• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Mustafa Kemal’in Balıkesir Camii Konuşması [Aydemir]

3 Jan2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

İzmir’den sonra Akhisar’da konuştu. Fakat o yolculukta en ilgi çekici konuşmasını, 7 Şubat 1923′te Balıkesir’de, Paşa camiinde yaptı. Bu konuşma, çeşitli maksatlarla daima bahis konusu edilegelmiştir.

Yazının devamı »

 

“Her Sabrın Bir Sınırı Vardır” [Aydemir]

28 Dec2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

“[Ocak 1923'te, İzmit'te] Gazi’ye soruyorlardı:

“- Yeni hükümetin dini olacak mı?

Yazının devamı »

 

Vahdettin’in Halifelikten İndirilmesi [Aydemir]

27 Dec2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

18 Kasım’da Ankara’da Büyük Millet Meclisi toplanarak, yeni bir Halife intihabı işini görüşmeye başladı. Skolastik havası gene ortalığı sarmak istidadını gösterdi. Aslında bir unvandan ibaret olan, hiçbir İs­lam memleketinin fiilen ilgilenmediği gölge Halifelik müessesesi, gene kutsalların kutsalı gibi yüceltilmek istendi. Övüldü, savunuldu. Fakat Gazi gene kürsüye çıktı ve başka bir dille konuştu:

Yazının devamı »

 

23 Nisan 1920′de Meclis’in Açılması [Aydemir]

6 Nov2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, Şevket Süreyya Aydemir:

Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920′de açıldı. Ana hatlarını verdiğimiz çağırı genelgesinin şartları ve havası içinde toplandı. Bu genelgenin, aynı zamanda bir açılış programını içine alan esasları aksaksız uygulandı.
Güneşli bir gündü. Bir öğle zamanıdır. Hacı Bayram Camiinde cuma namazı kılınır. Dualar okunduktan sonra camiin dışında bir alay düzenlenir. Alayın önünde Hacı Bayram Camiinin, üzerinde kutsal âyetler yazılı koyu renkli sancağı taşınır. Sancağın ardında, heybetli bir zat olan Sinop Mebusu Hoca Abdurrahman Efendi, başının üzerinde yeşil örtülü bir rahleyle yürür. Rahlenin üzerinde Kur’an-ı Kerim ve Lihye-i Sadet (Peygamberin sakalından tel) vardır. İki tarafta bir manga kadar asker yer almıştır.
Sonra ulema, şeyhler, sarıklı, kalpaklı, fesli mebuslar, ileri gelen idare adamlarıyla yüksek rütbeli askerler, Hacı Bayram Camiinden Millet Meclisinin açılacağı binaya doğru ilerler. O zamanki Ankara, bir kasaba görünüşündeydi. Karaoğlan Çarşısının iki tarafı küçük dükkânlar, hanlar, kahvelerle çevriliydi. Meydanın ötesine, berisine gelişigüzel kağnılar bırakılmıştır. Kağnı hayvanları çökertilmiştir. Fakat yolun ve meydancığın bu perişan görünüşüne rağmen, havada tekbir, tehlil seslerinin dalgalandırdığı heybetli bir mânâ eser.
Mustafa Kemal bu alayı Karaoğlan Çarşısında ve halk arasında karşılar, alaya katılır. Meclisin önüne varılınca üç kurban daha kesilir. Cemaatin âmin sesleri, tekbir ve niyaz avazeleriyle meydan uğuldar.
23 Nisan 1920′de, Ankara’da Büyük Millet Meclisinin bu açılış törenine ait resimler ne yazık ki pek zengin değildir. Fakat o zaman Meclisin açıldığı ve şimdi müze haline getirilen binada gene de bir resim vardır ki, o günün havasını, tiplerini ve görünüşünü oldukça iyi canlandırır. Bu resimde, ortada, o zamanki Ankara efelerinden bir kasap, göğsünde önlüğü, elinde bıçağıyla, ayağının dibinde çökertilen kurbanlardan birini kesmeye hazırlanmaktadır. Kurbanın postu üstüne, boyayla ay-yıldız işlenmiştir. Kasabın çevresi hocalar, imamlar, halktan adamlar ve o devir Ankara’sındaki askerleri canlandıran perişan kıyafetli, silâhlı erlerle çevrilmiştir. Şimdi müze duvarlarından birinde gittikçe silikleşen bu resmin havasında, bizi o günlere çeken öz, gerçek bir mânâ vardır.
23 Nisan 1920 günü o güneşli öğle havasında, Millet Meclisinin önünde dualar okunup, tekbirler getirildikten, kurbanlar kesildikten sonra Mustafa Kemal, Meclis binasının iki üç basamaklı merdivenini çıkar. Kırmızı-beyaz kurdeleler bağlanmış olan kapıya yaklaşır. Eline verilen bir makasla kurdeleleri keser. Meclise girilir. Kapıdan girenlerin dudakları, besmele ve hayır dualarıyla kımıldar.
Salona mektep sıraları yerleştirilmiştir. Karşı cepheye bir kürsü ve konuşma yeri yapılmıştır. Ankara’nın mahalle kahvelerinin birinden getirilen iki asma lâmba, Meclis tavanının münasip yerlerinden sarkıtılmıştır. Meclise girilince; Hacı Bayram sancağı, kürsünün arkasına yerleştirilir. Kur’an-ı Kerim’le Sakal-ı Şerif de Meclis kürsüsü üzerine konulur. Sonra hatim duaları ve Buharî-i Şerif okunur. Yeniden dualar başlar. Tekbirler getirilir. Nihayet sıra Meclisin açılışına gelir. Bu açılışa ancak 115 mebus katılabilmiştir. Bunlardan en yaşlı üye olarak Sinop Mebusu Şerif Bey kürsüye çıkar. İki kâtip seçilir. Reis nutkuna başlar. Reis açış nutkunun daha ilk cümlelerinde, İstanbul’un işgal edildiğini, hilâfet ve saltanat makamının esir olduğunu belirterek durumu Millet Meclisi kürsüsünden de açıklamış oluyordu:
“— Bu vaziyette boyun eğmek, milletimize teklif olunan ecnebi esaretini kabul etmek demektir. Ancak tam bir istiklâlle yaşamak katî azminde olan ve ezelî olarak hür ve serazat milletimiz, esaret vaziyetini kemal-i şiddetle reddederek, derhal vekillerini toplamış, büyük Meclisimizi vücuda getirmiştir. Dahilî ve harici tam bir istiklâl içinde mukadderatını bizzat deruhde ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilân ederek, Büyük Millet Meclisini açıyorum…”
Bu konuşmada, Büyük Millet Meclisinin kuruluşunu davet eden koşullarla, bu Meclisin niteliği ve davası kısa, fakat kesin şekilde özetlenmiştir. Yani İstanbul hükümeti esirdir. Fakat millet esareti kabul etmemektedir. Ezelden beri de hür yaşamıştır. Onun için artık kendi mukadderatını kendi eline almaktadır. Vekillerini seçerek kendi Meclisini kurmaktadır. Zaten kürsünün arkasındaki duvarda Arapça, fakat mânâlı bir levha vardır: “İşlerinizde meşveret ediniz!” Zaman gelecek, bu levhanın yerini Türkçe bir levha alacaktır: “Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir…”

Aydemir, Şevket Süreyya. [1964] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 249-250, 252.

 

Büyük Millet Meclisi’nin Dini Törenlerle Açılması [Aydemir]

5 Nov2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, Şevket Süreyya Aydemir:

Meclisin 22 Nisan olarak düşünülen açılış günü, daha sonra bu açılışın kutsal bir güne rastlaması için 23 Nisan cuma gününe ve cuma namazından sonraya alınmıştır. Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal’in bu hususta vilâyetlere, sancaklara, Müdafaa-i Hukuk merkezlerine, belediye reisliklerine ve kolordulara gönderdiği 21 Nisan tarihli genelge, aynı zamanda bir tören programı niteliği taşır. Birinci madde şöyledir:
“— Bimennih-il Kerim, Allahın lütfu ile Nisan’ın 23′üncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.”
Sonra maddeler devam eder:
“2 — Vatanın istiklâli, yüksek hilâfet ve saltanat makamının kurtuluşu gibi en mühim ve hayati vazifeleri ifa edecek olan bu Büyük Millet Meclisinin açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle bu günün mebrukiyetinden (kutluluğundan) istifade ve bütün meb’usin-i kiram hazeratı ile Hacı Bayram-ı Veli cami-i şerifınde cuma namazı kılınarak, Kur’an ve namazın nurlarından da faydalanılacaktır. Namazdan sonra Lihye-i Saadet ve Sancak-ı Şerifi taşıyarak daire-i mahsusaya gidilecektir. Daire-i mahsusaya girilmeden önce kurbanlar kesilerek dualar okunacaktır.
“3 — Bu günün kutsallığını teyid için, bugünden başlayarak her gün, vilâyet merkezinde hatim ve Buharî-i Şerif okunmaya girişilecektir. Hatmin sonu, teberrüken, cuma günü namazdan sonra Daire-i Mahsusa (Millet Meclisi) önünde tamamlanacaktır.
“4 — Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı suretle, bugünden başlayarak Buharî ve hatimler okunmasına girişilecek, cuma günü ezandan önce minarelerden salâvat-ı şerife okunacak ve hutbelerde, hilâfetmeâbımız, Padişahımız efendimiz hazretlerinin, namı- nâmî-i hümayunu anılırken, zat-ı şevketmeâb-ı padişahîlerinin ve memâlik-i şahane ile bütün tebaalarının bir an evvel kurtulmaları duası ilâveten zikrolunacaktır.”

Bu genelge daha sonra, vatanın her tarafında, vatan kurtuluşu yolundaki işlerin kutsallığı, her vatandaşın, kendi vekillerinden kurulan Millet Meclisinin vereceği vazifeleri yapmak mecburiyetinde olduğu üzerinde durulması için, bütün camilerde verilecek vaazları ve yapılacak duaları anlatmakla devam eder. Allahın yardımını dilemekle son bulur.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1964] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 241-243.

 

Birinci Meclis Döneminde İrtica [Atay]

11 Jun2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

İrtica, ki gene o devirde bütün kanunların bir defa da şer’iyye encümeninden geçmesini kanunlaştırmak isteyecek kadar taassup içinde idi, Mustafa Kemal’de kendi liderini bulmuyor ve zaferden sonra onun şimdi içinde sakladıklarını birer birer ortaya atacağını biliyordu. Mürteci olmayan muhalifler ise, dünya harbi sırasındaki Enver diktatoryasını unutamıyorlar, Mustafa Kemal’in ikinci bir asker diktatör olmasından korkuyorlardı.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 563.

 

Minaresiz Kubbe [Atay]

27 Apr2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Afyon milletvekili rahmetli Ali Bey Bayındırlık Bakanı olduğu vakit, birinci işi, minaresiz kubbe kilise kubbesi demektir, diye yargıtay toplantı salonunun kubbesini yıktırmak olmuştur. Böylece bütün ses tekniği bozulmuştur.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 462.

 

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası [Atay]

22 Apr2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın büyük bir hareketin temsilcisi olduğunu yazmıştık. Bu hareket türlü akımların kaynaşağı idi.
İçinde samimi demokrasi savaşları vardı. Bunlar şahsi veya takım tahakkümü olmaksızın, serbest seçimli hür bir murakabe meclisi taraflısı idiler. Bunlara Terakkiperver Cumhuriyet Partisinin idealistleri diyebiliriz. İçlerinde, işlerin dürüst gitmesinden, tahakküm ve yolsuzluk olmamasından başka bir şey istemeyen mütevazi memleketçiler vardı.
Yine hareketin içinde şahsi kinler ve rekabetler vardı. Bilhassa eski İttihatçılardan bir kısmını bu takıma katmak lazım gelir. Gericiler ise, pek tabii olarak, Terakkiperver’lerin safında idi.
Şahsi idareye nihayet vermek, Hakimiyet-i Milliye prensiplerine göre tam bir murakabe sistemi kurmak umumi parola idi. Mustafa Kemal’e karşı hususi bir kasıtları olmayıp yalnız otorite ve sistemden kurtulmak isteyenler de, Mustafa Kemal’i düşürmekten başka bir şey düşünmeyenler de, henüz başlayan devrimi, olduğu yerde durdurmak veya eski düzeni tekrar kurmak isteyenler de, hepsi bu parolada birlik idiler.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 438-439.

 

“Kemalizm, İbadetler Dışındaki Bütün Ayet Hükümlerini Kaldırmıştır” [Atay]

10 Feb2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Kemalizm, aslında büyük ve esaslı bir din reformudur. Tanrı, bir peygambere verdiği şeriatı, ikinci bir peygamberde değiştirmekle, hatta Kur’anın bir ayetindeki emrini başka bir ayette kaldırmakla hükümlerin toplum evrimini izlemesi gerektiğini göstermiştir. Fıkıh’da buna nesih diyoruz. Muhammed, son peygamber olduğuna göre, O’ndan sonra nesih hakkı insan aklına kalmıştır. Onun için İslam bilginleri, “zamanla hükümlerin değişeceği” içtihadında bulunmuşlardır. Mustafa Kemal’in yaptığı işte bu nesih hakkını kullanmaktı.
İslamda bütün şer’i meseleler iki büyük bölüme ayrılmıştır: Birinci bölüm, ahreti ilgilendirir ki ibadetlerdir: Oruç, namaz, hac, zekat! İkinci bölüm, dünyayı ilgilendirir ki bunlar da nikah ve aileye ait hükümlerle muamelat denen mal, borç, dava ilişkileri ve ukubat denen ceza hükümleridir. Kemalizm, ibadetler dışındaki bütün ayet hükümlerini kaldırmıştır.
Kaldı ki insan aklı nesih hakkını farzlar üzerine de götürebilir; zekat, kazanış ve gelir vergilerinin bulunmadığı bir devrin mirasıdır. Hac, Kabe’den faydalanan Mekkelilerin müslümanlığını sağlamak için konmuştur ve bu döviz çağında Hicaz dışındaki hiçbir yabancı müslüman halkı buna zorlanamaz. Namaz şekli de iskemle olmayan entarili halkın yaşayışına uygundur. Pantolon, etek ve hele başkasının ayağı değen yere yüz değdirmeyi yasak eden hijyen devrinde yürüyemez. Cenaze namazını neden ayakta kılıyoruz? Camiin dışında olduğu için! Bugünkü hijyen anlayışına göre Camiin içi ile dışı arasında fark yoktur.
Atatürk ibadet devrimine ezan ve namazı Türkçeleştirmekle başlamıştı. Gerçekte verdiği ilk emir ezan ve namazın Türkçeleşmesi idi. Muhafazakarların sözcülüğünü yapan İnönü, Atatürk’e yalvarmış, önce ezanı Türkçeleştirelim, sonra namaza sıra gelir, demişti. Arkadan dil ve Kur’an metni meseleleri çıkıp namazın Türkçeleşmesi gecikti idi. Atatürk sağ kalsaydı ibadet reformu olacağında da şüphe yoktu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 429-430.

 

Necmettin Sadık’ın Mektubu [Atay]

8 Feb2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Mustafa Kemal İzmir’de iken Matbuat Cemiyeti Reisi Necmettin Sadık, İstanbul gazetecileri ile lider arasında anlaşma imkanları aramıştı. İstiklal mahkemesi hiçbir gazeteciyi mahkum etmediği için, hava da böyle bir anlaşmaya elverişli idi. Bütün bu hadiselerin geçtiği zaman üzerine okurlarımın daha iyi bir fikir edinmeleri için Necmettin Sadık’tan aldığım mektubu buraya nakletmek istiyorum:

“İki mühim sual sordum: 1- Madem ki, Cumhuriyet bir emr-i vâki suretinde ilân edildi. (Kendisi böyle anlatmıştı) demek ki, Mecliste cumhuriyete muarız kuvvetli bir hizip var. Fakat cumhuriyet tamam olmadı. Bunun icabatını Meclisten nasıl geçireceksiniz? Yoksa başka emr-i vâkiler oluncaya kadar cumhuriyet böyle eksik mi kalacak? Medreseler, şer’iye mahkemeleri, Şer’iye Vekâleti vs. ne zaman kalkacak? Teşkilât-ı Esasiye’deki din maddesi kalacak mı?
“Paşa, Meclisten geçse de geçmese de, bunların hepsinin yapılacağını söyledi.
“— Madem ki bu Meclis cumhuriyet ilân etmeye kendisini salâhiyetli gördü. O halde başka bir Meclisde başka bir ekseriyet bir gün meşrutiyet ilân ederse ne yaparız? dedim.
“— Olabilir. Fakat hepsini sopa ile kovarız, dedi.
“Bunun için Fırkanın başında kalmak istediğini ve hakiki bir Cumhuriyet Fırkası teşkil edeceğini ilâve etti.
“Hüseyin Cahit, Cumhurreisliği ile fırka reisliğinin beraber olamayacağını söyledi. Hem epeyce sert ve serbest söyledi. Paşa uzun uzadıya cevap verdi.
“Konuştuğumuz şeylerden çıkan esaslı neticeler şunlardır: Hilâfeti kaldıracak, mevcut devlet teşkilâtını tâ esasından yıkacak ve yeni bir bina kuracak. Gidişten memnun değildir. Radikal hareket etmeye karar vermiştir. Fakat bunun için kuvvetli, mütecanis bir firkaya ihtiyaci var. Azim ve kararı müthiştir. Bunun karşısında dayanmaya imkân yoktur.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 425-426.