• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Mevcut Kelimelerin Türkçe Olduklarını "İzah Etmek" [Atay]

20 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Dağıldıktan sonra dostum Abdülkadir yanıma geldi. Kendisi bir defa demişti ki:
– Ben Asya Türklerinin çoğunun lehçelerini biliyorum. Sizin ve Yakup Kadri’lerin lehçesini de anlıyorum. Benim aklımın ermediği bir lehçe varsa, o da Türk Dil Kurumunun lehçesi!
Dolmabahçe Sarayı’nın üst holünde:
– Görüyorum ki, pek sıkılıyorsunuz, dedi. Siz bana güçlük çektiğiniz kelimeleri söyleyiniz. Biz Türkçe asla vardırabiliriz, dedi.
– İşte “hüküm” kelimesi, dedim.
– Yarına kadar müsaade ediniz.
Ertesi gün bazı lehçelerde “ök”ün akıl manasına geldiğine, bunun bir takım lehçelerde “uk” şeklini aldığına ve yakutçada “um” eki ile kelime yapılabildiğine dair vesikalar getirdi. Toplantı açılınca ben:
– Hüküm kelimesi Türkçedir, dedim.
Çünkü “ük-üm” meseleyi halletmekte idi. Akşamları komisyonun çalışmalarını Atatürk’e götürürdüm. Bu yakıştırma ile böyle ehemmiyetli bir kelime kazanmaklığımızdan pek memnun kaldı. İstiyordu ki, Türkçede mümkün olduğu kadar çok kelime bırakalım, ancak bu kelimelerin Türkçe olduğunu da izah edebilelim.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 520-521.

 

"Efendim Türkçede beşyüz kelime mi vardır? İşte lügat budur, derim, üstünü yasak ederim" [Atay]

19 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Artık pek tartışmalı toplantılar yapıyorduk. Aramızda frenkçe hangi kelimeyi ortaya atsanız aslının Türkçe olduğunu iddia eden rahmetli Yusuf Ziya veya Arapça kelimelerin köklerini Türkçeye çıkaran Naim Hazım üstadımız olduğu halde ve bir kelimenin kökü Türkçe ise onu bugünkü kulanıldığı şekilde kullanmak gibi bir prensip üzerinde de anlaşmışken, hiçbir lüzumlu kelimeyi lügatte bırakamıyorduk. Bu devirde biz şiveciler ne kadar kelime teklif ettikse, hemen hepsi sevilmiştir ve dilde kalmıştır. Bunlarn yekunu yüzlercedir. Özleştirmecilerin teklifleri ise uydurmacılık damgası yiyerek hareketin de kötülenmesine neden olmuştur. İçlerinden biri demişti ki:
– Efendim Türkçede beşyüz kelime mi vardır? İşte lügat budur, derim, üstünü yasak ederim.
Bir başkası:
– Kelimenin güzeli çirkini olmaz, diyordu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 519-520.

 

Türkleri (Biraz Zorlamayla Da Olsa) Aşağılık Duygusundan Kurtarmak [Atay]

18 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Türklerin bize öğrettiklerinden başka türlü bir tarihi olduğu ve Türkçenin bağımsız bir ilim ve edebiyat dili olabileceği kanısı, Türklük gururu ile göğsü durmadan kabarıp inen Atatürk’e büyük bir şevk verdi. Biraz zorlama da olsa, Türkler onulmaz aşağılık duygusundan, yani bir medeniyet tarihleri ve bir ilim ve edebiyat dilleri olmadığı tevekkülünden kurtulmalı, hatta bu aşağılık duygusunu, medeniyete ve ilme hizmet eden başlıca milletlerden olmak üstünlüğü duygusu ile değiştirmeli idiler. Böyle bir duygu değiştirmede arapça kadar zengin ve sağlam temelli bir dilleri olduğuna inanmaları da şart idi.
Atatürk, eski yazılarında ve büyük “Nutk”unda görüleceği üzere, Osmanlıca inşa terbiyesi görmüştür. Yazı dili, Edebiyat-ı Cedide’den daha geri, Namık Kemal mektebine yakındır. 1912’den eberi Türkçeciliğe doğru değişmekte olanların zevki ile, Atatürk’ün 1930’daki dil zevki arasında büyük bir fark olması tabii idi.
Biz Türkçüler eski sadeleştirmecilerden bir hayli ileride idik. Sadeleştirmeciler Osmanlıcayı reddetmemişlerdir. “Calib-i nazar-ı dikkat” yerine “nazar-ı dikkati celbeden” sözü bir sadeleşme örneği idi.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 509-510.

 

Osmanlı ve Sonrasında Türklük [Atay]

17 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Osmanlı tarihi, Osmanlı hanedanından önceki Türklüğe barbar gözü ile bakar. Türklüğe, ancak, Arap-İslam dünyası içinde şahsiyetini kaybettiği kadar değer verir. Osmanlı edebiyatı, Türkçenin Arap ve Fars dillerinin kelime ve kaide egemenliği altında yaşayabileceği davasını tutar. Türk’ler medeniyet bakımından tarihsiz, ilim ve edebiyat bakımından dilsizdirler.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 508.

 

Hıristiyan Halkın Tasfiyesi ve "Yeni Türk Tarihi" [Atay]

9 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Biz Trakya ve Anadolu’dan Hıristiyan halkı tasfiye etmekle, memleket ekonomisini köklerinden sökmüştük. Her yerde bağlar bozulmakta, zeytinlikler yabanileşmekte veya kesilmekte, balık avcılığı ölmekte, çarşılar kapalı durmakta idi. 1924 Türkiye’sinin gerçeklerini bilmeyen, yeni Türk tarihi hakkında hiçbir şey öğrenemez.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 489-490.

 

Ermeni Faciası [Atay]

8 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Birinci Dünya Harbinde, kendi isyanları ve Çar orduları ile işbirliği etmeleri yüzünden, Ermeni faciası olmuştur. Ne acıklı şeydir ki, bu facia olmasaydı, Kuvay-ı Milliye hareketi tutunamazdı. Muzaffer devletler mütarekenin daha ilk günlerinde Kafkas sınırlarından Kilikya’ya doğru uzanan Ermenistan devletini kuracaklardı.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 489.

 

1914 Yılında Anadolu'nun Yaklaşık %40'ı Gayrimüslimdi [Atay]

7 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Birinci Dünya Harbinden önceki kilise nüfus kayıtlarına göre (çünkü doğrusu bunlardır) Anadolu’da Türk ve Müslüman olmayanların nisbeti yüzde kırka yaklaşmakta idi.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 488.

 

Tanzimat, Cumhuriyet ve Türklük [Atay]

5 May2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Tanzimat edebiyatında “- Ben Türküm,” diyen bir iki aydının nerede ise heykelini dikeceğiz. İnkılap Türkiye’sinde “- Ben Türküm,” demiyen aydın kalmamıştır.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 485.

 

Ankara'da Gayrimüslimler [Atay]

29 Jan2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Vaktiyle hıristiyanlar Ankara’nın da bütün iyi geçim ve kazanç kaynakları üstünde kurulmuşlar, kalenin istasyona bakan sırtını konakları, otelleri, lokanta ve hanları ile donatmışlar. Çankaya ve Keçiören semtlerine de asma, yemiş ve gölge ağacı dikerek yaz için serince birer köşe edinmişler. Biz Türkler efendiliğimizle kalmışız ama, onlar, çorbacımız kesilmişler, 923’te Ankara’ya geldiğimiz vakit, bağ evleri müstesna, hıristiyan mahallesinden eser yoktu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 381-382.

 

İzmir Rum, Van Ermeni İdi [Atay]

30 Nov2008
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

İzmir 1914’den önce ticaretçe, varlıkça, yaşayışça rumdu. Van ermeni idi.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 210.