• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Bazen de Öğrenciler Öğretmenlere Not Vermeli

11 Dec2011
 

[11 Aralık 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Öğretmenlerin performansları konusunda öğrencilerden geri bildirim almak, Türkiye’de çok fazla alışkın olunan bir şey değil. Hatta böyle bir uygulamanın pek akla dahi gelmediği bile söylenebilir. Zira Türkiye’deki hakim kültür, öğretmenleri “bilen”, öğrencileri ise “bilmeyen” olarak konumlandırır ve eğitimin başarılı olmasını, (bilmeyen) öğrencilerin, (bilen) öğretmenlerin sözünü dinlemelerine bağlı görür.

Bu yaklaşım, Türk milli eğitimini tek yönlü ve otoriter bir iletişime indirger. Bu hiyerarşik işleyiş çerçevesinde, öğretmenler, öğrencilerin sadece başarılarını değil, davranışlarını da sınayıp değerlendirebilmektedirler. Ancak bunun tersi düşünülemez.

Ancak dünyada, öğretmenlerin beceri ve uzmanlıklarını sorgulamadan veri kabul etmeyi makul bulmayan eğitim kurumları da elbette yok değildir. Bu kurumlar, öğrencilerden öğretmenler hakkında aldıkları geri bildirime büyük önem verirler. Bu geri bildirimi almanın en yaygın yolu, her dönem sonunda öğrencilerden bir değerlendirme formu doldurmalarını istemektir. Öğrencilerin bu formları doldururken düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilmeleri özellikle önemlidir. Bu nedenle, formlara isim hanesi konmaz. Zaten amaç, hangi öğrencinin hangi öğretmen hakkında ne düşündüğünü öğrenmek değil, dersler ve öğretmenler hakkındaki yaygın kanaatleri tespit etmektir.

Tipik Bir Değerlendirme Formu
Değerlendirme formları, dünyanın pek çok ülkesinde her eğitim seviyesinde kullanılır ve hemen hepsi öğrencilere aynı çerçevede sorular sorar. Örneğin, bizim Kanada’daki üniversitemizdeki formlar, beş kısımdan oluşur.

Birinci kısımda, öğrenciye not ortalaması ve ilgili dersi seçme nedeni sorulur.

İkinci kısım, dersin kendisiyle ilgilidir. Öğrenci, bu kısımda, dersin zorluk derecesi, içeriğinin değeri ve hocanın derste kullandığı kitap ve materyallerin içeriğe uygunluğu gibi konularda puan bazlı değerlendirmelerde bulunur.

Üçüncü kısım, notlandırma ile ilgilidir; verilen ödevlerin dersin içeriği ile ilişkisini, hocanın ödev ve sınavlarda kullandığı notlandırma sisteminin ne derece adil olduğunu sorgular.

Dördüncü kısımda, ders ve hocası hakkında son derece can alıcı sorular yer alır. Bu kısım, “Dersler ne derece bilgilendiriciydi?” gibi bir soruyla başlar. Bu soruyu, “Öğretmenin derse hazırlığı ve organizasyonu ne seviyedeydi?”, “Öğretmenin ders materyalini yansıtabilme yeteneği ne seviyedeydi?”, “Öğretmen, ders ile ilgili öneri ve şikayetlerinizi dikkate aldı mı?”, “Öğretmenin öğrencilere karşı tavırları genelde nasıldı?” gibi sorular takip eder. Son soru, en önemli sorudur: “Bu öğretmenin öğretme yeteneğine [5 üzerinden] kaç puan verirdiniz?

Beşinci ve son kısım, (öncekilerin aksine) puanlama sistemi üzerine kurulu olmayıp açık uçludur. Bu kısım, öğrencilerin, ders ya da öğretmen hakkındaki önerilerini ve (olumlu ya da olumsuz) yorumlarını boş bırakılan bir kutucuk içerisinde ifade edebilmelerine imkan tanır.

Formun Bazı İşlevleri
Öğretmen-öğrenci ilişkisini hiyerarşik bir temelde algılamak, bir yandan öğrencilere yapılan haksızlıkları gerekçelendirirken, diğer yandan da öğretmenlerin performanslarını değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Değerlendirme formları bu noktada büyük bir önem arz ediyor. Çünkü, bu formlar, (içerikleri bir yana) sadece varlıkları ile dahi bu hiyerarşik algıya tek başına büyük bir darbe vurabilir.

Herşeyden önce, öğretmenin performansının dönem sonunda değerlendirileceğinin (hem öğrenciler hem de öğretmen tarafından) bilinmesi, aradaki ilişkide bir karşılıklılık olduğu yönünde güçlü bir ima içerir. Bir diğer önemli ima ise, eğitim sürecinin başarılı olabilmesinin, ancak her iki tarafın da işini iyi yapabilmesi durumunda mümkün olabileceğidir. Dahası, (1) dönem sonunda performanslarının değerlendirileceğini, (2) bu değerlendirmenin diğer öğretmenler için de yapılacağını ve (3) sonuçların karşılaştırmalı olarak inceleneceğini bilmek, öğretmenlerin keyfi davranışlarını önemli ölçüde sınırlandırır.

Sonsöz
Türkiye özelinde, böyle bir uygulama, hakaret ve şiddete başvuran ya da işini iyi yapamayan öğretmenlerin tespit edilebilmelerini ciddi derecede kolaylaştıracaktır. Okul idarelerinin formlar üzerinde tasarrufta bulunmalarının önüne geçme amacıyla formlar internet üzerinden doldurulur ve sonuçlar müfettişlerin de değerlendirmelerine sunulursa, bu konuda Türkiye’de kısa sürede çok şey değişebilir.

Bu çerçevedeki sorunların çözümü adına atılması gereken bir diğer kritik adım da, öğretmenlikte kariyer sistemini terk etmek ve (işini iyi yapmayanlarin işten çıkarılabilmelerini mümkün kılan) pozisyon sistemine geçmektir.

Paylaş:
4

Okuyucu Yorumları

 

Gökmen Dülgeroğlu says:

11 December 2011 at 12:58 PM

serdar hocam okul 6-7 yaşarında başlıyor. ebeveynler çocucuklarını “eti senin kemiği benim”diyerek öğretmenlerine teslim ediyor. okul macerası başladı – sıraya geçin rahat, hazır ol -sen gözlüklü salak sıraya bozma -arkadaki şişko konuşma kafanı kırarım. tek sıra halinde okullara girilmeye başlanıyor.sınıflara çıkıldı.öğretmen sınıfa girdi çocuklar tabiki kendi aralarında konuşuyor.öğretmen hiddetle; – ben size sessiz olun demedim mi -ben sınıfa gerince herkes ayağa kalkıcak,günaydın dedeğimde herkes hep bir ağızdan sağol diyecek. -anlaşıldı mı hep bir ağızdan – analaşıldı öğretmenim militarist eğitim sistemi başladı .herkes bir askeri düzen içinde olmalı. çocuklar öğretmenleri tarafından ilk gün baskılara maruz kalarak sindirildiler. okulun ikinci günü sabah anne; -Ali oğlum kalk sabah oldu okula geç kalıcaksın. -Anne karnım çok ağrıyor bugün okula gitmesem evet çocuğun karın ağrıları başlamıştır.Anne bunu yutmaz kalk hadi çocuk ister istemez kalkar okulun yolunu tutar. hergün kü ritüeller bittikten sonra derse girer artık dersler başlamıştır düz çizgi,yatay çizgi,yuvarlak.ali beceremez öğretmeni alinin kulağını çeker, -oğlum sen salakmısın.neden yapamıyorsun ali ağlar.o şen şakrak ali den eser kalmamıştır, içe kapanık asosyal,korkak bir ali yaratmıştır okul ve öğretmen benim zamanımda kısaca böyleydi okul ,öğretmeni gördüğümüzde yolumuzu değiştirirdik tabi beveynler öğretmen dövsene kızsada haklı derlerdi sorgulanamaz,herşeyi bilen,insanüstü varlıklardı birşey değiştiğini zannetmiyorum.değişmesini temenni ediyorum.

 
 

AnonimYorumcu says:

11 December 2011 at 1:43 PM

Bu dediginiz ITU’de yapiliyor. Fakat formlarin sonucu herhangi bir tasarruf yetkisi yok kimsede. Haliyle, biz bu formlara isyanlarimizi yazsak bile degisen en ufak bir sey yok.

 
 

Durmuş Güler says:

11 December 2011 at 9:07 PM

Öğretmenler arası rekabeti sağlamak son derece güç. Sistem öğrencilere hakaret eden, şiddete başvuran ve bunları daha fazla kullanan öğretmeni 1) öğrencinin gözünde 2) diğer öğretmenlerin gözünde 3) velilerin gözünde bir numara yapmaktadır. Kendine de Müdür veya md yardımcısı… Öğretmenlerin yükselme göze girme başarılı olma yoludur “şiddet, hakaret ve kimlik yalanmaları.” Önerdiğiniz yol müfettişlerce ciddi olarak kullanılır ve okullarda öğretmenlerin başarı seviyeleri buna göre değer kazanırsa Türkiye gerçekten değişir. Elinize sağlık. Her zamanki gibi isabetli yorumlar, teşhisler.

 
 

ferhat şalvarcıoğlu says:

11 December 2011 at 11:03 PM

eğitim sisteminin içinde tüm bu dediklerinize katılan bir öğretmen olarak bizde boğuluyoruz.Hele hele tarih öğretmeni olarak lakin iyiye giden işler yok değil öğretmen merkezli davranışlar tamamen silinmesede eğitim sistemimiz öğrencileri velileri merkeze almaya başladı .elbette militarist sistemin etkileri püf deyince gitmiyor ama rüzgarlar sert esmeye başladı ve tanklarla toplarla darbelerle kurulan bu doktiriner sistem değişiyor

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.