• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Bize yakışmaz-2 [Bejan Matur]

20 Nov2009
 

Bize yakışmaz-2, Bejan Matur / Zaman

Babamın çocukluğunda gördüğü bir sahne var; Kılık Kıyafet Kanunu’nun uygulandığı ilk yıllarda jandarma köyleri basarak, köydeki yaşlı erkeklerin sakallarını ve uzun saçlarını zorla kesiyor. Babam, köydeki yaşlıların kaçarak ormana, çalıların arasına, mağaralara sığındığını hatırlıyor. Bir çalının dibinde titreyerek, askerin köyden gitmesini bekleyen yaşlı bir adam için sakalı onurudur. Başındaki sarık, ayağındaki şalvar haysiyetidir. Bunlar yaşandı. Cumhuriyet’in yarattığı travma bu ülkede sadece dindar Sünnileri değil, geleneğine bağlı olan bütün toplulukları etkiledi. Bunun en hazin örneği Dersim’dir.

Dersim’de yaşananları bir isyan, bastırma yöntemini meşru görenlerin zihninde gelenek, terk edilmesi gerekendir çünkü. Geçmişi hatırlatandan kurtularak ancak yeni değerler üretilebilir. Dersim’i bugün dahi meşru göstermeye çalışanların argümanları bu yönde. Kürt-Aleviler açısından CHP ile kurdukları bağı anlamaya çalışanlar şunu gözden kaçırmamalılar; Kızılbaş denilen Kürt Aleviler için en az Kerbela kadar işlenen bir zulüm motifi Yavuz’un Alevilere uyguladığı politikalardır. Murat Paşa’nın başını keserek kuyulara attığı söylenen kırk bin Alevi’nin hikâyesi kuşaktan kuşağa aktarılır. Cumhuriyet tedrisatının bu anlatıyı yeniden dolaşıma koyduğu da gözden kaçırılmamalı. O tedrisatın neticesinde Cumhuriyet, Alevilerin zulümden kurtulmasının sembolü oldu. Atatürk’e bütün cemevlerinde Hz. Ali’nin de üzerinde yer veren anlayışın kaynağı budur. Kurtarıcıdır çünkü. Yavuz’un zulmünü sona erdirendir. Dersim’de olduğu gibi hunharca katletse de, ortak bir gelecek ihtimali hepsini peşinden sürükler. Alevilerin oldukça trajik denilecek bu seçimi aslında hedeflenen değerlerin, gelecek projesinin vaat ettikleriyle ilgili.

Kimileri bunu Stockholm sendromu olarak açıklıyor, kimileri katiline âşık olmak olarak. Kendi katiline sığınma neticesini doğuran hüzünlü bir tarih bu. Türkiye’de trajik kavramına hakkını verecek bir kesim aranacaksa bu ne Kürtler ne de Türk Alevilerdir; Türkiye’de trajiğin konusu her ikisinin kesişme noktasında duran Kürt Alevilerdir. Statükoyla kurdukları ilişkiyi, bedel ödeyerek yaşamaları bunu kanıtlıyor. Dersim’le başlayan, Maraş’la, Sivas’la, Gazi olayları ile süren katliamların kurbanı olmak sadece görünür olan.

Aleviler kendilerini katletmiş Cumhuriyet’e ve CHP’ye sadakatle bağlanırken orada ne buldular? Osmanlı’nın Alevilerden esirgediği bir yaşama alanını, Cumhuriyet onlara sundu diye düşünüyorlar belli ki. Köy enstitüleriyle somutluk kazanan Anadolu aydınlanmasını Cumhuriyet Aleviler üzerinden yürüttü. Evet zahmetliydi. Acımasızdı. Bütün modernleştirme projelerinde olduğu gibi gayri insaniydi. Ama Aleviler açısından Sünni muhafazakârlığa yönelik güvensizlik duygusu kökleri Yezid’e kadar giden bir vakadır. Bilinçaltında bu güvensizliği her daim tazeleyen kodlar durduğu sürece de bu devam edecek.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.