• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

All You Can Eat Pizza

26 Jun2010
 

2003 yılı başları… ABD’de 11 Eylül sonrası psikoloji hala çok güçlü. Irak’ta yeni bir savaş ihtimali var. Televizyonlar sürekli bu çerçevedeki konulardan bahsediyor, ama tabii günlük hayat içerisinde bunların çok fazla hissedildiğini söylemek zor.

İşte böyle bir zamanda bir arkadaşım, “Los Angeles’tan Dallas’a gideceğim, orada bir günlük bir işim var, sonra hemen döneceğim, arkadaş olur musun?” diye sordu. Önce biraz nazlandım, ama ısrar edince değişiklik olacağı düşüncesiyle “Tamam” dedim. Ancak o güzergahta El Paso’dan sonra (Meksika’dan kaçanları kontrol etme amacıyla) pasaport kontrolü yapan bir istasyon bulunduğunu bildiğimden, sınır devriyelerinin bürokrasisiyle muhatap olmamak için daha kuzeydeki 40 numaradan gitmeyi şart koştum. Arkadaşım da kabul etti.

Los Angeles-Dallas arası takriben 2300 kilometre kadar – ki bu da, ABD’nin düşük hız limitleri nedeniyle aşağı yukarı 24 saat araba kullanmayı icap ettiriyor. Bizim planımız anayolu takip ederek Oklahoma City’ye kadar gidip, oradan güneye dönerek Dallas’a varmaktı. Ancak (Teksas eyaletindeki) Amarillo’ya yaklaştığımızda ben bir ara haritaya baktım ve Amarillo’yu Dallas’a bağlayan tali bir yol gördüm. Sürekli anayoldan gidince pek bir şey göremiyor olmamız nedeniyle de, bu tali yola dalıp Teksas’ın o bölgelerini görmeyi teklif ettim. Arkadaşım da “Tamamdır” deyince anayoldan çıkarak 287 numaraya saptık…

287 numara birbirinden 15-20 dakika uzaklıktaki çok sayıdaki kasabayı birbirine bağlayan sessiz ve sakin bir yoldu. Haliyle her 15-20 dakikada bir trafik ışıklarına denk geliyorduk. Ama bunun dışında herşey kusursuz gibiydi. Tek yönlü, çok şeritli asfalt yolda kendi halimizde ilerliyorduk – ki bu yeni plana göre 287 numarada geçireceğimiz 5-6 saatlik yolculuk sonrasında Dallas’a epey yaklaşmış olacaktık. Ancak insanlık hali, bir süre sonra acıkmaya başladık ve yol üzerinde güzel bir yere denk gelince kısa bir mola vermeye karar verdik. Çok geçmeden de yolun karşı tarafında karşımıza bir Pizza Hut şubesi çıktı. O günün “All you can eat pizza” günleri olduğunu ilan eden reklamı da görünce, girip yiyebildiğimiz kadar pizza yemeye ve böylelikle gayet makul bir fiyata karnımızı iyice doyurmaya karar verdik. Ancak nerede olduğumuzu unutmuş olmalıyız ki, işler tahmin ettiğimiz gibi yürümedi…

Şöyle ki, arabayı park edip kapıdan içeri girer girmez içeride bir sessizlik oldu ve tipik Amerikan güneylileri olduğu söylenebilecek olan insanlar oturdukları yerden bize bakmaya başladılar. Doğal olarak biz de önce onlara, sonra da birbirimize baktık. Tabii o durumda dışarı çıkmak da olmaz, mecburen kasaya gidip fiks ücreti ödeyip pizza dilimlerini tabağımıza koyup boş bir masaya geçip oturduk…

Tabii durumun hassasiyetinin farkında olduğumuzdan kesinlikle Türkçe konuşmuyoruz – hatta hiç konuşmuyoruz. Bir yandan da göz ucuyla oradakileri izliyoruz tabii… Sessizliğin artık bir parça sona ermiş ve herkesin kaldığı yerden pizzasını yemeye devam etmiş olmasına rağmen ara ara onların da göz ucuyla bizi izlemekte olduklarını görüyoruz. O an itibariyle olmasından en çok korktuğum şey, içlerinden birinin kalkıp, “Siz nerelisiniz?” gibi bir soru sorması… Tabii herhalde “Yunanız” derdik ama ne olur olmaz tabii… Bir de ayıptır söylemesi, benim arkadaş biraz esmer biriydi, dolayısıyla adamın biri işkillenip “Çıkarın kimlikleri!” falan diyecek olsa olay orada biterdi…

Hasıl-ı kelam, yiyebildiğimiz kadar pizza yeme düşüncesiyle girdiğimiz o Pizza Hut’ta usülen birer (bilemedin ikişer) dilim pizza yedikten sonra hemen dışarı çıktık ve arabaya biner binmez gazı kökleyerek oradan uzaklaştık.

Not 1: Google Maps’ten aratmaya vaktim olmadı, ama bir ara ilgilenebilirsem “street view” özelliği ile söz konusu Pizza Hut şubesinin bir linkini koymak istiyorum. (Hatta biri o güzergahtaki Pizza Hut’ları bulacak olursa işim çok kolaylaşır. Belki de zaten bir tane vardır.)

Not 2: Breakdown adlı film de benzeri bir ABD içi gezi esnasında gerçekleşen epey ürkütücü olayları konu alan ilginç bir yapımdır. İzlemeye değer.

1

Okuyucu Yorumları

 

Neira says:

December 31, 2011 at 11:49 am

Bundan yıllar önce bir arkadaşımın ebay’den aldığı arabayı teslim almak için waco yakınlarında bir redneck kasabasına gitmiştik. 3 kişiyiz, 2 arkadas Texaslı anglo tipler, ben de anglo tipliyim ama aksandan kaybediyorum. Bu elemanlar adresi bulamadılar, gps de yaygın değil o zamanlar. Bu iki izbandut gibi halis muhlis anglo herif arabadan çıkmaya, adres sormaya korktular. Bizim buralı olmadığımızı anlarlarsa vururlar, buraların insanı manyaktır yabancıları sevmezler demezler mi bir de! Arabayı satan amcayı arayıp yerimizi tarif ettiler amca gelip bizi evine götürdü.

Ha bir de şu var, en azından redneck kasabasında başınıza birşey gelmeden pizza yiyebilmişsiniz, belalı bir zenci ya da hispanik gettosunda mola verseniz oradan sağ çıkamazdınız.

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.