• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Musa Peygamber’in Asası

14 Oct2015
 

Musa Peygamber’in asasının Kuran’da farklı surelerde bahsi geçer. Örneğin, Araf suresinin 113 ila 120. ayetlerinin Türkçe meali şöyle:

Ve sihirbazlar Firavun’a geldiler, “Eğer galip gelenler biz olursak muhakkak bize bir mükafat vardır?” dediler. (Firavun cevaben) “Evet ve siz en yakınlardan olacaksınız” dedi. (Sihirbazlar) “Ey Musa, sen mi (önce) atacaksın, yoksa biz mi?” dediler. (Musa) “Atın” dedi; onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler. Ve Musa’ya asasını atmasını vahyettik; attığı zaman, o, onların yalanla/sihirle yaptıklarını yutuyor! Böylece hak vuku buldu ve onların yaptıkları batıl oldu. Böylece orada yenildiler ve zelil olarak geri döndüler. Ve sihirbazlar secdeye kapandılar.

Yazının devamı »

 

Davud ve Calut

17 May2015
 

Davud ile Calut’un kıssası Eski Ahit’te Samuel I adlı surede yer alır. Final şöyle:

“Davud böylece bir sapan ve taşla Filistinliye [Calut’a] galip geldi; elinde bir kılıç bulunmaksızın Filistinliyi [Calut’u] yere yıktı ve onu öldürdü. Davud koştu ve onun üzerine çıktı. Filistinlinin kılıcını aldı ve kınından çıkardı. Onu öldürdükten sonra, kılıçla kafasını kesti.” (Samuel 17: 50-51)

Yazının devamı »

 

Sonuç

12 Jun2014
 

[12 Haziran 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Ne yapmak istedim?

Bu yazı dizisinde, ilk müslümanların Hz. Muhammed’in ölümünden sonra yaşadıkları ihtilafları, bu ihtilafları çözümleme adına izledikleri (ve izlemedikleri) yolları ve ihtilafların çözümü adına başvurdukları şiddetin niteliğini ve boyutunu göstermeye çalıştım. Ancak, bu tarihi bir analiz değildi. Bir tarihçi gibi olayların derinliğine inmek yerine, tam tersi bir yol izleyerek, çalışmayı mümkün mertebe kaynakların büyük ölçüde aynı doğrultuda olduğu alanlarla sınırladım. Örneğin, Kufe’de Hüseyin’e biat eden insanların sayısının 12,000 mi, 16,000 mi olduğu üzerinde hiç durmadım; “10.000′den fazla” diyerek daha güvenli bir alanda kalmayı tercih ettim. Bu derece güvenli bir tavrın mümkün olmadığı durumlarda ise, ya konuyu tamamen es geçtim, ya da bir dipnot düşerek ilgili ihtilafı belirttim. Zira, amacım, Hz. Muhammed sonrası dönemin netlik kazanmamış noktalarına ışık tutmaya çalışmak ya da tarihçilerin alanına giren tartışmalara katılmak değil, ilgili dönem hakkında (gerek bilgi eksikliği, gerek yaygın dini önkabullerle düşünme, gerekse mezhepsel bağnazlık nedeniyle) Türkçe yazında maalesef nadir rastlanan objektif bir değerlendirme sunmak ve ardından da, bu tablonun ne anlattığını ve ilgili döneme dair güncel kanıların gerçeklerle ne derece örtüştüğüne dair bir kıyasta bulunmaya imkan tanımaktı.

Yazının devamı »

 

Haccac’ın Kabe’ye Bugünkü Şeklini Vermesi

8 Jun2014
 

[8 Haziran 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Kabe, hem birinci hem de ikinci Mekke kuşatmasında tahrip olur. 683 yılındaki birinci kuşatmanın ardından tamamen, 692 yılındaki ikinci kuşatmanın ardından ise kısmen yeniden inşa edilir. Bu inşalar keyfi olarak yapılmamakla birlikte, kimi önemli farklılıklar içerir.

Kabe’nin 605 yılındaki inşası

Kabe’nin 605 yılında (yani Hz. Muhammed’in İslam öncesi hayatı esnasında) gerçekleşen inşası, bu konuda önemli bir tarihi örnek teşkil eder. 605 yılında, Kabe’de bir yangın çıkar. Kabe o gün itibariyle ahşaptan olduğu için, tamamen yanar.1 Mekkeliler, Kabe’yi yeniden inşa etmek üzere harekete geçerler. Şehrin takriben 85 kilometre batısındaki Cidde’de o günlerde bir Bizans gemisi karaya vurmuştur. Bu geminin ahşabı, yeni Kabe’nin yapımında kullanılır.2

Yazının devamı »

 

Emevilerin Zaferi (Mekke’nin İkinci Fethi)

4 Jun2014
 

[4 Haziran 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Abdülmelik bin Mervan, Irak’ın fethinin hemen ardından, (muhtemelen 691 yılının Kasım ayında) Mekke üzerine bir ordu gönderir. Ordunun başında (sonradan Haccac-ı Zalim adıyla meşhur olacak olan) Haccac bin Yusuf vardır. Abdülmelik, bir yandan da, Fars bölgesindeki valiler ile görüşüp onları kendi yanına çekmeye devam eder.

Haccac’ın ordusu Mekke’ye yaklaştıkça Abdullah bin Zübeyr’e bağlı birliklerle çatışır ve bu çatışmaların hepsinden galip ayrılır. Mekke tarafı ise, sürekli kaybeder ve geri çekilir. Haccac, 692 yılının Ocak ayında Taif’e varır ve kısa bir süreliğine oraya yerleşir. 25 Mart 692 tarihinde ise Mekke’ye yönelir ve şehri kuşatma altına alır. İkinci Mekke Kuşatması, ilkinden dokuz sene sonra bu şekilde başlamış olur.

Yazının devamı »

 

Kubbetü’s-Sahra

31 May2014
 

[31 Mayıs 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan, Kudüs’teki Hacerü’l-Muallak’ın üzerine bir yapı inşa ettirmek ister.1 689 yılında çalışmalar başlar; 691 yılında eser tamamlanır. Hacerü’l-Muallak artık sekizgen bir yapının merkezindedir ve tam üzerinde bir kubbe vardır.

Kubbetü’s-Sahra adı verilen bu yapı, bilinen ilk İslami sanat eseridir.2 Ancak, yaygın güncel kanının aksine, bir cami değildir. Bir ziyaretgâh olarak tasarlanmıştır. (İlgili mekân, kubbenin altındaki taşı çevreleyen daire şeklindeki bir seyir alanından ibarettir.) Bu noktada şu soru önemlidir: İslam dünyasının dokuz senedir bir iç savaşın içinde olduğu bir dönemde Emeviler neden böylesine estetik ve cazibedar bir ziyaretgâh tasarlamayı düşünmüş olabilirler?

Yazının devamı »

 

Abdülmelik’in Irak’ı Fethi

27 May2014
 

[27 Mayıs 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

684 yılında Emevi tahtını devralan Mervan bin Hakem, Şam-Filistin-Mısır hattındaki Emevi egemenliğini sağlamlaştırmak dışında rakipleri ile çok fazla çatışmaya girmez. Onun ardından tahta çıkan Abdülmelik bin Mervan da, yönetiminin ilk yıllarında aynı doğrultuda hareket eder.1 Rakipleri ise, başta Irak olmak üzere çeşitli yerlerde birbirlerini zayıflatmakta ve/veya ortadan kaldırmaktadırlar. Bu mücadelelerin önemli ölçüde dışında kalmak, Emevilerin lehine olur. Nihayet, 689 yılında Abdülmelik Şam’dan doğuya doğru ilerlemeye başlar. Ancak, yarı yoldan Şam’a geri dönmesi gerekir. Zira, komutanı Amr bin Said, onun yokluğunda şehri ele geçirmiştir.

Yazının devamı »

 

Hariciler

23 May2014
 

[23 Mayıs 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Emevilerin Basra’ya hakim oldukları dönemde, şehrin valisi Ziyad bin Ebihi, Haricilere karşı gayet acımasız bir tavır sergiler. Ziyad, 673 yılında ölür. 675 yılında, bu sefer oğlu Ubeydullah bin Ziyad Basra valiliğine getirilir. Ubeydullah, babasından da acımasızdır. Harici isyanlarına bir son verebilme adına son derece sert yöntemlere başvurur. Basra Haricileri, bir noktadan sonra çözümü Emevi zulmünden kaçmakta bulurlar. Mekke’ye, Abdullah bin Zübeyr’in yanına giderler ve 683 yılındaki Birinci Mekke Kuşatması’nda onunla birlikte Emevi ordusuna karşı Mekke’yi savunurlar. Ancak sene sonuna doğru kuşatma sona erdiğinde, bir süredir yardımcı oldukları Abdullah bin Zübeyr’in kanaatlerini daha yakından öğrenme ihtiyacı hissederler ve ona (babası) Zübeyr bin Avvam, Hz. Osman, Hz. Ali ve Talha bin Ubeydullah gibi ihtilafların merkezinde olagelmiş kişiler hakkındaki görüşlerini sorarlar. Abdullah bin Zübeyr, bu kişilerin hepsi hakkında olumlu görüş bildirir. Bunun üzerine, Hariciler onunla birlikte hareket etmeyi bırakır ve Mekke’yi terk ederek Basra’ya geri dönerler.

Yazının devamı »

 

Muhtar’ın Sonu

19 May2014
 

[19 Mayıs 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

686 yılı itibariyle, sahada dört büyük aktör vardır:

(1) Mekke, Medine ve Basra da dahil olmak olmak üzere Arabistan yarımadasının en önemli şehirlerine hâkim olan Mekke halifesi Abdullah bin Zübeyr,

(2) Suriye, Filistin ve Mısır’a hakim olan Şam/Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan,

(3) Hz. Ali’nin oğullarından, açıktan halifelik mücadelesine girmeyen, şiddetten uzak duran ve (Muhtar bin Ebi Ubeyd aracılığyla) Irak’ın önemli bir kısmı üzerinde nüfuz sahibi olan Muhammed bin Hanefiyye, ve

(4) Arabistan Yarımadasının farklı bölgelerinde, Yukarı Mezopotamya’da (Cezire) ve kimi doğu eyaletlerinde etkili olan iki müstakil Harici grup.

Yazının devamı »

 

Kerbela’nın İntikamının Alınması

11 May2014
 

[11 Mayıs 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Muhtar bin Ebi Ubeyd, Taifli Sakif kabilesine mensuptur. 622 doğumludur. Birinci Fitne Dönemi’nde (656-661) 30′lu yaşlarındadır ve ekseriyetle Ali taraftarı bir yaklaşım içindedir. Muaviye döneminde ise, Hucr bin Adi aleyhinde şahitlik yapmadığı için hapse atılır.[1] 680 yılında Hüseyin’in öldürülmesinden sonra ise, Abdullah bin Zübeyr’e biat eder. Hatta, 683 yılındaki birinci Mekke kuşatmasında onunla birlikte Şam ordusuna karşı şehri savunur.

Yazının devamı »