• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Koray Candemir ve Serkan Çeliköz (Maskott) Röportajı / 1 Mayıs 2011

11 May2011
 

[11 Mayıs 2011 tarihinde Taraf gazesinde yayınlanan röportajın kısaltılmamış metnidir.]

Kargo’dan tanınığımız Koray Candemir ve Serkan Çeliköz, üç yıla yakın zamandır Seattle’da yaşıyorlar. Kurdukları Maskott adlı grubun ilk albümü Tuval, geçtiğimiz yıl piyasaya çıktı. Koray ve Serkan ile Seattle’da müzik serüvenlerinin geçmişi, bugünü ve yarını hakkında konuştuk.

[Röportajın fotoğrafları]
[Röportajdan 12 video]
[Röportajı indir (.pdf)]

Yazının devamı »

 

Derinsular.com 6 Yaşında

16 Şub2011
 

Derinsular.com’un altıncı yayın yılını geride bıraktı. Bir, iki, üç, göze küçük görünüyordu, ama yedinci yıla girmiş olmak, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini düşündürüyor ister istemez.

Son bir sene içerisinde olağan ve rutin güncellemeler dışında, sitede (bana göre) kaydadeğer dört çalışma yer aldı. Bu dört çalışmadan ikisi tamamlandı. Diğer ikisi ise, yeni yeni şekilleniyor.

Yazının devamı »

 

“Serdar Kaya ile Eğitim Üzerine” [Serdar Kaya]

13 Eyl2010
 

[Tasfiye dergisinin Eylül-Ekim 2010 sayısında yayınlanan Serdar Kaya röportajı.]

Beytullah Emrah Önce: Kitabınızda hakim zihniyetin kalıplarını kırarak bağımsız düşünebilmek için, öncelikle farkına varmadan içselleştirdiğimiz değerler kümesinin deşifre edilmesi gerektiğini ifade ediyorsunuz. Türkiye’deki milli eğitim sistemi, makbul vatandaşlarının hangi değerleri içselleştirmesini amaçlıyor?

Serdar Kaya: En basit ve en zor soru bu aslında… Sorunun basit kısmı zaten herkesin malumu: “Türk eğitim sistemi sizden (herşeyden ama herşeyden önce) laik vatandaşlar ister!” Bir de tabii bu laikliğin (nasıl oluyorsa) hem “Batılılık” hem de “Türkçülük” ihtiva eden bir çerçevesi var. Yani Türk eğitim sisteminin makbul vatandaşının, bilime ve sanata önem veren, kendinden emin, kültürlü, vatansever, büyüklerine saygılı, küçüklerine sevgili, başı dik, sesi gür bir insana karşılık geldiği söylenebilir. Tabii bu makbul vatandaşın ne olduğu kadar, ne olmadığı da çok önemli. Mesela bu kişinin bildiği dillerin öncelikle İngilizce, Fransızca ya da Almanca gibi Batı dilleri olması beklenir. Tabii Japonca biliyor olsa bu da problem olmaz. Ancak Arapça ya da Farsça bilmek böyle bir kişiye kolay kolay yakıştırılabilecek bir özellik değildir. Kendisinin, eşinin ya da kızkardeşinin başörtülü olması da aynı şekilde…

Yazının devamı »

 

Derinsular.com 5 Yaşında

16 Şub2010
 

Bugün sitenin yayın hayatının beşinci yılı sona erdi.

Ne mutlu ki, son bir sene zarfında geçen yıl bugün yapmayı düşündüğümü söylediğim şeylerin epey bir kısmını gerçekleştirebilmişim:

Yazının devamı »

 

Ana, Dolu

14 Şub2010
 

Sam Kaplan’ın “The Pedagogical State: Education and the Politics of National Culture in Post-1980 Turkey” adlı kitabının 185. sayfası.

Türk eğitim sisteminin “Anadolu” kelimesinin etimolojisi hakkında öğrencilere nasıl bir yalan söylediğini anlatıyor.

Ana, Dolu

 

Nuray Mert Sendromu

13 Oca2010
 

Bir süredir bir Nuray Mert tartışmasıdır gidiyor. Yazılıp çizilenlere pek anlam verebildiğimi de söyleyemem. Ama neyse ki bugün Star gazetesinden yayınlanan Hikmet Genç imzalı yazıyı okuyunca bu çerçevede düşünen tek kişi olmadığımı görüp sevindim.

Yazının devamı »

 

İkinci Cumhuriyetçi Kime Denir?

25 Ara2009
 

Ayşe Gül Altınay, “The Myth of the Military-Nation? Militarism, Gender and Education in Turkey” adlı kitabında, katıldığı bir lise Milli Güvenlik dersinde, öğretmenlik yapan subayın II. Cumhuriyetçilere getirdiği tanımdan söz ediyor.

The Second Republicanists do not accept the Republic that was established by Atatürk and for which many martyrs were given. They suggest that Atatürk founded this Republic by force and that his principles should be rethought and, if necessary, abandoned. They desire a more libertarian Republic. For instance, they argue that university students should be free to wear everything they want, including the türban. They do not recognize Turks, either. They call all of us “people of Turkey” (Türkiyeli), not Turks. (p. 149)

Altınay, subay-öğretmenin yukarıdaki sözlerini aktardıktan sonra, bu cümlelerin İkinci Cumhuriyetçilerin düşüncelerini aslında gayet iyi bir şekilde özetlediğini de belirtmiş. Gerçi subay-öğretmen daha sonra bu düşüncelerin çok tehlikeli olduğunu ve dış güçlerden kaynaklandığını falan da söylemiş ama biz bunları bir kenara bırakıp kendi işimize bakalım:

Yazının devamı »

 

derinsular.com v.2

24 Ara2009
 

Site yayına başlayalı neredeyse 5 yıl oldu. Yani köklü bir değişiklikle ikinci versiyona geçmenin vakti gelmişti. Aklımdakilerin hepsini gerçekleştirmeye henüz vakit ayıramamış olsam da yapılanlar özetle şöyle:

1. Movable Type’tan WordPress’e geçtim.

2. Haliyle sitedeki bütün sayfa ve kategorilerin adresleri değişti. Yani şayet geçmişte derinsular.com’un herhangi bir sayfasına sitenizden, ekşisözlük’ten ya da kimbilir nerelerden link verdiyseniz, güncelleme yapmamanız durumunda o linkleri takip edenler “Sayfa Bulunamadı” uyarısı ile karşılaşacaklar.

3. Yine aynı çerçevede sitenin RSS adresi de değişti. Yeni RSS adreslerini ilgili sayfadan alabilirsiniz. (Bu arada, artık nihayet Yorumlar için de RSS imkanı var.)

4. Top Secret kategorilerini Alt Beyin altına aldım. Şifreyi de kaldırdım. (Tabii bu aşamada kimi yazıları da sistemden kaldırdım. O kadar da değil yani!) Bir başka deyişle, şifresi olmayan okuyucular için 200′e yakın yeni yazı var artık Alt Beyin bölümünde. (RSS’ten hasret gideren şahıs, nasıl, hoşuna gitti mi? İsmini hatırlamıyorum ama özrünü kabul ediyorum. Water under the bridge.)

5. Önceden ana sayfada yer alan Son Dakika ya da Son Yazılar gibi bölümler artık yok. Zira artık herşey anında ana sayfada yer alacak – tıpkı çok eskiden olduğu gibi. Yani Kitap ve Medya bölümündeki güncellemeleri görmek için o sayfalara bakmaya da gerek kalmadı. Çünkü siteye yeni bir şey girilmişse, zaten ana sayfadan girilecek. Dolayısıyla da, “Yeni Yazı: …” şeklindeki duyurulara da gerek kalmayacak. Bu durum da tabii Top Secret ayarındaki yazılardan Ansiklopedi girdilerine dek herşeyin ana sayfada kendine yer bulacağı ve sitenin ilk zamanlardaki renkli havasına geri döneceği anlamına da geliyor. (Bu şartlar altında ziyaretçi sayısı da ister istemez artacağından, yine onunla bununla uğraşmak zorunda kalmayacağımı umuyorum.)

6. Linkler sayfası yenilendi. O kısma düzenli olarak takip etmeye çalıştığım podcastlerin bir listesini ekledim. Bir de tabii Kadro dergisinin linkini. (Siz de ekleyin diye söylüyorum! Derginin sitesinden bu işin arkasındaki kişiyi henüz anons etmemişler, ama içimden bir ses yabancı biri değil diyor!)

7. Export/Import sürecinde bütün etiketler kayboldu. Mart ayından itibaren bu işe vakit ayırabileceğimi zannediyorum. Ardından oluşacak uzun listeyi yine eskiden olduğu gibi müstakil bir “Konu ve Şahıs İndeksi” sayfasında yayınlamayı düşünüyorum.

8. Import esnasında paragraflar arasındaki marjlar da sıfıra inmiş – çünkü paragraf kodları aktarılmamış. Bu konudaki düzenleme de yine herhalde Mart ayı gibi olur.

9. Artık tarihler de nihayet Türkçe. Bu konuyu bir aralar kafasına takmış olan bazı “Türkçe dostları” artık rahat edebilirler.

10. Her büyük güncellemeden sonra olduğu gibi, sitenin sağında solunda önemli ya da önemsiz tuhaflıklarla karşılaşırsanız haber vermenizi rica ediyorum. Görsel tuhaflıklardan, teknik aksaklıklara dek herşey için geçerli bu. (Kontak kurarken lütfen internet gezgininizi -IE, Firefox, Safari vs.- de belirtin.) Problemli sayfalar haricinde “eksiklikler” fark ederseniz de lütfn hatırlatın. Mesela Yorum Kuralları sayfasını son anda hatırlayıp formun altına ekledim.

11. Hayırlı olsun.

 

Yurda Dönen PKK'lılar

24 Eki2009
 

Dağdan inenlerin (1) gerilla giysileri giymeleri, (2) önderlerinin barış sürecine katkıda bulunma çağrısını dikkate alarak geldiklerini ifade etmeleri ve (3) zafer işaretleri yapmaları, Türkiye’de pek çok kişiyi rahatsız etti! Bu kişiler PKK’lıların takım elbise kravatla gelip, Atatürk’e saygılarını ifade edip hazırola geçmelerini bekliyorlardı herhalde…
Görünen o ki, Türkiye’deki hakim zihniyet, henüz “uzlaşma” kavramını objektif olarak değerlendirebilecek olgunluğa dahi sahip değil. Bu nedenle de, uzlaşma denilen şeyin zaten doğası gereği “birbirinden farklı olan” ve hatta “birbiri ile ihtilaf halinde bulunan” kişi ya da gruplar arasında gerçekleşen bir süreç olduğu dahi sıklıkla unutulabiliyor. Neticede de, karşı tarafın hatasını kabul etmesini ve başkalaşım geçirerek kendisine benzemesini bekleyen, yani uzlaşmayı sadece karşı taraf kendi çizgisine geldiği ölçüde anlamlı gören bir anlayış ortaya çıkıyor.
Halbuki ülkelerine dönen PKK’lılarla ilgili olarak dikkat edilmesi gerek tek şey, bu kez sınırı silahlı değil, silahsız olarak geçmiş olmaları.

 

Silahlar, Kanunlar, Özgürlükler ve Türkiye

8 Eki2009
 

Kolombiya’daki Adalet Bakanlığı binasının girişinde, Santander‘in şu sözü yer alıyor:

“Kolombiyalılar; silahlar bize bağımsızlık verdi, kanunlar ise bize özgürlük verecek.”

Silahlar, Kanunlar, Özgürlükler ve Türkiye

Özgürlüklerin teminat altına alınmasını öncelikle kanunlar ile mümkün kılmayı öngören anlayışın bir parça problemli olduğuna daha önce değinmiştim. Ama bu yaklaşımın dahi herşeyi silahla çözmek isteyen zihniyetin çok ilerisinde olduğu aşikar. Santander’in sözü nerede, “Silahlar bize bağımsızlık verdi, şimdi de iç düşmanlardan kurtulmamızı sağlayacaklar” zanneden anlayış nerede…