Medeniyetler Çatışması (2): Medeniyetler Bazında Ülkeler
14 Kas2006Soğuk Savaş döneminde ittifaklar, ülkelerin iki süper güç etrafında kümelenmesiyle oluşuyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bu durum tamamen değişti. ‘Biz kimiz?’, ‘Nereye aitiz?’, ‘Kim bizim gibi değil?’ gibi kimlik ve medeniyet eksenli sorulara verilen yanıtlar, yeni gruplaşmalarda fazlasıyla belirleyici oldu.

Ancak bu durum, ülkelerin hangi medeniyetlere mensup oldukları konusuyla sınırlı kalmadı. Zira, Huntington’ın dikkate aldığı başlıca dünya medeniyetleri olan Batı, Latin Amerika, Afrika, İslam, Çin, Hindu, Ortodoks ve Japon medeniyetlerine kimlerin mensup olduğunu incelemek, yeni ittifakları algılama adına yeterli değildi. Çünkü dünyanın gittiği yönü daha iyi anlayabilmek için, her ülkenin mensup olduğu medeniyetle ilişkisini ve o medeniyet içerisindeki nüfuzunu da dikkate almak gerekiyordu. Bunu gerçekleştirebilme adına, Huntington beş ayrı yapı tanımladı: Üye ülke, yalnız ülke, merkez ülke, bölünmüş ülke, kararsız ülke.
Huntington’ın, herhangi bir medeniyet ile tamamen ilişkilendirilebilen ülkeler için ortaya attığı üye ülke kavramı, Mısır’ın İslam, İtalya’nın da Batı medeniyetine ‘üye’ bir ülke olması gibi basit bir anlam ifade ediyor. Yalnız ülke kavramı ile de, Haiti ya da Etiyopya gibi, herhangi bir başka ülke ile kültürel bir bağı bulunmayan, medeniyeti itibariyle dünyadan soyutlanmış olan ülkeler kast ediliyor. Merkez ülke kavramı ise, ait olduğu medeniyete beşiklik eden, o medeniyetin kültürünün kaynağı olarak kabul edilen ülke ya da ülkeleri tanımlıyor. Ancak böyle bir kavramın olması, her medeniyetin bir merkez ülke ya da ülkelere sahip olduğu ya da olacağı anlamına gelmiyor. Örneğin, Batı medeniyetinin ABD ve Franko-Germen olmak üzere iki merkezi olmasına karşın, Latin Amerika, Afrika ve İslam medeniyetlerinin herhangi bir merkez ülkesi yok.
Bölünmüş ülke ve kararsız ülke kavramları yukarıdakilerden bir parça daha karmaşık.
Bölünmüş ülke ile, içerisinde farklı medeniyetlere mensup olan çok sayıda insan bulunan ülkeler kast ediliyor. Ciddi oranlarda etnik azınlığa sahip olan Sudan, Hindistan, Çin, Malezya, Filipinler, Endonezya gibi ülkeleri (farklı seviyelerde de olsa) bu başlık altında incelemek mümkün.
Soğuk Savaş yıllarında kendilerini politik ideoloji ekseninde tanımlayan insanların, (otoriteryen komünist idarelerin hakimiyetinin sona ermesiyle birlikte) bu aidiyet hissini kaybetmelerinin pek çok ‘bölünmüş ülke’ doğurduğu da söylenebilir. Yugoslavya ve Sovyetler Birliği bu tür ‘bölünmüş ülke’lerin ilk akla gelenleri. Sırbistan, Hırvatistan, Bosna, Estonya, Latviya gibi ülkeler, medeniyetler ekseninde şekillenen yeni dünyanın ürünleri.
Ukrayna ise farklı bir ‘bölünmüş ülke’ örneği. Ukrayna’nın tamamı Ortodoks olmasına rağmen, ülkenin sadece batısı Ukrayna dili konuşuyor. Dahası, ülkenin bu kesimi, doğudaki ortodoksların aksine Papanın dini liderliğini de kabul ediyor. Ülkenin doğu kesiminde ise, Rusça konuşuluyor ve burada yaşayan insanlar kendilerini Ortodoks medeniyetinin merkez ülkesi olan Rusya’ya ait hissediyorlar. 1994 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kazanan adayın %52 gibi dengeli bir oy oranıyla seçilmiş olmasına rağmen oyların doğu ve batı arasında son derece net bir şekilde dağılmış olması, kimlik duygularının güçlenmesinin Ukrayna’yı da tehdit ettiği anlamına geliyor.
Huntington, bütün bu kavramlar arasında en çok kararsız ülke üzerinde duruyor.
01. Giriş
02. Medeniyetler Bazında Ülkeler
03. Kararsız Ülkeler
04. Kemalizm ve Batılılaşma
05. Kemalizm ve Başörtüsü
06. Kemalist Devrimler
07. İslami Diriliş
08. Merkezsiz İslam Medeniyeti
09. Diğer Konular
10. Sonuç



Okuyucu Yorumları
Mister No says:
6 Şubat 2008 at 4:20 PMSerdar Bey,
“..Ortodoks medeniyetinin merkez ülkesi olan Rusya’ya ait hissediyorlar…”
Rusya kararsız değil miydi? Üçüncü yazıda Kararsız ülkelerde Rusya var, ancak burada Rusya dan Ortodoks medeniyetinin merkez ülkesi olmasından bahsediliyor.
Serdar Kaya says:
7 Şubat 2008 at 5:53 PMDemek ki Rusya, Huntington’ın kitabında kararsız ve merkez lkeler için sunduğu tanımların her ikisine de karşılık geliyormuş.