• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Atatürk'ü Seven Türbanlılar

13 Mar2006
 

Hürriyet gazetesi yazarı Tufan Türenç, DYP’li kadınlarla bir söyleşi yaptığından söz ediyor bugünkü yazısında. Söz konusu söyleşi sırasında, bir başörtülü bayan söz alarak Sayın Türenç’e şunları söylemiş:

Atatürk

“Ben türbanlıyım ama Atatürk’ü çok seviyorum. Ona bağlıyım ve ben Atatürkçüyüm. Sakın türban takıyorum diye Atatürk karşıtı olduğumu sanmayın. Türbanlı bir insan Atatürk’ü sevemez mi?”

Sayın Türenç’in kendisine yanıtı şöyle olmuş:

“Sever… Sizin de Atatürk’ü sevdiğinize inanıyorum. Ancak şunu iyi bilmelisiniz ki şu tesettürlü haliniz Atatürk’ü hiç mutlu etmezdi. O, Türk kadınının uygar ülkelerin kadınları gibi giyinmesini, onlar gibi çağdaş yaşam sürdürmesini isterdi. Ömrü boyunca da bunun için uğraştı.”

İnsanların sadece başörtülü olmaları (ya da olmamaları) nedeniyle, kendisini hakim sınıfa mensup hisseden bir cahile kendilerini beğendirmeye çalıştırma ihtiyacı hissetmeleri gerçekten çok acı. Halkımızın düşünce geleneğinin, yukarıda alıntıladığım türden tuhaf diyaloglara izin vermeyeceği gün, Türkiye şimdikinden çok daha demokratik bir ülke olacak.

Aynı şey Atatürk sevgisi için de geçerli.

Bir insanın başörtülü olması ya da olmamasını Atatürk sevgisiyle ilişkilendirmenin (demokratik anlamda) başörtülülere olduğu kadar başörtüsüzlere de yönelik bir hakaret olduğunu dahi anlayamıyorlar. Çünkü onlara göre Türkiye’de başörtülü olanlar ve olmayanlar olmak üzere iki kesimden insan yaşıyor ve her iki kesim de tamamen homojen bir yapıya sahip! Başörtüsü bir yana, bir ateist için ‘Kemalist olmamak’ gibi bir olasılık düşünemiyor olmalılar!

Karşısındaki kişiyi yargılarcasına ‘Atatürk’ü seviyor musun?’ diye sorabilen küstahlara, Atatürk’ü sevsek de, sevmesek de, herhangi bir takibata maruz kalma korkusu duymaksızın, ‘Sevmek zorunda mıyım?’ diye cevap vererek sorularını suratlarına çarpabildiğimiz gün, Türkiye şimdikinden çok daha güzel bir ülke olacak.
Sizin başka işiniz yok mu Allah aşkına? Düşün artık bu milletin yakasından. Aklınızca demokratikleştirmeye çalıştığınız bu halk, sizler kadar faşist değil.

Paylaş:
« Önceki Yazı: 28 Şubat
Sonraki Yazı: 30 Bin Ölü! [Umur Talu] »
0

Okuyucu Yorumları

 

Veysel Aratlıoğlu says:

13 Mart 2006 at 11:41 AM

Sizi tenzih ederek söylüyorum Sayın Kaya, “demokrat”ı oynayanlarımızın çoğunun “ortada mülk yok, saltanat yokken Süleymanlık rüyaları gördüğü”nü bizzat Fethullah Gülen Hocaefendi söylüyor (Sızıntı dergisinin bu ibarenin yayımlandığı sayısını arzu ederseniz size postalarım). “Demokrat”ı böyle olan ülkenin “cumhuriyetçi”si de öyle olur. Al birini vur birine.
Saygılarımla,
Veysel Aratlıoğlu

 
 

Tugrul says:

13 Mart 2006 at 2:59 PM

Şunu da hatırlayalım, bir zamanlar, başörtülü olduğu için, Fatiha okumak için de olsa Anıtkabir’e alınmayan annelerimiz olmuştur.

 
 

damla says:

15 Mart 2006 at 9:32 AM

Gercekten sevmek zorunda miyiz? Gectigimiz gunlerde bir vesile ile Suriye’de bulundugum sure icerisinde gittigim her yerde Esad’larin resimlerini ve heykellerini her tarafta gormek bende cok iyi bir intiba uyandirmadi ulke ve halki icin. Bu elbette onlarin guzel isler basarmadiklarindan degil ama ulke insaninin kendisine hizmet etmekle yukumlu olan kisilere atfettigi, belki de gereginden fazla degerle ilgili. Sonra guzel ulkemle karsilastirdim, bu acidan durumun cok daha vahim oldugu sonucuna varmak zor olmadi. Bugun en medeni gordugumuz bircok Avrupa ulkesinin de cok degerli kurtaricilari var elbet ama yaklasim bu sekilde degil.

 
 

M.Zengin says:

15 Mart 2006 at 5:28 PM

Askeri tesislerde de bu bir zırvalık olarak sürüyor. İçeri ziyaretçi olarak giren askerlerin annesinin başörtüleri zorla açtırılıyor. Çünkü başı açık olanlar Atatürkçü ya… Hatta bırakın başörtüsü olayını 80 yaşındaki bir nineye “Neden uzun pardesü giydin? Çarşafı çağrıştırıyor” deniliyor! Kış gününde acaba bu 80 yaşındaki ninenin deri montla mı gelmesi gerekirdi?
Kendini halktan üstün gören bu seçkin insanlara söylüyorum: O zaman başörtülü kişilerin çocuklarını askere almayın. Böylece ziyaretçi olarak askeri tesislere anne ve babaları gelmez, siz de rahat edersiniz.
Fakat bu kesim o kadar düşünemiyor ki, güya laik olan partilerin çıkardığı aflarla İbda-C gibi bir sürü aşırı dinci terörist serbest bırakılıyor. Hatta gazetelerinde onlara kader mahkumu deniyor. Sapla samanı bile ayırt edemiyorlar.
Bir keresinde bir üniversiteye işim düşmüştü. O zaman geçirdiğim bir rahatsızlık nedeniyle saçlarım yoktu ve şapka takmam doktor tarafından tavsiye edilmişti. Azıcık devlet makamı ve yetkisi bulunca azan bu despotizan faşistler şapkalı olarak onların bulunduğu odaya giremeyeceğimi söylediler.
Bunlar yakında yatakta o işi nasıl yapacağınızı söylerlerse şaşırmamak gerekir. Çünkü burası da kamusal alan, şu pozisyonlarda bu işi yapabilirsiniz diyebilirler. Şu pozisyon laikliğe daha uygun diye laik fetvalarından birini savurabilirler.

 
 

Can says:

24 Mart 2006 at 9:09 AM

Olayı birtakım örneklere bakarak değerlendirmeyelim.
Arap ve İran kültürünün simgesi olan türbanı alıp da kendi ülkesinin başörtüsü olan ve yüzyıllardır taktığı eşarbı takmaktan utananlarla doğaldır ki mücadele olacaktır.
Atatürk ve onun kadrolarının Arap ve İran kültür emperyalizmi ile yürüttüğü mücadelenin sembolik bir örneğidir, başörtüsü.
Türk halkı Atasına olan saygı ve sevgiyi içten duymaktadır.
Sevmeyenler, yapın araştırmalar bakalım sonuç ne olacak.
Saygılar

 
 

hatice says:

2 Nisan 2006 at 6:19 PM

bu araştırılan konulara tam yanıt vermeyen bir site olmakla birlikte atatürkçü düşünce sistemi olan inkılar ilkeker ve atatürkçülüğü iyi açıklıyamıyordur ve benim tarzımda olamayan 1 sitedir

 
 

derinsular says:

2 Nisan 2006 at 9:33 PM

Hatice Hanım,
bu araştırılan konulara tam yanıt vermeyen bir site olmakla birlikte atatürkçü inkılar ve ilkekeri iyi açıklayabiliyor olabilmesi için 1 kutu amfetamin alınıp öyle kıraat edilmesi gerekebiliyordur ve o zaman sizin tarzınızda olabilen 1 siteye dönüşebiliyordur

 
 

Hasan Demiroğlu says:

21 Ekim 2006 at 4:02 PM

Ülkesi ve milleti tarafından sevilmeye layık işler başarmış kişilerin heykellerinin dikilmesi, ve bu kişiyi kaynak olan düşüncelerin de, kişinin başardığı işler tartışılırken referans göstermesi doğrulanabilir bir olgudur..

 
 

SelimGençer says:

25 Ekim 2006 at 7:39 PM

Bana göre Hürriyet Gazetesi yazarı Tufan Türenç’in dedikleri doğru, çünkü Atatürk kılık kıyafet devrimini canı istedi diye yapmadı. Türk erkeği ve kadının uygar olmasını istedi, medeni olmasını diledi, böylece diğer toplumlardan geri kalmamamızı istedi. Ama şimdi yobaz çarşaflı bir kesim aşırı uç. Dekolte taraftarları da. Atatürk ikisini de istemedi. Adam gibi doğru düzgün modern bir giyim tarzı istedi, ama günümüzde buna uyan çok kişi yok. Bu yüzden de, orada türbanlı bayanın konuşmaya, hatta Atatürk demeye bile hakkı yoktur.

 
 

gülsüm says:

28 Ekim 2006 at 8:45 PM

Atatürk beni giysim yüzünden sevecekse sevgisi kalsın. Bizi Atatürk’ten soğutan sizlersiniz. Sonra bir de tesettürlüler Atatürk’ü sevmiyor deyişiniz yok mu?..

 
 

esra says:

28 Kasım 2006 at 1:45 PM

Keşke mümkün olsa da kendi canımı ATAMA versem ben yerime SEN yaşasan..

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.