• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

P.V = n.R.T

19 Eki2008
 

Zaman gazetesinde bir köşe gözüme çarptı. Nurettin Özdoğan adında sempatik görünümlü biri yazıyor. (Görünüş itibariyle Stephen King’in gençliğini de andırmıyor değil.)

Yazıda kimya formüllerinin kolay ezberlenmesi için uydurulmuş cümlelere örnekler veriliyor. Mesela yazıda periyodik tablonun en sağındaki sütunda yer alan soygazların, “Hergele Necip arsız karısını kesip rendeledi” cümlesiyle anımsandığı belirtiliyor. Bize zamanında söz konusu hergelenin adının Necip değil, Necati olduğunu söylemişlerdi, ama çok da önemli değil tabii. Bir de 1A grubu elementleri için, “Haydarpaşa Lisesi’nin namlı kimyacısı Rabia’nın cesetini fırlattılar” ifadesi vardı mesela. Yazıda buna değinilmemiş. 2A grubu elementleri için de bir cümle vardı, ama şu anda hatırlayamıyorum.

Bütün bunlardan anlaşılabileceği üzere, ben lisede Fen bölümü öğrencisiydim. Öğretmenlerimiz bize, “Anadolu Lisesi öğrencisine sözelci olmak yakışmaz” demişlerdi, bizler de inanmıştık. Metin ezberlemektense formül ezberlemeyi (ya da ezberletmeyi) daha muteber buluyorlardı herhalde…

Bir de şimdi aklıma geldi… Lise yıllarında okuduğum Isaac Asimov kitaplarının etkisiyle, üniversitede herhangi bir Fen-Edebiyat fakültesine gidip bilim adamı olmak, hayatımı Asimov’un yansıttığı türden bir dünyanın içinde geçirmek gibi bir düşüncem de olmuştu bir ara. Ancak bu fikrimi paylaştığım (ya da sorulunca istemeden de olsa paylaşmak zorunda kaldığım) herkes, her nasılsa, bunun çok yanlış bir karar olduğuna son derece emindi; ve de, istisnasız hepsi, bu düşüncemi duyar duymaz el birliği etmişçesine beni bu kararımdan caydırmaya çalışmıştı. Nedense herkes mühendis olmam gerektiği konusunda hemfikirdi. Mühendisliğin alanı da çok önemli değildi onlar için, anlayabildiğim kadarıyla. Geleceğim adına çizdikleri tablo da, (üç aşağı beş yukarı) mühendisliğin üzerine (tercihen yurt dışında) bir işletme yüksek lisansı yapıp bir fabrikaya “kapağı atmak” yönünde şekilleniyordu.

Bunun ne denli korkunç bir tavsiye olduğunu bugün çok net bir şekilde görebiliyorum. Hatta bugün hala aynı şablonun içinde yetiştirilen yüzbinlerce insan için çok üzüldüğümü dahi söyleyebilirim. Ama o günlerde henüz neyin ne olduğunun pek farkında değildim. Yine de, küçüklüğümden beri neredeyse hiçbir zaman (ikna olmadığım müddetçe) büyüklerimi dinlemedim ve her zaman kendi doğru bildiğimi yaptım. Ve onca atasözünün ve diğer sözde bilgeliklerin telkin ettiklerinin aksine, bu şekilde davranmanın bugüne kadar uzun vadede hiçbir zararını görmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim.

Her neyse… Konuya geri dönmem ve şunu söylemem gerekli:

Aslında yukarıda atıfta bulunduğum köşe yazısında benim asıl takıldığım nokta, P.V = n.R.T formülünün “Paran varsa ne rahat” cümlesiyle ezberlendiğinin söylenmiş olmasıydı. Ben böyle bir açılımı daha önce hiç duymamıştım. Bizim versiyonumuz çok daha farklı ve komikti. Ama Zaman gazetesinin çiçeği burnunda yazarını da anlamıyor değilim tabii. Benim de adım Nurettin olsa, herhalde ben de yazımda o cümleyi o şekliyle alıntılamak istemezdim. Hele hele başlığa çekmeyi, aklımdan bile geçirmezdim. Ama ne yalan söyleyeyim, ismi Nurettin olan birinin P.V = n.R.T formülü ile alakalı bir yazı yazdığına şahit olmak dahi başlı başına epey ilginç ve keyifli oldu doğrusu.

P.V = n.R.T

 

The Meat Industry

7 Eki2008
 

A video about the cruel meat industry.

 

The Story of Stuff

4 Eyl2008
 

Kimi zaman farklı şekilde de yorumlanması mümkün olan rakamlarla argüman oluşturuyor olsa da, temelde makul bir çerçeve çizen, her saniyesi dolu dolu 20 dakikalık bir video: The Story of Stuff

 

Lolipoplu Tesettür Argümanı

13 Tem2008
 

Geçtiğimiz günlerde, Mısır hakkında İngilizce yayın yapan politik blog The Arabist, internette dolaşmakta olan bir resme yer verdi. Resimde, biri ambalajında, diğeri ambalajı açılmış iki lolipop resmi var ve ambalajı açılmış olan lolipopun üzerine sinekler üşüşmüş olması nazara verilerek başörtüsü ile ilgili bir alegori sunuluyor. Resmin üzerindeki metin (sitedeki çeviriye göre), “Onları durduramazsınız, ama kendinizi koruyabilirsiniz” anlamına geliyor.
Lolipoplu Tesettür Argümanı
Siteye bırakılan yorumlara bakılırsa, söz konusu argüman pek de olumlu karşılanmamış. Yorumcular, genellikle bir erkek bir kadını rahatsız etmek istedikten sonra başörtüsünün buna engel olamayacağını, Batı ülkelerinde yaşayan kadınların Orta Doğu ülkelerindeki kapalı kadınlardan çok daha güvende olduklarını söylemişler.
Bir de tabii hukukun üstünlüğü konusu var. Yorum bırakanlardan biri şöyle bir olay nakletmiş: “My friend was walking down the street and this guy kept bothering her, so she goes to a cop nearby and complains. He replies saying, “can you blame him? you’re very beautiful”” ["Arkadaşım, sokakta yürürken adamın biri kendisini rahatsız edince, yakınlardaki bir polise gidip şikayette bulunmuş. Polis de cevaben, "Onu suçlayabilir misin? Sen çok güzelsin" demiş."]

 

Pangea Day

8 Tem2008
 

İlk kez geçtiğimiz Mayıs ayının 10′unda kutlanan Pangea Day çerçevesinde, Kahire (Mısır), Kigali (Ruanda), Londra (Birleşik Krallık), Los Angeles (ABD), Mumbai (Hindistan), and Rio de Janeiro’da (Brezilya) gerçekleştirilen dört saatlik etkinliklerde, sınırlar, ihtilaflar ve farklılıklar ile birbirlerinden ayrılmış bulunan insanlar, kendilerini bir de başkalarının gözünden görebilmeye çalıştılar. Eşzamanlı olarak gerçekleştirilen ve dev ekranlarla bir diğerine geçişli olarak yedi ayrı dilde dünyaya sunulan bu etkinlikler, geleneksel ve elektronik medya aracılığıyla milyonlarca insan tarafından izlendi. Gerçekleştirilen etkinlikler arasında belki de en ilginç olanı, insanların başka bir ülkenin milli marşını okuyarak, söz konusu marş ile büyüyenlerle empati kurmaya çalışmalarıydı.

Adını, bugün eski ve yeni dünya olarak adlandırdığımız kıtaların birbirlerinden ayrılmadan önceki tek parça haline verilen isimden alan Pangea Day kutlamalarına dünyada en çok ihtiyacı olan ülkelerden biri de herhalde Türkiye. Çünkü dünya vatandaşı olmakta zorlanan Türkiyelilerin, bir asır öncesine ait olan etnik ulusçu zihniyetten beslenen kaba normlardan kurtulmaya ve bir kez olsun başka ülkelerin milli marşlarını da söylemeye gerçekten de çok ihtiyaçları var. Zira şoven tavırların doğuştan gelmekten ziyade sonradan edinildiğini düşünmeye başlayabilmek, empati kurma gayreti içine girmeden pek de mümkün değil. Çünkü konu bu yönüyle pek değerlendiriliyor olmasa da, milli semboller kullanılarak kolayca mobilize edilebilen, ancak an itibariyle şekillenmekte olan ulus-devlet sonrası dünyayı anlamakta zorlanan kitlelerin durumu, tıpkı asırlar önce Avrupa’daki gelişmeleri idrak edemeyen Osmanlıların halini andırıyor.

 

İnsan Atatürk

6 Tem2008
 

“Muhterem Amerikalılar,
Türk milletiyle [Amerikan milleti arasında] karşılıklı olduğuna emin bulunduğum muhabbet ve samimiyetin tabii menşei hakkında birkaç söz söylemek isterim.
Türk milleti zaten demokrattır. Eğer bu hakikat şimdiye kadar medeni beşeriyet tarafından tamamıyla anlaşılmamış bulunuyorsa, bunun sebeplerini muhterem sefirimiz Osmanlı İmparatorluğu’nun son devirlerini işaret ederek çok güzel ifade ettiler. Diğer taraftan Amerika Milletinin benliğini hissettiği dakikada istinad ettiği, ila ettiği, demokrasidir.
Amerikalılar bu mevhibe ile mümtaz bir millet olarak beşeriyet dünyasında arz-ı mevcudiyet eyledi. Büyük bir millet birliği kurdu. İşte bu noktadandır ki, Türk milleti Amerika milleti hakkında derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit ederim ki, bu müşahede iki millet arasında mevcut olan muhabbeti kökleştirecektir. Yalnız bu kadarla kalmayacak, belki bütün beşeriyeti birbirini sevmeye ve bu müşterek sevgiye mani olan mazi hurafelerini silmeye, dünyayı sulh ve huzur sahasına sokmaya medar olacaktır.
Temsil etmekle mubayi olduğum Türk milletinin, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin insani gayesi işte bundan ibarettir.”
Mustafa Kemal
(1925 yılında Atatürk Orman Çiftliği’nde ABD büyükelçisinin yanında verdiği demeç.)

Türkiye’den bağlananlar için vTunnel linki ve YouTube adresi: http://www.youtube.com/watch?v=I-mxINbzjfU

 

Al-Jazeera'da Türkiye ve İslam Konulu Değerlendirmeler

3 Tem2008
 

1996-2006 yılları arasında CNN’de en popüler programlardan biri olan Q&A with Riz Khan‘ı sunan ve ardından Al-Jazeera’ya geçen Riz Khan, Ergenekon soruşturması çerçevesinde yaşanan tutuklamalar üzerine, 1 Temmuz günü Türkiye ve İslam konusunu ele aldı. Tülin Daloğlu’nun stüdyo konuğu olduğu programda, İbrahim Kalın ve Akif Kireççi ile de canlı video bağlantılarına yer veriliyor.

Türkiye’den bağlananlar için vTunnel linki ve YouTube adresi: http://youtube.com/watch?v=2_QErCLMs2E

 

ABD'de Irak Haberlerinin Sunuluş Şekli

25 Haz2008
 

The Real News Network‘ün aşağıda alıntıladığım videosunda ifade edilenlerin gerçeği yansıttığını kendi gözlemlerimin de doğruladığını söyleyebilirim.

ABD’deki üniversite çevrelerinde (ve hatta lisans ve yüksek lisans seviyesinde siyasal bilimler öğrencisi olanlar arasında) bugüne kadar savaşta ölen Iraklıların sayısını bilen hiç kimseye yıllardır denk gelmedim. Bu kişiler arasında uluslararası politika eğitimi almakta olanlar da vardı. Ancak televizyonlarda sürekli tekrarlanan ve şu an itibariyle 4.000 civarında olan Amerikan askeri kaybını hemen herkes neredeyse güncellenmiş son basamaklarına dek ezberlemişti. İnsanlara savaşın başından bu yana ölen Iraklıların sayısının altı basamaklı rakamlarla ifade edildiğini söylediğimde çok şaşırdıklarını da ekleyebilirim.

Ancak ABD’de böylesine tek yönlü bir bakışın dışında kalan hiç kimsenin bulunmadığnı söylemek de elbette mümkün değil. Bu konularda faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinde çalışanların (Türkiye’deki bianet örneği gibi) ana akım medyanın dışında kalan kaynaklardan beslendikleri ve olaylara ülkenin çoğunluğundan çok daha farklı bir gözle baktıkları da bir gerçek. Hatta bu insanların Türkiye ve dünyanın diğer yerlerindeki tipik savaş karşıtlarından çok daha bilgili oldukları ve kendi ülkelerini eleştirebilme konusunda çok daha ileri bir seviyede bulundukları da söylenebilir. Bu konuları ne kadar ilgiyle takip ediyor olsanız da, bu tür insanlarla konuştuğunuzda her zaman yeni bir şeyler öğrenebilirsiniz.

 

Bill Moyers'ın Medya ve Demokrasi Konulu Konuşması

11 Haz2008
 


Türkiye’den bağlananlar için vTunnel linki ve YouTube adresi: http://www.youtube.com/watch?v=Y0r71L7cojE

 

"Sadece seviyordum yanlış anlaşılmış"

30 May2008
 

Kaç yıldır sektirmeden günlük gazeteleri tararım, böylesini ilk kez görüyorum!

Yanlış Anlaşılma