• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Zihniyet Değişimi Hakkında Bazı Sorgulamalar

26 Jan2010
 

Ayşe Gül Altınay ve Fethiye Çetin’in geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanan ve asimile edilmiş Ermenilerin torunları ile yapılan mülakatlardan oluşan “Torunlar” adlı önemli kitabı, akla kimlik algıları ve ötekileştirme ekseninde kimi sorular getiren ilginç örnekler içeriyor. Mesela kitapta yer verilen mülakatlardan birinde, babaannesinin aslında Ermeni olduğunu yeni öğrenen bir genç, internetteki milliyetçi videolara önceden kayıtsız kalırken artık “sinir olduğunu”, bu konulara “eskiden daha milliyetçi” bir bakışla yaklaştığını fark ettiğini ifade ediyor (s.24). Aynı genç, Ermeni olmaktan söz ederken de, “Hiç utanılacak bir şey değil aslında” (s.25) gibi bir ifade kullanma ihtiyacı hissediyor.

Yazının devamı »

 

Türk'ün Açık Büfe İle İmtihanı

10 Sep2009
 

Geçenlerde Türkiye tatilinden dönen bir arkadaşım, daha ziyade İslami kesimin tercih ettiği 5 yıldızlı otellerden birinde şahit olduğu birkaç olayı anlattı. Otelin 24 saat kullanılabilir durumda olan açık büfesinde bilmem kaç çeşit yemek bulunuyormuş sürekli. Ancak korkunç derecede israf varmış. İnsanlar ciddi bir açgözlülük örneği sergileyerek tabaklarına yiyemeyecekleri kadar yemek doldurduklarından, nihayetinde çoğunu çöpe dökmek durumunda kalıyorlarmış. Tabii oradaki herkes istisnasız böyle değilmiş. Bu durumdan ciddi seviyede rahatsızlık duyanlar da varmış. Mesela bir beyefendi, tabağını alabildiği kadar karpuzla dolduran yaşlıca bir teyzeyi görünce dayanamayıp kendisini uyarmak istemiş ve, “Teyzecim hepsini yiyebilecek misin onların?” diye sormuş. Ancak yaşlı teyze, “Sana ne! Yemezsem dökülür!” diye terslemiş bu haddini bilmeyip onun bunun işine karışan beyefendiyi.

Yazının devamı »

 

Burnundan Soluyan Otobüs Yolcusu

31 Aug2009
 

90′lı yılların ortalarıydı… Şehirlerarası bir yolculuk için otobüse binmiştim. Araç hareket ettikten kısa bir süre sonra yanımda oturan orta yaşlı kişinin, durduğu yerde kendi kendine son derece öfkeli tavırlar sergilediğini farkettim. Tuhaf bir şekilde burnundan soluyor, derken birden oturuş şeklini değiştiriyor, mesela bir elini çenesinin altına koymuş vaziyette hışımla etrafa bakarken, biraz sonra hafifçe yerinden kıvrılıp bir parça farklı bir vaziyette yeniden koltuğuna yerleşiyordu.

Yazının devamı »

 

Laiklik ve Ahlaki Liberalizm

16 Jul2009
 

Taraf gazetesi yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, “Laik mahalle’nin ikiyüzlülüğü” başlıklı yazısında, Türkiye’de kendisini “laik” olarak tanımlayan kesimin çoğunun namus, cinsellik ve insan bedeni gibi konular söz konusu olduğunda “alçakça bir ikiyüzlülük” sergilediklerini ifade etmiş. Kütahyalı’ya göre, laik kesimin çoğu “sabah akşam laiklik, çağdaşlık, Atatürk” diyor olmasına rağmen, konu eşcinsellik ya da namusun bekaretle ilişkilendirilmesi olduğunda, veya Ayşe Arman gibi birinin ailelerine gelin gelmesi ihtimali belirdiğinde, linç etmek istedikleri Ali Bulaç’tan çok farklı düşünmüyor. Kütahyalı, yine bu çerçevede, “Türk generalleri ve albayları kızlarının evlenmeden önce bekâretinin bozulması konusunda ne düşünüyor?” gibi sorular da soruyor.

Yazının devamı »

 

Türkiye'de Ayrımcılığın ve Ötekileştirmenin Kısa Tarihi

16 Apr2009
 

Giriş

İlkokul yıllarımda, dünyadaki her ülkenin etnik anlamda homojen olmaya yakın bir nüfusa sahip olduğunu, yani her ülkenin büyük çoğunluğu itibariyle aynı ırktan gelen, aynı dili konuşan ve aynı dine inanan insanlardan müteşekkil olduğunu zannederdim. Bu kurguya göre Türkiye’de nasıl Türkler yaşıyorsa, Fransa’da Fransızlar, İngiltere’de İngilizler, Macaristan’da da Macarlar bulunuyordu. Zaten baştan ortada (sözgelimi) Macaristan diye bir ülke bulunmasının nedeni de, orada Macarların yaşıyor olmasıydı.

Yazının devamı »

 

Machiavelli'ye Haksızlık Ediliyor

3 Mar2009
 

Uluslararası İlişkiler branşının klasik eserlerinden biri kabul edilen Prens‘i yazan Niccolo Machiavelli‘ye sıklıkla haksızlık ediliyor. Gerek köşe yazılarında, gerekse bir parça milli eğitim mürekkebi yalamış kimselerin memleket kurtarma muhabbetlerinde “Makyavelist zihniyet”ten bahis açıldığında, ekseriyetle, “amaçlar araçları meşru kılar” çerçevesinde, ahlaksızlığın ve acımasızlığın son noktasına varmış olan bir pragmatizmden söz ediliyor. Zaten ortada Machiavelli’ye atfedilen başka bir söz de yok gibi. Yani bugün kendisini seven ve sevmeyen onca kişi tarafından bir siyaset dahisi olarak kabul edilen bu adam sanki oturup bir siyasal bilimler klasiği yazmamış da, sadece “özlü bir söz” söylemiş.

Yazının devamı »

 

Ordu ve Kadınlar

4 Dec2008
 

Televizyon izlerken kanallardan birinde orduyu eleştiren bir kadına denk gelen Fatih Altaylı’nın, bu durumu yazı konusu yaparak, “Hanımefendi belki farkındasınız, belki değilsiniz ama o ordu sizin bacak aranızı da koruyor” şeklinde kendi zihniyet ve üslubunca bir karşı argüman üretmesi, Türk basınında çeşitli yazarlar tarafından eleştirildi. Altaylı’nın yaklaşımı, sadece militarist bir zihniyeti değil, kadınlara yönelik epey çarpık bir algıyı da yansıtıyordu.

Yazının devamı »

 

İslami Kesimin Devletçi Zihniyeti Terk Etmesinin Kökenleri

29 Nov2008
 

Türkiye’de İslami kesimin kadim devletçi (ve de önemli ölçüde milliyetçi) geleneği terk etmeye başlayarak daha eşitlikçi ve özgürlükçü bir noktaya kayması, derinlemesine incelenmeyi hak eden bir konu. Bu konuda yapılacak incelemeler ise, doğal olarak, İslami kesimi böyle bir değişim içine girmeye iten gelişmeleri analiz etmeyi gerektiriyor.

Yazının devamı »

 

Utanmayı Başarabilmek ve Zihniyet Değişimi

10 Nov2008
 

Gerek dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanmakta olan acılara karşı duyarlı olması, gerek bu konularda bir şeyler yapabilme adına samimi bir çaba göstermesi nedeniyle kendisine çok değer verdiğim bir Alman arkadaşım var. Ancak hemen her arkadaşımı firsat doğdukça bir sosyal bilimler deneki olarak kullanmaktan da çekinmediğim için, ona zaman zaman “Sieg Heil!” diye selam veriyor, etrafta fazla kimse yokken “Deutschland über Alles!”, “Ein Volk, Ein Reich, Ein Führer!” gibi sözler sarf ediyorum. Böyle şeyler yaptığım zaman, sevgili arkadaşım genelde utançla başını öne eğiyor ve “Lütfen yapma…” gibi şeyler söylüyor.

Yazının devamı »

 

Bir Sosyal İnşa Olarak Ayrımcılık

7 Nov2008
 

Amerikalı ırkçılar, Obama’nın adaylığının kesinleştiği andan itibaren, siyah bir adama oy vermeyeceklerini açıkça ifade ettiler. Dış görünüşleri itibariyle herkesten farksız görünen kimi büyükanne tipli kadınların Amerika’nın beyaz bir millet olduğunu, Amerika’yı beyazların kurduğunu belirterek, Obama’nın başkan olması durumunda ülkeyi siyahların ele geçireceklerini ifade ettiklerine dahi rastlandı. Böyle bir yaklaşım, ülkenin asıl sahibini beyazlar olarak gören ve siyahları ikincil bir konumda algılayan bir zihniyetin ürünüydü. Sarah Palin’ın, konuşmalarından birinde ABD’nin daha çok kırsal bölgelerinde yaşayan ve nisbeten daha geleneksel bir hayat sürenleri ‘gerçek Amerikalılar‘ olarak nitelendirmesi de yine aynı çerçevede değerlendirilmeye müsaitti.

Yazının devamı »