• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Cumhuriyet’in amele taburları: Yirmi Kur’a İhtiyatlar [Ayşe Hür]

26 Oct2008
 

Cumhuriyet’in amele taburları: Yirmi Kur’a İhtiyatlar, Ayşe Hür / Taraf

Yıl 1941, günlerden 22 Nisan’dı. O gün Meclis, ateşli tartışmalardan sonra Milli Müdafaa (Savunma) Vekaleti’nin teklifini değerlendirerek, 1312-1329 (1896-1913) doğumlu tüm gayrimüslim erkeklerin Nafıa (Bayındırlık) Vekaleti emrine verilmek üzere askere çağırılmasına karar vermişti. Gerekçe Nazi ordularının Yunanistan’ı işgal edip Türkiye sınırlarına dayanmalarıydı. Hükümet Alman ordusunun bir sonraki hedefinin Türkiye olmasından korkuyordu. Karar gereği, mayıs ayının ilk yarısında 25 ile 42 yaş arasındaki 12 bin civarında gayrimüslim askere alındı. Bu iş gizli tutulduğu için, askere alınacaklar durumu kendilerini teslim almak üzere kapılarına gelen görevlilerden öğrenmişlerdi. Buna daha sonra Türkiye’nin dört bir yanındaki gayrimüslim erkekler de katıldı. Peki, madem tehlike o kadar büyüktü, neden sadece gayrimüslimler askere alınmıştı? Elbette ki hükümet bir işgal durumunda gayrimüslimlerin ‘beşinci kol’ gibi davranacaklarından korkmuştu!

‘GÂVUR ASKERLER’ . Silah verilmeyen, üniforma olarak 1939 Erzincan depreminde Yunanistan’dan yardım olarak gönderilen çöpçü elbiseleri giydirilen bu ‘askerler’ sivrisinek kaynayan ve sıtma yayan bataklığın, rutubet, çamur ve aşırı sıcağın bunalttığı, su darlığı çekilen kamplara gönderilmişlerdi. Zonguldak’ta tünel inşaatlarında, Ankara’da Gençlik Parkı’nın yapımında, Afyon, Karabük, Konya, Kütahya illerinde taş kırma, yol yapma gibi ağır işlerde çalıştırılmışlardı. Ama en kötüsü, ‘gâvur askerler’ diye alay edilmişler, aşağılanmışlardı.

Kasım 1939’da yürürlüğe giren hükümet kararıyla gayrimüslimlere bedel ödemek kaydıyla on sekiz ay yerine altı ay askerlik yapma imkânı verilmesinin anlamı yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Hükümet gayrimüslimleri orduda görmek istemiyordu. Nitekim 1941’de yedek subay sınavlarında hiçbir gayrimüslim genç başarılı olamadı. 20 Kur’a İhtiyatlar ise ‘iç düşman’ paranoyasının zirvesiydi. Kimi gerçek, kimi söylenti pek çok olay yüzünden bu askerler imha edilmek üzere toplandıklarına inanmışlardı. Nasıl inanmasınlar, kazdıkları çukurların başında onlara nezaret eden çavuşları ‘bu çukurlar sizin mezarınız olacak!” diye bağırıyorlardı.

MAREŞALİN HİMMETİYLE Mİ? Yirmi Kur’a İhtiyatlar, 27 Temmuz 1942 günü terhis edildi. İddialara göre onları evlerine geri gönderen ‘İslam dininin en yüksek ahlaki değerlerine göre yaşayan’ Mareşal Fevzi Çakmak’tı. 20 Kur’a İhtiyatlar’a alındığında askerlik görevini daha yeni tamamlamış olan Vitali Hakko bu ikinci terhis kararı karşısında duyduğu tedirginlik dolu sevinci şöyle anlatır: “Bitmeyecek hiçbir şey yoktur. Toplam onsekiz ay süren askerliğim de bir gün sona erdi. Tabii sevindik. Ama üç gün sonra yeniden askere çağrılmayacağımızı kim temin edebilirdi? Hiç kimse! Bizler de böyle yarı sevinçli, yarı tedirgin İstanbul’un yolunu tuttuk.” Vitali Hakko’nun hisleri onu yanıltmamıştı. Sadece üç buçuk ay sonra, 11 Kasım 1942’de ülkedeki gayrimüslimlerin iflahını kesecek olan Varlık Vergisi Kanunu kabul Meclis’te kabul edilecekti…

Kaynak: Rıfat Bali, Bir Türkleştirme Serüveni, (1923-1945) Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri, (İletişim, 1999), s. 408-423; a.g.y., Devletin Yahudileri ve ‘Öteki’ Yahudi, (İletişim Yayınları, 2004), s.301-307.

« Önceki Yazı: Birdirbir [Atay]
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.