• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Kürtler 1915’i Hiçbir Zaman İnkar Etmediler [Orhan Miroğlu]

25 Apr2011
 

Taraf gazetesi yazarı Orhan Miroğlu’nun “1915, inkâr ve Kürtler” başlıklı yazısından:

1890’da Hamidiye Alaylarını kuran Sultan Abdülhamit şöyle diyordu: ‘Rumeli’de ve bilhassa Anadolu’da, Türk unsurunu kuvvetlendirmek ve her şeyden evvel de, içimizdeki Kürtleri yoğurup kendimize mal etmek şarttır.’

Hamidiye Alayları bu fikrin hayata geçmesi için kuruldu. Kürdistan’ın en güçlü aşiretlerinin silahaltına alınmasını sağlayan bu alaylar; bazı Kürt aydınlarının düşündüğü gibi, Kürt toplumunun modernleşmesine öncülük etmek amacıyla kurulmuş askeri birlikler filan değildi.

Yazının devamı »

 

Çankaya Köşkünü Atatürk’e Bay Kasapyan mı vermiş? [Engin Ardıç]

13 Aug2010
 

Sabah gazetesi yazarı Engin Ardıç’ın “Kasapyan Köşkü’ne kim çıkacak?” başlıklı yazısından:

Kasapyan ailesinin bağ evi…

Tuhaf şey, Ankara’da bile Ermeniler… Vay vay vay, “harim-i ismetimize” kadar sokulmuşlar!

Peki, bu evi Atatürk’e Bay Kasapyan mı vermiş?

Hayır, vermemiş. Çünkü Bay Kasapyan, 1919 yılının aralık ayında ortalıkta yokmuş… Çünkü o sıralarda Ankara’da ne hikmetse hiç Ermeni kalmamışmış.

Kasapyan’ın köşküne 1915 yılında devlet el koymuş.

Neden el koymuş? Çünkü, başta Kasapyan ahparik olmak üzere, Ankara’nın bütün Ermeni nüfusu sırra kadem basmış…

Yazının devamı »

 

Divan Oteli’nin Bulunduğu Bölge Ermeni Mezarlığıydı [Markar Esayan]

1 Apr2010
 

Taraf gazetesi yazarı Markar Esayan’ın “Adil hafıza dediğinin Kâbil’e kadar yolu var” başlıklı yazısından:

31 Mart Ayaklanması’nda Taşkışla ve Selimiye’de barikat kuran II. Abdülhamit’in avcı birliği askerlerinin hepsi Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu tarafından öldürülmüştü.

Yazının devamı »

 

Selim Deringil Röportajı (Neşe Düzel / Taraf)

30 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde yayınlanan Selim Deringil röportajı:

Hamidiye Alayları bugünkü koruculuk sistemine mi benziyordu?

Hamidiye Alayları koruculuktan daha beter. Koruculuk, Kürt nüfusu yok etmek için kurulmadı. Hamid ise bu alaylara “İstediğiniz kadar Ermeni kesin, mallarını yağmalayın, helaldir. Yeter ki bunu benim söylediğim zaman yapın” dedi. Hamidiye Alayları bu topraklarda 1915’teki tehcirden önce çok büyük bir Ermeni katliamı yaptı.

Yazının devamı »

 

Soykırım Dersek Türkler Kızar Mı? [Taner Akçam]

19 Mar2010
 

Taner Akçam’ım Taraf gazetesinde yayınlanan “Açık mektup ya da utanma duygusu…” başlıklı yazısından:

Hikâyenin özeti şudur: Bir yılın 364 gününde Soykırım diyen birileri tehdit edilerek, 365’inci günde bu kelimeyi kullanmaktan zorla vazgeçirilmektedir. Ve bu Türk insanına bir zafer olarak sunulmaktadır. Bundan daha aşağılatıcı, bundan daha onur kırıcı ne olabilir?

Yazının devamı »

 

‘Soykırım’ sorunu [Taha Akyol]

8 Mar2010
 

Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol’un “‘Soykırım’ sorunu” başlıklı yazısından:

Konuyla ilgili akademik yayınların büyük çoğunluğu 1915 olayları için “soykırım” diyor! Ermeni tarihçilerinin aşırılıklarını da eleştiren Michael Mann’ın “The Dark Side of Democracy” adlı son kitabı bunun bir örneğidir.

Bizim yayınlarımız mı? Ya ‘propaganda’ hafifliğindedir; ya içinden çıkılmaz ciltler dolusu belge yayınıdır, yahut ciddi araştırmadır ama bunların sayısı azdır.

Ermeni milliyetçisi Vahakn Dadrian’ın “Taktil ve Tehcir” adlı çok önemli kitabı İngilizceden sonra dilimizde de yayımlandı; iki yıl oluyor, kendi dilimizde bile eleştirisini yapan bir tarihçimiz çıkmadı!

 

1909 Adana Katliamı

1 May2009
 

Taraf gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan’ın “Nasıl güvensinler?” başlıklı yazısından:

Bu yıl 1909 Adana katliamının yüzüncü yıldönümü… Birilerinin unutturmaya, başkalarının ise hatırlamaya çalıştığı bir olay. İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra patlayan çatışmanın temelinde Ermeni ailelerin elindeki servetin cazibesi yatıyordu. Sınırlı çapta başlayan ama hızla silahlı ‘sataşmaya’ varan olaylarda her iki taraftan da az sayıda insan ölürken, Ermeniler beklenmediği kadar dirençli çıkmışlardı ve güven duymadıkları için silahlarını teslim etmeye de yanaşmamaktaydılar. Bu durumda Meclis bir silahsızlandırma kararı aldı ve giden heyet Ermenileri de ikna etti. Ermeniler silahlarını teslim ettiler… Sonraki günlerde otuz bin kişi katledildi…

Bugün Kürtlere PKK’nın silah bırakmasının ne denli ‘doğru’ olduğunu anlatabilirsiniz. Aslında onlar da aynı şekilde düşünüyorlar, barışın ancak silahsız bir ortamda sağlanabileceğini biliyorlar. Ama bu toprakların tarihini de biliyorlar ve devlete güvenmiyorlar. Mesele budur…

 

Tehcir [Sevan Nişanyan]

24 Apr2009
 

Tehcir, Sevan Nişanyan / Taraf

Arapçada tehcîr yok. Daha doğrusu var da, alakasız bir marjinal kelime, “sabah güneş doğmadan yola çıkmak” demekmiş. Osmanlıca sözlüklerde geçmiyor. Geçen yüzyıl başlarında piyasada olan bellibaşlı dört sözlükte (Vefik Paşa, Redhouse, Şemseddin Sami ve Naci) bu kelime yok.

Yazının devamı »

 

Ermenilerin Nuremberg’i [Ayşe Hür]

15 Mar2009
 

Ermenilerin Nuremberg’i, Ayşe Hür / Taraf

Talat Paşa’nın kemikleri

Murat Bardakçı’nın aktardığına göre, Talat Paşa’nın eşi Hayri Hanım, 1931’de aile dostları, eski Deutche Bank Müdürü Wasserman’dan bir mektup aldı. Wasserman, Alman kanunlarına göre bir cenazenin gömülmeden en fazla on sene bekleyebileceğini söyleyerek, müddetin dolmak üzere olduğunu hatırlatıyordu. Hayriye Hanım, mektubu alıp Şükrü Saraçoğlu’na gitti. Saraçoğlu “Konu beni aşar” diyerek kendisini Atatürk’le görüştürdü. Çankaya’da başlayan görüşme akşam Tahsin Uzer’in evinde devam etti. Bazı bakanların da iştirak ettiği konuşmanın sonunda Atatürk “Cenazesinin naklini benden şu anda istemeyin, Almanya ile bu konuda görülecek hesabımız var, izin verin şimdi gömülsün, zamanı gelince onu bizzat ben getirtirim” dedi ama sözünü tutamadı. Talat Paşa’nın kemikleri İkinci Dünya Savaşı sırasında, Adolf Hitler’in Türk-Alman ilişkilerini sıcaklaştırmak istemesi sayesinde Almanya’dan getirildi. 25 Şubat 1943 günü Sirkeci Garı’ndan alınan tabut önce Şişli Sıhhat Yurdu’na getirildi, ertesi gün görkemli bir askerî törenle Şişli’deki Hürriyet-i Ebediye Tepesi’ne gömüldü. Tören kıtasının önünde Reisicumhur İsmet İnönü’nün çelengi vardı.

 

Ermeniler, Türkler ve kendimiz [Etyen Mahçupyan]

13 Jan2009
 

Ermeniler, Türkler ve kendimiz, Etyen Mahçupyan / Zaman

Ermeni cemaati için ‘toprak’, kültürün binlerce yıldan bu yana beslendiği, sınırları belirsiz bir Anadolu parçasına tekabül eder. ‘Toprak’ kültürü yaşattığı için anlamlı olmuştur. Nitekim Ermeni yerleşimleri epeyce uzun bir süreden bu yana Anadolu üzerinde devlet kurma gibi bir amaç peşinde olmamışlar, bu topraklarda yaşıyor olmanın ve kendini idame ettirmenin yeterli görüldüğü bir anlayış geliştirmişlerdir. Dolayısıyla kadim Ermeni yerleşimlerinin bir yandan Bizans’a imparator ve yönetici verirken, öte yandan da Selçuklu veya Osmanlı yönetimini Bizans’a tercih etmeleri doğal bir durum olarak yaşanmıştır. Çünkü önemli olan adalet ve huzurdur… Sahip olmak ve yönetmek değil. Bu ruh halinin ‘Ermenilikle’ ilişkisinin olmadığı ise açıktır. Söz konusu bakış, her türlü göçmene bağrını açan ve sürekli kendini yeniden harmanlayıp melezleştiren Anadolu kültürünün genel halini yansıtır.

Yazının devamı »