• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Kardanadam Laiktir, Laik Kalacak!

18 Şub2008
 

Hürriyet’in internet sitesini yöneten Fatih Çekirge, sitenin manşetine çektiği haberde “Bu kadarı da ayıp” diyor. Mesele şu: Sivas’ta birileri sakallı ve başörtülü iki kardanadam yapmış, yanlarına da birer Türk bayrağı iliştirmiş.
Kardanadam Laiktir, Laik Kalacak!
Bu sahneye bakan Çekirge soruyor:

“Kim yapar bunu ?
Çocukluğumuzdaki o kardan adam beyazlığını böylesine bir tahrikle kim eritir.
Belli ki birileri bu milleti “türban” diyerek “Türk-Kürt” diyerek, bir çarpışmanın, bir firtınanın, bir uçurumun eşiğine getirmek istiyor…”

Yazının devamı »

 

Atatürk'ü Koruma Kanunu

9 Kas2006
 

Atatürk heykellerine yönelik saldırıların artması sonucunda hazırlanan ve 5 maddeden oluşan ‘Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’, 31 Temmuz 1951 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Atatürk'ü Koruma Kanunu

Halk arasında daha çok ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ olarak adlandırılan bu kanun çerçevesinde, Atatürk’ün şahsına hakaret edenlere ve onu temsil eden anıtları tahrip edenlere çeşitli hapis cezaları getirildi.

Yazının devamı »

 

Fransız Modeli ve Türkiye (3)

8 Kas2006
 

Graham Murray, Fransız modelini analiz ederken, Fransızların farklılıklara yaklaşımlarını dikkatle inceliyor. Bu noktada, Fransızlarla ilgili belli özellikler ön plana çıkıyor:
Fransa'da Varoş İsyanları

  • Fransızlar laiklik konusunda takıntılı bir tutum sergiliyorlar.1
  • Fransızlar, ‘Cumhuriyet değerlerini savunmalıyız’ ifadesini koro halinde sürekli tekrar ediyorlar. Bu zihin uyuşturucu mantra, tekrar edildiği ölçüde, boş ve anlamsız hale geliyor.2
  • Fransa’nın kendisine bakışı hem geçmişinde takılı kalmış, hem de ‘cumhuriyet değerleri’ ve her fırsatta kibirlice gündeme getirilen ‘milli gurur’ konusundaki saplantının tesiri altında.3
  • Fransa’da politik konuşmalar ‘cumhuriyet’, ‘cumhuriyet düzeni’, ‘birlik’, ‘sosyal bölünme’ gibi binlerce klişeyle süsleniyor. Çok kullanıldıkları için anlamsızlaşan ve yeni bir şey söylemeyen, ilgi uyandırmayan bu kalıplaşmış ifadeler aslında sorunun bir parçası.4
  • Fransızlar her dini uygulamayı ‘fundamentalizm’ olarak kategorize ediyorlar.5
  • Sorunu sürekli başkalarında arayan Fransızlar, ‘aynaya bakmayı reddediyorlar’.6

Yazının devamı »

 

Fransız Modeli ve Türkiye (2)

7 Kas2006
 

Araştırmacı Graham Murray, varoş isyanlarının Fransa’nın laik cumhuriyetinin çoğu zaman gizli kalan bir yanını ortaya çıkardığını söylüyor ve bu gizli yanın, ‘yoksulluk’, ‘ayrımcılık’ ve ‘İslamofobi’den oluşan patlayıcı bir karışım olduğunu ifade ediyor.1
Fransa'da Varoş İsyanları (Victor Tonelli/Reuters)
Varoş isyanlarının kökeninde, Fransa’nın ‘laiklik konusundaki histerik takıntısının ve devlet destekli İslamofobinin’ de payının bulunduğunu söyleyen Murray’in ‘laik cumhuriyet’ vurgusu elbette önemli. Zira bu daha çok Fransa’ya has bir özellik.

Yazının devamı »

 

Fransız Modeli ve Türkiye (1)

6 Kas2006
 

Türkiye, ‘cumhuriyet’ idealinin hayata geçtiği, ve böylelikle sosyal ve politik hayatın akışının vatandaşlarının fikir alışverişleriyle şekillendiği, değişim ve gelişimin bu yapı bünyesinde gerçekleştiği bir yer olmayı ne yazık ki başaramadı. Bunun yerine, ithal edilen bir model doğrultusunda halkın cumhuriyet(!) elitleri tarafından devşirilmesini öngören bir yapı esas alındı.
Fransa'da Varoş İsyanları
Yukarıdan-aşağıya doğru yapılanan hemen her örgütlenmede görüldüğü gibi, Türkiye’de de ‘aşağıdaki’ konumunda olanların, ‘yukarıdakiler’ tarafından çizilen resmin tamamını görmeleri ya da bu resimde kendilerine nasıl bir ‘rol’ (ve daha da önemlisi, nasıl bir ‘karakter’) biçildiğini algılamaları mümkün olmadı. Ancak aradan geçen onyıllardan sonra Türkiye’de belli sorunların hala sürmekte olduğunu gören insanlar, (fikir alışverişinin bir parça özgürleşmesinin de yardımıyla) Türkiye’nin bütün bu dertlerine deva olacağı (hala) iddia edilen söz konusu modelin, aslında derdin bizatihi kendisi olup olmadığını sorgulamaya başladılar. Bu noktada da, sorulara hedef teşkil eden ülke (doğal olarak) rejim ithalatının yapıldığı Fransa oldu.

Yazının devamı »

 

Ölü Doğrular ve Yaşayan Dogmalar

17 Eyl2006
 

Yeni Şafak gazetesi yazarı Taha Kıvanç, geçtiğimiz günlerde Çin’de ilköğretim düzeyinde okutulan tarih kitaplarından Mao’nun ve sosyalizmin çıkartılmasından hareketle şunları söylemişti:

Ölü Doğrular ve Yaşayan Dogmalar

‘Bayağı oluyor. Mesut Yılmaz başbakandı ve ortak serbest ticaret bölgesi projesiyle Amman’a gitmişti. Onuruna verilen yemekte benim bulunduğum masaya Ürdünlü bir bakan düştü. Sohbeti koyulaştırınca, bakan, “Dünyada mezardan yönetilen üç ülke var” dedi ve Çin’in de aralarında bulunduğu üç ülkenin adını saydı… Çin, bu son kararla, mezardan yönetilmekten vazgeçmiş oluyor…’

Yazının devamı »

 

Cumhuriyet Düşmanları

4 Eyl2006
 

Hannah Arendt, ‘Şiddet Üzerine‘ (On Violence) adlı kitabında, 18. yüzyılda Romalıların, ‘komuta-itaat’ ilişkisinin söz konusu olduğu, insanın insanı yönettiği bir rejimden uzaklaşarak, ‘hukuku üstün tutan’ ve ‘gücünü insanlardan alan’ bir cumhuriyet inşa ettiklerini söylüyor. Arendt, daha adil bir sistem arayışı içerisinde olan Roma halkının, insanın insanı yönettiği sistemlerin ‘olsa olsa esirler için uygun olabileceğini’ düşündüğünü de belirtiyor.

Diktatör

Romalılar, ‘itaat’ kavramını, inşa ettikleri cumhuriyet anlayışı çerçevesinde de kullanmaya devam ettiler. Ancak cumhuriyet yönetiminde, itaat edilmesi gereken ‘insanlar’ değil, ‘kanunlar’dı. Dahası, devlete meşruiyet kazandıran da ‘insanların desteği’ idi.

Yazının devamı »

 

Cumhuriyet ve Sanat (2)

30 Haz2006
 

Ayn Rand, ‘The Romantic Manifesto‘ adlı kitabında, sanatı, ‘sanatçının, gerçekliği, kendi metafizik değer yargıları doğrultusunda, seçici olarak yeniden yaratması‘ şeklinde tanımlıyor.1

Cumhuriyet ve Sanat

Gerçekliğin, sanatçı tarafından, zihin ve varlık arasındaki ilişkinin de dikkate alınarak ele alınmasının sanat eserinin ortaya konma sürecindeki ‘seçiciliği’ bire bir etkiliyor olması, bir çalışmaya sanat eseri diyebilmemiz için, ortada ‘yeni’ ve ‘orijinal’ olduğu kadar fazlasıyla ‘subjektif’ de olan bir yapıt olması gerektiği anlamına geliyor. Buradan hareketle, sanat eserinin özünü oluşturan, onu ‘yeni’ ve ‘orijinal’ kılan, bir başka deyişle, eseri sanatsal anlamda ‘değerli kılan’ şeyin (farklı değer yargıları doğrultusunda ortaya konan) subjektif yapı olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Yazının devamı »

 

Cumhuriyet ve Sanat (1)

24 Haz2006
 

Türkiye’de hakim olan ve temel anlamda cumhuriyet tanımına epey yabancı olan sözde cumhuriyetçi kesimin düşünce dünyasını tartışılmaz kabul ettikleri kimi önermeler belirliyor. Bu önermelerin ‘kıymeti kendinden menkul doğrular’ olarak algılanması, temel varsayımlarının sorgulanmasını dahi gereksiz kıldığından, Türkiye’de hakim olan cumhuriyetçi söylemin düşünsel bir sığlık içerisine girmesi ve (ilkokulda öğretilenleri gereğinden fazla ciddiye alanlar haricinde) yeni neslin nezdinde inandırıcılığını yitirmesi kaçınılmaz oluyor.

Cumhuriyet ve Sanat

Söz konusu kesimin, gerek (artık duymaktan usandığımız) aynı basmakalıp ifadeleri sürekli tekrarlıyor olmaları, gerekse önerdikleri politikaların taşlaşmış yapısının (tıpkı söylemleri gibi) geçmişten bugüne hep aynı kalması, hakim kıldıkları ‘şartlandırmaya dayalı eğitim’ modelinin zincirlerini kırmaya başlayan yeni neslin nazarında kendilerini ‘sürekli ilericilikten, çağdaşlıktan bahseden modası geçmiş gericiler’ sınıfına itiveriyor.

Yazının devamı »

 

Cumhuriyet Mi, Şeriat Mı?

16 Haz2006
 

Askeri kurumlarımızın çoğunda asılı olan ve hemen hepsini üç beş başlık altında toplanabileceğimiz ‘Asker, tüfeğini arkadaşına çevirme’, ‘İntihar çözüm değil’ gibi tablolardan biri de cumhuriyet rejimi ile ilgili. ‘Nasıl Yönetilmek İsterdiniz? Cumhuriyetle Mi, Şeriatla Mı?’ şeklinde bir sorunun başlığa çekildiği tablo, (ilkokul kitaplarından hatırladıklarımıza benzer bir şekilde) yarısı cumhuriyeti, diğer yarısı da şeriatı temsil ettiği varsayılan semboller içeriyor.

Cumhuriyet Mi, Şeriat Mı?

İlkokul birinci sınıftan itibaren ‘Cumhuriyet en iyi yönetim şeklidir’ sloganıyla devşirilen nesillerin böyle bir soruya (hep bir ağızdan) ‘Cumhuriyetle yönetilmek isteriz!’ yanıtını vermeleri doğal olsa da, siyaset bilimini bu kadar basite indirgemek maalesef mümkün değil.

Yazının devamı »