• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

İlk Kadınlı Balo, İlk Dans

30 Jun2015
 

Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938 adlı kitabından bir pasaj:

Anlaşıldığına göre ilk balo Türk Ocağında verilmiştir. O zaman Türk Ocağı, eski Ankara’da, Şengül hamamı yanında eski bir Ermeni mektebi binasında çalışıyordu. O güne ait anılar, balo gecesini şöyle canlandırır. Bu harap binanın salonunda, duvar diplerine sandalyeler dizilmiştir. Herkesin sus pus sıralanıp oturduğu, sessiz, hareketsiz, hatta kadınsız sanki bir mevlit toplantısı. Gazi’nin; Orman Çiftliğinin istasyon binası yapılınca orada verdiği balo, daha hoş sahneler gösterir. Burası küçük, iki katlı, basit bir binadır. Balo bu binada verilecekti. Şehirden beş altı kilometre berideki bu istasyona Gazi, davetlilerini birkaç tren vagonunda götürür. Çünkü hem muntazam yol yoktur, hem yeteri kadar otomobil bulunmaz… Davet sahibi, misafirlerini, trende, kompartımanları dolaşarak selamlar.

Yazının devamı »

 

Şapka Kanunu [Aydemir]

26 Jun2015
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Mustafa Kemal batı giyinişine karşı daima sempati duymuştur. Bu arada biri onun kırmızı fese karşı antipatisini belirten, diğeri de Avrupalılar gibi giyinmeye özentisini sâfiyane bir şekilde meydana vuran iki küçük hatırasını verelim. Bu hatıralarının biri, 1920’de [1910 olmalı – SK] Belgrat istasyonunda geçen küçük bir olaydır. O yıl, Fransa’daki Pikardi manevralarında ordu namına bulunmak üzere Paris’e doğru yola çıkmışlardı. İki arkadaştılar. İkisinin de İlk Avrupa gezisiydi. Bindikleri Şark ekspresi daha Türk sınırlarından çıkar çıkmaz o, başındaki fesi çıkardı. Yol arkadaşı Binbaşı Selâhattin Bey kapalı, muhafazakâr bir subaydı. Tren Belgrat istasyonunda beklerken Selâhattin Bey orada dolaşan satıcı çocuklardan bir şeyler almak istedi. Başından kırmızı fesini hiç çıkarmıyordu. Alışverişte de biraz fazla hesaplı ve pazarlıkçıydı. Satıcı Sırp çocukları Selâhattin Beyin bu halinden sıkıldılar. Evvela fesiyle alay etmeye başladılar. Sonra davranışlarını daha da ileri götürdüler ve bir şeyler haykırarak kaçıp gittiler. Selâhattin Bey hâlâ, bu olaya vesile veren kırmızı fesini çıkarmamayı millî bir gurur meselesi sayıyordu. Mustafa Kemal ise ya başı açık ya kasketliydi. Yol boyunca iki arkadaş, fesle şapka üstünde tartışıp durdular.

Yazının devamı »

 

Diktatörlük Korkusu [Aydemir]

24 Jun2015
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

1925 yılının ilk aylarında İstanbul basını sadece, olanları küçümsemek ve Ankara’yı yıpratmakla meşguldü. … Bir diktatörlük ve bir diktatör korkusunu ortalığa yayıyorlardı. Onlara göre diktatör, tabii Gazi Mustafa Kemal olacaktı. …

İşte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası bu şartlar altında, asabi bir hava içinde doğdu.

6 Mart 1925 tarihinde Takrir-i Sükun Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından yaşananlar neticesinde İstanbul basınının diktatörlük korkularını gerçek oldu. Hatta, bu yeni dönemin ilk uygulamalarından biri de, İstanbul basınını susturmak üzere Ankara’dan İstanbul’a bir İstiklal Mahkemesi göndermekti. Aynı kitabın 209. sayfasında Süreyya Takrir-i Sükun Kanunu hakkında şunu söylüyor: “Bu kanun, iki tarfı keskin öyle bir kılıçtı ki, hükümet ve rejim onu, ya inkılapları yerleştirmek için olağanüstü bir dayanak olarak kullanacak, yahut bizzat hükümeti sert bir diktatörlüğe sürükleyebilecekti.”

Eğer durum bu idi ise, o zaman İstanbul basınının “Bir diktatörlük ve bir diktatör korkusunu ortalığa yayıyor” olmasını herhalde eleştirmemek gerekli.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 198-199.
 

“Gazi Mustafa Kemal’in şahsiyetinden başka bir ümit yoktu” [Aydemir]

9 Mar2011
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

[O] günlerde yeni Türkiye, sosyal ve ekonomik yapısı bakımından eski, kağşamış bir kalıntıdan ibaretti. Bu kalıntının temizlenmesi, topyekun değişmesi ve çağın isteklerine, çağın akımlarına göre yeniden düzenlenmesi lazımdı. Bu bel vermiş yapının ve ilkel hayatın yeni bir düzene yönelişi için, Gazi Mustafa Kemal’in şahsiyetinden başka bir ümit yoktu.

Son derece tipik bir Kemalist söylem örneği: Önce geçmişe ve mevcuda dair gayet olumsuz bir resim çiziyor. Ardından da, bu durumdan kurtulabilmenin ancak bir Kurtarıcı ile mümkün olabileceğini iddia ediyor. Alternatifler üretmek yok. Tartışmak yok. Hatta, tartışacak bir şey de yok…

Yazının devamı »

 

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın Kuruluşu [Aydemir]

8 Mar2011
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

9 Kasım 1924’te harekete geçilerek 17 Kasım 1924’te “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” kuruldu. Fırkanın başında Kazım Karabekir Paşa vardı. Ali Fuat Paşa genel sekreterliğe getirildi. Milli mücadelenin önderleri, artık yan yana değil, karşı karşıyaydılar. … Kurucuları şunlardı: Ali Fuat Paşa (Ankara mebusu), Besim (Mersin mebusu), Sabit (Erzincan mebusu), Muhtar (Trabzon mebusu), Reis: Kazım Karabekir Paşa.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 196.
 

Nurettin Paşa Meselesi [Aydemir]

2 Mar2011
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Bu arada bir de Nurettin Paşa meselesi çıkar. Nurettin Paşa, İstiklal Savaşının son safhasında 1. Ordu kumandanıydı. Meclis ikinci toplantı yılına başlamadan önce Bursa’dan mebus seçildi. Fakat bu seçim, Meclisin 17 Ocak (1925) toplantısında uzun tartışmalardan sonra reddedildi. Bu reddin dayanağı, askerlikle mebusluğun birleşemeyeceğine dair olan 19 Aralık 1924 tarihli kanundu. Fakat bu kanun, Meclisin üçüncü intihap dönemi için uygulanacaktı. Nurettin Paşa seçilirken, askerlikle mebusluğu beraber yürüten 3 Nisan 1921 tarihli kanun henüz yürürlükteydi. Hulasa bu red işinde bir kısım mebusların aşırı usulsüz tesir ve müdahaleleri olduğu aşikardı. Zaten Nurettin Paşa, 5 Şubat 1925’te Bursa’da yapılan yeni ara seçimini de kazandı. Bu olay, Meclis içi gerginliği daha da artırdı.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 194.
 

Kazım Karabekir’in Meclis Binasından Çıkarılması [Aydemir]

1 Mar2011
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

1 Kasım’da Meclis açılırken bir taraftan iki karşı cephe kesin olarak belirmişti. Diğer taraftan da ordu, eğer içinde siyasi davranışlar varsa, hareketten tecrit edilmişti. Fakat Meclisin açılışında daha başka şeyler cereyan eder: Karabekir ve Ali Fuat Paşalar, artık kendileri için tek yol olarak beliren siyasi ve teşrii faaliyetlerine başlamak için Meclis kapılarına yönelirler. Fakat Meclise giremezler. Hatta Kazım Karabekir Paşa Meclise girdiği halde çıkarılır. Milli Müdafaa Vekili Kazım Paşanın (Özalp) emri onlara, ordularının başına gidip yerlerine gelecek olan kumandanları beklemelerini, yani ancak vazifelerini devrettikten sonra Meclise katılabileceklerini bildirir. Meclis bu hava içinde açılır.

Yazının devamı »

 

1924 Yılında Ordu ve Politika [Aydemir]

25 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

[Nutuk’tan:]

“Dumlupınar merasiminden sonra, Bursa ve Karadeniz sahilleri ile Erzurum taraflarında bir buçuk aylık bir seyahatten Ankara’ya dönmüştüm. İstasyon’da, birçok mebus arkadaşlar ve diğerleri tarafından karşılandım. Bunlar arasında, Ankara’da bulunan Rauf, Adnan Beyleri görmedim. Bir kırgınlık sayılabilecek bu hareket tarzını beklemiyordum. Bir komplo karşısında bulunduğumuzdan bir saniye bile tereddüt etmedim.”1

Yazının devamı »

 

“İstanbul basını yeni nizamın inkılap değil, demokratik hürriyet temelleri üstünde kurulmasını ister görünüyordu” [Aydemir]

14 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Cumhuriyetten sonra ön plana çıkan bazı yeni siyasilerin İstanbul’u ziyaretlerindeki davranışları …, İstanbul’da ve muhalif basında iyi karşılanmıyordu. Mesela Dahiliye Vekili [İçişleri Bakanı] Recep Bey (Peker) bir İstanbul gazetesine şöyle beyanlarda bulunmuştu:

“Biz, nasıl bir millet ve memleketi kurtarmak için ihtilal etmiş isek, şimdi de inkılapları kurtarmak ve memlekete mal edebilmek için ihtilal etmesini ve bu ruhu daima göğüslerimizde taşımasını bilen insanlarız.”

Halbuki İstanbul basını yeni nizamın inkılap değil, demokratik hürriyet temelleri üstünde kurulmasını ister görünüyordu. İnkılapçılıkla, batı anlamında demokrasi çabası ise ayrı şeylerdir. Birbirleriyle çatışırlar.

Satır aralarına dikkat edilecek olursa, resmi tarihin dahi neyin ne olduğunu aslında ifade ettiği görülebilir. Örneğin Aydemir’in yukarıdaki cümlelerine göre, bir “batı anlamında demokrasi” diye bir şey var, bir de Kemalist inkılapçılık. Dahası, ki bu ikisi birbiri ile çatışma halinde. Zira demokrasi, ülkenin “hürriyet temelleri üzerinde kurulmasını” öngörürken, diğeri ise (Recep Peker’den yapılan alıntıya bakılacak olursa) ülkenin sadece dışındakiler değil, içindekiler ile de savaş halinde olmayı icap ettiriyor.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 180.
 

Cumhuriyetin İlanı Sonrasında Mecliste Parçalanış [Aydemir]

9 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Parçalanışın suçluları kimlerdi? Tabii hiç kimse! İnkılap, tek otorite ve tek irade istiyordu. Gazi bunun peşindeydi. Halk Fırkası bu tek iradenin icracısı olan birlik bir kadro olmalıydı… Karşı taraf ise, demokrasinin bir karşılıklı denetleme istediğine inanıyordu. Bir diktatörlüğe gidişten korkuyordu. Onlar da haklıydılar. Zaten Gazi’nin, Meclis açılırken ilan ettiği iki hedeften biri, demokrasinin geliştirilmesi, demokrasi organlarının kuruluşu değil miydi?

Tek Parti Dönemi eksenli diktatörlük-demokrasi tartışmasının temellerini izlemeyi mümkün kılan bu metin, aradan bir asra yakın zaman geçmiş olmasına rağmen halen canlı olan bir tartışmanın taraflarının o dönemde de tamamen aynı argümanları ileri sürdüklerini gösteriyor. Bir tarafta diktatörlüğe gidişten korkan ve demokrasi isteyenler, diğer tarafta da “demokrasinin geliştirilmesi, demokrasi organlarının kuruluşu” için diktatörlüğün gerekli olduğunu düşünenler. Bu ayrımın resmi tarihin en başta gelen metinlerinden birinde dahi bu denli net yapılmış ise ayrıca önemli.

Tek Parti Dönemi’nde (1925-1945) demokrasinin gelişmediği, herhangi bir demokratik kurum kurulmadığı, dünyada bu şekilde diktatörler eliyle hakim kılınan(!) bir demokrasi örneği bulunmadığı ve tam tersine otoriter idarelerin ülkenin demokrasi ile arasındaki uçurumu derinleştirdiği hatırlanacak olursa, asker kökenli dar bir “kadro”nun insafına ve iki dudağı arasına esir edilen bir ülkede neden çoksesli bir siyasi kültürün doğmadığı sorusu bir muamma olmaktan çıkar. Kaldı ki, 1925 tarihinden itibaren gerçekleştirilen uygulamaların “demokrasinin geliştirilmesi”ne yönelik olduğunu söylemek zaten zordur.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 159.