• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda Yapılan Değişiklik [Aydemir]

8 Jan2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

15 Nisan’da son toplantı yapıldı. Bu son toplantıda kabul edilen Hıyanet-i Vataniye Kanunu tadili önemlidir. Tadili birinci grup getiriyordu. Yeni teklife göre, 1920 tarihli Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun birinci maddesi:

“1922 tarihine kadar tekâmül etmiş (gelişmiş, biçimlenmiş) olan devlet şekline, her ne suretle olursa olsun karşı gelenlerin vatan haini sayılmaları.”

Yazının devamı »

 

"Ben Bitaraf Değil, Bir Tarafım" [Atay]

16 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Bir gün İsmet Paşa’yı Çankaya Köşküne çağırdı:
- Ne var, ne yok? diye sordu.
Başvekil her şeyin tabii seyrini takip etmekte olduğunu söyledi: “- Muhalefetle mücadelemizi yapıyoruz,” dedi.
Muhalefetin son şartı, Atatürk’ün fırkalar üstünde kalması idi. Bir defa partisi yıkıldıktan sonra, ondan kurtulmak güç olmayacak, yahut büyük bir iç savaş tehlikesi başgöstererecekti. Atatürk:
- Ben bitaraf değil, bir tarafım diyordu.
Yani inkılapçı idi. Onun tarafsızlığı, ikinci fırka da birincisi kadar inkılap nizamına bağlılık karakterini koruduğu pek kısa bir zaman sürmüştü.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 506.

 

Hacettepe’nin Ağaçlandırılması [Atay]

28 Apr2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Bir gün Başvekil İsmet Paşa Çankaya’dan dairesine gelirken, yanında bulunan valiye Hacettepe’yi gösterir:
- Neden burasını ağaçlamıyorsunuz? diye sorar.
Biraz sinirlice sorduğu için tepe hemen o mevsim park olmuştur.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 462.

 

Mustafa Kemal ve Şehir Planlamacılığı [Atay]

27 Apr2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Ankara’yı devlet bütçeden yapacaktı. Bu tabii bir göç masrafı idi. İlk akla gelen şey, Avrupa’dan bir Frenk şehirci çağırarak plan yaptırmak ve hükümetle dışarıdan gelen memurları yerleştirmekti. …

Milletlerarası bir müsabaka açılması fikri nihayet muvaffak olabildi. Gelen planları hakem heyeti ile bizzat Mustafa Kemal de tetkik etti. Müsabakayı Profesör Yansen kazanmıştı. …

Profesör Yansen Atatürk’le ilk buluştuğu zaman masasının üstüne belediye mühendislerinin bir proje taslağını koydu. …

Yansen tercümanlı konuşmakta idi. Arkasından bir sual sordu:
- Bir şehir planını tatbik edebilecek kadar kuvvetli bir idareniz var mıdır?
Atatürk kızdı. Koca memleketi yedi düvelin elinden kurtarmışız. Bir ortaçağ saltanatını yıkarak yerine bir yeni çağ devleti kurmuşuz. Bunca devrimler yapmaktayız. Bütün bunları başaran bir rejimin bir şehir planını tatbik edebilecek kuvvette olup olmadığı nasıl sorulabilirdi? Biraz sertçe cevap verdi. Dik kafalı Prusyalı:
- Belki sizin hakkınız var, dedi, biz Almanya’da bile türlü güçlüklere uğruyoruz da, onun için sormuştum.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 457-459.

 

“Ankara iktidarı, … kafasının dikine giden bir askeri dikta rejimi olacaktır” [Atay]

5 Feb2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Eski Maliye Nazırı rahmetli Cavit, İttihat ve Terakki’nin göze görünür lideri hükmünde idi. Cavit bir komiteci değildi. Medeni bir adamdı. … [Ona göre] Mustafa Kemal de, İsmet de, nihayet Enver gibi birer askerdirler. Ankara iktidarı, ister istemez kafasının dikine giden bir askeri dikta rejimi olacaktır. Cumhuriyet, işin iç yüzünü maskelemekten başka bir şey değildir.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 416.

 

Demokrasi Totaliter Ülkeleri Böler [Mahçupyan]

25 Jun2008
 

Bir Demokratın Günlüğü, Etyen Mahçupyan:

“Demokrasi olursa ülke bölünür” cümlesinin bir adım öncesi “demokrasi olursa insanlar haklar talep ederler” cümlesidir. Şimdi sizin bölünme korkusuyla yaptığınız şey, aslında insanlara haklarını vermemektir. İnsanlara haklarını vermemenin adı demokrasi değil totaliter bir rejimdir. Ortada bir kısır döngü var. Totaliter bir rejim olduğunuz için demokrasiden korkuyorsunuz. Korkmakta da haklısınız zira totaliter olarak kaldığınız sürece demokrasi hakikaten böler. Totaliterizmden uzaklaşmanız lazım ki demokrasi bölmeyen, genişleten bir şey olsun. Ama devlet ‘ben böyle kalacağım’ diyorsa o zaman demokrasi Türkiye’yi de böler…

Mahçupyan, Etyen. 2007. Bir Demokratın Gündemi. İstanbul: Hayy Kitap. 68.

 

1961 Anayasası Gerçekten de İddia Edildiği Gibi Özgürlükçü Mü? [Parla]

15 Jun2008
 

Türkiye’de Anayasalar, Taha Parla:

1961 Anayasası bazılarının iddia ettiği, bazılarının da sandığı gibi çok iyi bir anayasa değildir. Özgürlükleri kısıtlarken, yürütmeyi ve yönetimi başıboş bırakan, yani bir anayasanın görmesi gereken asıl işlevin tam tersini yüklenen, onun için de kötü bir anayasa olan 1982 Anayasası hak ettiği şekilde değerlendirildi. Hâlâ layıkıyla değerlendirilememiş olan 1961 Anayasası. Demokratik kamuoyu hâlâ “1982′ye karşı 1961″ ortodoksluğuyla yanıltılmakta.
1961 koruyucu ve geliştirici özgürlükler rejimiyle, sivil yargının bağımsızlığma ve yargısal denetime dayanan hukuk devleti anlayışıyla, kesinlikle 1982′den üstün bir anayasa. Ama kabul etmek gerekir ki, devlet yapısını militarize eden, askeri bürokrasiyi “yürütmenin içinde yürütme”, askeri yargıyı “yargı içinde yargı” yapan yanlarıyla 1982′nin prototipini oluşturan da o. İki anayasanın özgürlükleri bölümündeki temel farklılığa karşılık, devlet yapısı bölümündeki başlıca farklılık 1982′nin olağanüstü yetkili bir cumhurbaşkanlığı yaratmasından ibaret. Yoksa, hem askeri bürokrasiye siyasal karar-alma mekanizmalarında demokratik norm-dışı bir konum vermesiyle, hem de askeri hukuku yer yer sivil hukukun önüne geçirmesiyle, Türkiye’nin neredeyse bir garnizon devleti olarak yönetilebilmesine olanak tanıyan 1982 Anayasası’nın beslendigi kaynak, 1921 ve 1924 Anayasaları değil, 1961 Anayasası’nın ta kendisidir.

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye’de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 142-143.

 

Anayasa Mahkemesi [Parla]

15 Jun2008
 

Türkiye’de Anayasalar, Taha Parla:

Türk anayasa hukukuna 1961 Anayasası’yla giren Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin seçimine ilişkin 145. madde aynen şöyleydi:

Anayasa Mahkemesi onbeş asıl ve beş yedek üyeden kuruludur. Asıl üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleriyle Başsavcı ve Başkanunsözcüsü arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Bir üye Sayıştay genel kurulunca kendi Başkan ve üyeleri arasından aynı usûlle seçilir. Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu iki üye seçer. Cumhurbaşkanınca da iki üye seçilir. Cumhurbaşkanı, bu üyelerden birini, Askerî Yargıtay genel kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğuyla ve gizli oyla göstereceği üç aday arasından seçer. Anayasa Mahkemesi, kendi üyeleri arasından, gizli oyla ve üçte iki çoğunlukla, dört yıl için, bir başkan ve bir Başkanvekili seçer; yeniden seçilmek caizdir.
Yasama Meclisi, bu seçimleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından, üye tamsayılarının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla yaparlar. İlk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir.
Yasama Meclisince seçilecek üyelerden birer kişinin, Üniversitelerin hukuk, iktisat ve siyasal bilimler öğretim üyelerinin birlikte toplanarak; açık üyeliklerin üç katı tutarında ve gizli oyla gösterecekleri adaylar arasından olması gereklidir.
Anayasa Mahkemesine asıl veya yedek üye olabilmek için, kırk yaşını doldurmuş bulunmak ve Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay veya Sayıştay’da Başkanlık, Üyelik, Başsavcılık, Başkanunsözcülüğü veya üniversitelerde hukuk, iktisat ve siyasal bilimler alanlarında en az beş yıl öğretim üyeliği veya onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesine, Yargıtay iki, Danıştay ile Yasama Meclislerinin her biri birer yedek üye seçerler. Yedek üyelerin seçiminde de, asılların seçimindeki usul uygulanır.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.


1982′de (Md. 146) tümü Cumhurbaşkanı’nca seçilen 11 üyeyi aday gösteren mercilerin dağılımına baktığımızda sivil yüksek yargının etkisinin azaldığını (5), askeri yüksek yargının ağırlığının arttığını (2), zaten geri kalan 4 üyeyi de doğrudan Cumhurbaşkanı’nın atadığını; böylece en üst yargı organının, atanma biçimi açısından da tümüyle Yürütme’nin kontrolüne girdigini görüyoruz:

Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur.
Cumhurbaşkanı; iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asil ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.
Yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri ile üst kademe yöneticileri ve avukatların Anayasa Mahkemesine asıl ve yedek üye seçilebilmeleri için, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim görmüş veya öğrenim kurumlarında en az onbeş yıl öğretim üyeliği veya kamu hizmetinde en az onbeş yıl fiilen çalışmış veya en az onbeş yıl avukatlık yapmış olmak şarttır.
Anayasa Mahkemesi, asil üyeleri arasından gizli oyla ve üye tamsayısının salt çoğunluğu ile dört yıl için bir Başkan ve bir Başkanvekili seçer. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Anayasa Mahkemesi üyeleri, asli görevleri dışında resmî veya özel hiçbir görev alamazlar.

Anayasa Mahkemesi üyeliğinin sona ermesi hükümleri 1961 ve 1982′de aynıdır (146-147).
1961′e göre, Anayasa Mahkemesi anayasa yargısını yerine getirirken kanunların (anayasa değişikligi dahil) anayasaya uygunlugunu denetliyordu. Madde şöyleydi (147):

Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin anayasaya uygunluğunu denetler.
Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Yüksek Hâkimler Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Cumhuriyet Başsavcısını, Başkanunsözcüsünü, Askerî Yargıtay Başsavcısını ve kendi üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatiyle yargılar ve Anayasa ile verilen diğer görevleri yerine getirir.
Anayasa Mahkemesinin, Yüce Divan sıfatiyle yargılamasında savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı yapar.

1971 degişikliğiyle Anayasa Mahkemesi’nin anayasa yargısı yetkisi kısılmış, anayasa değişikliklerinin yalnızca anayasada gösterilen şekil şartlarına uygunlugunu denetleyebilmesi esası getirilmiştir:

Anayasa Mahkemesi, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa’ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa’da gösterilen şekil şartlarına uygunluğunu denetler.

1982′de (Md. 148) “anayasayı katılaştırma” yaklaşımı sürdürülmüş, “sadece şekil bakımından” (abç) ibaresi güçlendirilmiştir. Bununla da kalınmayıp, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin de şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz denilerek, bunlar anayasa yargısı denetimi dışında bırakılmıştır:

Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi içtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece, şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından anayasa aykırıhğı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.
Kanunların şekil bakımmdan denetlenmesi, son oylamanın, öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığı; Anayasa değişikliklerinde ise, teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil bakımından denetleme, Cumhurbaşkanınca veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on gün geçtikten sonra, şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılamaz, def’i yoluyla da ileri sürülemez.
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar.
Yüce Divanda, savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya Cumhuriyet Başsavcıvekili yapar.
Yüce Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir. (abç)

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye’de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 121-125.

 

Danıştay [Parla]

14 Jun2008
 

Türkiye’de Anayasalar, Taha Parla:

1961 Anayasası’nda Danıştay’ı düzenleyen madde (140) şöyleydi:

Danıştay kanunların başka idarî yargı mercilerine bırakmadığı konularda ilk derece ve genel olarak üst derece idare mahkemesidir.
Danıştay idari uyuşmazlıkları ve dâvaları görmek ve çözümlemek, Bakanlar Kurulu’nca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay Başkanı ve üyeleriyle Başkanunsözcüsü, kanunda gösterilen niteliklere sahip kimseler arasından, Anayasa Mahkemesi’nin asıl ve yedek üyelerinden meydana gelen kurulca gizli oyla ve üçte iki çoğunlukla seçilir: İlk iki oylamada çoğunluk sağlanamazsa salt çoğunlukla yetinilir.
Danıştay Başkanı ve üyeleriyle Başkanunsözcüsünün seçimlerinde Bakanlar Kurulu ile Danıştay genel kurulunca ayrı ayrı boş yer sayısı kadar aday gösterilir.
Danıştayın kuruluşu, işleyişi, yargılama usûlleri, mensuplarının nitelikleriyle atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılması ve disiplin cezası uygulanması, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.

1971′de ilk iki fıkra korunmuş; 3., 4., 5. fıkralar değiştirilmiş; 6. fıkra eklenmiştir: …
Radikal yapısal değişiklik, 1982 Anayasası’yla gelmiştir:

Danıştay idarî mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözümlemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay üyelerinin dörte üçü birinci sınıf idarî yargı hakim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasmdan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu; dörtte biri niteliklerî kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir.
Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.

Danıştayın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. (abç)

Buradaki en önemli değişiklik, Danıştay üyelerinin 1/4′ünün Cumhurbaşkanı’nca, 3/4′ünün de zaten Cumhurbaşkanı’nca atanmış olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca seçilecek olmasıdır. İdari Yargı’nın üst organı, denetlemesi beklenen Yürütme’nin birinci başı olan olağanüstü yetkili Cumhurbaşkanı’na seçtirilmektedir (doğrudan ve dolaylı).

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye’de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 116-119.

 

Yargıtay [Parla]

14 Jun2008
 

Türkiye’de Anayasalar, Taha Parla:

1961 Anayasası’nda Yargıtay’ı düzenleyen madde (139) şöyleydi:

Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri Yüksek Hâkimler Kurulunca, Yargıtay Birinci Başkanıyla İkinci Başkanları ve Cumhuriyet Başsavcısı Yargıtay büyük genel kurulunca, üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan ve üyelerinin ve diğer mensuplarının nitelikleri kanunla düzenlenir.

1971′de kimi değişiklikler yapılmış olmakla birlikte, Yargıtay’la ilgili radikal bir yapısal değişiklik getirilmemiştir: …
1982′de (Md. 154) ise radikal değişiklikler vardır:

Yargıtay adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adlî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adlî yargı hâkim ve Cumhuriyet savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Yargıtay Birinci Başkanı, birinci başkanvekilleri ve daire başkanları kendi üyeleri arasından Yargıtay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler; süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekili, Yargıtay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından gizli oyla belirleyeceği beşer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından dört yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler.
Yargıtayın kuruluşu, işleyişi, Başkan, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhuriyet Başsavcıvekilinin nitelikleri ve seçim usulleri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. (abç)

Buradaki en önemli değişiklik, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekili’nin, adaylar arasından, Cumhurbaşkanı’nca seçileceğidir. Yargı, burada da Yürütme’nin etki alanına sokulmuştur.

Parla, Taha. [1991] 2002. Türkiye’de Anayasalar. İstanbul: İletişim Yayınları. 114-116.