• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
  • No Featured Posts Found
 
 

Şanlı Çin Tarihi

14 Jul2011
 

Bir sınav kağıdı. Siyaset Bilimi birinci sınıf öğrencilerinden birine ait. İngilizcesinin bozukluğuna bakılırsa, Kanada’ya geleli çok olmamış. Yazılanlara bakılırsa da, Çin’de eğitilmiş.

Özetle, “Binlerce yıllık Çin tarihi bize gösterir ki, Çin bir kez bile savaş başlatmamıştır” diyor. Çin’in girdiği bütün savaşlar meşru müdafaadan ileri gelmiş. Amerikan anayasasında Çin karşıtı bir madde olduğunu da iddia ediyor – ki elbette yok böyle bir şey. Hepsinden kötüsü, sorulan sorunun bütün bunlarla herhangi bir ilgisi olmaması.

Çin

Şimdi düşünün ki, 1.3 milyar nüfusa sahip olan Çin’de herkes üç aşağı beş yukarı böyle bakıyor dünyaya. Dünya üzerindeki her beş insandan biri demek bu.

Bu geniş çaplı aldanmışlık hali üzerinde biraz düşününce, herhalde 80 milyonluk önemsiz bir ülkede yaşayanların durumu daha anlaşılır olabilir. Zira en kesin inançlı olanlar dahi herhalde bir kez dahi olsa bir şeylerden için için bir parça şüphe etmiş, ama bu kadar insanın yanılıyor olamayacağı düşüncesiyle kendilerini hakim “doğru”lara ikna etmişlerdir.

 

İdam Mahkumlarına İşkence

25 May2011
 

Birinci sınıflara ders vermek biraz ilginç oluyor… Çünkü liseden yeni çıkmışlar, daha önce hiçbir formal siyaset bilimi eğitimi almamışlar, dolayısıyla da beyinleri henüz çok fazla şekle girmemiş… Haliyle, her konuda çok daha serbest konuşabiliyorlar. Tabii bu serbestiyet belli bir doğallığı ve ölçüsüzlüğü de beraberinde getiriyor.

Yazının devamı »

 

Taraf Gazetesi Yazarlarına Tavsiyelerimdir…

5 May2011
 

Bugün yine bizim gazetenin mahkeme günüymüş… Yıldıray Oğur, Rasim Ozan Kütahyalı falan hepsi mahkemeye taşınmışlar… Yıldıray Twitter’da bahsedince haberim oldu benim de.

Yıldıray’ın (kesinleşmemiş) suçu, Öcalan’ı Atatürk’e benzetmek ve suçluyu övmekmiş… Yıldıray bu suçu, Vatan gazetesinin iki haberini karşılaştırmak suretiyle işlemiş. Şöyle ki, Vatan gazetesi, Öcalan’ın doğumgününde evinde toplanıp toprakları öpen insanlarla manşetten dalga geçmiş. Ancak aynı gazete, 10 Kasım’da Anıtkabir’de mozoleyi öpen bir kadını, “Dudaklarıyla giderdi özlemini mozolenin mermerinde” ifadesiyle haberleştirmiş. Yıldıray da aradaki benzerliği sorgulayınca soluğu mahkemede almış!..

Yazının devamı »

 

Ermeni Katliamı

25 Apr2011
 

İstanbul uçağına binerken, neredeyse hiç okumadığım iki gazeteyi seçip aldım: Vatan ve Ortadoğu. Ortadoğu’nun arka sayfasında Iğdır Soykırım Anıtı‘nı ziyaret eden Azeriler hakkında bir haber vardı. Tabii “soykırım anıtı” derken, Ermenilerin yaptığı soykırım. Haberdeki Ermeni katliamı da Ermenilerin yaptığı katliam. Azeriler orada olduğuna göre herhalde Hocalı Katliamı gibi olaylar nazara veriliyordur, hatırlamıyorum. Gerçi resmin orijinal versiyonunda haber metni okunabiliyordur – ama tabii çok da önemli değil… (New York / 3 Nisan 2011)

Ortadoğu Gazetesi

 

F*** Politics

22 Apr2011
 

Önceki gün final sınavının sonlarına doğru kağıdını getiren Filipinli öğrencimin tşortu. “Depresyondayım, üzerime gelmeyin, sonra fena olur” gibi bir manaya geliyor. (Burnaby, British Columbia / 20 Nisan 2011)

F*** Politics, I Just Want to Burn S*** Down

 

Beyzbol

8 Mar2011
 

Geçenlerde uzun yıllardan sonra ilk kez bir rahatsızlık geçirdim ve hastaneye gitmem gerekti. Acilde kaydımı yaptırdım, sonra da geçtim bir koltuğa oturdum ve beklemeye başladım. Karşımdaki duvara asılı televizyonda bir beyzbol maçı oynanmaktaydı.

Bu maç, orada bekletildiğim iki saat boyunca çektiğim sancılara sancılar ekledi. Çekmeyen bilmez: Dünya üzerinde bu beyzbol denilen oyundan daha sıkıcı olanı yok gibidir.

Yazının devamı »

 

Muz ve Avokado

2 Mar2011
 

Ben küçükken muzlar da küçüktü.

Sonra ortaokul çağına geldiğimde, ithal muzlar da girdi piyasaya. Hepsi dirsek kadar olduğundan, görünce epey şaşırmıştık tabii – böyle de muz mu olur diye. İthal muzlar pahalıydı da… Okuldan arkadaşlarla, acaba tadı aynı mıdır, acaba insan bir tanesini bir seferde bitirebilir mi diye konuştuğumuzu hatırlıyorum. Etrafta söylentiler de dolaşmıyor değildi. Yok tadı bal gibiymiş, o nedenle insanı kesiyormuş, bir seferde bitiremiyormuşsun falan…

Yazının devamı »

 

Time to Point Fingers!

25 Feb2011
 

İngilizce’de “finger-pointing” (parmakla göstermek) diye bir ifade var. “Bir başkasını suçlamak“, “gerçekleşmiş olan kötü bir durumun sorumlusunu işaret etmek” gibi anlamlara geliyor. Haliyle, çok da olumlu çağrışımları olan bir ifade değil. Zira, “Sorunu çözmek yerine suçlu arama”yı akla getiriyor. Bu nedenle, “This is not the right time to point fingers” (Bu, suçlu aranacak/parmak uzatılacak zaman değil) gibi ifadelerle de sıklıkla karşılaşmak mümkün.

Yazının devamı »

 

Türkiye (Aralık 2010 – Ocak 2011)

15 Jan2011
 

Son yıllarda her sonbaharda üç haftalığına Türkiye’ye geliyor ve dönüş vakti gelip çattığında kendimi “Keşke birkaç günüm daha olsaydı” derken buluyorum. Bu nedenle bu yıl 30 günlük bir gezi planladım. Çok da güzel geçti. Ancak nakledilmeye layık yüzlerce şeyin hepsini yazmam mümkün olmadığından birkaçı ile yetinmek durumundayım:

Yazının devamı »

 

Pasta ve Maytap (Türkiye)

2 Jan2011
 

Yılbaşı günü akşama doğru küçük bir ev ziyaretinden önce pastaneye uğradık ve bir pasta beğendik. Pastayı paketleyen pastane çalışanı, “Doğumgünü pastasıysa maytap koymamı ister misiniz?” diye sordu. Ben de (herhalde önceki gün taksi şöförünün verdiği gazın etkisiyle), “Doğum günü kutladıkları yetmiyormuş gibi bir de pastaya maytap mı koyuyorlar?” diye sordum. Pastane çalışanı da “Evet” diyerek izah etti. Meğer mum yerine maytap da kullanılabiliyormuş artık!.. Haliyle şaşırdım… Ağzımdan ister istemez “Başımıza taş yağacak” sözleri döküldü. Ama sözlerim pastane çalışanına çok tuhaf gelmiş olacak ki, çocukcağız ciddi olup olmadığımı anlamaya çalışır gibi yüzüme baktı durdu. Herhalde bu işte çalışa çalışa bu tuhaflıklar ona normal gelmeye başlamış.