Sanırım 1998 yazıydı… Güneşli güzel bir günde Eminönü sahil yolunda araba kullanıyordum. Yanımda da kız arkadaşım oturuyordu. Sarayburnu’ndan Sultanahmet’e yaklaşmaktayken, bir parça deli tavırlarla araba kullanan ve açıkçası pek de güven telkin etmeyen bir tipin sağımızdan bizi geçmekte ve de öfkeyle bize doğru bakmakta olduğunu fark ettim. Tam olarak ne yapmıştım bilemiyorum ama hazretin tepesinin iyice attığı ve bunu gizlemek gibi bir derdi olmadığı her halinden belliydi. Bir iki dakika sonra Sultanahmet’teki ışıklara geldiğimizde en önde o durdu, arkasında da ben… Zaten etrafta başka kimse de yoktu…
Yazının devamı »
Bu fotoğraf bana bir parça anlamlı göründü: Serin bir San Francisco sabahı herkes işinde gücündeyken üzerinde büyük harflerle “China Shipping Lines” yazan kocaman bir yük gemisi (muhtemelen Pasifik Okyanusu’nu aştıktan sonra) San Francisco’ya varmış ve ABD’nin en büyük sembollerinden biri olan Golden Gate köprüsünün altından sessizce geçtikten sonra limana doğru ilerliyor.
Gemideki değişik renklerdeki yüzlerce konteynerin içinde Amerikalıların ihtiyaç duyduğu ürünler var. Dolayısıyla bu akış kesintiye uğrarsa, insanların işi gücü bozulur, problemler başgösterir.
“Spice must flow”. (San Francisco / 9 Temmuz 2010)

Gecenin ikisinde Kedi’nin bir parça saldırganca sesler çıkardığını duyunca kalktım baktım, ne oluyor diye. Meğer pencerenin önüne bir rakun gelmiş. Daha önce dünya gözü ile hiç rakun görmüş müydüm, emin değilim. Köpek kadar, bıyıklı falan bir şey… Ayınınkiler gibi de kalın pençeleri var… Ama hakkını da yememek lazım, pencerenin dışından içeriye gayet ciddi ve beyefendi bir yüz ifadesi ile bakıyordu. Bizimki de herhalde “Buralar benim” diye düşünüyor olmalı ki rakuna hırlıyor, ileriye doğru atılıp patilerini pencereye vurup duruyordu…
Yazının devamı »
İsa’nın ordusu her yerde ve türlü şekillerde size çeşitli hatırlatmalarda bulunuyor.
Benden söylemesi; sonra demedi demeyin. (San Francisco / 10 Temmuz 2010)

“You know, I don’t live here. I am not even from here. I am just passingby… So I don’t care if the water is cold or the waves are high. Again; I am not from “here” – if you know what I mean. Besides, I like to fight! So if the waves keep coming, I will be happy to face them, and will never turn my back against them.”
Yazının devamı »
Bir iki hafta evvel, kaldığımız otelin lobisinde oturuyorduk. Orta yaşlı ve esmerce biri, lobideki bilgisayarlardan birinin sesini iyice açmış, YouTube’dan çeşitli videolar izliyordu. Arkası bize dönük olduğundan yüzü görünmese de, ilginç biri olduğu her halinden belliydi. Mesela kolsuz bir tşort giydiğinden epeyce kaslı biri olduğu ve her iki kolunda da çeşitli dövmeler bulunduğu kolaylıkla görülebiliyordu. Arkasından bakıldığında dikkat çeken bir diğer şey ise, saçlarıydı. Şöyle ki, siyah saçları epey kısa kesilmiş olsa da, uzatılmış ve dikkatlice örülmüş bir tutam saç, başının arkasından beline doğru uzanıyordu.
Yazının devamı »
San Francisco’nun en işlek caddelerinden birinde (Market ve Montgomery kesişimi) İsrail’in işgalini ve ABD’nin İsrail’e yardımlarını protesto eden pankartlar taşıyorlardı. Yanlarına gidip, “Women in Black nedir?”, “Bir web adresiniz yok mu?” gibi sorular sordum. “Biz çok merkezi olmayan bir network gibiyiz. O yüzden tek bir sitemiz yok, ama çok sayıda site var” gibi bir cevap verdiler. “Google’da aratırsanız hakkımızda çok şey bulursunuz” dediler.
(San Francisco / 9 Temmuz 2010)


“Nobody takes my photo!”
“I did…”
(Union Square, San Francisco / 9 Temmuz 2010)

Geçenlerde bir arkadaşım, “Konuşurken bazen kimi kelimeleri İngiliz aksanıyla telaffuz ediyorsun, İngiltere’de çok mu zaman geçirdin?” gibi bir soru sordu. İngiltere’ye birkaç kez gittiğimi, ama her seferinde orada sadece birkaç gün kaldığımı söyledim. Ancak İngiliz ve özellikle de Avustralya aksanlarını bir ayrı severim.1 Bu nedenle de, İngiltere’de geçirdiğim sayılı günlerde, klasik bir aksanla konuşan herhangi birine denk geldiğimde kendisini pür dikkat dinleme ve konuşmayı mümkün mertebe uzatma eğiliminde oldum.2
Yazının devamı »
Universal CityWalk, Universal City / 2 Temmuz 2010.



