• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Babıali Baskını: İlk Darbe Tecrübesi [Aydemir]

23 Aug2009
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1881-1919, Cilt I, Şevket Süreyya Aydemir:

“Babıâli Baskını” denilen bu olay hakkında çok şeyler yazılmıştır. Aslında 30-40 kişilik bir İttihatçı grubunun, başlarında beyaz bir ata bindirilen Enver Bey olduğu halde başardıkları bu baskın, yakın tarihimizin heyecan verici bir olayı olarak daima hatırlanacaktır.
Anlaşıldığına göre, aralarında Enver Beyin de dahil olduğu başlıca İttihatçıların hazırladığı bu baskının planı, Talât Beyindir.
Talât Bey planını, birtakım hazırlıklar, propagandalarla, insanların, çevrelerin kazanılması esasına değil, doğrudan doğruya gözü pek beş on kişinin, etraflarına kırk elli arkadaş alarak Babıâli’de kabineyi basıp, iktidarı zorla ele almaları esasına bağlamıştır. Enver Bey icracıların başında olacaktı. Öyle de oldu. Önceden yapılan birtakım görüşmelerden sonra Enver Beyle, cemiyetin silâhşörlerinden Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil, Mustafa Necip, Babıâli civarında olan İttihat ve Terakki merkezinde hazırlandılar. Enver Beyi bir ata bindirerek Babıâli’ye doğru indiler. Aşağıda, yani Sirkeci tarafındaki Meserret kıraathanesinde toplanan Talât Bey ve arkadaşları yukarıya doğru yürüdüler. Hatip Ömer Naci, karışıklığa koşacak kalabalığı nutuklarıyla ateşlendirmek üzere hazırdı. Nihayet Babıâli kapıları tutuldu. Bunun üzerine Enver doğru Babıâli’ye girdi. Kabinenin toplandığı odaya saldırdı. Bu sırada dışarıda bazı mukavemetler oldu. Önce sadaret yaveri Yarbay Nafiz Bey odasından fırlayınca vuruldu. Sonra Harbiye Nâzırının Yaveri Tevfik Bey aynı akıbete uğradı. Kabine toplantısından dışarıya fırlayan Harbiye Nâzırı Nâzım Paşa da bir kurşunla yere serildi. O sırada baskıncılardan Mustafa Necip de öldü. Onu, son nefesini veren Nafiz Bey vurmuştu.
Sonra Enver, yanına Sapancalı Hakkı, Yakup Cemil, İzmitli Mümtaz gibi silâhşörlerini alarak hemen kabinenin toplandığı odaya daldı. Fakat silâh sesleriyle beraber kabine âzâları birer tarafa dağılmıştılar. Masanın başında yalnız ihtiyar Sadrazam Kâmil Paşa vardı. Arkasında saraydan biraz önce gelmiş olan Saray Başkâtibi Fuat Bey ayakta idi. Enver odanın tam ortasında hazırol vaziyetinde sadrazamı selâmladıktan sonra:
– Millet sizi istemiyor. İstifanâmenizi yazınız! dedi. Neticede şu oldu ki, sadrazam istifanâmesini yazdı.
Enver Bey birkaç arkadaşıyla hemen saraya koştu. Aynı gün daha akşam olmadan sadarete Mahmut Şevket Paşanın tayin olduğuna dair iradeyi getirmişti. Bu irade Babıâli’de usulü dairesinde okundu. Hükümet devrilmiş, İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarı almıştı. Polis idaresi zaten baskın sırasında devralınmıştı. Cemal Bey (Paşa) İstanbul muhafızı olarak şehrin kontrolüne el koymuştu. Baskın sırasında Ömer Naci, Babıâli’nin önünde, etrafa toplanan meraklılarla, ne olduğunu bile anlamayan muhafız askerlere ateşli nutuklar çekerek etrafı çınlatıyordu.
Enver Bey sarayda padişahtan, Mahmut Şevket Paşanın sadaret fermanını aldıktan başka, Ahmet İzzet Paşanın genelkurmay başkanlığı ve başkumandanlık vekâleti ferman ve emirlerini de almıştı. Merkez kumandanlığına, Enver Beyin amcası Halil Bey (Paşa) getirildi. İttihatçılardan Azmi Bey polis müdürlüğü makamına oturmuştu bile. Ondan sonra kabine, tam değilse de, İttihat ve Terakki kontrolunda bir kabine olarak kuruldu.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1963] 2007. Tek Adam: Mustafa Kemal 1881-1919, Cilt I. İstanbul: Remzi Kitabevi. 159-161.

 

Yasak Bölge Anlayışı ve Genelkurmay [Atay]

24 Jun2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Bu yasak bölge anlayışı memleketin pek verimli köşelerini yolsuz, nüfussuz ve kör bırakmıştır. Bir gün İzmir’in yasak bölge içinde nefes alamadığını söylediğimde Mareşal zihniyetindeki bir komutan:
– Bence İzmir şehrini liman dışına çıkarmak lazımdır, demişti.
Bir defa da İzmit’ten tersaneyi kaldırmak meselesinde Mareşal:
– Siz tersaneyi bırakınız da, kağıt fabrikasını nereye götüreceksiniz, ona yer hazırlayınız, diyordu.

Yalova İstanbul vilayetine bağlanıp da turistik tesisler yapılmasına başlandığı vakit, İzmit körfezinde kuş uçurmayan Genel Kurmay Başkanı:
– Pekala pekala. Bir gün Yalova’nın beş kilometre berisine bir top koyarım meseleyi hallederim, demişti.
Bir top kondu mu bilmem kaç kilometre etrafı yasak bölge olurdu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 590-591.

 

Genelkurmay, Radyo Anteni ve Casusluk [Atay]

22 Jun2009
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Bir zamanlar Genel Kurmayın yasak bölge anlayışı hatıra hayale gelmez bir darlıkta idi. Anadolu Ajansı idare meclisinde iken birkaç arkadaş radyo imtiyazı ile ajans bütçesini kuvvetlendirmek istedikti. Bu ilk şirket, İstanbul’da Türk olmayanlar da oturduğu için, bu şehir halkına anten hakkı verilmemek yüzünden iflas etmiştir. O devir radyoları şehir içinde bile yayınları antensiz alamayacak kadar zayıftı. Birkaç defa rahmetli Mareşale gitmiştim:
– Olmaz. Anten olursa verici istasyonları da kurulabilir, casusluk olur, diyordu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 590.

 

II. Meşrutiyet Döneminde Ordu ve Politika [Atay]

7 Nov2008
 

Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar, Falih Rıfkı Atay:

Ordu politika batağı içinde idi. Teğmen Yarbaya selam vermez olmuştu. Talat (sonradan sadrazam Talat Paşa…):
– Vallahi ben de şaştım, kaldım, diyordu.
Mustafa Kemal:
– Orduyu hemen politikadan çekmelidir. Bu yapılmazsa ordu bir kuvvet olmaktan çıkar, diye direniyordu.

Mustafa Kemal politika içinde giren bir ordunun savaş gücünü kaybedeceğini misaller vererek anlatıyordu.

Atay, Falih Rıfkı. [1961] 2004. Çankaya: Atatürk’ün Doğumundan Ölümüne Kadar. İstanbul: Pozitif Yayınları. 58.

 

Selam Vermek ve Başarı [Kılıçbay]

19 Oct2008
 

Şu Benim Ülkem, Mehmet Ali Kılıçbay:

E. M. Remarque’ın Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı romanının hemen başında iki Alman askeri cephede konuşmaktadır. Biri sorar: “Savaşı neden kaybediyoruz biliyor musun?”, “Selam vermesini çok iyi biliyoruz da ondan!”

Kılıçbay, Mehmet Ali. 2006. Şu Benim Ülkem. İstanbul: Merkez Kitaplar. 145.