• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

AKP’ye Oy Verenler Cahil Midir?

5 Jun2011
 

[5 Haziran 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Türk milli eğitim sisteminin belki de en kötücül işlevi, yargı ile bilgi arasındaki farkı sistemli olarak silikleştiriyor olması. Çünkü, bu farkın silikleşmesi, objektif olan ile subjektif olan arasındaki farkı görmekte zorlanan kitleler ortaya çıkarıyor.

Şöyle ki, yargılarımız, bize ait subjektif kanaatlerden ibarettir. Bilgi ise, insanın varmak istediği objektif bir farkındalık durumudur. Yargılarımızı çoğu zaman farkında bile olmadan ediniriz. Bilgi ise, belli bir yöntem doğrultusunda çaba sarf edilerek üretilmek durumundadır. Dahası, üretildikten sonra da bilginin sürekli sınanması gerekir. Bu nedenle de, yargılarımız bir emin olma haline karşılık gelirken, bilgi eksenli düşünmek ise, ne kadar çok şey bilirsek bilelim bazı şeylerin hep eksik kalabileceğini ima ederek insanı mütevazi olmaya yaklaştırır.

Birer örnekle ifade etmek gerekirse, “AKP’liler cahildir” ifadesi bir yargıdır. Bu yargı, doğru olabileceği gibi, olmayabilir de. “Üniversite mezunlarının en çok oy verdiği parti CHP’dir” gibi bir ifade ise, insanı bilgiye doğru götürmeye daha müsait olan, bir parça daha objektif bir enformasyondur. Bu enformasyonu nisbeten objektif kılan, kişiden kişiye değişmeyen bir gerçekliğe atıfta bulunmasıdır.

Peki böyle bir gerçeklikten hareketle “AKP’liler cahildir” sonucuna varabilmek mümkün mü? Mevcut verilerden hareketle bu sonuca varmak epey zor.

Yükseköğrenim Görenlerin Tercihi CHP Değil
İKSara tarafından yapılan ve sonuçları geçtiğimiz Mart ayında Akşam gazetesinde yayınlanan araştırmaya göre, ilkokul mezunlarının %52’si AKP’ye, %19’u ise CHP’ye oy veriyor. Ancak üniversite mezunları söz konusu olduğunda aradaki fark bu denli açık değil. Hatta neredeyse arada fark bile yok gibi. Zira üniversite mezunlarının %33,6’sı CHP’ye oy verirken, %32,2’si AKP’yi tercih ediyor.

İstatistiklerden hareketle yalan söylemek isteyen medya kuruluşları, bu oranları olduğu gibi aktarmak yerine, eğitim seviyesini parti bazında vermek suretiyle konuyu çarpıtıyorlar. Böyle yapınca, ortaya çıkan tablo şu oluyor:

AKP'ye Oy Verenler Cahil Midir?

Bu gibi tablolar yayınlayan medya kuruluşları, “Üniversite mezunları CHP’ye, cahiller ise AKP’ye oy veriyor” mesajı vermeye çalışıyorlar. Halbuki gerçek hiç de öyle değil. Çünkü yukarıdaki tabloda verilen yüzdeler, bütün seçmen kitlesini değil, ilgili partinin kendi seçmen kitlesini esas alıyor. Aşağıdaki grafik ise, gerçek durumu yansıtıyor:

AKP'ye Oy Verenler Cahil Midir?

Yukarıdaki dairelerin büyüklükleri, AKP ve CHP’nin seçmen kitleleri ile doğru orantılı. Daireler içindeki siyah alanlar ise, yükseköğrenim görmüş seçmen miktarına karşılık geliyor. Dikkat edilecek olursa, daha geniş olan AKP kitlesindeki üniversite mezunları, CHP’dekiler ile hemen hemen aynı sayıda. Bu, şu anlama geliyor: Yoldan rastgele çevireceğiniz üniversite mezunu bir insanın AKP’ye oy verme ihtimali, CHP’ye oy verme ihtimali ile aşağı yukarı eşit. AKP içindeki üniversite mezunu olmayan (ve beyaz alana karşılık gelen) kitlenin %58’inin lise mezunu olduğunu da belirtmek gerekli. Üniversite mezunu olmayan CHP’lilerin ise %70’den fazlası ya ilkokul mezunu ya da ilkokul terk!

Dolayısıyla, bu verilerden çıkarılabilecek asıl sonuç, üniversite mezunlarının CHP’yi tercih ettiği değil, CHP’nin ilkokul ve özellikle de lise mezunu olan kesimden oy almayı başaramadığıdır. Fatih Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü profesörlerinden Ömer Çaha’nın 29 Mart 2009 yerel seçimleri ve 12 Eylül 2010 referandumundan sonra yaptığı her iki araştırmanın bulguları da, CHP ve AKP seçmenlerinin (ya da 2010 referandumunda Evet ve Hayır oyu verenlerin) eğitim seviyeleri arasında istatistiki manada önemli bir fark bulunmadığını doğrulamıştı. (Çaha’nın araştırmasına göre, parti tercihinde asıl belirleyici olan hayat tarzıydı.)

CHP medyasının bu konuda yaptığı çarpıtmalar sadece bunlardan ibaret de değil. Bu nedenle konuya devam edeceğim.

* * *

CHP Notu
Herşey bir yana, Çorumlu olsam ben de oyumu CHP’ye verirdim! Zira kendi kulaklarımla duydum: Kemal Kılıçdaroğlu Çorum mitinginde, “Çorumspor’u kümeye düşürenler bu memleketi iyi yönetebilirler mi?” diye sordu. Yani CHP iktidar olursa Çorumspor bir daha hiç küme düşmeyecek! Gerçi Çorumspor zaten küme falan düşmemiş; ama olsun, Atatürk’ün koltuğunda oturan koskoca CHP Genel Başkanı böyle söylediğine göre, herhalde bir bildiği vardır. Zaten Çorumlular da Kılıçdaroğlu’nun bu sorusuna hep bir ağızdan “HAYIR!” diye bağırarak cevap verdiler. Ne de olsa hepsi eğitimli CHP seçmeni… Cahil olsalar, herhalde “Hangi küme düşmesinden bahsediyor bu adam?” diye birbirlerine bakarlardı.

Yazının İkinci Bölümü: AKP’ye Oy Verenler Cahil Midir? (2)
Paylaş:
15

Okuyucu Yorumları

 

ferishtah says:

5 June 2011 at 3:18 AM

Peki cahilliği sadece üniversite okuyup okumama boyutunda incelemek ne kadar mantıklı?

CHP seçmenine göre zaten bir Doğulu her daim bir Batılıya nazaran cahildir. Hatta genel başkanlarının da mitingde belirttiği gibi beyni olan biri AKP’ye oy vermez!

 
 

Serdar Kaya says:

5 June 2011 at 3:20 AM

“Peki cahilliği sadece üniversite okuyup okumama boyutunda incelemek ne kadar mantıklı?”

Dediğim gibi, konuya devam edeceğim. Ama o zaman bile pek çok şey dışarıda kalacak. Çünkü eğitimin çok fazla boyutu var.

 
 

Yusuf Ekinci says:

5 June 2011 at 12:05 PM

Ikçı ve tek tipçi eğitim sistemimizi göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye’deki ‘eğitimli’ – ‘eğitimsiz’ algısının (subjektif) ya da araştırmaların (objektif) hiç de zannedildiği gibi yorumlanmayacağını düşünüyorum. Aksine milli eğitim sisteminin bireyi silikleştiren, insanı ve düşüncesini sınırlandıran bir yönde faaliyet sürdürdüğü kanaatindeyim. Çünkü Milli Eğitimin temel amacını yansıtan Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 10. maddesinde belirtilen “Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk İnkılâp ve İlkeleri ve Anayasa’da ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır.” ifadesi, bize milli eğitim sisteminin nasıl bireyler yetiştirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bununla ilgili bir yazı da yazmıştım. Yine bir araştırmanın sonuçlarını baz alarak 12 Eylül Referandumu’nda CHP’li seçmenin daha eğitimli olduğu söyleniyordu. Canan Arıtman da bundan hareketle bu minalde bir yorum yapmıştı.
Eğitim Bilinçli Birey mi Yetiştirir? sorusuna yanıt aradığım makale şu linkte: http://www.dusunceyolu.com/egitim-bilincli-birey-mi-yetistirir.html

 
 

mmtyil says:

5 June 2011 at 2:56 PM

üzerinde durulması gereken bir konu. zira kendi çevremden de gözlemlediğim akp’nin varlığından o ya da bu şekilde memnun olan insanların açıkça bunu söyleyememeleri. yılların getirdiği ideolojik aygıt üstünlüğü iyi kullanan chp’nin yerleştirdiği bir mitten ibaret bu cahillik. öyle yerleşmiş ki çoğunluk için bir doğruya dönüşmüş. kaldı ki cahil olmamak ve chp’yi seçmek (en azından eski olanını) birbiriyle çelişen iki durum. cehaleti iyi tanımlamak da gerekmekte tabii. ne proflar görüyoruz ve ne çobanlar, öyle değil mi?

 
 

yasin says:

5 June 2011 at 8:07 PM

Seçmen davranışlarını sadece eğitim açısından değerlendirmek imkansız. Türkiye’de oy verirken insanlar daha çok hayat tarzı-dünya görüşü gibi faktörlere göre seçim yapıyor. Sözgelimi ben muhafazakar bir semtte (sultanbeyli) yaşıyorum burada eğitimlisi eğitimsizi hiç kimse CHP ye oy vermez. (Belli kesimler hariç)

 
 

Serdar Kaya says:

5 June 2011 at 8:13 PM

Yasin:

Ömer Çaha’nın yukarıda aktardığım çalışmaları da bunu doğruluyor zaten.

AKP ve CHP seçmeninin eğitim seviyelerini karşılaştırmak istediğimizde, tarif edici (descriptive) istatistiki bilgilere başvuruyoruz. Yani işin içinde “Eğitim parti tercihinde belirleyicidir” demek gibi bir nedensellik iddiası yok.

 
 

Koray says:

5 June 2011 at 10:30 PM

Süper Lig ve Bank Asya 1. ligde toplam 36 takım var. Ülkede 81 il var ve her sene onlarca takım küme düsüyor. O zaman bu hesapla şimdiye kadar hiç kimse ülkeyi iyi yönetememiş gibi bir sonuç çıkıyor. Siyasetçiler böyle boş konular yerine yeni anayasa gibi önemli konuları konuşmaya ne zaman başlayacaklar?

 
 

Yavuz Arabaci says:

6 June 2011 at 10:30 AM

Yurt dışında bir üniversitede research methods üzerine doktorasını yapan biri olarak verileri okuma tarzınıza hayran kaldım. Sizin mantığınıza göre çok daha küçük ama sadece profesörlük ünvanı olanların oy verdiği bir parti, sırf atıyorum AKP ya da CHPde de aşağı yukarı aynı sayıda aynı eğitim durumuna sahip olan insanlar var diye karşılaştırmaya tabi tuttuğumuzda “eğitim seviyesi en yüksek parti x partisidir” hipotezini doğrulamayacak. AKP nin oy sayısı CHP’Den zaten çok daha fazla, bu durumda tüm eğitim seviyelerinde de CHPyi geçebilir, hatta zaten bu hipotezi çürütmek için her seviyede CHP yi görece yakın oranlarda geçmeliydi ve o şekilde birinci olmalıydı. Lütfen; istatistik bilimi oranlarla yapılır, kişi sayısıyla değil. O zaman farklı büyüklükte insan topluluklarını kıyaslamak imkansızlaşır. Siz AKP seçmeni arasında üniversite mezunlarının olduğu tezini doğrulamış oldunuz sadece. Eğitim düzey ortalaması en yüksek parti CHP tezi hala açık ara farkla duruyor. Neymiş AKP eğitimlilerden oy alıyor bir de eğitimsizlerden alıyormuş. Tamam işte zaten aradaki bu fark (eğitim seviyesi görece düşük insanların oyları) AKP’ye gittiği için AKP iktidar zaten. O da eşit dağılsa CHP=AKP olur. O zaman şu tez doğru: Eğitim seviyesi azaldıkça AKP’ye oy verme eğilimi artıyor; ki bu tarz bi slogan da CHPli insanların demek istediğini doğrular. O zaman sizin de itiraz edemeyeceğiniz çıkarımlar: 1) AKPyi iktidar yapan bu eğitim seviyesi düşük insanların oylarıdır (unutmayın üniv mezunlarından eşit sayıda oy alıyorlar), 2) AKP seçmeninin eğitim durumu ortalaması CHPden düşüktür. 3) eğitim seviyesi düştükçe AKP’ye oy verme eğilimi artar. Hadi elinizdeki verilerle bunlara itiraz edin? Bu kadar bilgi yetiyor demek ki vasat blogculuktan taraf’a kapak atmak için öyle mi? Her yazınızın sonunda gelmek istediğiniz nokta zaten belliyken (AKP iyi cici, CHP kötü) keşke uğraşmasanız bu kadar. Bu arada ben de oy verme motivasyonunun hayat tarzlarınca en azından parti elitleri değil de halk için doğru olduğuna inanıyorum. Ama hayat tarzlarıyla eğitim seviyeleri arasında ilişki kurmak da mümkün. Lütfen biraz dersinize çalışın…

 
 

Serdar Kaya says:

6 June 2011 at 10:54 AM

Cokbilmis bir tavirla konusuyorsunuz. Ağız dalaşına girmek gibi bir niyetim yok. Sadece, yazdiklarinizdan kotu bir doktora ogrencisi olduğunuz intibasını edindiğimi söylemekle yetineceğim.

Sozu uzatmadan, iddialariniza yanit vererek konuyu kendi adima kapatmak istiyorum:

Her üç maddede söylediklerinize de yazıda herhangi bir itiraz yok. Aksine, bunlar yazıda belirtiliyor zaten. Dolayısıyla yazıyla değil, yazının anlamak istediğiniz versiyonuyla savaşıyorsunuz. (Bkz.: http://en.wikipedia.org/wiki/Straw_man)

Sizin görmek istemediğiniz nokta, yazıda cevabı aranan sorunun bu olmadığı. Yazı, “partilerinin seçmenlerinin eğitim seviyesi bazlı dağılımı” ile değil, “eğitimli seçmen kitlesinin öncelikli olarak hangi partileri tercih ettiği” ile ilgileniyor. Neden böyle yapıyor? Çünkü medyada yaygın olarak yer alan “eğitimlilerin CHP’ye, cahillerin ise AKP’ye oy verdikleri” yönündeki argümanın en azından ilk yarısının doğru olmadığını söylüyor. (İkinci yarıya bir sonraki yazıda değineceğim.)

Sizin bütün argümanınız, “istatistik bilimi oranlarla yapılır, kişi sayısıyla değil” çerçevesine oturuyor – ki bu da yazıyı anlamadığınız anlamına geliyor. Çünkü, üniversite mezunlarının parti bazında “oran”larından söz ediyor yazı ve bu kitlenin %33’ünün CHP’ye, %32’sinin ise AKP’ye oy verdiği bilgisini aktarıyor. Yani sözü edilen “miktarlar”ın birbirine yakınlığı, “oranlar”ın birbirine yakın olmasının bir sonucu. (Çünkü partilerin eğitim bazlı dağılımının değil, ülkedeki üniversite mezunlarının öncelikli olarak hangi partiye oy verdiği sorusunun cevabını aradığımız için, paydamızda üniversite mezunları var.)

Bir örnek: CHP sadece %2’lik bir oy oranina sahip olan, ama seçmenlerinin %100’ü üniversite mezunu olan bir parti de olabilirdi. Ama bu, ulkedeki üniversite mezunlarının ağırlıklı olarak CHP’yi tercih etmesi gibi bir durum olmadığı gerçeğini değiştirmezdi. Ve öyle bir durumda, “Ama AKP zaten büyük parti” ya da “Ama CHP zaten daha küçük bir parti” gibi argümanlar elbette geçerli olmazdı. Şimdi de değil.

Özetle: Parti içi eğitim seviyesi dağılımı başka bir konudur, eğitimlilerin hangi partiyi tercih ettiği başka.

Bu farkı görmek istemediğiniz, ya da görmekte zorlandığınız için niyet okuyor, kişisel sataşmalarda bulunuyor ve terbiyesizlik ediyorsunuz.

Bütün bunlar bir yana, ben eğitim ile cahillik arasında doğrudan bir ilişki kurmanın doğru olduğunu zaten düşünmüyorum – ki yazıda konuya devam etmek istediğimi söylememin nedeni de (diğer bir iki şeyin yanı sıra) buydu.

 
 

Ekrem Senai says:

6 June 2011 at 12:47 PM

Bu çarpıtmayı ortaya koyduğunuz ve bir yanlışı düzelttiğiniz için teşekkürler. Ben seçmenin cehaletinin “benim adım Kemal…” şeklindeki olağanüstü bütçe çalışmasına nasıl karşılık verdiğine göre değerlendirmenin daha doğru olacağını düşünüyorum.
“Düşük eğitim” ile “cehalet” bir korelasyon olup olmadığını görmek için de CHP’nin “eğitimli” kadrolarının “düşük eğitimli” kitleleri tavlamak için, yeterli olduklarını düşündükleri böyle argümanlara sözümona cahillerin nasıl reaksiyon verdiklerini görmemiz gerekiyor. Halk, bir majisyen mi, yoksa verdiği sözleri tutan bir lider mi istiyor? Oy verdiği lider tutarlı mı konuşuyor, hep söyleyegeldiklerini mi söylüyor, yoksa sürekli şapkadan yeni tavşanlar mı çıkartıyor, seçmenin bu ayrımı yapıp yapamaması önemli bir kriter.

 
 

fc says:

6 June 2011 at 3:34 PM

sn Serday bey

Çok güzel bir analiz.Ben genel olarak size katılıyorum.

Yaptığım kısa bir google araştırmasına göre türkiyede yüksek oğretim oranı %11 cıvarı.

Eğer bu oran doğru ise , ilgi partilerin kendi seçmen kitlesi esas alınırsada akp ye giden oyların % 27 ve chp ye giden oyların %62 yüksek öğrenim görmüş olanlara ait olduğu iddiasıda yanlış gibi gözüküyor(tabiiki bu sizin iddianiz değil).
T.C nufusunu 73 milyon kabul edelim ve son seçimlerde chp nin 7.3 milyon akp ninde 16.3 milyon oy aldığını göz önüne alalılm.
%11 yüksek öğrenim oranı 73 milyonda 8 milyon oy a tekabül eder. Bunların hepsi bahsettiğiniz oranda oy kullanırsa, (ben 33 ve 32 oranlarının doğru olduğuna inanıyorum) %33 ten chp ye 2.6 milyon oy düşer. yani chp nin aldığı 7.3 milyon oyun sadece 2.6 milyonu yüksek okul mezunlarına ait. Buradan cıkan sonuca göre chp nin seçmen kitlesi esas alınsa dahi chp ye oy veren seçmen kitlesi içindeki yüksek öğretimli insan sayısı maximum % 36 olabilir (eğer yuksek okulluların tamamı oy kullandıysa)
Aynı yöntemle hesap yapıldığında akp nin aldığı oyların da sadece %15 inin yuksek öğretim görmüŞ seçmenlere ait olması gerekiyor.

Kısacası chp liler kendi seçmen kitlesindeki yüksek okullu oranını hesaplama becerisine sahip değil yada daha yüksek olasılıkla yalan söylüyorlar(Verdiğiniz çorumspor örneğine bakılırsa bu kadar basit hesap hataları yapmalarıda kuvvetle muhtemel)

Tabiiki bu hesaplar türkiyedeki üniversite mezunlarının nufusun %11 i olduğu billgisinin doğru olduğu varsayımına dayanıyor. (keşke bu rakkam çok daha yüksek olsada ben yanılsam)

not:Tüm üniversitelilerin oy kullandığını varsaydık.Son seçimlerde 73 milyonda 41 milyon seçmen olduğunu , 35 milyon geçerli oy kullanıldığını, üniversite mezunlarının bir kısmının oy kullanmadığını bir kısmınında yurtdışında olduğunu varsayarsak chp deki yüksek öğrenimli seçmen sayısı %30 lara kadar da gerileyebilir)

 
 

rüştü hacıoğlu says:

6 June 2011 at 11:51 PM

Başka bir açıdan bakınca başka şeyler söylemek de mümkün. “Okumuş”un, CHP tutkusuna dair Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden emekli öğretim üyesi Prof. Yahya Sezai Tezel şunları söylüyor -içerden bir ses olarak ayrıca-:

“…Osmanlı’nın kapılanma kurumu, kapılanma kültürü Cumhuriyet’in içinde devam etmişti. Enderun, Harbiye ve Mülkiye’de yetiştirildikten sonra Padişah kapısında kapılananlar, sosyolojik statüsü köle, uşak ve aristokrat melezi olan bir yönetici sınıfı oluşturmuşlardı. Kendilerine ulufe gibi verilen mansıplarla ve makamlarla Padişah’a şahsi itaat yemini ile hizmet edenler devletin kendilerine emanet edilmiş olduğunu vehmederlerdi. Arkaik bir dünya tasarımı içinde kendi meşruiyetlerine inanırlardı…”

Bazı kısımları atlayarak devam edeyim; belki biraz uzun bir alıntı olacak ama bu başlık altında epey keyifli bir uzunluk olacağına sizi temin ederim:

“…CHP’yi yeniden, sosyal demokrat bir parti gibi değil, II. Abdülhamid’in mabeyin kapısında yaşayanlar partisi gibi algıladım. Gürsel Tekin gibi birkaç kişinin oluşturduğu farklılığa rağmen, CHP, ağırlıklı olarak bir paşazadeler partisi gibi görünüyor bana…”

Dedikten sonra, altı doldurulamamış (ve belki asla doldurulamayacağından hamfendiye has olan tezlerden) bir Nuray Mert tezi olarak algılanmaması için şöyle de misallendiriyor:

“…Gülsüm Bilgehan Hanımefendi… İsmet İnönü’nün torunu olduğu için siyasette bulunuyor. Prof. Dr. Hurşit Güneş Bey, kendisi siyasete babasının verdiği soyadı ile değil bileğinin gücüyle girmiş Turan Güneş’in oğlu olduğu için siyasette bulunuyor… Prof. Dr. Sencer Ayata da, aynı Turan Güneş’in damadı olduğu için siyasette bulunuyor. Faik Öztrak, Mülkiye Mezunu ve Atatürk ve İnönü dönemlerinde milletvekilliği, TBMM Başkanvekilliği ve Dâhiliye Vekilliği yapmış olan dedesi Faik Öztrak’ın torunu… olduğu için siyasette bulunuyor… Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin üst lider kadrosuna taşıdığı çok ilginç bir başka Osmanlı’yı Cumhuriyet’e bağlayan quasi-aristokratik ailenin çocuğu da Osman Korutürk. [Kendisi] Cumhuriyet’in altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün oğludur. Dışişlerinde kendi bileğinin hakkı ile kariyer yapmış olsa da, Türkiye’nin dış politikası ile ilgili kamuya yansımış herhangi bir analizi, fikri olmayıp, siyasete getirilişinde siyasi faaliyetlerinin rol oynadığının söylenmesi imkânsız gibidir…”

Dedikten sonra kapanış cümlelerini şöyle bağlıyor:

“…Kendilerinde, Türkiye’yi… [yönetmiş olmakla], imtiyazlı yaratılmışlık vehmeden bir geleneği reddetmek istiyorum. Sınıfsal kimliğimden ve adalet değerimden ötürü. CHP padişah kapısına kapılananların, kapıkullarının devleti kötüye kullanmaları geleneğini sürdürerek kime kendini sol, sosyal adaletçi olarak gösterebilecek ki?”

İçoğlanlarını halka nazaran makbul görmek nice görmektir; “…Nerde boynu bükük bir garip görsen. Hor görme kim bilir ne derdi vardır … Nice
ümit dolu hayat yolunda. Yolunu kaybeden garip ne yapsın …” tırnak öncesi naçizane bir afaorizma denemesi; başaramayınca devamına eklenti tırnak içi, malumunuz Orhan Baba’dan.

Uydu mu? O da okumuşun bileceği iş…

 
 

rüştü hacıoğlu says:

13 June 2011 at 2:13 PM

Seçim sonuçlarına bakınca, yukarıya çizilmiş kara topçukların ve beyaz topçukların sanki sonuçlara bakıp da çizildiği zannedilebilir değil mi?

 
 

bbb XXnnn says:

3 August 2011 at 1:52 PM

İmam hatipleri ve İlahiyat fakültelerini okuldan sayarsanız AKP’ye oy verenlerin eğitim seviyesi CHP’ye biraz yaklaşabilir. Ama onlar okul değil, tekkedir. Eğtim amaçlı değil, tam tersine cehalet aşılama amaçlıdır. Cahil köylü ve varoşlardan başka kimsenin bu tekkeleri seçmemesinden bellidir.

 
 

Darius Maneng says:

4 August 2011 at 2:20 PM

Eğer nispeten eğitimli bir kitle, 50 senedir eğitim seviyesi düşük bir kitleyi herhangi bir konuda ikna edemediyse, ortada bir bidonluk olduğuna dair kuşku kalmamıştır. Ama bence CHP’liler başlarını aşağı yukarı sallayıp kikirdemeye başlamadan önce, bir daha okumalarında yarar vardır…

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.