• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Politika Blogları Hakkında Değerlendirmeler

8 Mar2008
 

Derin Sular hariç tutulacak olursa, Türkçe yayın yapan ve politik konulara odaklanan ‘başlıca’ 6 blog bulunduğunu söyleyebilirim. Bu rakam, Türkiye politikaları söz konusu olduğunda ne kadar mütevazi bir blogküreye sahip olduğumuz konusunda da bir fikir verebilir.

Okuyucuları arasındaki kesişimin önemli bir yüzdeye tekabül ettiğini düşündüğüm bu 6 blogun tamamının ’statükonun Türkiye’ye verdiği zararlar’, ’sivil toplumun önemi’, ’seçici olmayan bir özgürlük anlayışının gerekliliği’ gibi konulara odaklanıyor olması da, ülkemizde bu alandaki blog yazarlığının daha çok bireysel hak ve özgürlükler konusundaki sorunlara kafa yoran ve çözüm üretme arayışında olan insanların ilgisini çektiği imasını içeriyor. Ama tabii Kemalist bir Türkiye’nin neden ülkemiz için daha iyi olacağı yönünde yazılar yazmak isteyenler olursa, onların bloglarını da bir görmek isteriz.

Yazının devamı »

 

CopyLeft (3): Komünizm Vurgusu

26 Oct2005
 

CopyLeft (3): Komünizm Vurgusu90′lı yıllardan önce, dünya iki kutupluydu.
ABD’nin başını çektiği kapitalist kutuptan hazzetmeyenler, diğer tarafa meylederlerdi. Zira bu diğer kutupta, sosyal gereksinimlerin, bireysel ihtiyaçların önünde olması gerektiğine inanılırdı. Çünkü, sistemi tasarlayanlar, bireyin ürettiği katma değerdeki azami payın topluma ait olduğunu söylemişlerdi.
Bu sistem dahilinde, insanlar eşittiler, fakat özgür değildiler. Zaten bir gün geldi, ’sefalette eşitlik’ sona erdi. Bu anlayışın ortadan kalkmasıyla birlikte dünya siyaseti tek kutuplu hale gelse de, bireysel anlamda böyle bir durum söz konusu olamadı. Çünkü pek çok insan, iman ettiği düşüncenin iflas etmiş olduğunu görse de, ayakta kalan diğer kutba yönelmeyi düşünmedi. Bu anlaşılır bir şeydi elbette. Çünkü, ortada bir müflis, bir de muzaffer düşüncenin olması, muzaffer olanın tek alternatif olmasını gerektirmezdi. Ancak ne var ki, eski kutbun bağ(ım)lıları bir alternatif ortaya koymaktan da acizdi…

Yazının devamı »

 

CopyLeft (2): Farklı Lisansların Karşılaştırılması

22 Oct2005
 

CopyLeft (2): Farklı Lisansların Karşılaştırılması‘Entelektüel Mülkiyet Hakları’ söz konusu olduğunda; yasaların, çoğu zaman, eser sahibinin ve anlaşma içerisinde olduğu şirketin ‘tüm haklarını mahfuz’ kıldığı söylenebilir. Ancak copyleft, eser sahibinin, kendi rızasıyla, bu haklarının bir kısmından ya da tamamından vazgeçmesi esasına dayanıyor. Bu da, ‘Tüm hakları saklıdır’ (All rights reserved) ifadesinden, tüm hakları umuma devreden ‘public domain’ lisansına kadar uzanan geniş bir yelpazeyi sonuç veriyor.

Bu bölümde, bu yelpazenin içinde (ve kıyısında) yer alan GNU GPL, GFDL, public domain lisansı ve Creative Commons’ın yaygın olarak kullanılan 6 lisansından söz edeceğim. Bu noktada, Creative Commons’ın (CC) sunduğu lisansların çoğunun (sanılanın aksine) copyleft olmadığını da belirtmem gerekir. Çünkü paylaşım ya da türetilme hakları sunmayan kimi CC lisansları copyleft tanımına uymaz.

Yazının devamı »

 

CopyLeft (1): Kısa Tarihçe

20 Oct2005
 

CopyLeft (1): Kısa Tarihçe1960′lı yıllarda, yazılımların kodları açıktı. Yani kullanıcının, kullandığı yazılımın kodunu geliştirmesi (ya da kişisel sebeplerle değiştirmesi) mümkündü. Ancak sonraki yıllarda, yazılımların kitlesel bir şekilde pazarlanmaya başlanmasıyla, kodların açık bir şekilde kullanıcıya sunulmasına ticari nedenlerle son verildi.

1985 yılında, Richard Stallman, bu durumun özgürlükleri sınırladığından hareketle, yazılım kodlarının açık olması ve her türlü yazılımın özgürce kopyalanabilmesi gerektiğini iddia etti. Stallman, telif hakları yasalarının yazılımların çoğaltılmasına müsaade etmiyor olmasının, ‘bir insanın komşusuna yardım etmesi’ndeki erdemle çeliştiğini gibi argümanlarla fikirlerini destekleyerek, Free Software Foundation (FSF) adlı, felsefi bir alt yapıya da sahip olan yeni bir oluşum ortaya koydu.

Yazının devamı »

 

Blogosferi Ölçememek

6 Aug2005
 

Dün The New York Times gazetesinde ‘Blogosferi Ölçmek‘ başlıklı bir makale yayınlandı. Makalede, şu anda 14.2 milyon blogun var olduğu, bunların %55′inin aktif olduğu ve her gün 80,000 yeni blogun bu yeküne eklendiği belirtiliyor. (Yazıda rakamların Technorati’nin hazırladığı State of the Blogosphere adlı rapordan alındığı belirtiliyor.)

Yazıda ilginç cümleler yer alıyor. Mesela, bir kişinin blogu vasıtasıyla sesini duyurması ‘Vitrini televizyonlarla kaplı bir elektronik mağazasının önünden geçerken kapalı devre bir video kameranın anlık görüntülerimizi yakalaması’na benzetiliyor. Amerikan medyasında blogların ‘haberlerin içeriğine etkisi’nin sıklıkla tartışılmakta olduğu da hatırlatılıyor okuyuculara.

Yazının devamı »