• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Azrail Benim (1968)

31 Jul2015
 

Yönetmen: Yücel Uçanoğlu
Senaryo: Yılmaz Güney
IMDb


Filmin Özeti

Örfi (Yılmaz Güney) henüz küçük yaşta iken babasını kaybeder. Annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşamaya başlar.

Mahallenin kahvecisi, Örfi’nin dul kalan annesine laf atmayı adet edinince, Örfi onu bıçaklar ve hapse girer. Örfi hapisteyken annesi ölür. Kız kardeşi ise, bir aileye evlatlık verilir.

Azrail Benim (1968)

Örfi, hapisten çıktıktan sonra artık bir kabadayıdır. Başı beladan kurtulmaz… Gerçek kimliğini kız kardeşi Cemile’ye (Gülgün Ok) açıklamaz. Zira, Cemile’nin “bir serserinin kardeşi” olarak anılıp utanç duymasını istemez. Cemile’yi büyüten aileye müteşekkir olduğu için, onlara gizlice yardım eder.

Filmin başlarında hızlıca seyirciye aktarılan bu çerçevenin ötesinde senaryo ciddi manada herhangi bir konu içermez. Filmin geri kalanı, büyük ölçüde, Örfi ile onu öldürmek isteyenler arasındaki kaçma-kovalama sahnelerinden ibarettir.

Filmden Bazı Detaylar

1. Cinsiyetçilik

Örfi, çatışma yaşanmasını istemediği için kendisine silahını getirmek istemeyen hanımefendiye şöyle der: “Siz kadınlar hepten aptalsınız dinime… Akıl denen bir şeyi Allah vermemiş size.” (58:53-1:02:30)

2. Yeşilçam’a Özgü Yapaylık

Avukat Şevket Bey, Cemile’ye gerçek babası olmadığını şu cümlelerle açıklar:

“Dinle Cemile… Sen benim hayatta sevdiğim tek varlığımsın. Sana bir itirafta bulunacağım, yalnız soğukkanlı olarak beni dinlemeni bilhassa rica ediyorum senden. Bu durumu ne zamandır sana söylemek isterdim, fakat bir türlü söyleyemezdim. Cemile, kızım, ben senin baban değilim.”

Bu son cümle üzerine, Cemile herhangi bir duraksama yaşamak şöyle dursun, bir saniye dahi beklemeden anında karşı-sorgulamaya geçer: “Peki benim babam kim?!” (41:06-42:07)

3. Yeşilçam’a Özgü Yılışıklık

Silahlı saldırıya uğrayan Recep, (Nihat Ziyalan) hastaneye kaldırılır. Saldırganların kimliğini belirlemek isteyen komiser kendisine ile görüşmeye gelince, Recep gayriciddi tavırlarla tuhaf cevaplar verir:

“Son defa soruyorum, seni kim vurdu söylemeyecek misin?”

“Söyledim size, komserim. Ben aciz ve korkak bir kulum. Kimin vurduğunu görmedim. Silah patladığı zaman gözlerimi kapamışım. E gözleri kapalı adam ne görür? Sonrasını hatırlamıyorum, komserim. Ekmek çarpsın ki, Allah canımı alsın ki hatırlamıyorum.

“E hatırlamıyorsun demek, ha?”

“E kafamı betona çarpmışım sayın komserim. Kafası betona çarpan adamda akıl filan kalır mı? Allah çarpsın ki. E kafa bu değil mi ya, sayın komserim?”

“Pekala. Demek söylemeyeceksin ha? Ama ben seni konuşturmasını bilirim. Geçmiş olsun.” (33:05-34:12)

« Önceki Yazı: Şeytanın Oğlu (1967)
Sonraki Yazı: Musa Peygamber’in Asası »
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.