Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:
Dağıldıktan sonra dostum Abdülkadir yanıma geldi. Kendisi bir defa demişti ki:
- Ben Asya Türklerinin çoğunun lehçelerini biliyorum. Sizin ve Yakup Kadri’lerin lehçesini de anlıyorum. Benim aklımın ermediği bir lehçe varsa, o da Türk Dil Kurumunun lehçesi!
Dolmabahçe Sarayı’nın üst holünde:
- Görüyorum ki, pek sıkılıyorsunuz, dedi. Siz bana güçlük çektiğiniz kelimeleri söyleyiniz. Biz Türkçe asla vardırabiliriz, dedi.
- İşte “hüküm” kelimesi, dedim.
- Yarına kadar müsaade ediniz.
Ertesi gün bazı lehçelerde “ök”ün akıl manasına geldiğine, bunun bir takım lehçelerde “uk” şeklini aldığına ve yakutçada “um” eki ile kelime yapılabildiğine dair vesikalar getirdi. Toplantı açılınca ben:
- Hüküm kelimesi Türkçedir, dedim.
Çünkü “ük-üm” meseleyi halletmekte idi. Akşamları komisyonun çalışmalarını Atatürk’e götürürdüm. Bu yakıştırma ile böyle ehemmiyetli bir kelime kazanmaklığımızdan pek memnun kaldı. İstiyordu ki, Türkçede mümkün olduğu kadar çok kelime bırakalım, ancak bu kelimelerin Türkçe olduğunu da izah edebilelim.
Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 520-521.


