• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • No Featured Posts Found
 
 

Peki Türkiye Kimlerin İsrail’i?

3 Aug2014
 

[3 Ağustos 2014 tarihinde Serbestiyet’te yayınlandı.]

Bugünlerde sürekli İsrail’den söz ediyoruz. Ama bazı soruları sormak nedense pek aklımıza gelmiyor:

İsrail çok sayıda masum insanın ölümüyle sonuçlanacağı belli olan saldırılarda bulunmaktan neden çekinmiyor? İsrail halkının çoğunluğu bu saldırıları neden destekliyor? Hatta bazı İsrailliler bu saldırıları nasıl oluyor da kutlayabiliyorlar? Kimi İsrailli siyasetçi, akademisyen ya da din adamlarının Filistinlileri tamamen dehümanize eden ve katledilmelerini sıradanlaştıran beyanlarda bulunmaları nasıl mümkün olabiliyor?

Bu çerçevedeki konularda sıklıkla bahisler açsak da, spesifik olarak bu nedensel sorgulamalarda bulunmuyoruz. Zira, pek çok diğer konuda olduğu gibi bu konuda da zihnimizde sorular değil, cevaplar var. Yani, İsraillilerin Filistinlilere karşı nasıl bu denli acımasız olabildiklerini merak etmiyoruz, çünkü bu sorunun cevabını bildiğimizi zannediyoruz.

Yazının devamı »

 

Tanrı, Atatürk ve İnsan Beyni

6 Nov2011
 

[6 Kasım 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Davranış bilimleri profesörü Nicholas Epley ve dört diğer akademisyen tarafından 2009 yılında yapılan bir dizi deney, insanların “Tanrı’nın dileği” olarak gördükleri pek çok şeyin aslında büyük ölçüde kendi düşüncelerinin bir yansıması olduğunu ortaya koydu.

Yazının devamı »

 

Muhafazakarlık, Başörtüsü ve Kan Dolaşımı

22 May2011
 

[22 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Ünlü TV dizisi Lost’ın en ilginç karakterlerinden biri olan Daniel Faraday, dizinin bölümlerinden birinde zaman yolculuğundan söz ederken, bir sabiteye sahip olmanın önemini vurgular ve sabitesini kaybeden bir insanın kaybolabileceğini ifade eder. Anlam konusu da Daniel Faraday’in anlattıkları ile aynı doğrultuda olan kimi yönlere sahiptir.

Yazının devamı »

 

Muhafazakarlığın Temelleri

15 May2011
 

[15 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

İnsan, muğlaklıktan, belirsizlikten hoşlanmayan bir varlık. Dolayısıyla da, sınırlı kapasitesine rağmen karşılaştığı her gerçekliğe bir açıklama getirme, bir cevap bulma, bir anlam yükleme ihtiyacı hissediyor. Ancak ne var ki, bu ihtiyacı giderebilmek kolay olmadığı gibi, pek mümkün de değil… Zira dünya, insan zihni için son derece karmaşık bir yer. Daha da önemlisi, “anlam”, içinden kolay çıkılabilir bir konu olmak şöyle dursun, insanlığın halen çözememiş olduğu bir muamma durumunda.

Yazının devamı »

 

Muhafazakarlığa Giriş

17 Apr2011
 

[17 Nisan 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

İnsan gözü, kızıl ve mor ötesi ışınları algılayamıyor. Bu, gözümüz adına bir yetersizlik. Ancak bu yetersizlik, ilginç bir şekilde hayatımızı pratik kılan bir işleve de sahip. Zira bu sayede çok sayıda rengin bombardımanına uğramıyor, algılanması çok daha kolay olan bir ortamda hayatımızı sürdürebiliyoruz. Bir başka deyişle, algılarımızın sınırlı olması, hayatımızı kolaylaştırıyor.

Yazının devamı »

 

İnsan Neden Beyaz Olmak İster?

13 Feb2011
 

[13 Şubat 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Pamuk Prenses masalındaki kraliçe, sihirli aynasının karşısına geçerek “Ayna ayna söyle bana, en güzel kim bu dünyada?” diye sorar. Almak istediği cevabın, “Sizsiniz kraliçem” olduğu malumdur. Zira insanlar başkalarınca övülmek, takdir edilmek ve neticede bir şekilde kendilerini önemli hissetmek isterler. Kendilerini içten içe değersiz hissettikleri zamanlarda, başkalarının takdirlerine olan ihtiyaçları daha da artar. Tabii bu bir parça problemli bir durumdur. Çünkü, kişinin kendisinde hissettiği bir eksikliği başkalarından gördüğü ilgi ve beğeni ile kapatmaya çalışması pek anlamlı değildir. Dahası, böyle bir çaba, (diğer zararlarının yanı sıra) insanı kimliksizleştirir. Çünkü asıl derdi başkalarının dünyasında makbul bir yer edinmek olan bir insan, davranışlarında öncelikle başkalarının düşüncelerini ölçü alacağından, zamanla kendisi olmaktan uzaklaşır. Zaten masaldaki “güzel” kraliçenin sürekli aynadan teyit almaya ihtiyaç hissetmesinin nedeni de budur.

Yazının devamı »

 

Türkiye’nin ‘Beyaz Çöp’leri

6 Feb2011
 

[6 Şubat 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

“Beyaz Türk” ifadesi, kendisini beyaz Türk olarak gören biri tarafından ortaya atıldı ve yine kendilerini beyaz Türk olarak görenler tarafından benimsenerek kullanılmaya başlandı. Konunun bu yönü önemli. Zira bir insanın içinde bulunduğu kesimi böyle bir sıfatla yüceltmesi, halkın geriye kalanının ülkenin zencileri olduğu yönünde bir ima içeriyor.

Yazının devamı »

 

Beyaz Türk Nasıl Bakar, Ne Görür, Ne Anlar?

30 Jan2011
 

[30 Ocak 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Türkiye’de kendilerini “beyaz Türkler” olarak nitelendiren bir kesim var. Bu kesimin mensupları, ekseriyetle, hayat tarzlarının tehdit altında olduğu iddiasıyla gündeme geliyorlar. İdeolojik anlamda homojen değiller. Ancak kimi tavır ve refleksleri, belli bir zihniyet yapısını paylaştıklarını ima ediyor. Belki hepsinden önemlisi de, halkın geri kalanına nazaran daha eğitimli, nitelikli ve görgülü oldukları düşüncesinde olmaları.

Yazının devamı »

 

Çöp Adamlara Muhtacız

23 Jan2011
 

[23 Ocak 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Poşulu Kürtler, Atatürk rozetli laik teyzeler, başörtülü kızlar, takkeli hacıamcalar ve diğerleri… Hepsini az çok biliyoruz ve hepsi hakkında öyle ya da böyle bir fikrimiz var. İçlerinden hangisinin hangi konuda nasıl bir yaklaşıma sahip olacağını da üç aşağı beş yukarı kestiremiyor değiliz. Ama diğer yandan insanların muhataplarını (onları dinlemeye dahi ihtiyaç duymadan) belli kategorik kalıplara soktuklarına şahit olduğumuzda, bu tavır hoşumuza gitmiyor. Önyargılardan ileri geldiğini düşündüğümüz bu davranış biçimini eleştiriyoruz – ve tabii bunu yaparken kendimizle çelişiyoruz.

Yazının devamı »

 

“Başlangıç” Filmi ve Pek Uyanık Bir Uyku

16 Jan2011
 

[16 Ocak 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Başlangıç (Inception) adlı filmde, rüyalar aracılığıyla insan zihninin derinliklerine iniliyor ve kendi irademizle aldığımızı zannettiğimiz kararların aslında çok daha karmaşık süreçlerin bir neticesi olabildiği anlatılıyordu. İnsan zihnini, derinlerine inildikçe hassaslaşan dipsiz bir kuyu olarak sunan film, üç farklı rüya seviyesine yayılan bir anlatıya sahipti. Bu anlatı, bir yandan zihinlerimizin yapısından ve çalışma prensiplerinden haberdar olmadığımız gerçeğini yüzümüze vururken, diğer yandan da düşüncelerimizin güvenilirliğini sorguluyordu.

Yazının devamı »