• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Faizsiz Bankacılık: Nedir, Ne Değildir?

4 Nis2006
 

[04 Nisan 2006 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]

Hükümetin Merkez Bankası Başkanlığı için önerdiği adayın eşinin başörtülü olması üzerine, iktidar partisinin kadrolaşma iddiaları ile birlikte, faizsiz bankacılık da tekrar gündeme geldi.

Faizsiz Bankacılık

90′lı yıllarda Türkiye’de faizsiz bankacılığın gelişmeye başlamasıyla birlikte, bu türden uygulamalara pek de sıcak bakmayan kesimin eleştirileri de zaman zaman duyulur oldu. Faizsiz bankacılık yaptığını söyleyen ve kendilerini ‘finans kurumu’ olarak tanımlayan kuruluşlar, 90′lı yılların ikinci yarısında kimi yasal düzenlemeler nedeniyle ciddi duraklamalar yaşamış olsalar da, 21 sene önce ilk finans kurumunun açılmış olmasından bu yana, gerek hizmet çeşitliliği, gerekse mevduat bazında epey mesafe aldılar. Ancak kendilerine yöneltilen eleştirilerin içeriğinde en küçük bir değişme olmadı. O günden bugüne yapılan eleştirilerde, finans kurumlarının aslında faizli çalışan bankalardan farkları olmadığı, sadece faizin adını ‘kar payı’ olarak değiştirdikleri sürekli tekrarlandı.

Yazının devamı »

 

Gençliğe Hitabemin Perde Arkası

16 Ara2005
 

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ‘Ey Türk Gençliği! Çalışmaya Niyetin Var Mı?’ başlıklı yazılar, aslında Blogistan’da Zeynep Özata’nın verdiği bir linkte gördüklerimin etkisiyle yazılmıştı. Zeynep, The Million Dollar Homepage adlı bir projeden söz ediyordu. Proje, İngiltere’nin Wiltshire adlı kasabasında yaşayan 21 yaşındaki Alex Tew’a aitti. Alex, anlattığına göre, University of England’dan kabul almıştı ve eğitimi boyunca masraflarını karşılayabileceği bir proje tasarlamaktaydı.

Yazının devamı »

 

Ey Türk Gençliği! Çalışmaya Niyetin Var Mı? (2)

15 Ara2005
 

[15 Aralık 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]

Önceki yazıda, ‘McJobs’ olarak tanımlanan düşük ücretli işlerin, ABD’de pek çok kişi için, çalışma hayatlarında son derece öğretici bir ilk basamak yerine geçtiğinden söz etmiştim. Ülkemizde ise, eğitimin doğuştan edinilen bir hak olduğunu düşünen ve bu nedenle aldığı eğitimin maliyetine katkı payı dahi ödemek istemeyen gençlerin önemli bir kısmı, üniversite yıllarında çalışmıyor. Çünkü çoğu, niteliksiz işlerde çalışmayı onur kırıcı bir şey olarak görüyor ve çalışmak için mezuniyet sonrasını bekliyor.

Ancak, üniversite mezunu olmanın büyüsü de, mezuniyet yaklaştıkça bozuluyor. Çünkü günümüzde çok sayıda üniversite mezunu işsiz olduğu için, cari ücret hadleri son derece düşük. Hatta belli başlı üniversitelerin mezunları istisna edilecek olursa, çoğu üniversite mezununun da (McJobs olarak tanımlanan işlerde olduğu gibi) asgari ücretle işe başladığı söylenebilir. Türkiye’de, bu şartlarla yüzleşen, yani asgari ücretle çalışmak ile işsiz kalmak arasında seçim yapmak durumunda olan pek çok üniversite mezunu, suçu yine devlete atıyor.

Yazının devamı »

 

Ey Türk Gençliği! Çalışmaya Niyetin Var Mı? (1)

8 Ara2005
 

[08 Aralık 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]

“Her türlü ‘dürüst çalışma’, çalmak ya da dilenmekten daha iyidir!” Ekonomi profesörü Walter Williams, Capitalism dergisinde yayınlanan yazısında, küçüklüğünde üvey babasının kendisine hep böyle söylediğini ifade ediyor.

Bugün ahir ömrünü yaşayan Profesör Williams, gençliğinde, ayakkabı boyacılığından böğürtlen toplamaya, nakliyecilikten bulaşıkçılığa kadar pek çok iş yapmış. Ancak bütün bunları yazısının sonunda ifade ediyor. Yazının geneli ise, ABD’de ‘McJobs‘ olarak nitelendirilen işlerle ilgili.

Yazının devamı »

 

Kredi Kartı Problemi ve Finansal Regülasyon

20 Eki2005
 

Geçtiğimiz günlerde, Zaman gazetesinin ‘yorum’ sayfasında İstanbul Barosu avukatı Sayın Cem Alptekin’in ‘Bitirin artık tüketicinin şu kart azabını!‘ başlıklı bir yazısı yayınlandı. Yazıda, maalesef serbest piyasa prensipleriyle bire bir çelişen argümanlarla, kredi kartlarıyla ilgili olarak hazırlanmakta olan yasa tasarısının son derece regülatif bir yapıya hapsedilmesi öneriliyor.
Finansal Regülasyon
Kredi kartı probleminin büyümekte olduğu ve önümüzdeki yıllarda, Türkiye’yi yakın geçmişte Güney Kore’de yaşanan türden bir kredi kartı krizine sürükleyebileceği bir gerçek. Ancak yaraya merhem olarak teklif edilen yasakçı uygulamalar, derde deva olmak bir yana, prensip bazında çok daha büyük problemlere yol açabilecek mahiyette. Çünkü kartla borçlanmanın tanımı baştan sağlıksız bir şekilde yapılırsa, çözüm adına öne sürülen önerilerin işlevsel olması mümkün olmaz.

Yazının devamı »

 

Para, İnanç ve Küreselleşme

12 Eki2005
 

Yıllar önce, günlerden bir gün, lise çıkışı yol kenarında otostop çekiyorduk. O sırada oradan geçmekte olan Almanca öğretmenimiz bizi görüp arabasına almıştı. Çoğu öğretmen gibi, o da, pek de yeni sayılamayacak bir yerli arabaya biniyordu.

Küreselleşme

O yıllarda henüz Toyota fabrikası kurulmamıştı ve ithal Toyota Corollalar çok tutuluyordu. Bir diğer yükselen trend ise, günümüzde nadasa bırakılmış olan İslam’dı. O gün, o kısa yolculuk esnasında, bir Corolla bizi solladı. Almanca öğretmenimizin dikkatini çeken şey, Corolla’nın arka camındaki (o günlerde moda olan) ‘Huzur İslamda’ yazısıydı. Yazıyı görünce keyfi kaçmış olacak ki, ‘Hem müslüman geçinirler, hem de utanmadan Toyota’ya binerler!’ gibi bir laf etmişti.

Yazının devamı »

 

Serbest Dolaşım

10 Eki2005
 

[10 Ekim 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
Evet, pek gündemde yer almasa da doğru: Şayet takriben 10 yıl sürecek olan görüşmeler sonucunda Türkiye Avrupa Birliği’ne kabul edilse bile, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, birliğe üye ülkelerde serbest dolaşım hakkı tanınmayacak. Bir başka deyişle, AB’ye girsek bile, şu anki durum itibariyle, T.C. vatandaşları vize kuyruklarında çile çekmeye devam edecekler. Bu durum, adı öyle konmamış olsa bile, aslında bir tür ‘şartlı üyelik’ten söz ettiğimiz anlamına geliyor. Ancak bu noktanın gözü kapalı eleştirilmesi de doğru değil.
Serbest Dolaşım
Avrupa Birliği’nin bugünkü nüfusu 450 milyon civarında. Yani Türkiye’nin birliğe alınması, bir anda %15′lik bir büyüme yaşanacağı anlamına geliyor. Ancak sözü edilen 72 milyonun hal-i hazırdaki 450 milyon ile arasındaki ciddi demografik farklılıklar, Türkiye’nin, birliğe sosyoekonomik anlamda mevcut yapı içerisindeki diğer bir %15′lik kesime göre çok daha büyük bir tesirde bulunacağı anlamına geliyor. Çünkü Türkiye’nin son derece genç bir nüfusa sahip olması, nüfusun içerisinde işsizliğin üniversite mezunu gençler arasında da çok yaygın olması, dahası, çalışmakta olan üniversite mezunlarının önemli bir kısmının da işinden ya da maaşından memnun olmaması ve AB’ye girişi bir kurtuluş fırsatı olarak algılaması, üye ülkeleri – doğal olarak – korkutuyor. Unutulmamalı ki, özellikle bu tür anlaşmalarda tarafların öncelikleri ve hassasiyetleri göz önüne alınmadan ve mevcut çekinceleri ortadan kaldıracak makul çözümler bulunmadan herhangi bir uzlaşmaya varılamaz.

Yazının devamı »

 

Değişime Direnç ve Düşünmeden Yaşamak

28 Eyl2005
 

[28 Eylül 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
Geçtiğimiz günlerde ajanslar ilginç bir bir haberi aktarıyorlardı. Habere göre, 4 yıl önce 380 milyon dolarlık bir yatırımla Azerbaycan elektrik piyasasında faaliyet göstermeye başlayan Barmek Holding, pek alışık olmadığımız türden bir sorunla karşılaşıyordu. Çünkü hayatlarında daha önce hiç elektrik faturası ödememiş olan Azerbaycanlılar, bu hizmet karşılığında ödeme yapmayı makul bulmuyorlar. Hatta tahsilatçılara saldıranlar dahi olmuş.
Değişime Direnç ve Düşünmeden Yaşamak
Barmek yöneticisi Hüseyin Arabul, insanların kaçak elektrik kullanabilmek için akla hayale gelmeyecek yöntemler uyguladıklarını ve şirket olarak bunun üstesinden gelebilmek için, yöntemlerini öğrenmek üzere kimi ‘elektrik kaçakçılarını istihdam ederek’ kaçağı %40 oranında azalttıklarını belirtmiş.

Yazının devamı »

 

Kapitalizm ve Global Finansal Sistem

23 Ağu2005
 

[23 Ağustos 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]
İnsanların, varlığı ve olayları manalandırmaya ve açıklamaya çalışırken, içinde yaşadıkları dünyanın şartlarını ve değerlerini veri kabul ederek hareket etmeleri, düşünce tarihi adına yeni bir kusur değil. Hakim şartlar ve düşünce kalıpları altında ezilen ve her dönemde ezici çoğunluğu oluşturan ekonomistlere ‘konjonktür ekonomistleri’ demeyi uygun buluyorum. Konjonktür ekonomistlerinin en büyük özelliği, ‘zaman’ ile imtihan edildiklerinde her zaman kaybediyor olmaları.
Kapitalizm ve Global Finansal Sistem
Örneğin, bundan yaklaşık 70 sene kadar önce dünya, içinden nasıl çıkacağını bilemediği ciddi bir ekonomik krizin içerisindeyken, o dönemin konjonktür ekonomistleri, kapalı Sovyet ekonomisinin bu krizden (doğal olarak) etkilenmemiş olmasından hareketle, komünist ekonominin içinde kriz unsuruna yer olmadığını, bu sistemin kapitalizme ciddi bir alternatif olduğunu ve kapitalizmin tüm sorunlarını çözeceğini savunuyorlardı.

Yazının devamı »

 

Nasıl Vergi Toplanır

8 Ağu2005
 

[08 Ağustos 2005 tarihli Referans gazetesinde yayınlandı.]

Kayıt dışı ekonominin küçümsenmeyecek bir boyutta olduğu ülkemizde vergi kaçakçılığı konusu da dönem dönem gündeme gelmekte. Ancak, bugüne kadar öne sürülen fikirlerin hiçbiri derde deva olmadı. Zaten ‘Vergi oranlarını düşürelim ki herkes vergi versin, böylece daha çok vergi toplarız’ gibi – aslında uygulanabilirlik açısından çok da yanlış olmayan – basmakalıp önerileri aşan, ciddiye alınabilecek, kapsamlı bir vergi reformu tasarısından da söz edilmedi.

Nasıl Vergi Toplanır

Köhne anlayışların ve politikaların kıskacındaki Maliye Bakanlığı bugün itibariyle, tahsil edebildiği vergiyi ‘acımadan alan’, tahsil edemediği vergiyi de bir yolunu bulup almak isteyen, ama bu yolu da bir türlü bulamayan bir duruma gelmiş durumda. Birinci duruma, (brüt) gelirlerinin çok önemli bir kısmı daha ellerine geçmeden vergilendirilen kamu kesimi çalışanları, ikinci duruma ise kayıt dışı faaliyetlerde bulunanlar örnek gösterilebilir. Bu dengesizlikler sonucunda, yaptıkları iş gereği vergi kaçırmaları mümkün olmayan kesimin sırtına – hiçbir etik gerekçe belirtilmeksizin – her gün daha fazla yük yüklenmekte.

Yazının devamı »