• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • No Featured Posts Found
 
 

Kürtler 1915’i Hiçbir Zaman İnkar Etmediler [Orhan Miroğlu]

25 Apr2011
 

Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu’nun “1915, inkâr ve Kürtler” başlıklı yazısından:

1890’da Hamidiye Alaylarını kuran Sultan Abdülhamit şöyle diyordu: ‘Rumeli’de ve bilhassa Anadolu’da, Türk unsurunu kuvvetlendirmek ve her şeyden evvel de, içimizdeki Kürtleri yoğurup kendimize mal etmek şarttır.’

Hamidiye Alayları bu fikrin hayata geçmesi için kuruldu. Kürdistan’ın en güçlü aşiretlerinin silahaltına alınmasını sağlayan bu alaylar; bazı Kürt aydınlarının düşündüğü gibi, Kürt toplumunun modernleşmesine öncülük etmek amacıyla kurulmuş askeri birlikler filan değildi.

Yazının devamı »

 

“Serdar Kaya ile Eğitim Üzerine” [Tasfiye Dergisi]

13 Sep2010
 

[Tasfiye dergisinin Eylül-Ekim 2010 sayısında yayınlanan Serdar Kaya röportajı.]

Beytullah Emrah Önce: Kitabınızda hakim zihniyetin kalıplarını kırarak bağımsız düşünebilmek için, öncelikle farkına varmadan içselleştirdiğimiz değerler kümesinin deşifre edilmesi gerektiğini ifade ediyorsunuz. Türkiye’deki milli eğitim sistemi, makbul vatandaşlarının hangi değerleri içselleştirmesini amaçlıyor?

Serdar Kaya: En basit ve en zor soru bu aslında… Sorunun basit kısmı zaten herkesin malumu: “Türk eğitim sistemi sizden (herşeyden ama herşeyden önce) laik vatandaşlar ister!” Bir de tabii bu laikliğin (nasıl oluyorsa) hem “Batılılık” hem de “Türkçülük” ihtiva eden bir çerçevesi var. Yani Türk eğitim sisteminin makbul vatandaşının, bilime ve sanata önem veren, kendinden emin, kültürlü, vatansever, büyüklerine saygılı, küçüklerine sevgili, başı dik, sesi gür bir insana karşılık geldiği söylenebilir. Tabii bu makbul vatandaşın ne olduğu kadar, ne olmadığı da çok önemli. Mesela bu kişinin bildiği dillerin öncelikle İngilizce, Fransızca ya da Almanca gibi Batı dilleri olması beklenir. Tabii Japonca biliyor olsa bu da problem olmaz. Ancak Arapça ya da Farsça bilmek böyle bir kişiye kolay kolay yakıştırılabilecek bir özellik değildir. Kendisinin, eşinin ya da kızkardeşinin başörtülü olması da aynı şekilde…

Yazının devamı »

 

İnsan Selleri Aktı İmparatorluğun Küçülen Topraklarına [Halil Berktay]

11 Sep2010
 

Taraf gazetesi yazarı Halil Berktay’ın “Mühtedi ve muhacir” başlıklı yazısından:

Neresinden bakarsanız bakın, bugünkü Yunan, Bulgar, Sırp, Romen, Sloven, Makedon, Boşnak, Arnavut, Hırvat ve Karadağ arazisinin tamamı ile Macaristan’ın önemli bir bölümü, yerine göre iki-üç yüzyıl, yerine göre dört veya hattâ beş yüz küsur yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı. Fetih sırasında bütün nüfus Hıristiyandı. Gelgelelim, Osmanlı yenilir ve geri çekilirken, buralardan insan selleri aktı İmparatorluğun küçülen topraklarına. 18. yüzyılda azar azar başlayan kaçış, Sırp ve Yunan devrimleri, Bulgar ayaklanması ve 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı, sonra 1912-13 Balkan Savaşlarıyla birlikte, muazzam bir göç dalgasına dönüştü. Üstüne Lozan’ın Türk-Yunan nüfus mübadelesi bindi. Milyonlarca insan doğduğu topraklara elvedâ dedi. “Türkiye”ye dönüşen çekirdeğe, kaybedilen dış halkadan en az birkaç milyon Müslüman-Türk girdi.

Yazının devamı »

 

“Benim atalarım Rum muydu, Hıristiyan mıydı? Hâşâ!” [Halil Berktay]

9 Sep2010
 

Taraf gazetesi yazarı Halil Berktay’ın “İhtida ve Türklük” başlıklı yazısından:

[H]em Müslümanlığı en ileri tektanrıcı inanç sistemi sayacaksın. Habire tekrarlayacaksın. Dolayısıyla başka dinlerden İslâmiyete geçişi “doğal” sayacaksın. Hem de bu, apayrı bir “din dersi” kompartımanında duracak. Tarihin diğer iplik ve eksenlerini hiç etkilemediği farzedilecek.

Dolayısıyla bu diyarın nasıl Turchia ve sonra Türkiye olduğunu, “Orta Asya’dan göç yoluyla” diye açıklamaya devam edeceksiniz.

Yazının devamı »

 

Çankaya Köşkünü Atatürk’e Bay Kasapyan mı vermiş? [Engin Ardıç]

13 Aug2010
 

Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç’ın “Kasapyan Köşkü’ne kim çıkacak?” başlıklı yazısından:

Kasapyan ailesinin bağ evi…

Tuhaf şey, Ankara’da bile Ermeniler… Vay vay vay, “harim-i ismetimize” kadar sokulmuşlar!

Peki, bu evi Atatürk’e Bay Kasapyan mı vermiş?

Hayır, vermemiş. Çünkü Bay Kasapyan, 1919 yılının aralık ayında ortalıkta yokmuş… Çünkü o sıralarda Ankara’da ne hikmetse hiç Ermeni kalmamışmış.

Kasapyan’ın köşküne 1915 yılında devlet el koymuş.

Neden el koymuş? Çünkü, başta Kasapyan ahparik olmak üzere, Ankara’nın bütün Ermeni nüfusu sırra kadem basmış…

Yazının devamı »

 

Bir Fotoğraf Galerisi Kuralım [Halil Berktay]

5 Aug2010
 

Taraf gazetesi yazarı Halil Berktay’ın “[Türk Tarih Tezi]” başlıklı yazısından:

Bir fotoğraf galerisi kuralım. 100 kadar portre çekelim, Uygur, Kırgız, Kazak, Türkmen ve Özbekler gibi soydaşlarımızdan. Bir 100 kadar portre de modern Türkiye Türklerinden seçip koyalım; karşılarına geçip bakalım: gerçekten benziyor muyuz, benzemiyor muyuz? Aradaki farkın, Uygur Türkçesi ile bugünkü Türkiye Türkçesi arasındaki farktan az olmayacağına sizi temin ederim. (Peki, onlara benzemiyorsak kime benziyor olabiliriz? İkinci aşamada, o Türk fotoğraflarını bir de 100 kadar Yunanlı (Rum) ve Ermeni, dilerseniz biraz da Kürt portresiyle karşılaştırın. Çıkacak sonuçlardan ben sorumlu değilim.)

 

Uzun Bıçaklar Gecesi [Toktamış Ateş]

1 Jul2010
 

Star gazetesi yazarı Toktamış Ateş’in “Uzun bıçaklar gecesi” başlıklı yazısından:

Kimi değerli arkadaşlarımız Hitler’in iktidara gelmesini sivil bir hükümet darbesi olarak değerlendiriyorlar. Evet son tahlilde görüntü öyle. Ama unutmamak gerekir ki; 1934’te SA’ların (Sturm Abteilung) sayısı 25 milyona çıkmış ve böyle bir (sözde) sivil örgütlenme ordunun asker sayısının üstüne yükselmişti.

Yazının devamı »

 

Milliyetçilik Yeni Dinin Adıydı [Etyen Mahçupyan]

6 Jun2010
 

Taraf gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan’ın “Lanet” başlıklı yazısından:

Milliyetçilik yeni ‘dinin’ adıydı… Ulus-devlet bu ‘dinin’ dünyamızda kendisini gerçekleştirme biçimiydi… Bireyler ise, artık kendilerine milli vatandaşlık bahşedilen yeni ‘dindarlardı’…

Yazının devamı »

 

Divan Oteli’nin Bulunduğu Bölge Ermeni Mezarlığıydı [Markar Esayan]

1 Apr2010
 

Taraf gazetesi yazarı Markar Esayan’ın “Adil hafıza dediğinin Kâbil’e kadar yolu var” başlıklı yazısından:

31 Mart Ayaklanması’nda Taşkışla ve Selimiye’de barikat kuran II. Abdülhamit’in avcı birliği askerlerinin hepsi Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu tarafından öldürülmüştü.

Yazının devamı »

 

Selim Deringil Röportajı (Neşe Düzel / Taraf)

30 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde yayınlanan Selim Deringil röportajı:

Hamidiye Alayları bugünkü koruculuk sistemine mi benziyordu?

Hamidiye Alayları koruculuktan daha beter. Koruculuk, Kürt nüfusu yok etmek için kurulmadı. Hamid ise bu alaylara “İstediğiniz kadar Ermeni kesin, mallarını yağmalayın, helaldir. Yeter ki bunu benim söylediğim zaman yapın” dedi. Hamidiye Alayları bu topraklarda 1915’teki tehcirden önce çok büyük bir Ermeni katliamı yaptı.

Yazının devamı »