir seçmen” profilinden söz etmeye başlamak makul olmaz. Zira böyle bir sonuca varmadan önce, cevabından emin olmamız gereken bazı sorular vardır:

Yurtdışına gitme konusuna ne gibi bir mana atfediyoruz? Yurtdışına çıkmak ile dünyayı tanımak arasında kurduğumuz ilişki ne derece makul? Bu ilişki makul ise bile, ilgili seçmenlerin tercihlerine tesir eden diğer faktörlerin önüne geçecek kadar belirleyici mi? Japonya’ya giden vatandaş ile ABD’ye gidenin tercihleri aynı doğrultuda mı? Diğer partilere oy veren yolcuların tercihlerini gözardı etmek doğru mu? Bu gibi çok sayıda sorunun cevabı, ilgili rakamı anlamlandırış şeklimizi doğrudan etkileyecektir.

Süreci Gözardı Etmek
Her yeni bakış açısı, rakamları yorumlayış şeklimizi değiştirebilir. Örneğin, parti tercihi ile eğitim durumu arasındaki ilişkiyi geçmişten bugüne inceleyen ve eğitimli insanların CHP’ye olan desteklerinin giderek azalırken, AKP’ye olan desteklerinin artışta olduğunu gösteren bir trend ortaya koyan bir çalışma, bugünün verilerini yorumlayış şeklimizi tamamen değiştirebilir. Zira trendi görmeye başladığımız andan itibaren, bugünün oranlarından ziyade sürecin kendisi önem kazanır.

Süreçleri görememek ise, insanı anlık düşüncelerle hareket etmeye mahkum eder. Günümüzde bürokraside, emniyet teşkilatında ve hatta yargıda halen sürmekte olan olumsuzluklardan sadece AKP’yi sorumlu tutan yaygın yorumlar da bu çerçevede değerlendirilebilir. Sadece anı esas alan ve bu nedenle de AKP’nin hem getirdiği hem de bizzat kendisinin de yaşamakta olduğu değişim sürecini ister istemez gözardı eden bu gibi yaklaşımlar, bir yandan bugünü anlamayı zorlaştırırken, diğer yandan da yarına dair yanlış öngörüler oluştururlar.

Hatalı Genellemeler
Rakamlar konusunda yapılan bir diğer önemli hata ise, CHP’li (ve dolayısıyla “açık fikirli”) kıyılar ile AKP’li (ve dolayısıyla “bağnaz”) iç kesimlerden söz etmek. Bu türden genellemeler, bir kitle partisi olan AKP’nin, kıyı illeri de dahil olmak üzere Türkiye’nin (Tunceli ve Hakkari hariç) her ilinde %20’nin üzerinde bir oy oranına sahip olduğu, hatta artık kıyı illerinin de takriben yarısında birinci parti durumuna geldiği gerçeğini göz ardı ediyor. Halkın her kesiminden ve ülkenin her bölgesinden destek görmekte zorlanmayan AKP’ye karşılık, CHP’nin ise pek çok ilde esamesi dahi okunmuyor.

İdeolojik nedenlerle bu gibi gerçekleri görmek istemeyenler, AKP seçmeni içindeki eğitim seviyesi dağılımının Türkiye genelindeki dağılıma çok yakın olmasının öneminin de farkında değiller. Bu nedenle de, (sözgelimi) AKP’nin eşcinseller ya da gayrimüslimler arasında da ciddi bir oy oranına sahip olmasını şaşkınlıkla karşılıyorlar. Ancak ne kadar acı ki, bu gibi şaşkınlıkları, onları Türkiye toplumunu ve siyasetini algılayış şekillerini gözden geçirmeye yöneltmiyor.

Sonsöz
Bir beyaz Türk masalının daha sonuna geldik… Aslına bakılırsa, bu konu, hakkında üst üste iki yazı yazmaya değmezdi. Zira Sovyetler Birliği’nde eğitim alan birinin komünist olması nasıl şaşırtıcı değil idiyse, Türk eğitim sisteminin köhne çarkları arasında yıllarca devşirilen birinin Kemalist olup çıkması da aynı derecede sıradandır. Yani hakim rejimin ideolojisi doğrultusunda eğitilmiş ve hayatları boyunca onun doğrularını hiç gerektiği şekilde sorgulamamış kimselerin, “Seçim var” denildiği vakit hemen gidip rejimin partisine oy vermelerinde şaşırtıcı olan herhangi bir şey yok.

Böyleleri, Küba’da doğmuş olsalar Fidel Castro’ya hayranlık duyacak, Kuzey Kore’de eğitilseler Ulu Önder Kim Jong Il’in ideolojisine dudak bükenleri bidon kafa ilan edeceklerdi.

4

Okuyucu Yorumları

 

Tamer Uz says:

June 20, 2011 at 4:48 am

Son soz biraz tezat olmus. Yani daha cok egitim almislarda CHP’ye, daha az egitim almislarda AKP’ye oy verme egilimi yok dedikten sonra, daha cok egitim alanlarin CHP’ye oy vermesi aslinda siradan demissin.

 
 

Serdar Kaya says:

June 20, 2011 at 12:40 pm

Aslinda “daha cok egitim alanlarin CHP’ye oy vermesi aslinda siradan” dememisim. Soyle demisim: “hakim rejimin ideolojisi doğrultusunda eğitilmiş ve hayatları boyunca onun doğrularını hiç gerektiği şekilde sorgulamamış kimselerin, “Seçim var” denildiği vakit hemen gidip rejimin partisine oy vermelerinde şaşırtıcı olan herhangi bir şey yok.” Yani birden fazla sarta baglamisim.

Kaldi ki, “daha cok egitim alanlarin CHP’ye oy vermesi” ile “CHP’ye oy verenlerin daha egitimli olmasi” ayni sey degil. Birinci yazidaki sema da zaten bunu gosteriyordu.

 
 

Ekrem Senai says:

June 21, 2011 at 10:08 am

Eğitimli olup olmamaktan ziyade önemli olan oy verirken hangi insiyaklarla hareket ettiğin. CHP seçmeninin mantıktan çok duyguyla hareket ettiğini görüyoruz. Nitekim icraat, parti programı, hedefler, gayri safi milli hasıla, enflasyon rakamları, vs ile ilgilenmiyorlar. Korku, dini objelere alerji, nefret gibi duyguların etkisiyle oy veriyorlar.
Böyle olunca da istikrarı değerlendiren bir temizlikçi mi, yoksa “istikrar senin neyine Vesayet?” diye onu azarlayan ve oyunu önümüzdeki 50 yıl boyunca kime vereceği konusunda hiç şüphemiz olmayan ev sahibesi mi daha cahil ortaya çıkıyor.

 
 

Oguz says:

June 28, 2011 at 9:48 pm

İnanır mısınız ilk defa bir seçime AKP ve CHP çok ciddi ekonomik programlar hazırlayarak girdi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise, hazırlanan parti programının aksine çoğu insanın gülünç bulduğu vaatleri birbiri ardına meydanlarda sıralardı. Bu önemli bir tezatlık.

Kürt illerindeki meydanlarda lideri özerklikten bahseden partinin kadrosunda Diyarbakır’da farklı asgari ücret ödenmesini isteyen (ve bence bunu dile getirdiği için hüküm giymesi gereken) birinin milletvekili adayı olması, bu da önemli ikinci tezat.

Ekonomi ile ilgilendiğim için yakalayabildiklerim bunlar. Açıkça görülebilen bu tezatlıklara rağmen CHP’ye oy verebilmek pek de parlak zekalı birinin yapacağı işe benzemiyor. Hele Venüs’ten düşüldüğü sanılan bir toprak parçası üzerinde yaşadığı için her seçim öncesi Süpermanliğe soyunmak hiç akıl karı değil.

CHP’ye oy veren/vermeyen, hem CHP’ye hem de Müjdat Gezen’e, Çetin Doğan’a aynı anda oy veren herkese saygım sonsuz, yanlış anlaşılmayayım ama onlar bana saygı duyar mı bilmiyorum. Bidon kafalı, çoban, göbeğini kaşıyan adam gibi yaftalardan daha sofistike şeyler yazdım onlar için.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.