• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Bilim dili [Sevan Nişanyan]

4 Aug2009
 

Bilim dili, Sevan Nişanyan / Taraf

Avrupa üniversitelerinde 19. yüzyıl başlarına dek eğitim dili Latince idi. Yani hiç kimsenin evinde konuşmadığı, bin küsur yıl önce ölmüş bir antika dil. Bundan dolayı Avrupa’da eğitim zarar gördü mü? Sanmıyorum. Millî bilinç zedelendi mi? Zedelenmiştir evet, Avrupa’nın bilumum ülkelerinden gelen bilim adamları kendilerini ortak ve evrensel bir ilim camiasının üyesi saymışlar, kendi kıytırık krallıklarını, dükalıklarını, beyliklerini çok fazla umursamamışlardır. Avrupa diye bir medeniyet varsa bu sayede olmuş derler.

Yazının devamı »

 

Kürt meselesinde nereden nereye? [Nuh Gönültaş]

4 Aug2009
 

Kürt meselesinde nereden nereye?, Nuh Gönültaş / Bugün

Genç Türkiye Cumhuriyeti Kürtler’i nasıl görüyordu?

Bugün gelinen noktaya nereden gelindiğini göstermesi açısından 1930 Ağrı İsyanı’ndan sonra Cumhuriyet Gazetesi’nde yazanlara göz atmakta fayda var.

O yıllarda Mahmut Esat Bozkurt -ki kendisi Cumhuriyet’in ilk Adliye Vekili’dir- “Çiğ eti bulgurla karıştırıp yiyen Kürtler’in Afrika yamyamlarından farkı yok” demişti.

Yazının devamı »

 

Çinliler, Türkler, Kürtler… [Ahmet Altan]

9 Jul2009
 

Çinliler, Türkler, Kürtler…, Ahmet Altan / Taraf

Eminim burada Kürtlerin acılarını anlamayan birçok Türk, Uygurların yaşadığı acıları çok iyi hissedip anlıyordur.

Bu konuda Çin devletiyle Türk devletinin yaklaşımları birbirine benziyor.

Söyledikleri hemen hemen aynı:

“Benim yönetimim altında, benim istediğim gibi yaşayacaksın, benim verdiğimden fazlasını istemeyeceksin.”

Buna karşı çıkanın başı belaya giriyor.

Hapse atılıyor, yargılanıyor, öldürülüyor.

Yazının devamı »

 

Yunus Emre Türkçesi [Sevan Nişanyan]

23 Jun2009
 

Yunus Emre Türkçesi, Sevan Nişanyan / Taraf

“Neden Yunus’un Türkçe’sini koruyamadık? Koruyup geliştiremedik? Neden Türkçe’si varken başka dillerden sözler alıp dilimize doldurduk ve dilimizi tanınmaz hale getirdik?” demiş Radikal köşeyazarlarından Namık Kemal Bey.

Yazının devamı »

 

Türklerin geninden Türklük çıkmadı! (Radikal)

28 May2009
 

Türklerin geninden Türklük çıkmadı! (Radikal)

İsviçre merkezli iGenea şirketinin yaptığı araştırmaya göre, Avrupa’da yaşayan halklar arasında genetik anlamda “en karışık ve en az safkan” olan topluluk Türkiye halkı
Türkiye’de “safkan Türk” tartışması yaratacak araştırma için Avrupa’nın dört bir yanından DNA örnekleri toplayan ve bunlar üzerinde analizler yapan bilim adamları Türkiye’de yaşayan Türkler’in sekiz farklı etnik gruba ait genleri taşıdığını belirledi. Çalışmada Avrupa’da “safkan” olmaya en yakın halkın ise Ruslar olduğu ortaya çıktı. Aryan ırk için İkinci Dünya Savaşı’nı çıkaran Almanların genetik yapısında ise sadece yüzde 25 Cermen genleri bulunduğu ve hatta genlerinin yüzde 10’luk bir kısmının da Yahudi ırkından geldiği belirlendi. iGenea yetkililerinin araştırmanın “en büyük sürprizi” olarak açıkladığı Türkiye sonuçlarına göre Türkiye’de yaşayan insanların genetik yapısı incelendiğinde sekiz farklı etnik gruba ait izler bulunuyor. Avrupa ve Türkiye’nin çevresindeki bölgede bu kadar karmaşık bir genetiğe sahip olan başka bir millet daha yok. (Vatan)

Türklerin taşıdığı genler ise şöyle:

1) Türk
2) Berberi
3) Hellenik
4) Cermen
5) Slav
6) Arap
7) Yahudi
8) İlirya

 

Türkiye’de "Utopya" [Murat Belge]

5 May2009
 

Türkiye’de “Utopya”, Murat Belge / Taraf

Utopya, Türk edebiyatında hiç işlenmemiş bir tür değil -bu konularla yakından ilgilenmeyenler “ha deyince” örnekleri hemen hatırlayamasa dahi. Hatırlanmamaları, edebiyat olarak zayıflıklarından çok utopya olarak zayıflıklarından ileri geliyor diye düşünüyorum.

Yazının devamı »

 

Filan fıstık [Sevan Nişanyan]

20 Mar2009
 

Filan fıstık, Sevan Nişanyan / Taraf

Bu nasıl acayip bilinç bölünmesidir, yetmiş yıllık ırkçı propaganda nasıl işlemiş insanların beynine diye ağzın açık kalıyorsun. Her gün konuştuğumuz, yazıştığımız, iyi kötü yetmiş milyonun ortak iletişim platformu olan, gayet kıvrak, üretken, vasatın üstünde zengin dil “Türkçe” değil. Ya ne Türkçe? Bin yıl önce Ortaasya’da birtakım aşiretlerin konuştuğu ve üç beş tane taşa yazdığı dil “Türkçe”. Fenerbahçe Türkçe değil, ama kutadgu ile bilik Türkçe!
“Türkçe” deyimiyle kastedilen şey EĞER 8.-11. yüzyıllar arası kullanılan Orta Asya Yazı Türkçesi (OAYT) ise, ben size söyleyeyim. Bu dilde h sesi hiç yok, f ve j sesleri ancak kelime sonunda belli koşullarda onbeş-yirmi örnekte var, c, d, g, l, m, r, v, z sesleri kelime başında yok, d, p sesleri kelime başında ancak “Oğuzcadır” diye belirtilen birkaç kelimede var, n sesi kelime başında sadece soru edatlarında var, ş sesi kelime başında sadece s’den disimilasyon yoluyla bozulmuş beş-altı kelimede var.

Yazının devamı »

 

Millet [Sevan Nişanyan]

12 Mar2009
 

Millet, Sevan Nişanyan / Taraf

Tüm Arapça sözlüklerin babası olan Kamus ile ağababası olan Sıhâh, millet sözcüğünü basitçe “din” diye tanımlıyorlar. Nüans konusunda Arapları bile yaya bırakan Lane’in sekiz ciltlik Arabic Lexicon’u “a way of belief and practice in respect of religion” diye ayrıntılandırmış, yani “dinî inanç ve pratik bakımından takip edilen usul”.

Yazının devamı »

 

Ergenekon Efsanesi kime ait? [Mümtaz’er Türköne]

22 Feb2009
 

Ergenekon Efsanesi kime ait?, Mümtaz’er Türköne / Zaman

Bir yalana çok fazla insanın inanması, sahte olanı gerçek yapmaz. Türklerin “çıkış” efsanesi olarak anlatılan Ergenekon, bir safsatadan ibaret. Sahte masallar dünyasında mutlu bir şekilde yaşamak mümkün. Ama birilerini mutlu eden bu hayaller başkaları için bir kâbusa dönüşmüş ise, uyanmanın vaktidir.

Yazının devamı »

 

Türkiye [Sevan Nişanyan]

28 Jan2009
 

Türkiye, Sevan Nişanyan / Taraf

Vatanımıza ne cüretle ‘hindi’ derler diye hop oturup hop kalkanların esas dert etmesi gereken konu o değil. Vatanın adı İtalyanca, onu neydeceğiz? Hem üstelik turkey gibi tesadüfi, kasıtsız bir durum yok ortada. Ülkenin kimlik sorunuyla ilgili derin bir problem var. Deştikçe vatanmilletçilerin tüylerini diken diken edecek mevzu.

Türkçede -ve diğer yerli dillerin hiç birinde- bu ülkeye 19. yüzyılın sonlarına dek Türkiye, Türkistan, Türkland veya buna benzer bir isim verilmemiş. Ülkenin, daha doğrusu Fırat Nehri’ne kadar olan kısmının, Türkçedeki kadim adı Rum. Bunun dışında Memaliki Al-i Osman, Memaliki Mahrusa gibi SİYASİ adlar kullanılmış.

Buna karşılık Batı Avrupalılar, ta Haçlı Savaşlarından beri Ortadoğu ve Balkanların Türkler tarafından yönetilen kısmını İtalyanca Turchia, Fransızca Turquie vs. diye adlandırmışlar, Mısır, Suriye, Balkanlar filan dahil. Farklı adlandırmanın ardında aslında ciddi bir bakış farkı var, ama o kadar dibe inersek çıkamayız diye korkarım.

Türkçede bu adın sistemli olarak kullanımına en erken Namık Kemal ile Suavi’nin 1868’de Paris’te çıkardıkları Hürriyet gazetesinde rastladım. Belki daha önce de tek tük vardır, ama bence bağlam ilginç: sanki memlekete dışarıdan ve BATIDAN bakınca “Türkiye” adı daha bir uygun gelmiş.

1870’lerde “ah monşer şu Turkiya medenileşemedi gitti” üslubu içinde kelimeye sıkça rastlanıyor, sonra Abdülhamit döneminde otuz sene boyunca izi kayboluyor. Meşrutiyetin ilk yıllarında da, siyaseten uygunsuz sayıldığından olacak, hiç duyulmuyor. İttihat ve Terakki rejiminin kullanımında “Türkiye” adının belirginleşmesi, bak hele, 1915 yılına denk gelmiş. 1920’de Ankara’da toplanan BMM “Türkiye” adına önce biraz direnir gibi olmuş, ama en geç 1921’deki Teşkilatı Esasiye Kanunu döneminde T’yi kabul etmiş.

Arapça -iyye ekiyle açıklanması minareye kılıf uydurma kabilinden. Ortaya çıkış sürecinde tereddüt edecek bir şey yok, Batı kökenli bir kavram.

On puanlık soru şu: Osmaniye olsaydı acaba daha medeni bir yer olur muydu?