• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Tanzimat, Mecelle ve Cumhuriyet [Aydemir]

30 Jun2015
 

Şevket Süreyya Aydemir’in Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938 adlı kitabından bir pasaj:

Tanzimat aslında, Osmanlı ülkesinde yaşayan Hıristiyanları korumak bahanesiyle Türkiye’ye müdahale vesileleri icat eden yabancı devletlere karşı, bir oyalama ve korunma tedbiri sayılabilir. Müslüman ve Hıristiyan tebaanın eşitliğini, “mal ve can emniyetini” ilan ederek, dıştan baskıları mümkün olduğu kadar önlemek çabasından pek de ileriye gidemez. Fakat Tanzimatla beraber ne de olsa, Batı esaslarından faydalanılarak bazı kanunların çıkarılmasına geçilmiştir. Ama medenî hukuk, Mecelle denilen bir kanunlar manzumesi içinde toplayan bu harekette de Şark fıkhından (Doğu dini hükümlerinden) ayrılınamadı. Batı usulünde mahkemeler yanında, şer’iyye mahkemeleri devletin hukuk yapısında devam etti. Arada bazı Fransız kanun sistemlerinden faydalanmaya çalışılmıştır. Zaten o devirde bizim için Batı ve medeniyet demek Fransa demekti. …

Yazının devamı »

 

Meşrutiyet Dönemi Yayınlarında Taassup Karşıtlığı [Aydemir]

13 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Gerçi Meşrutiyet devrinde taassuba karşı çıkanlar olmuştur. Abdullah Cevdet’in İçtihat dergisi taassuba cephe alıştı. Bu derginin yazarlarından Hakkı Beyin “Batıl İtikatlara Karşı İlanı Harp” isimli eseri yankı uyandırmıştı. Lui Bohner’in Madde ve Kuvvet isimli eseri aydınları meşgul etmişti. Fikret’in Tarih-i Kadim‘i de aydınların ezberlerindendeydi. Bunlara benzer daha bazı yayınlar da yapıldı. Bir Meşrutiyet aydını olarak Mustafa Kemal’in bu yayınları takip ettiği bilinmektedir. Mesela Diyarbakır cephesinde bu kitapları masasında bulundurduğu, okuduğu, bunlar üzerinde etrafındakilerle konuştuğu, notlar aldığı malumdur. Şu halde, Gazi, hür düşünce cereyanlarına yabancı değildi. Ama şu var ki bu yayınların hepsi, ancak taassuba karşı çıkıştan ibaretti. Sistemli bir doktrin savaşı haline gelmemişti.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 167-168.
 

Halifeliğin Kaldırılması [Aydemir]

11 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Gazi’nin daha 15 Şubat 1924’te, yani İzmir’e hareketinden önce İsmet Paşa ile, hilafetin kaldırılması bahsinde konuşup görüş birliğine vardığı anlaşılmaktadır. Mesele Halk Fırkası grubuna 2 Mart’ta getirildi. Zaten 1 Mart’ta Meclis açış nutkunda, dinin siyasetten ayrılması, terbiye ve tedrisatın birleştirilmesi konularında işaretler vardı. İzmir Harp Oyunları sırasında İsmet Paşayla muhaverelerinde, hilafet müessesesine karşı sert görüşlerini açıkça bildirmişti. Rauf Bey meselesi dolayısıyla daha önce fırkada yapılan görüşmelerde de dokunaklı sözler geçmişti. Mesela şu sözler İsmet Paşa’nındır:

Yazının devamı »

 

Mustafa Kemal’in Balıkesir Camii Konuşması [Aydemir]

3 Jan2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

İzmir’den sonra Akhisar’da konuştu. Fakat o yolculukta en ilgi çekici konuşmasını, 7 Şubat 1923’te Balıkesir’de, Paşa camiinde yaptı. Bu konuşma, çeşitli maksatlarla daima bahis konusu edilegelmiştir.

Yazının devamı »

 

“Her Sabrın Bir Sınırı Vardır” [Aydemir]

28 Dec2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

“[Ocak 1923’te, İzmit’te] Gazi’ye soruyorlardı:

“- Yeni hükümetin dini olacak mı?

Yazının devamı »

 

Vahdettin’in Halifelikten İndirilmesi [Aydemir]

27 Dec2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

18 Kasım’da Ankara’da Büyük Millet Meclisi toplanarak, yeni bir Halife intihabı işini görüşmeye başladı. Skolastik havası gene ortalığı sarmak istidadını gösterdi. Aslında bir unvandan ibaret olan, hiçbir İs­lam memleketinin fiilen ilgilenmediği gölge Halifelik müessesesi, gene kutsalların kutsalı gibi yüceltilmek istendi. Övüldü, savunuldu. Fakat Gazi gene kürsüye çıktı ve başka bir dille konuştu:

Yazının devamı »

 

23 Nisan 1920’de Meclis’in Açılması [Aydemir]

6 Nov2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, Şevket Süreyya Aydemir:

Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de açıldı. Ana hatlarını verdiğimiz çağırı genelgesinin şartları ve havası içinde toplandı. Bu genelgenin, aynı zamanda bir açılış programını içine alan esasları aksaksız uygulandı.
Güneşli bir gündü. Bir öğle zamanıdır. Hacı Bayram Camiinde cuma namazı kılınır. Dualar okunduktan sonra camiin dışında bir alay düzenlenir. Alayın önünde Hacı Bayram Camiinin, üzerinde kutsal âyetler yazılı koyu renkli sancağı taşınır. Sancağın ardında, heybetli bir zat olan Sinop Mebusu Hoca Abdurrahman Efendi, başının üzerinde yeşil örtülü bir rahleyle yürür. Rahlenin üzerinde Kur’an-ı Kerim ve Lihye-i Sadet (Peygamberin sakalından tel) vardır. İki tarafta bir manga kadar asker yer almıştır.
Sonra ulema, şeyhler, sarıklı, kalpaklı, fesli mebuslar, ileri gelen idare adamlarıyla yüksek rütbeli askerler, Hacı Bayram Camiinden Millet Meclisinin açılacağı binaya doğru ilerler. O zamanki Ankara, bir kasaba görünüşündeydi. Karaoğlan Çarşısının iki tarafı küçük dükkânlar, hanlar, kahvelerle çevriliydi. Meydanın ötesine, berisine gelişigüzel kağnılar bırakılmıştır. Kağnı hayvanları çökertilmiştir. Fakat yolun ve meydancığın bu perişan görünüşüne rağmen, havada tekbir, tehlil seslerinin dalgalandırdığı heybetli bir mânâ eser.
Mustafa Kemal bu alayı Karaoğlan Çarşısında ve halk arasında karşılar, alaya katılır. Meclisin önüne varılınca üç kurban daha kesilir. Cemaatin âmin sesleri, tekbir ve niyaz avazeleriyle meydan uğuldar.
23 Nisan 1920’de, Ankara’da Büyük Millet Meclisinin bu açılış törenine ait resimler ne yazık ki pek zengin değildir. Fakat o zaman Meclisin açıldığı ve şimdi müze haline getirilen binada gene de bir resim vardır ki, o günün havasını, tiplerini ve görünüşünü oldukça iyi canlandırır. Bu resimde, ortada, o zamanki Ankara efelerinden bir kasap, göğsünde önlüğü, elinde bıçağıyla, ayağının dibinde çökertilen kurbanlardan birini kesmeye hazırlanmaktadır. Kurbanın postu üstüne, boyayla ay-yıldız işlenmiştir. Kasabın çevresi hocalar, imamlar, halktan adamlar ve o devir Ankara’sındaki askerleri canlandıran perişan kıyafetli, silâhlı erlerle çevrilmiştir. Şimdi müze duvarlarından birinde gittikçe silikleşen bu resmin havasında, bizi o günlere çeken öz, gerçek bir mânâ vardır.
23 Nisan 1920 günü o güneşli öğle havasında, Millet Meclisinin önünde dualar okunup, tekbirler getirildikten, kurbanlar kesildikten sonra Mustafa Kemal, Meclis binasının iki üç basamaklı merdivenini çıkar. Kırmızı-beyaz kurdeleler bağlanmış olan kapıya yaklaşır. Eline verilen bir makasla kurdeleleri keser. Meclise girilir. Kapıdan girenlerin dudakları, besmele ve hayır dualarıyla kımıldar.
Salona mektep sıraları yerleştirilmiştir. Karşı cepheye bir kürsü ve konuşma yeri yapılmıştır. Ankara’nın mahalle kahvelerinin birinden getirilen iki asma lâmba, Meclis tavanının münasip yerlerinden sarkıtılmıştır. Meclise girilince; Hacı Bayram sancağı, kürsünün arkasına yerleştirilir. Kur’an-ı Kerim’le Sakal-ı Şerif de Meclis kürsüsü üzerine konulur. Sonra hatim duaları ve Buharî-i Şerif okunur. Yeniden dualar başlar. Tekbirler getirilir. Nihayet sıra Meclisin açılışına gelir. Bu açılışa ancak 115 mebus katılabilmiştir. Bunlardan en yaşlı üye olarak Sinop Mebusu Şerif Bey kürsüye çıkar. İki kâtip seçilir. Reis nutkuna başlar. Reis açış nutkunun daha ilk cümlelerinde, İstanbul’un işgal edildiğini, hilâfet ve saltanat makamının esir olduğunu belirterek durumu Millet Meclisi kürsüsünden de açıklamış oluyordu:
“— Bu vaziyette boyun eğmek, milletimize teklif olunan ecnebi esaretini kabul etmek demektir. Ancak tam bir istiklâlle yaşamak katî azminde olan ve ezelî olarak hür ve serazat milletimiz, esaret vaziyetini kemal-i şiddetle reddederek, derhal vekillerini toplamış, büyük Meclisimizi vücuda getirmiştir. Dahilî ve harici tam bir istiklâl içinde mukadderatını bizzat deruhde ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilân ederek, Büyük Millet Meclisini açıyorum…”
Bu konuşmada, Büyük Millet Meclisinin kuruluşunu davet eden koşullarla, bu Meclisin niteliği ve davası kısa, fakat kesin şekilde özetlenmiştir. Yani İstanbul hükümeti esirdir. Fakat millet esareti kabul etmemektedir. Ezelden beri de hür yaşamıştır. Onun için artık kendi mukadderatını kendi eline almaktadır. Vekillerini seçerek kendi Meclisini kurmaktadır. Zaten kürsünün arkasındaki duvarda Arapça, fakat mânâlı bir levha vardır: “İşlerinizde meşveret ediniz!” Zaman gelecek, bu levhanın yerini Türkçe bir levha alacaktır: “Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir…”

Aydemir, Şevket Süreyya. [1964] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 249-250, 252.

 

Büyük Millet Meclisi’nin Dini Törenlerle Açılması [Aydemir]

5 Nov2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II, Şevket Süreyya Aydemir:

Meclisin 22 Nisan olarak düşünülen açılış günü, daha sonra bu açılışın kutsal bir güne rastlaması için 23 Nisan cuma gününe ve cuma namazından sonraya alınmıştır. Heyet-i Temsiliye namına Mustafa Kemal’in bu hususta vilâyetlere, sancaklara, Müdafaa-i Hukuk merkezlerine, belediye reisliklerine ve kolordulara gönderdiği 21 Nisan tarihli genelge, aynı zamanda bir tören programı niteliği taşır. Birinci madde şöyledir:
“— Bimennih-il Kerim, Allahın lütfu ile Nisan’ın 23’üncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.”
Sonra maddeler devam eder:
“2 — Vatanın istiklâli, yüksek hilâfet ve saltanat makamının kurtuluşu gibi en mühim ve hayati vazifeleri ifa edecek olan bu Büyük Millet Meclisinin açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle bu günün mebrukiyetinden (kutluluğundan) istifade ve bütün meb’usin-i kiram hazeratı ile Hacı Bayram-ı Veli cami-i şerifınde cuma namazı kılınarak, Kur’an ve namazın nurlarından da faydalanılacaktır. Namazdan sonra Lihye-i Saadet ve Sancak-ı Şerifi taşıyarak daire-i mahsusaya gidilecektir. Daire-i mahsusaya girilmeden önce kurbanlar kesilerek dualar okunacaktır.
“3 — Bu günün kutsallığını teyid için, bugünden başlayarak her gün, vilâyet merkezinde hatim ve Buharî-i Şerif okunmaya girişilecektir. Hatmin sonu, teberrüken, cuma günü namazdan sonra Daire-i Mahsusa (Millet Meclisi) önünde tamamlanacaktır.
“4 — Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı suretle, bugünden başlayarak Buharî ve hatimler okunmasına girişilecek, cuma günü ezandan önce minarelerden salâvat-ı şerife okunacak ve hutbelerde, hilâfetmeâbımız, Padişahımız efendimiz hazretlerinin, namı- nâmî-i hümayunu anılırken, zat-ı şevketmeâb-ı padişahîlerinin ve memâlik-i şahane ile bütün tebaalarının bir an evvel kurtulmaları duası ilâveten zikrolunacaktır.”

Bu genelge daha sonra, vatanın her tarafında, vatan kurtuluşu yolundaki işlerin kutsallığı, her vatandaşın, kendi vekillerinden kurulan Millet Meclisinin vereceği vazifeleri yapmak mecburiyetinde olduğu üzerinde durulması için, bütün camilerde verilecek vaazları ve yapılacak duaları anlatmakla devam eder. Allahın yardımını dilemekle son bulur.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1964] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1919-1922, Cilt II. İstanbul: Remzi Kitabevi. 241-243.

 

Birinci Meclis Döneminde İrtica [Atay]

11 Jun2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

İrtica, ki gene o devirde bütün kanunların bir defa da şer’iyye encümeninden geçmesini kanunlaştırmak isteyecek kadar taassup içinde idi, Mustafa Kemal’de kendi liderini bulmuyor ve zaferden sonra onun şimdi içinde sakladıklarını birer birer ortaya atacağını biliyordu. Mürteci olmayan muhalifler ise, dünya harbi sırasındaki Enver diktatoryasını unutamıyorlar, Mustafa Kemal’in ikinci bir asker diktatör olmasından korkuyorlardı.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 563.

 

Minaresiz Kubbe [Atay]

27 Apr2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Afyon milletvekili rahmetli Ali Bey Bayındırlık Bakanı olduğu vakit, birinci işi, minaresiz kubbe kilise kubbesi demektir, diye yargıtay toplantı salonunun kubbesini yıktırmak olmuştur. Böylece bütün ses tekniği bozulmuştur.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 462.