• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
  • Featured Post Image
 
 

Rousseau ve Kemal

6 Jul2008
 

Mustafa Kemal: Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.

Jean Jacques Rousseau: If Sparta and Rome have perished, what State can expect to last for ever?

 

Bay Spiro’dan Haşin İstatistik Dersleri

10 Mar2008
 

Giriş

Kant, 1795 yılında yazdığı Perpetual Peace adlı eserinde, barışın kalıcı olabilmesi için anayasal cumhuriyet rejiminin bir öngereklilik olduğunu öne sürdü. Zira Kant’a göre, tanımı gereği ‘insanlara ait’ olan cumhuriyet rejiminde savaş ve barış ile ilgili kararlar da yine insanlar tarafından alınacağından, halkın savaş çıkarmak gibi kendi canını, malını ve sevdiklerini tehlikeye atacak olan bir karar üzerinde ittifak etmesi mümkün olmazdı. Öyleyse kalıcı bir barış, ancak cumhuriyetlerin egemen olduğu bir dünyada mümkün olabilirdi.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (8): Sonsöz

18 Oct2006
 

İdam cezası elbette ayrıca ele alınması gereken bir konu. Ancak infazların ne şekilde gerçekleştirileceği konusunda karar alma aşamasında teknolojiye yapılan vurgunun fazlasıyla abartıldığı bir gerçek. Bu durum, teknolojinin ‘sadece iyiye’ hizmet edeceği şeklindeki bir önkabulden ileri geliyor. Daha medeni ve insani olabilme amacıyla geliştirilen ölüm makineleri, insanların son anlarını akıl almaz acı ve çileler içerisinde yaşamalarından başka hiçbir işe yaramadı. Teknoloji ile medeniyet kavramlarını sürekli birbirine karıştıran Batı zihniyetinin bu durumla yakından ilgili olduğu düşüncesi yanlış olmasa gerek. Ancak insan öldürme konusunda bugüne dek ortaya atılan ve gerçekleştirilen parlak fikirlerin sadece Batı medeniyetinin içinden çıkdığını söylemek çok büyük bir yanlış olur.

Yeraltı Kulüpleri

İnsanlar ‘hemcinslerini öldürme’ konusunda tarih boyunca birbirinden farklı pek çok yöntem geliştirdiler. Canlı canlı gömme, ezme, parçalama, boğma, kazığa geçirme, yakma gibi infaz yöntemleri, bunlar arasında ilk akla gelenler.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (7): Ölümcül İğne

18 Oct2006
 

ABD’de bugün itibariyle 50 eyaletin 38’inde idam cezası uygulanıyor. Bu eyaletlerin 37’si iğne ile infazı benimsedi. (Sadece Nebraska’da halen elektrikli sandalye kullanılıyor.) Teknik adı ‘ölümcül enjeksiyon‘ olan bu yeni yöntem, günümüz itibariyle infaz teknolojisinin son noktası olarak değerlendirilebilir. Ancak iğne ile infaz edilenlerin acısız bir uykuya dalabildiklerini söyleyebilmek için henüz çok erken, zira bu konudaki ihtilaflar henüz sona ermiş değil.

Ölümcül İğne ile İnfaz

İğne konusundaki ihtilaf, infazlarda kullanmakta olan üç aşamalı enjeksiyondan kaynaklanıyor. Bu aşamalardan ilkinde, bayıltma amacıyla idam mahkumuna sodyum tiopental enjekte ediliyor. İkinci aşamada, panküronyum bromid ya da tübokürarin klorid ile mahkumum kalbi dışındaki tüm kaslarının felç olması sağlanıyor. Son aşamada ise, potasyum klorid ile kalbin durması sağlanıyor ve mahkum ölüyor.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (6): Allen Foster’ın İnfazı

18 Oct2006
 

Beyaz bir kadına tecavüz etme suçundan idama mahkum edilen siyah Allen Foster, 1936 yılının soğuk bir kış günü, elektrik kullanılmadan infaz edildi. Ancak eyaletin infaz tarihinde önemli bir dönüm noktası olan bu idam, ne yazık ki planlandığı gibi ‘acısız’ olmadı. News and Observer gazetesi, infaz edildiğinde 19 yaşında olan Allen’ın haberini şu başlıkla duyurdu: ‘İlk Ölümcül Gaz Kurbanı, Korkudan Titreyen Tanıkların Huzurunda Eziyetle Öldü’.

Allen Foster - İdamından 2 ay önce

Aslen Alabama’lı olan Allen, annesinin nasihatine uyarak, yeni bir hayata başlamak üzere 1935 yılında North Carolina’ya geldi. 28 Eylül 1935 günü işten kaytaran Allen, iddiaya göre, soluğu Capps ailesinin patates tarlasında aldı. Arazide çalışmakta olan Bayan Capps’in yalnız olduğundan emin olmak isteyen Allen, bir süre uzaktan evi gözledi. Kurbanın içeri girmesinin ardından da, önce onu takip ederek içeri girdi, ardından da eve girmeden önce bulduğu bir şişeyi Bayan Capps’in kafasında kırarak para talep etti. Başı kanayan kadın da, yatak odasına girerek, çekmecesinden çıkardığı 5 doları Allen’a verdi. Yine iddialara göre, Allen, bu noktadan sonra, bıçak zoruyla Bayan Capps’e tecavüz etti.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (5): İnfazda Ayrımcılık

17 Oct2006
 

Zehirli gaz uygulaması, ABD’de ilk olarak 1921 yılında Nevada eyaletinde yasallaşmış olsa da, bu yöntemin elektrikli sandalyeden bile daha insani olduğunun anlaşılmaya başlanması ancak 1930’lu yıllarda olmuştu.

North Carolina eyaletinin tecrübeli gazetecisi William Thomas’ın 1935 yılında dile getirmiş olduğu çarpıcı düşünceler bize bu aydınlanma süreci konusunda bir fikir verebilir. Muazzam gazetecilik kariyeri boyunca 142’si elektrikli, 4’ü elektriksiz (iple) olmak üzere, toplamda 146 infazı bizzat izleyen, sanki bütün bunlar yetmiyormuş gibi 6 tane de linç olayına şahit olmuş olan Thomas, 27 Mart 1935 tarihinde News and Observer gazetesinde yayınlanan bir yazısında, insanları ‘asmanın’ tam anlamıyla şeytanca bir şey olduğunu söyledi ve elektrikli sandalye ile infazı da, ‘devletin yapmayı gerekli gördüğü en kötü şeyi yapmanın en kötü yolu’ olarak tanımladı. Bütün bu gerçekler karşısında, gaz odası, nisbeten en insani olan adam öldürme yöntemi olmalıydı.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (4): Gaz Odasına Geçiş

16 Oct2006
 

Elektrikli sandalyenin bugün itibariyle eski ihtişamını yitirmiş olduğu söylenebilir. Ancak bu denşetengiz ölüm makinesinin işinin tamamen bittiğini söylemek için henüz çok erken. Zira artık daha nadiren kullanıyor olsa da, sandalyeler hala can almaya devam ediyor.

Gaz Odası

Örneğin, Brandon Hedrick, 2006 (iki bin altı) yılının Temmuz ayında ABD’nin Virginia eyaletinde elektrikli sandalyede can verdi. Bu noktada küçük bir bilgilendirme yapmakta yarar var. Şöyle ki, Virginia eyaleti idam konusunda fazlasıyla ‘tüketici odaklı’ bir tutum sergiliyor ve idam mahkumlarına, ‘iğne’ ve ‘sandalye’ arasında bir seçim yapma hakkı tanıyor.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (3): Edwin Davis’in Başarıları

14 Oct2006
 

Uzun yıllar boyunca insanlar, daha insani olduğu düşünülen bu yöntemle, sandalyelerin üzerinde can verdiler. Sandalyelerde dakikalarca can çekişen insanların vücutları yanık izleriyle doldu, etrafa elektrikte kızarmış et kokuları yayıldı ve çok yüksek voltajla ‘çarpılan’ bedenler deforme oldu. Elektrikli sandalyenin üzerinde can veren idam mahkumlarının kaskatı kesilen bedenlerinin tabuta sığması da mümkün olmuyordu. Bu nedenle de, yeni bir modern çağ fenomeni olarak ‘infaz sonrası düzeltme’ kavramı ortaya çıkmış oldu. Ölüler, infazdan sonra kemiklerinin kırılması suretiyle tabuta konulabilecek hale getirildiler.

Elektrik Akımı

Bunca vahşet yaşanırken helalinden para kazanmanın yolunu bulanlar da yok değildi elbette. Edwin F. Davis bu noktada iftiharla bahsedilmesi gereken, ‘Analar ne aslanlar doğuruyormuş!’ dedirten türden, gerçek bir insan evladıdır.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (2): William Kemmler’in İnfazı

13 Oct2006
 

İnsanların ‘Amerika’ adını vermiş oldukları iki okyanusun arasında yer alan ülkede, infazlarda elektrikli sandalye kullanımını kanunlaştıran ilk eyalet ‘New York’ oldu. İşbu New York eyaletinde ilk infaz 1890 yılında gerçekleştirildi ve karısını baltayla öldürmüş olan William Kemmler adlı suçlu, ‘elektrikli sandalyede öldürülen ilk insan’ olarak tarihe adını yazdırdı! İşin bu yönü hayli fiyakalı gözükse de, bu konunun kulağa bu kadar hoş gelmeyen başka detayları da vardı. Zira Kemmler için bu deneyim, planlanandan biraz daha farklı bir şekilde gerçekleşmişti.

William Kemmler'in İnfazı

William’ın infazı, tuzlu çözelti ile nemlendirilen iki elektrot ile gerçekleşecek şekilde tasarlanmıştı. Başına geçirilen ve iç kısmında ıslak bir sünger olan metalden başlık ile belkemiğine takılan elektrod arasında yol alacak olan elektrik akımının, işi sorunsuzca bitireceği umuluyordu.

Yazının devamı »

 

Teknolojik İnfaz Yöntemleri (1): Elektrikli Sandalye

13 Oct2006
 

Bir canlının hayatına son verilmesi (bu canlı insan dahi olsa) hoş bir şey değil elbette. Ancak bu eylemi ‘gerçekleşme şeklinin’ bu nahoş durumu hepten aşırı bir uca taşıyabileceği de bir gerçek. Bu konuda da, hiçbir yırtıcı hayvan, insan denen bu acayip varlığın eline su dökemez.

Elektrikli Sandalye

Eskiden – insanoğlu bu denli azmadan önce – işler daha iyiydi. Hemen her memleketin iyi insanları, hırsızı uğursuzu ilmekledikleri gibi sallandırıverir, ya da bilemediniz, kellelerini uçurmak suretiyle olayı çözerlerdi. Ancak, herhangi bir vakfın yardım kutusuna 20 dolar atmak suretiyle ‘kendini iyi hissetme duygusu’ satın alan ve bu sayede geceleri rahat uyuyabilen modern adam, işleri çok fena karıştırdı. Zira, kendisini gerçekte olduğundan çok daha akıllı zanneden bu herif, ukalalığından aldığı cesaret ile ‘kanuni telef yöntemleri’ni dahi teknolojiyle ilişkilendirdi! (Önceden böyle bir ilişki – neuzubillah! – kesinlikle söz konusu değildi.)

Yazının devamı »