• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

İnsanlı Hayvanat Bahçeleri

1 Ara2010
 

Doğa ve hayvanseverlik bilincinin yüksek olduğu toplumlarda, hayvanat bahçelerinin “hayvansız” ve “insanlı” olan yeni formları geliştirilmiştir.

Hayvanların doğal ortamlarından alınarak parmaklıklar arkasında hapsedilmesinden rahatsız olunan kimi ülkelerde geliştirilen yeni hayvanat bahçesi formatı, kafeslerde hayvanlar yerine onların (gerçeğinden ayırt edilmesi çok zor olan) kostümlerini giyen insanların konulması esasına dayanır. Bu yeni format sayesinde hem hayvanları eziyetten kurtarmak, hem de hayvanları tanımak üzere hayvanat bahçesine gelen çocukların geleneksel hayvanat bahçelerindeki hayvanlara tıpatıp benzeyen canlıları görebilmelerini sağlamak mümkün olur.

Yazının devamı »

 

A Cool People

10 Kas2010
 

We the Turkish people have an extremely cool local event going on in our country. It has been a tradition for decades now to stop the time for one full minute every year on November 10th – just for fun! What happens is, at exactly 9:05am, we just stop. That is all; we just stop… What that means is, regardless of what it is that we happen to be doing at that specific time, we just stop doing it and stand still for one full minute! So until someone notifies us at 9:06am, the whole country remains fully rigid – except maybe for a few infidel birds in the sky, et cetera…

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (10): Yüzleşme

27 Ağu2007
 

Turco aniden uyandı. Görünüşe bakılırsa kafede oturduğu yerde uyuyakalmıştı. Gözlerini açtığında ilk olarak avucunun içindeki kahve bardağını gördü ve gayri ihtiyari bir dürtüyle küçük bir yudum aldı. Hala ılık olan sert kahve midesine doğru süzülürken, masasının üzerine Ernest Hemingway’in ‘The Sun Also Rises’ adlı kitabının epey eski bir baskının bırakılmış olduğunu gördü. Kitabı eline alarak sayfalarını karıştırdı. Her sayfası hala yerinde olsa da, kitap epey el değiştirmişe benziyordu.

Yüzleşme

Turco kahvesinin geri kalanını bir dikişte bitirdikten sonra kitabı eline alarak masadan kalktı ve Montoya Oteli’ne doğru yürümeye başladı. Artık bu şehirde çok fazla işi kalmadığını anlamıştı.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (9): Gerçek

26 Ağu2007
 

“Bugüne dek tesiri altında olduğun düşünce sistemi, varlık denen şeyi değerlendirme adına doğru yaklaşımlarda bulunmana engel oldu Turco. Almış olduğun kültür, aklını ve muhakeme yeteneğini köreltti. Ama nedenini bilmesen de, sana çeşitli ipuçları vereceğim. Bu ipuçları zihnindeki soruları yanıtlayamayacak. Ama sana çeşitli çıkış noktaları sunacak. Ancak unutma ki bunlar asıl duyman gereken şeyler olmaktan biraz uzak. Çünkü sana sadece hal-i hazırda bir mana ifade edebilecek şeyler söyleyeceğim. Zaten böyle yapmayıp doğrudan konunun özüne girseydim, bu sefer hiçbir şey anlayamayacaktın. Şimdi en azından verimli bir başlangıç rampasına sahip olacaksın. O nedenle iyi dinle. İşte birinci ipucun:

Gerçek

“İsa’dan takriben 300 yıl kadar önce Uzak Asya’da Zhuangzi adlı bir bilge yaşardı Turco. Buranın ne olduğunu ve kendisinin burada ne aradığını merak eder dururdu. Bu yolda da senden çok daha fazla mesafe kat etmişti. Zhuangzi yıllar boyu burada olup bitenleri gözlemledi. Varlığın her bir parçasından bir ders çıkarmaya çalıştı. Ancak hepsinden önemlisi, bu işi kendi konum ve rasyonalitesiyle sınırlamadı. Mesela bir kelebeği izlerken ‘Zhuangzi kelebekten ne öğrenebilir?’ diye düşünmedi. Zhuangzi’yi unuttu. Doğrudan kelebek oldu. Gün geldi kelebekle öylesine hemdem oldu ki, o noktadan sonra bazı şeylere farklı bir gözle bakabilmeyi başardı.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (8): Bunalım

12 Ağu2007
 

İnsana huzur ve mutluluk veren yörelerin dünya cenneti olarak nitelendirildiği bu hayatta, Pamplona muhakkak dünya cehennemine karşılık geliyor olmalıydı. İnsan ruhuyla beslenen ve açlığını tatmin edip semirdiği ölçüde cazibesine kapılanları ruhsuzlaştıran bir dünya cehennemi.

Sükun

Pamplona, şehrin sınırları içerisine girdiği andan itibaren onu çepeçevre kuşatmaya başlamış ve ona her seferinde daha da korkunçlaşan sahneler göstermişti. Önce kaçınılmaz sonlarına doğru onursuzca koşmaya itilen boğalar, ardından da kaç zamandır gününü de gecesini de zehir eden akıl almaz vahşet görüntüleri.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (7): Gösteri

9 Ağu2007
 

Her işin olduğu gibi arenada boğa katletmenin de bir adabı, gelenekselleşmiş bir usülü vardır. Ancak yine belirtmek gerekir ki, her işin olduğu gibi, arenada boğa katletmenin usülleri de yöreden yöreye farklılık gösterir.

Kan Kokusu

Bütün bu farklı usüllerin içerisinde en köklü ve yerleşik olanı elbette ki İspanyol tarzıdır. İspanyol tarzı katl, üç aşamada gerçekleşir:

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (6): Montoya Oteli

8 Ağu2007
 

Büyük gün geldi ve boğalar koştular. Yaşamak zorunda bırakıldıkları karşısında yüz ifadelerine kimi zaman şaşkınlık hakim oldu, kimi zaman öfke, kimi zaman da korku… Onca bağırış çağırış arasında neye uğradıklarını bile anlayamadan bir daha dönmemek üzere akıp gittiler Pamplona sokaklarından.

Eziyet

“¡Ahí va! ¡Ahí va!” Bütün bunları eğlenceli bulanların hayattan anladıkları bu olsa gerekti… Hepsi hayatlarının en mutlu gününü yaşıyor gibiydiler.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (5): Pamplona

6 Ağu2007
 

Pamplona sokakları gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyordu. Ancak herkes Temmuz ayının yaklaşmasını ve festivalle birlikte doruğa ulaşacak olan insan selinin şehri bir an evvel mahşer yerine döndürmesini bekliyordu.

Ruhsuz Şehir

İlk kez geliyor olmasına rağmen o da hissediyordu olacakları. Haftalardır karış karış yürüdüğü bu sokaklara kısa bir süre sonra adım atmak bile mümkün olmayacaktı. Yaz aylarında kimi karınca yuvalarının etrafı nasıl kıvıl kıvıl oluyorsa, Pamplona da işte öyle olacaktı! Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler şehre sığmayacak, bir yolunu bulup şehre girebilenler de, her metrekaresinde en az 6 kişinin bulunduğu sokaklarda yürümek için yer bulamayacaklardı.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (4): Iberia

30 Haz2007
 

Iberia adlı demirden bir kuş, Atina adlı şehirden havalanarak Madrid adlı şehre doğru yol almaya başladı. Güneş adlı sıcak küreden yayılan ışınlar, an(!) itibariyle dünya adlı gezegenin Avrupa adlı kıtasına dike yakın bir açıyla düşmekteydi. Demir kuş rotasındaki irtifaya yükseldikten sonra, Maria / Iberia adlı etten kemikten bir kabin görevlisi, servis arabasındaki değişik adlardaki içeceklerin servisine başladı. Adlarını bilmediği her yolcuya tek tek birşey içmek isteyip istemediklerini sorarak arka sıralara kadar ilerledi. Sabahın erken saatlerinde Madrid adlı şehirden Atina adlı şehre gelirken de aynı şeyi yapmıştı.

İberya

Maria / Iberia sondan üçüncü sıraya geldiğinde yüksek volümlü müzik eşliğinde yüzünde garip bir ifadeyle uyuyan yolcuyu farkeder farketmez alışkın olduğu hızlı değerlendirmelerinden birini yaptı ve yolcunun uykusunun yeterince derin olduğu düşüncesiyle kendisini uyandırmamanın daha doğru olacağına karar verdi. Ardından da derhal güleryüzünü tekrar takınarak sondan ikinci sıraya doğru ilerledi.

Yazının devamı »

 

Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (3): Düzenleyiciler

27 Haz2007
 

“Ne yapıyor şu anda?”

“Az önce restorana girmişti, efendim. Şimdi yemeğini yiyor. Bir yandan da ne yapacağını düşünüyor.”

“Güzel. Bulmacanın ne kadarını çözebildi?”

Düzenleyiciler

“Çok küçük bir kısmını, efendim. Gerek boğaların varlığı, gerekse sokağın ve insanların görünüşlerinden hareketle beyninin ona ‘İspanya’da geçen’ bir oyun oynadığını düşünerek kendisinden beklenen bir sonuca varmıştı biliyorsunuz ikinci günün sonunda. Ardından da, internet üzerinde biraz araştırma yaptı. Salıverilen boğaların koşusunun İspanya’da her yıl düzenlenen festivallerde önemli bir yer tuttuğunu öğrendi. Önceki yıllarda televizyon haberlerinde İspanya’da sokaklarda koşan boğaları ve onlardan kaçışan insanları izlemiş olduğunu dikkate almıştık baştan zaten.”

Yazının devamı »