Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç, “İsrail dinî mi?” başlıklı yazısında Musevilik, siyonizm ve antisemitizm kavramlarını değerlendiriyor:
Tanrı inancını ve dinî referansları reddeden bir Yahudi, eğer başka referans çerçevesi içinden dünyaya bakıyorsa, bu “dindar bir Yahudi” olmadığı gibi “siyonist” de değildir. Böylelerinin sayısı çoktur; bunlar hem İsrail’de hem dünyanın birçok yerinde bugünkü İsrail devletinin yürüttüğü insanlık dışı politikaları, yaptığı katliamları samimiyetle protesto eden, siyonistlerin altına imza attığı vahşetten utanç duyan insanlardır.
Aynı şekilde samimi “dindar Yahudiler ve hahamlar” da “siyonist olmayan Yahudiler” gibi hem bir devlet olarak İsrail’in politikalarına karşı çıkıyorlar, hem dahası bir kısmı “İsrail devleti”nin kendisini Yahudi inancına aykırı buluyorlar. Burada özenle yapılması gereken şey Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Kitap ehli hepsi bir değildir” genel hükmüne uygun olarak “Siyonist Yahudiler”in vahşetine haklı olarak karşı çıkarken, siyonist olmayan ateist, agnostik veya samimi dindar Yahudileri aynı kefeye koymaktan kaçınmak olmalıdır ki, bu yapılmadığı takdirde insan farkından “anti semitik” olur, anti semitizm, İslam bakış açısından yasaktır, suçtur.








