• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Kraliçe ve Padişah

31 Jul2011
 

[31 Temmuz 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Kanada’daki üniversitemizde öğrencilere zaman zaman Kraliçe II. Elizabeth‘i soruyoruz… Malum, II. Elizabeth, halen Kanada’nın da içlerinde bulunduğu 16 ülkenin kraliçesi. Dolayısıyla da, Kanada devletinin başında bir cumhurbaşkanı değil, kraliçenin temsilcisi olan bir Umumi Vali (governor general) bulunuyor. Zira pek çok Batı ülkesi gibi Kanada da bir anayasal monarşi. Ve yine pek çok Batı ülkesi gibi, aynı zamanda günümüz dünyasının en ileri demokrasilerinden biri.

Yazının devamı »

 

“Halkçıyım” Diyenden Korkacaksın!

24 Jul2011
 

[24 Temmuz 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Bir ülkenin resmi adında yer alan ifadeler, çoğu zaman o ülke hakkındaki gerçekleri yansıtmaz. Geçen Pazarki yazı bu konuya değiniyordu. Ancak o yazıyı yazmadan önce konu hakkında yapılmış sistemli bir araştırma bulunup bulunmadığını merak etmiş ve internet üzerinde yaptığım küçük bir aramadan sonra Carnegie Mellon Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Brendan O’Connor’ın 2007 yılında blogunda yayınladığı basit ama ilginç çalışmayı görmüştüm.

Yazının devamı »

 

Siyaset Bilimi 104: Cumhuriyet

17 Jul2011
 

[17 Temmuz 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Özgürlükçü kesimin yazarları zaman zaman 1923 yılında Türkiye’de bir cumhuriyet kurulduğunu, ama bu cumhuriyetin demokratik bir cumhuriyet olmadığını dile getiriyorlar. Bu bir parça problemli bir argüman. Zira 1923’te kurulan rejim, bir cumhuriyet değildi.

Yazının devamı »

 

Siyaset Bilimi 103: Monarşi

10 Jul2011
 

[10 Temmuz 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

[Geçen Pazar, faşizmin “padişahlık ya da kraliyet ile mukayese kabul etmeyecek derecede ölçüsüzleşebilen bir siyasi sistem” olduğunu söylemiştim. Bu Pazar, bu “ölçü” konusunu açacağım.]

Monarşilerin tipik özelliği, iktidarın babadan oğula geçmesi ve bir tür dini meşruiyete de dayanmasıdır. Ancak bu, Suudi Arabistan’ı da Britanya’yı da içine alan son derece geniş bir çerçeve. Kavramın genişliğinin doğurduğu bu sorunu, Suudi Arabistan’ı mutlak monarşi, Britanya’yı ise anayasal monarşi olarak nitelendirmek suretiyle büyük ölçüde çözebilmek mümkün.

Yazının devamı »

 

Siyaset Bilimi 102: Faşizm

3 Jul2011
 

[3 Temmuz 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Günümüzde her türlü baskıcı tavra atfen (ve bir parça keyfi olarak) kullanılan “faşizm” ifadesi, aslında belli bir yer ve zamanla özdeşleşmiş olan, çerçevesi belli bir siyasi kavram. Geçen hafta atıfta bulunduğum Siyaset Bilimine Giriş ders kitabı faşizmin tanımını şöyle veriyor: “Bir liderin (diktatör) ilkelerine, tek partili devlete, milliyetçiliğe, sosyal ve ekonomik faaliyetlerin topyekün kontrolüne ve anayasadan ziyade keyfi güç kullanımına dayanan aşırı sağcı siyasi sistem.”

Yazının devamı »

 

Siyaset Bilimi 101: Diktatörlük

24 Jun2011
 

[26 Haziran 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Türkiye’de ideolojik eğitim çok küçük yaşta, hatta neredeyse kundakta başlar. Örneğin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 36 ila 72 aylık çocuklar için hazırladığı Okul Öncesi Eğitim Programında, çocuklara edindirilmesi gereken “Burnunu mendille silmek” ve “Kendi kendine yemek yemek” gibi davranışların yanısıra, Atatürkçülük eğitimine de yer verilir. Mesela, ilgili program metninde şöyle yazar: “Atatürk’ün doğum yeri, anne ve babasının isimleri, asker ve komutan olduğu gibi olgular öyküler aracılığı ile kazandırılmaya çalışılmalıdır.”

Yazının devamı »

 

Cumhuriyet ve Namus

6 Mar2011
 

[6 Mart 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Samuel Huntington, Medeniyetler Çatışması adlı kitabında medeniyet ithali konusuna da değinir. Kitabın içerisindeki 16 sayfalık bir bölüm, medeniyet ithaline kalkışan siyasi liderlerin başarısızlığa mahkum olduklarını vurgular. Huntington’ın, Türkiye’yi merkeze alan analizinden sonra söyledikleri epey çarpıcıdır:

Yazının devamı »

 

Mübarek İlke ve İnkılapları

27 Feb2011
 

[27 Şubat 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

“Mısır’da bir firavun devrildi” diyorlar. Adı Hüsnü’ymüş… Arapça bir isim olsa gerek. Kendisi bir general eskisiymiş. En azından ben öyle duydum… Yıllar evvel bir Ekim ayında Cumhurbaşkanı olmuş. Ama öyle bildiğimiz Cumhurbaşkanlarından değil… Cumhurbaşkanının, Başbakanı dahi bizzat atayan cinsinden! Yani kral gibi, padişah gibi bir şey…

Yazının devamı »

 

Kemalizm (8): Sonuç

21 Jun2007
 

Altı ilkenin ifade ettiği manalar dikkate alındığında, Kemalizmin, birbiriyle bağlantısı olmayan iki ana bileşenden oluştuğu söylenebilir. Bu bileşenlerin birincisi, halkçılık-devletçilik-milliyetçilik üçlüsünün oluşturduğu ‘korporatizm’. ‘Ekonomik bileşen’ olarak da ifade edilebilecek olan korporatizm, Kemalist söylemde, imtiyazsızlık esas alınarak eşitlenmiş olan halk kitlesinin, devletin düzenleyiciliğinin merkeze alındığı bir ortamda birbirleriyle rekabet etmeden, bir bütünün azaları olarak faaliyet göstermesini esas alıyor. Azalar arasındaki uyum ve dayanışmacılık ise milliyetçi tezlerle körükleniyor.

Yazının devamı »

 

Kemalizm (7): Laiklik

18 Jun2007
 

Kemalizm, ortaya çıktığı ilk dönemden itibaren hep ‘kavga veren’ bir ideoloji oldu. Kemalizmin kavga ile iç içe olması, hakim sosyal ve kültürel kodlar ile politik ve ekonomik uygulamaları ülkenin ilerlemesinin önünde bir engel olarak görmesinden ileri geliyordu. Buradan hareketle, topluma ve devlete hakim olan bu değerlerin (kalkınma ve çağdaşlık adına) kökten değiştirilmesi gerektiği varsayımı üzerine oturan bir tavır sergileyen Kemalizm, Batıdan rejim ithal etmek suretiyle sağlıklı bir alternatif ortaya koyabileceğine inanıyordu.

Kemalizm

Kemalizmin, söz konusu alternatifi ortaya koyabilme adına benimsediği model, o yıllarda kimi Avrupa ülkelerinde yükselişte olan korporatizm oldu. Bu da, ihtimal, kurucu kadronun çöken kapitalist ideolojiye karşı korporatizmin yeni ve muteber bir alternatif sunduğunu, dünyanın da o yöne doğru yol aldığını düşünmelerinden ileri geliyordu.

Yazının devamı »