• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • No Featured Posts Found
 
 

İngilizce-Osmanlıca Sözlük

21 Jan2010
 

Bir İngilizce-Osmanlıca sözlük edinmek, şayet yoksa bir şekilde yazmak istiyorum. Tabii, “Ne var ki bunda?” denebilir. Ama bu sözlük bildiğimiz sözlüklerden olmayacak. Sadece belli kelimelere yer verecek. Mesela “synonymously” kelimesine bakacaksın, “müteradif” diyecek. Ya da “implicit” kelimesine bakacaksın, “zımni” diyecek.

Yani?

Yazının devamı »

 

A Reference Book of Spots in Istanbul

10 Jan2010
 

İstanbul gibi her köşesinde tarihten izler bulunan bir şehrin kapsamlı bir “mekan sözlüğü”ne sahip olmaması (şayet gerçekten yoksa) büyük bir kayıp. Mesela 1730 yılında, 13 yıllık sadrazam, enteresan insan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, isyancıların taleplerine boyun eğen III. Ahmet’in emriyle boğdurulmuş, ardından da, sarayın Alay Köşkü tarafından ceseti isyancıların önüne atılmıştı. Böyle bir eserde, kısa bir süre sonra o ceseti sokaklarda sürükleyerek parça parça edecek olan o isyancıların Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı bekleştikleri o yeri görebilmek mümkün olabilirdi. Ya da ne bileyim, Tanzimat Fermanı olarak da bilinen Gülhane Hatt-ı Humayunu, 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane Parkının her neresinde okunmuş ise görmek, bilmek güzel olmaz mıydı?

Bunlara ek olarak tabii bir de bu yerlerin herbirine tabelalar konarak yayaların, bastıkları yerleri toprak diyerek geçmeyip tanıyabilmelerine yardımcı olmak da güzel olurdu. Tabii bu yapılabilecek olanların en azı. Yoksa işin bir de sanat boyutu var. Değil mi ki bir şehrin sanat eserleri, o şehrin tarih ve kültürünün ifade bulduğu, cisimleştirildiği yapıtlardır? O zaman mesela Tanzimat Fermanı’nın okunduğu yere konulacak heykellerde o anı tablolaştırmak ve fermanın metnini rölyeflere işlemek fena mı olurdu? (Her yere aynı çatık kaşlı, gelen geçene azarlar gibi bakan heykeller dikmekten daha iyi bir fikir olduğuna eminim.)

 

Liberal Harikalar Diyarı

1 Dec2008
 

[Mr. Sular’a internet marifeti ile ulaşarak, “Liberal etiği öğrenmek istiyorum. Şu fakire bir himmet edin!” diye yalvaran bir çaresize verilen yanıttır.]

Değerli Beyefendi,

Ben derim ki, boşverin bu liberalleri!

Şimdi şaka ile karışık ve tabii biraz da abartarak izah etmeye çalışayım:

Öncelikle şunu belirteyim: Özgürlükçülük başka, liberalizm başka şeydir. İsme aldanmayın.

Yazının devamı »

 

P.V = n.R.T

19 Oct2008
 

Zaman gazetesinde bir köşe gözüme çarptı. Nurettin Özdoğan adında sempatik görünümlü biri yazıyor. (Görünüş itibariyle Stephen King’in gençliğini de andırmıyor değil.)

Yazıda kimya formüllerinin kolay ezberlenmesi için uydurulmuş cümlelere örnekler veriliyor. Mesela yazıda periyodik tablonun en sağındaki sütunda yer alan soygazların, “Hergele Necip arsız karısını kesip rendeledi” cümlesiyle anımsandığı belirtiliyor. Bize zamanında söz konusu hergelenin adının Necip değil, Necati olduğunu söylemişlerdi, ama çok da önemli değil tabii. Bir de 1A grubu elementleri için, “Haydarpaşa Lisesi’nin namlı kimyacısı Rabia’nın cesetini fırlattılar” ifadesi vardı mesela. Yazıda buna değinilmemiş. 2A grubu elementleri için de bir cümle vardı, ama şu anda hatırlayamıyorum.

Yazının devamı »

 

Mondain ve Hakan Özoğuz

16 Oct2008
 

Athena’nın vokalisti Hakan Özoğuz’u Les Choristes filmindeki sevilesi karakter Mondain’e benzetiyorum – ya da Mondain’i Hakan Özoğuz’a benzetiyorum. Hani Athena’nın herhalde ilk klibi olan Skalonga’nın ilk saniyelerinde Hakan Özoğuz kenar mahallelerden birinde bir evin içinden çıkıp bitirimvari bir selam veriyor ya… İşte Özoğuz’un Mondain’e en çok orada benzediği söylenebilir.

Fond de L’Etang’ın en problemli öğrencisi Mondain, aşağıdaki resimde, okulun acımasız idarecisinden dayak yerken görülüyor. Ama bulabilseydim, Mondain’in ateşe verdiği okulun yanışını uzaktaki bir tepeden izlediği anın bir resmini koyardım. Mondain’in tablolaştırılması gereken an bence odur.

Helal olsun Mondain’e. Zamanında benim yapamadığımı yaptı.

Mondain

 

Minibüs ve Tavuk

13 Jul2008
 

Oyun Teorisi’nde (Game Theory) sıfır toplamlı durumlar için yaygın olarak referans verilen modellerden biri de Chicken‘dır. İlk olarak Kaliforniyalı gençler tarafından oynanmaya başladığı söylenen ve kimi Amerikan filmlerinde de rastlanabilecek olan Chicken oyunu, iki sürücünün (tercihen dar bir yolda) arabalarını hızla birbirleri üzerine sürmeleri ve çarpışmadan korkarak ilk direksiyon kıranın ‘chicken’ (tavuk/ödlek) damgası yiyerek oyunu kaybetmesinden ibarettir. Bir başka deyişle, oyuncu, ya ciddi bir çarpışma riskini göze alarak direksiyon kırmayacak ya da alay edilmeyi kabullenerek hayati tehlikeden ve maddi hasardan kendini kurtarmayı tercih edecektir. Bu model, ekonomi ve siyasal bilimler alanında, işbirliğinin mümkün olmadığı (ya da becerilemediği) durumlarda sergilenen insan davranışlarını analiz etme amaçlı kullanılır.

Yazının devamı »

 

“Sadece seviyordum yanlış anlaşılmış”

30 May2008
 

Kaç yıldır sektirmeden günlük gazeteleri tararım, böylesini ilk kez görüyorum!

Yanlış Anlaşılma