• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Soykırıma Giden Yol (2)

28 Apr2013
 

[28 Nisan 2013 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Eşitsizlik, tepki doğurur ve tepki biriktirir. Zira, insanlar ikincil bir konuma itilmekten, boyun eğdirilmekten ve sistemli olarak aşağılanmaktan hoşlanmazlar. Başka ülkelerdeki başka azınlıklardan daha iyi durumda olmak, onlara sonsuza dek teselli sunmaz. Dolayısıyla, şartları kısmen de olsa kendi lehlerine değiştirmeyi mümkün gördükleri an harekete geçerler. Bu sürecin uluslararası bir boyuta da sahip olduğu ve dışarıdan destek gördüğü durumlar da nadir değildir.

Yazının devamı »

 

Soykırıma Giden Yol (1)

21 Apr2013
 

[21 Nisan 2013 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Osmanlı döneminde farklı kimliklerin asırlarca bir arada huzur içinde yaşadıkları yönündeki argümanlar Türkiye’de son derece yaygın. Ne var ki, bu argümanlar gerçeği yansıtmıyor.

Yazının devamı »

 

Dünya Basınında Soykırım (2)

5 May2012
 

[6 Mayıs 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

18 Ağustos 1915: “Ermeniler Ölmeleri İçin Çöle Gönderildi”
“Türkler Bütün [Ermeni] Nüfusu Yok Etmeyi Planlamakla Suçlanıyor / Yollar ve Fırat nehri, sürülenlerin cesetleriyle kaplı.” (New York Times)

5 Eylül 1915: “1.500.000 Ermeni Açlıktan Ölüyor” (New York Times)

Yazının devamı »

 

Dünya Basınında Soykırım

29 Apr2012
 

[29 Nisan 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

[Soykırım öncesinde Anadolu’daki hıristiyan azınlığa yapılanları yansıtan New York Times haberlerinden alıntılar. Hemen hepsi aynı gerçeğe işaret eden çok sayıdaki korkunç örneğin sadece bir kısmı. Çeviriler bana ait.]

Haber 1: “Türkler 100 Rum Öldürdü”
“Küçük Asyalı Rum göçmenler, bugün, İzmir’in 25 mil kuzeybatısındaki Foça kasabasında, Türklerin gerçekleştirdiği, aralarında rahipler, yaşlılar ve çocukların da bulunduğu 100 kişilik katliamı rapor ettiler. / Resmi rapora göre, kasabayı istila eden silahlı bir güruh, [kasabalıların mallarını] yağmaladıktan sonra bütün binaları ateşe verdi. İlgili kimselerin Türk polisinden yardım gördükleri iddia ediliyor. / Çoğu Rum olan kasaba halkı mülklerini geride bırakarak kaçtılar ve içlerinden 3800’ü Selanik’e vardı. Kasabalılar, maktullerin cesetlerinin kuyulara atıldığını ifade ettiler.” (17 Haziran 1914)

Yazının devamı »

 

Rum Soykırımı

22 Apr2012
 

[22 Nisan 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Osmanlı’da hıristiyan nüfusa yönelik ilk ciddi boyutlu katliamlar, 1894 ila 1896 yılları arasında II. Abdülhamid tarafından gerçekleştirilir. Amaç, Doğu Anadolu’daki Ermeni ve Süryani nüfusu budamaktır. Pek çok kaynak, Hamidiye Alayları aracılığıyla gerçekleştirilen bu katliamlardaki ölü sayısını 100.000’in üzerinde verir. Ancak, İttihatçıların 1913 sonrasında yaptıkları, bu katliamları dahi gölgede bırakır. Yıllara yayılan bir Hıristiyan Soykırımının ilk mağdurları Rumlar olur.

Yazının devamı »

 

Türkiye’nin Nazileri

15 Apr2012
 

[15 Nisan 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

[1918 yılında, üç gayrimüslim milletvekili Meclis-i Mebusan’a bir soru önergesi verir. Önerge, yeni hükümete son dört yıl zarfında Ermeni ve Rum nüfusa yapılan katliamların sorumluları konusunda ne yapacağını sormaktadır.]

Soru önergesinin mecliste okunmasının ardından söz alan Aydın milletvekili Emanuelidi Efendi, onca insanın öldürülmesinin üç dört kişinin yapabileceği bir iş olmadığını, beş on kişiye ceza vermenin konuya herhangi bir çözüm getirmediğini söyler ve yeni hükümetin bu konuda herhangi bir politikası olup olmadığını öğrenmek istediğini belirtir.

Yazının devamı »

 

Meclis Zabıtlarında Soykırım İzleri

8 Apr2012
 

[8 Nisan 2012 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Bugün, bu köşede başka bir yazı yer alacaktı. O yazıda, Türkiye’de çok fazla bilinmeyen üç gerçeği dile getirecektim:

(1) Türkiye’de soykırım dendiğinde akla 1915 geliyor olsa da, 1914-1922 arası dönemde, sadece Ermeniler değil bütün hıristiyan gruplar hedef alındı.

(2) 1914 ilkbaharından 1922’ye kadar Türkiye’de Ermenilere ek olarak bir milyon civarında Osmanlı vatandaşı Rum ve Süryani de soykırıma uğradı. Bu iki etnik grup içinde, sayısı bilinemeyecek kadar çok kadın tecavüze uğradı. Bu kimselerin malları, (Celal Bayar’ın yönetiminde) müslümanlara paylaştırıldı.

Yazının devamı »

 

“Ağrı Dağı’nı Verelim…”

7 Aug2011
 

[7 Ağustos 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Ağrı Dağı, pek çok Ermeni için neredeyse kutsal bir anlam ifade ediyor. Bunun nedeni, dağın, Ermeni tarihine ve kimliğine dair anlatılarda merkezi bir yere sahip olması. Dahası, Ağrı Dağı, Türkiye-Ermenistan sınırının Türkiye tarafında bulunuyor ve sınırın diğer tarafındaki Erivan’dan bütün ihtişamıyla görünüyor. Hem dağın hem de ilgili anlatı ve çağrışımların zihinlerde her daim canlı kalmasını sağlayan bu durum, Ağrı Dağı’nı (Türkiye dışındaki) Ermenilerin gözünde hem çok yakın hem de (aradaki sınır nedeniyle) çok uzak olan efsanevi bir kültürel hazine durumuna getiriyor.

Yazının devamı »

 

“Ben Soykırıma Soykırım Demem…

29 May2011
 

[29 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Rusya, bundan takriben 150 yıl önce, Kuzeybatı Kafkasya’yı Ruslaştırmaya karar verdi. Kafkasya’nın en eski etnik gruplarından biri olan Çerkezler, bu karar çerçevesinde yurtlarından çıkarıldılar. 1864 yılında başlayan ve 1867 yılına gelindiğinde büyük ölçüde tamamlanan tehcir sürecinde, yüzbinlerce Çerkez büyük acılar yaşadı.

Yazının devamı »

 

Soykırımla Yüzleşmek

8 May2011
 

[8 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlandı.]

Bir tartışmayı değerli kılan, dile getirilen argümanların (birbirlerine karşıt da olsalar) bilgiye dayalı ve tutarlı olmalarıdır. 1937-38 Dersim hadiselerinin bir soykırım olup olmadığına dair bir tartışma izlediğimizi farz edelim… Böyle bir tartışmada, taraflardan biri, Dersim’de çocuk-kadın-yaşlı demeden toplu imha emri verildiğini, sağ kalan çocukların ise transfer edilerek Türklüğe asimile edildiğini hatırlatarak, yaşananların bir soykırım olduğunu öne sürebilir. Bir başkası ise, dönemin tek parti idaresinin Dersimlileri imha “niyet”inin merkezi otoriteyi tanımamalarından ileri geldiğini, Kürt-Alevi kimliğinin konu ile ilgisi olmadığını, dolayısıyla aynı tavrı Türk bir grubun sergilemesi durumunda da Mustafa Kemal’in izleyeceği politikanın yine pekala katliam olabileceğini, bu nedenle de yaşananları soykırım olarak nitelendirmenin yanlış olduğunu iddia edebilir.

Yazının devamı »