• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Milliyetçilik Yeni Dinin Adıydı [Etyen Mahçupyan]

6 Jun2010
 

Taraf gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan’ın “Lanet” başlıklı yazısından:

Milliyetçilik yeni ‘dinin’ adıydı… Ulus-devlet bu ‘dinin’ dünyamızda kendisini gerçekleştirme biçimiydi… Bireyler ise, artık kendilerine milli vatandaşlık bahşedilen yeni ‘dindarlardı’…

Yazının devamı »

 

90’larda Kürt Gazetecilerin Öldürülmesi [Suzan Samancı]

4 Apr2010
 

Taraf gazetesi yazarı Suzan Samancı’nın “‘Aptal kutusu’ndaki aptal diziler” başlıklı yazısından:

1909’da 6 nisan da Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin Galata Köprüsü üzerinde kurşunlanarak katledilmesinden bu yana, bugüne kadar sekseni aşkın gazeteci ve yazar öldürüldü. 1915 yılında art arda Ermeni gazeteci ve yazarlar öldürülürken 1990-1994 yılları arasında ise 33 gazeteci katledildi. Bu gazetecilerin çoğunun Kürt olması Türkiye’nin nasıl bir yönetimi devir aldığı ve nasıl yönetim uygulandığını apaçık ortaya koyuyor.

 

Divan Oteli’nin Bulunduğu Bölge Ermeni Mezarlığıydı [Markar Esayan]

1 Apr2010
 

Taraf gazetesi yazarı Markar Esayan’ın “Adil hafıza dediğinin Kâbil’e kadar yolu var” başlıklı yazısından:

31 Mart Ayaklanması’nda Taşkışla ve Selimiye’de barikat kuran II. Abdülhamit’in avcı birliği askerlerinin hepsi Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu tarafından öldürülmüştü.

Yazının devamı »

 

Selim Deringil Röportajı (Neşe Düzel / Taraf)

30 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde yayınlanan Selim Deringil röportajı:

Hamidiye Alayları bugünkü koruculuk sistemine mi benziyordu?

Hamidiye Alayları koruculuktan daha beter. Koruculuk, Kürt nüfusu yok etmek için kurulmadı. Hamid ise bu alaylara “İstediğiniz kadar Ermeni kesin, mallarını yağmalayın, helaldir. Yeter ki bunu benim söylediğim zaman yapın” dedi. Hamidiye Alayları bu topraklarda 1915’teki tehcirden önce çok büyük bir Ermeni katliamı yaptı.

Yazının devamı »

 

Mehmet Kaya Röportajı (Neşe Düzel / Taraf)

22 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde yayınlanan Mehmet Kaya röportajından:

Üç hafta önce Denizlispor Diyarbakır’a geldi. Diyarbakırspor’u yendi ve alkışlarla sahadan ayrıldı. Kürt sorununa en radikal bakan kesim Karadeniz sahilidir. Bölgenin takımı Trabzonspor Diyarbakır’a geldi, … yendi ve alkışlarla uğurlandı. Bursaspor’a gelince… Bursaspor maçı Kürtler tarafından tamamen etnik bir saldırı olarak algılandı. Çünkü bizde insanlar, “PKK dışarı” sloganını, PKK dışarı diye anlamazlar. “Kürtler dışarı” diye anlarlar. Bunu bir aşağılama ve ırkçı saldırı olarak görürler. İşte bu algı insanlarda bir refleks yarattı.

Yazının devamı »

 

Çanakkale’ye Saldırmaları Savaş Hukukuna Uygundu [Murat Belge]

21 Mar2010
 

Taraf gazetesi yazarı Murat Belge’nin “Başbakan” başlıklı yazısından:

Birinci Dünya Savaşı’ndan söz ediyoruz. Britanya-Fransa-Rusya üçlü itilafı Almanya ile savaşta Akdeniz’de Alman savaş gemilerini kıstırıyorlar. Alman gemileri Çanakkale Boğazı’nın ağzına kadar kaçıyor. 10 Ağustos 1914’te boğazdan geçme izni vererek bu gemileri kurtarıyoruz (Enver’in oldukça karakuşî emriyle). Durumu kurtarmak için de “satın aldık” diyoruz. Alman denizciler kafalarına fes geçirip Osmanlı oluyor. Ama Osmanlı’dan fikir almadan, 29-30 ekimde, başta Odessa, çeşitli Rus kıyılarını topa tutuyorlar. Osmanlı Rusya’ya savaş falan açmış değil. Yani bu, küçük çapta ve erken bir Pearl Harbor. Başbakan’ın bizim gibilerden avukatlık yapmamızı istediği olayın başlangıcı böyle. Bombardımandan sonra, 1 kasımda Rusya, 5 kasımda Britanya ve Fransa, Osmanlı’ya savaş ilan eder. Ne yapsalardı? Çiçek mi gönderselerdi?

Yazının devamı »

 

Soykırım Dersek Türkler Kızar Mı? [Taner Akçam]

19 Mar2010
 

Taner Akçam’ım Taraf gazetesinde yayınlanan “Açık mektup ya da utanma duygusu…” başlıklı yazısından:

Hikâyenin özeti şudur: Bir yılın 364 gününde Soykırım diyen birileri tehdit edilerek, 365’inci günde bu kelimeyi kullanmaktan zorla vazgeçirilmektedir. Ve bu Türk insanına bir zafer olarak sunulmaktadır. Bundan daha aşağılatıcı, bundan daha onur kırıcı ne olabilir?

Yazının devamı »

 

‘Soykırım’ sorunu [Taha Akyol]

8 Mar2010
 

Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol’un “‘Soykırım’ sorunu” başlıklı yazısından:

Konuyla ilgili akademik yayınların büyük çoğunluğu 1915 olayları için “soykırım” diyor! Ermeni tarihçilerinin aşırılıklarını da eleştiren Michael Mann’ın “The Dark Side of Democracy” adlı son kitabı bunun bir örneğidir.

Bizim yayınlarımız mı? Ya ‘propaganda’ hafifliğindedir; ya içinden çıkılmaz ciltler dolusu belge yayınıdır, yahut ciddi araştırmadır ama bunların sayısı azdır.

Ermeni milliyetçisi Vahakn Dadrian’ın “Taktil ve Tehcir” adlı çok önemli kitabı İngilizceden sonra dilimizde de yayımlandı; iki yıl oluyor, kendi dilimizde bile eleştirisini yapan bir tarihçimiz çıkmadı!

 

Vesayet kültüründen demokrasiye [Avni Özgürel]

7 Mar2010
 

Radikal gazetesi yazarı Avni Özgürel’in “Vesayet kültüründen demokrasiye” başlıklı yazısından:

Genel bir çerçevede bakıldığında düzenin temeklinin Tanzimat’la atıldığını söylemekte beis yok. Tanzimat esas olarak o zamana kadar saltanat makamının kullanageldiği yetkilere sınırlama getirirken devletin bekasını bürokrasiye emanet etme projesiydi. Ve cumhuriyet, laiklik, kuvvetler ayrılığı, milli hâkimiyet, Latin alfabesine geçiş, şapka gibi kavram ve değişiklikler de dahil bugünün Türkiye’sinin karakter çizgilerini oluşturan bütün unsurlar Tanzimat’la, Tanzimat’tan itibaren adım adım gündeme geldi. Tanzimatın önde gelen ismi sadrazam Mustafa Reşid Paşa hakkında ‘Milletin reis-i cumhuru’ diye yazılmış şiirleri, Ali Suavi’nin şapkayla vaiz kürsüsüne çıktığını bilmek, Namık Kemal ve Yeni Osmanlılar’ın ‘milli hakimiyet’ten, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Latin alfabesine geçme zaruretinden söz ettiğini hatırlamak bazı şeylere farklı bakmaya imkân verebilir.

Yazının devamı »

 

Mete Tunçay Röportajı (3) [Neşe Düzel / Taraf]

3 Mar2010
 

Neşe Düzel’in Mete Tunçay ile yaptığı Taraf gazetesinde yayınlanan röportajından:

NEŞE DÜZEL: Takrir-i Sükûn Kanunu, Cumhuriyet’te neyin bitişidir ve neyin başlangıcıdır?

METE TUNÇAY: Cumhuriyet’in ilanı o kadar önemli bir şey değildir. 29 Ekim 1923 sembolik olarak tabii önemlidir ama… Cumhuriyet’in ilanının bir hafta öncesiyle bir hafta sonrası arasında hiçbir fark yoktur. Ama Takrir-i Sükûn’un üç gün öncesiyle üç gün sonrası arasında dehşet bir fark vardır.

Yazının devamı »