• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • No Featured Posts Found
 
 

Zihniyet (1): Giriş

19 Feb2010
 

[Agos gazetesinin 19-25 Şubat tarihli sayısında yayınlandı.]

Avatar, sadece bir görsel şölen olarak değil, varlığı farklı şekillerde anlamlandıran insanların bu doğrultuda ne gibi tercihler yapmakta olduklarını gösteriyor olması itibariyle de önemli bir film. Filmde davranışları bu çerçevede değerlendirilmeye müsait çok sayıda karakter var.

Yazının devamı »

 

Kemalizm (1): Kemalizm Nedir?

5 May2007
 

Ankara’da 1920 yılında kurulan Büyük Millet Meclisi’nde Cumhuriyetin İlanı‘ndan önce ve sonra yaşanan çalkantılı süreç boyunca, muhalefet çeşitli aşamalarla tasfiye edildi. Cumhuriyet Halk Partisi, ideolojisini, 1925-1945 yılları arasındaki bu teksesli dönemde aşama aşama oluşturdu ve uygulamaya koydu. Ancak söz konusu ideolojinin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’ye ithal ettiği bu sosyal, kültürel, politik ve ekonomik uygulamalar bütünü hakkında bir kitap ya da manifesto kaleme alarak düşüncelerine temel teşkil eden noktaları açıklama gereği duymadı.1

Kemalizm (Hürriyet Fotoğraf Arşivi)

Kemalizm adına bir temel eserin yazılmamış olması, Atatürk’ün Altı İlke konsepti çerçevesinde tam olarak neleri kast etmiş olduğu konusundaki birincil kaynakları, CHP parti programları, partinin Atatürk dönemindeki uygulamaları ve Atatürk’ün söz ve demeçleri ile sınırlı kılıyor.

Yazının devamı »

 

Yakın Tarih (1): Lale Devri

29 Jan2007
 

Türkiye’de resmi ideolojiye nefer yetiştirme kaygısıyla dönen köhne eğitim çarkı, bu amacını gerçekleştirebilme adına tarihi sadece tek bir bakış açısından yansıtan ve gerekli gördüğünde geçmişi kendi amaçlarına hizmet edecek şekilde yeniden kurgulamaktan geri durmayan bir yapıya sahip. Tipik endoktrinasyon yöntemlerinin (acemice de olsa) kullanıldığı bu sistem, cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemin, ‘biz ve onlar’ düzlemine oturtularak iki boyutlu klancı algıyla değerlendirilmesini esas alıyor.

Lale Devri

Tarihin klancı bir zihniyetle algılanmasının sağlanabilmesi için öncelikle geçmişin kendisine biçilen kalıba sığdırılması gerektiğinden, pek çok tarihi gerçeğin hasır altı edilmesi ya da ana hikayeyi destekleyecek (veya en azından ana hikayeyle uyum içerisinde olacak) şekilde çarpıtıldıktan sonra öğrencilere aktarılması şarttır. Dünyanın hemen her tarafında kitlesel eğitim bu türden çarpık bilgilerin yeni nesillere aktarılması adına bir araç olarak kullanılsa da, 1920 ve 30’lu yılların asker ve bürokrat kökenli reformcu kadrosunun araçlaştırdığı Türk eğitim sisteminin bu konuda diğerlerinden çok daha aşırı bir örnek teşkil ettiği söylenebilir.

Yazının devamı »