İskenderiye Tören Orkestrası mensuplarının İsrail’in Petah Tiqva şehrinde açılacak olan Arap Kültür Merkezi’nin açılışında çalmak üzere İsrail’e gelmelerinin ardından yanlışlıkla Bet Hatikva otobüsüne binmeleri sonrasında başlarından geçenleri konu alan İsrail yapımı ilginç bir film.
Soğuk savaş yıllarında bir Amerikan generalinin kanundaki bir boşluğu kullanarak başkanın haberi olmadan Sovyetler Birliği’ne geniş çaplı bir nükleer saldırı düzenlemesinin ardından başkanın Pentagon’daki “savaş odası”nda kurmaylarıyla birlikte krizi yönetmeye ve plan gereği dışarıyla irtibatlarını kesmiş olan uçakları geri döndürmeye çalıştığı klasikleşmiş bir Stanley Kubrick filmi.
Kara mizah ve satire sıklıkla yer verilen filmde özellikle askerlerin siyaseti okuyuş şekillerini hicveden kimi sahneler çok iyi.
Bu aralar Türkiye’de gösterilmesi çok iyi olur.
Fransa’da yaşayan İran asıllı Marjane Satrapi’nin şah döneminde ve devrim sonrasında İran’da geçirdiği yılları ve ardından Avrupa’ya gitmesini konu alan otobiyografik çizgi romanından uyarlanan çizgi film.
Sin City derecesinde olmasa da üzerindeki çizgi roman etkisinin belirgin olduğu bir aksiyon filmi.
Özellikle tekstil fabrikasındaki dokuma makinesinden çıkan kumaş incelenerek yapılan “binary” kodlama ile kader arasında kurulan ilişki – her ne kadar çizgi romanvari de olsa – ilginçti.
Bir tiyatro yönetmeninin ayrıldığı eşi ve yıllarca göremediği kızına yönelik hisleri etrafında geçen bir drama.
Tam olarak benim kalemim sayılmasa da hayatım boyunca izlediğim en ilginç filmlerden biri.
Clint Eastwood, Flags of Our Fathers filminde anlattığı II. Dünya Savaşı’ndaki Iwo Jima adası çıkartmasını, bu kez de Japonların safından, Japon askerlerinin perspektifinden aktarıyor. Böylelikle, sırf bu özelliği nedeniyle bile izlemeye değecek olan, hayat dersleriyle dolu iki filmlik bir set ortaya çıkıyor.
Bir gün Kurtuluş Savaşı’nı (ya da Mohaç’ı, Viyana Kuşatmasını) da bu şekilde tek bir yapımla ama iki müstakil filmde ve iki ayrı perspektiften izlemek ne harika olurdu…
II. Dünya Savaşı’nın sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nin Japonlara ait olan Iwo Jima adasına yaptığı başarılı çıkartmayı ve Amerikan kuvvetlerinin adayı teslim alışlarının hükümet tarafından nasıl bir kampanyaya dönüştürüldüğünü konu alan izlemeye değer bir Clint Eastwood filmi.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen Avustralya yapımı iki buçuk saatlik bir drama.
Avustralya’nın Pearl Harbor’ı olarak bilinen Darwin bombandımanı‘na da yer verilen filmde, beyaz adamın Avustralya yerlilerine yaptıklarının kimi örneklerini görebilmek de mümkün.
Bir MIT profesörünün beş öğrencisinden bir ekip oluşturması ve bu ekibin gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra hafta sonları Las Vegas’a giderek kumarhanelerdeki blackjack masalarında birlikte hareket ederek ciddi miktarlarda para kazanmalarının ardından gelişen olayları konu alan bir film.
Evlenmek üzere olduğu nişanlısı ile birlikte bir gece Central Park’ta uğradığı saldırıda ağır yaralanan ve üç hafta yoğun bakımda kaldıktan sonra uyandığında nişanlısını kaybettiğini öğrenen bir genç kadının (Jodie Foster), polisin çabalarının bir sonuç vermeyeceğine inanması sonucunda önce ruhsatsız bir silah satin alması, ardından da şehirde rastladığı suçluları öldürmeye başlamasını konu alan ilginç bir film.

