• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Ala Geyik (1958)

14 Feb2015
 

Yönetmen: Atıf Yılmaz
Senaryo: Yılmaz Güney, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz (Yaşar Kemal’den uyarlama)
IMDb
– Siyah-beyaz


Filmin Özeti

Karaca Ali (Talat Gözbak) adlı bir köy ağası, bir gün komşu köy Gökdere’den geçerken pınar başında uzun boylu, iki örgülü saçlı, güzel bir kız görür ve onunla evlenmeyi kafasına koyar. Köyüne gelir gelmez, adamlarından Durmuş’u (Asım Nipton) bularak durumu ona anlatır. Sonra da, ondan Gökdere’ye gitmesini ve Hüseyin Ağa’yı (İlhan Aşkın) bularak kızın kim olduğunu öğrenmesini ister.

Ala Geyik (1958)

Durmuş, Hüseyin Ağa’yı bulur ve durumu izah eder. Hüseyin Ağa, kızın kim olduğunu anlar. Kızın adı Zeynep’tir (Pervin Par). Ancak, Zeynep, bir “üç kardeş bacısı”dır. Dahası, Halil (Yılmaz Güney) adlı bir gençle nişanlıdır. Dolayısıyla, Hüseyin Ağa, bu işin zor olduğunu söyler. Bunun üzerine, Durmuş, Hüseyin Ağa’ya bu işi bir şekilde halletmesi durumunda Karaca Ali Ağa’nın bu iyiliğini karşılıksız bırakmayacağını ve hapiste olan oğlu İbrahim’i kurtaracağını söyler. Bunun üzerine, Hüseyin Ağa’nın tavrı değişir ve anlaşırlar.

Hüseyin Ağa’nın yanından ayrılan Durmuş, köye dönerek öğrendiklerini Karaca Ali Ağa’ya aktarır. Ardından, birlikte Zeynep’in nişanlısı Halil’den nasıl kurtulabileceklerini düşünmeye başlarlar. Teklif, Durmuş’tan gelir… Durmuş, Halil’i tanımaktadır. Halil, eskiden beri geyik avına tutkulu olan, hatta kimi zaman ava gidip aylarca dönmeyen bir gençtir. Dolayısıyla, onu ormanda vurmak en doğrusudur. Dahası, bu şekilde işlenecek bir cinayetin sorumlusunu bulmak kolay olmayacaktır.

Karar alınır. Karaca Ali Ağa’nın adamları ormana gider ve Halil’e pusu kurarlar. Ancak Halil onları görür ve pusuya düşmez. Bu plan sonuç vermeyince, Ağa, konuyu daha nazikçe bir yolla halletmeyi dener ve bir grup adamını Zeynep’in üç erkek kardeşine göndererek Zeynep’i istetir. Kardeşler, cevaben Zeynep’in “vergili” olduğunu belirtirler. Bunun üzerine, misafirler, Karaca Ali Ağa’nın içine büyük bir ateş düştüğünü, bu iş için çok istekli olduğunu ifade ederler. Kardeşler ise, cevaben, konuyu kız kardeşlerine açacaklarını, kararı onun vereceğini ve gönlü kime isterse ona varacağını söylerler. Bu cevap, misafirlerin çok hoşuna gitmez. “Siz yeni töreler mi icad ettiniz Gökdere’de? Kızı kendi gönlüne bırakırsanız, ya dilenciye varır, ya çingeneye! Bacımızın gönlü bilir de ne demek?” diye çıkışırlar. Bu küçük tatsızlığa rağmen yine de kendilerini iyi bir şekilde ağırladıkları için kardeşlere teşekkür eder ve daha sonra yeniden gelmek üzere hoş bir şekilde ayrılırlar.

Misafirlerin gitmelerinin ardından, üç kardeşler, konuyu Hüseyin Ağa’ya danışırlar. Ne var ki, Hüseyin Ağa’nın Karaca Ali Ağa ile anlaşmalı olduğunu bilmemektedirler. Hüseyin Ağa, Karaca Ali Ağa’nın zengin ve iyi bir adam olduğunu söyleyerek onları iknaya çalışır. Bunun üzerine kardeşler kararsız kalır ve konunun köyün ihtiyar heyetince görüşülmesinin daha doğru olacağı fikrine varırlar.

İhtiyar heyeti toplandığında, Hüseyin Ağa bu sefer de köyün ileri gelenlerini ikna etmeye çalışır. Bunda başarılı olması çok zor olmaz. Çünkü, Karaca Ali Ağa geçimsiz ve saldırgan bir insan olduğundan köylüler zaten ondan rahatsızdırlar. Dolayısıyla da, onun kendi köylerinden bir kız alması durumunda arada barış olacağını ve herkesin rahat edeceğini düşünürler. İhtiyar heyeti, bu şekilde, Zeynep’in Karaca Ali Ağa’ya verilmesi kararını alır.

Zeynep’in bu kararda rızası yoktur. Halil ise, günlerdir avda olduğundan olan bitenden tamamen habersizdir. Arkadşaları Koca Duran (Kadir Savun) ile Köse (Semih Sezerli) ormanda Halil’i bulup bir bahaneyle köye getirirler. Halil olanları öğrenince, arkasına köylüleri aldığı gibi atına atlayıp Karaca Ali Ağa’nın evine gider ve nişan yüzüğünü ona geri verir.

Bu olayın ardından, iki köy arasında tansiyon yeniden yükselir. Konunun kapanması için Zeynep ile Halil’in bir an evvel evlenmesi gündeme gelir. Ancak bu noktada Hüseyin Ağa yeniden devreye girer ve köylülere, Gökderelilerin herkesin diline düştüğünü, herkesin Gökderelilerin korkudan alelacele düğün yapmaya çalıştıklarını söylediğini yayar. Bu şekilde nikahı erteletmeyi başarır. Diğer yandan da, Halil’i yeniden geyik avına çıkarmaya ikna etmek ister. Maksadı, Halil’i ormana çekmek ve orada pusuya düşmesini sağlamaktır. Bu amaçla, Halil’e, insanların onun arkasından konuştuklarını ve korkudan ava gidemediğini söyledikleri yönünde bir hikaye uydurur.

Bu olayın hemen ardından, gizliden gizliye Karaca Ali Ağa için çalışan biri, Halil’in yanına gelir, ava gitmekte olduğunu söyler ve Halil’e kendisine arkadaş olmak isteyip istemediğini sorar. Hatta, yeni bir geyik yatağı öğrendiğini de iddia eder. Bütün bunlar sonucunda, Halil dayanamaz ve ava gider. Bunu duyan Zeynep de meraklanır ve onun ardından ormana doğru yola çıkar.

Ormanda, Halil pusuya düşürülür. Halil ile Karaca Ali Ağa’nın adamları arasında çatışma yaşanır. Dahası, o esnada Zeynep de oraya gelir ve kolundan vurulur. Ancak, Halil, hem Karaca Ali Ağa’nın adamlarından kurtulmayı, hem de Zeynep’i zamanında köye getirmeyi başarır. 25 günlük bir sürecin ardından Zeynep’in kolu iyileşir. Ardından da düğün yapılır ve Zeynep ile Halil evlenirler.

Ancak, Karaca Ali Ağa’nın adamları yine de pes etmezler. Gece olup da Halil ile Zeynep yalnız kaldığında, boynuzlardan geyik sesleri çıkararak Halil’in içindeki geyik avı tutkusunu körüklerler. Sesleri duyan Halil, dayanamaz. Zeynep ile ilk gecesi olmasına rağmen, daha onunla birlikte dahi olmadan tüfeğini aldığı gibi ormana gider. Zeynep’e, sabaha doğru döneceğini ve ondan sonra sadece onun olacağını söyler.

Halil, ormana geldiğinde kendisini yine bir çatışmanın içinde bulur. Ancak, bu sefer hem Karaca Ali Ağa’yı hem de adamlarını öldürür. Yani, sorun, sorun çıkaran insanların yok edilmeleriyle çözülmüş olur.

Film hakkında bazı detaylar:

1. Yaşar Kemal
Filmin senaryosu, Yaşar Kemal’in Üç Anadolu Efsanesi adlı kitabındaki Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsanelerinin üçüncüsünden uyarlanmış.

2. Süreyya Duru
Bu filmden 11 yıl sonra, yönetmenliğini Süreyya Duru’nun yaptığı ve başrollerini Cüneyt Arkın ve Mine Mutlu’nun paylaştığı renkli bir versiyonu da vardır.

Bazı sorular

Bir insan neden ormanda tek başına aylarca geyik avlar? Bu süre zarfında kaç geyik vurur? Vurduğu bir geyiği (hayvanın eti bozulmadan) tek başına yiyip bitirebilir mi? Ya da, etin bozulmayacağını dahi varsaysak, bir insan bir geyiği kaç günde yiyebilir? Acıktıkça vurduğu geyiği yediği bu günler boyunca ormanda ne yapar?

« Önceki Yazı: Yarın Son Gündür (1971)
Sonraki Yazı: Biz Bir Toplum Değiliz »
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.