“Ne Mutlu Türküm Diyebilene”, Ahmet Yıldız:
Etnik ve teritoryal ulusçuluk ayırımına paralel bir ayırım da, kültürel (kulturnation) ve siyasi (staatsnation) uluslar arasındaki ayırımdır. …
Siyasi ulus fikri, ferdi ve kolektif kendi kaderini tayin düşüncesi üzerinde yapılanmış ve ferdi hür irade ve ulusa duyulan sübjektif sadakatten doğmuştur. … Siyasi ulus kavramının somut tarihi referanslarını Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri oluşturur. Bu üç ülkede, iç siyasi dönüşüm süreci sosyoekonomik statü, etnik köken ve dini inançlardan bağımsız olarak üyeleri hukuk önünde eşit, siyasi bilinç sahibi fertlerden oluşan ulusu doğurmuştur. Siyasi ulusçuluğun amacı ulusal topluluğun modern dünyaya eşit katılımını mümkün kılacak ortak vatandaşlığa dayalı özerk devleti gerçekleştirmektir.
Kültürel ulus anlayışı ise ortak tarihi miras ve dil, müstakil bir yerleşim yeri, din, gelenekler ve tarih gibi görünürde objektif ölçüler üzerine kuruludur ve ulusal devlet ya da diğer herhangi siyasi bir organın aracılığını gerektirmez. Birlik bilinci ve birlikte bulunma duygusu devletten bağımsız olarak gelişebilen bir duygudur. Kültürel ulus anlayışı, kişiye bağlı bulunduğu ulusu seçme konusunda çok az alan bırakır. Bu yüzden, 19. yüzyılda ortaya çıkmaya başlayan ulusal birlik hareketleri, ulusu devleti önceleyen ve ortak tarihi ya da kültürel değerlere ve sosyal bağlara dayalı bir varlık olarak öngörmüştür. Siyasi ulusa doğru ilk adımlar, kültürel ulus siyasileşerek devletçi fikirler kökleştiğinde atılır. Ortak tarihi miras ve dil üzerindeki vurgusuyla ortaya çıkan kültürel ulus ilkesi, orta Avrupa, İtalya ve bazı farklılıklarla Doğu Avrupa’da doğan ulusların taşıdığı bir özellik olmuştur.
Kültürel ulusçuların amacı, özgün bir tarihi topluluğun “hayat tarzı”nı moral açıdan yeniden üretmektir. Spontane sosyal bir düzen olarak ulus, bir devlet gibi “yukarıdan” atılacak adımlarla inşa edilemez. Bu, ancak, ulus içindeki bölgesel, mesleki, dini vs., gibi tabii farklılıklara özen gösteren ve “alttan” atılacak adımlarla yapılabilir. Kültürel ulusçu hareketler, hedef kitlesi içindeki farklı kesimleri ortak bir öz etrafında toplamaya çalışan ve bunu merkeziyetçi olmayan bir yapılanma içinde tarih ve dil dernekleri, dramatik gruplar, yayın merkezleri ve siyasi partiler kurarak yapmaya çalışan eğitim hareketleridir. Ulusal kimliği inşa teknikleri arasında ulusa bir ad koyma, kutsal ulusal mekanlara “hac” ziyaretleri düzenleme ve kültürel özgünlük ve üstünlük duygusunu geliştirme gibi unsurlar bulunmaktadır. Süreç içinde siyasi ulusçuluğa dönüşme eğilimini içinde barındırsa da, kültürel ulusçuluk hareketlerinin amaçları ve teknikleri siyasi ulusçuluğun kullandıklarından farklıdır.
Öte yandan, uygulamada, kültürel ve siyasi ulusçuları, her ikisi de egemenliğin halka ait olduğu ve dünyanın, her biri kendi özgün vatanına sahip uluslardan oluştuğu gibi ulusçu teorinin çekirden önermelerini benimsediği için, birbirinden ayırt etmek güçtür.
Yıldız, Ahmet. [2001] 2007. “Ne Mutlu Türküm Diyebilene”: Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938). İstanbul: İletişim Yayınları. 37-39.