• Hakkında
  • Ne Dediler?
  • Felsefe
  • .pdf
  • Linkler
  • Bibliyografi
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Demokratlık-Liberalizm İlişkisi (4): Sonuç

23 Eki2009
 

Demokratlık ve liberalizmin farklı yaklaşımlarına verilen örnekler, farklı ontolojik varsayımlara ve dolayısıyla farklı analiz birimlerine odaklanan iki farklı zihniyet yapısına karşılık geliyor. Bu çerçevede, liberalizm için bir gerçeklik ancak “talep edildikten sonra” bir anlam ifade ediyor. Örneğin, herhangi bir birey bir şey istedi (ya da “talep etti”) ise, ortaya bir gerçeklik çıkmış oluyor. Söz konusu talebin neden ileri geldiği ise aynı derecede önemli değil. Çünkü liberalizm, kendi yaklaşımı gereği, söz konusu talebin öncelikle (1) başkalarının özgürlüklerini tehdit edip etmediği, ve (şayet etmiyorsa) (2) başkalarının bu meşru talebi engelleme yönünde bir girişimde bulunup bulunmadığı ile ilgileniyor. Bu yaklaşıma göre, bireysel hakları teminat altına alma adına hukuka geniş bir düzenleyici rol tanımak gerekirken, insanların hukukun üstünlüğü ilkesine riayet ettikleri ölçüde hak ihlallerine yönelik tehlikelerin bertaraf edileceği ve dolayısıyla liberalizmin işlevsellik kazanacağı varsayılıyor.

Sadece fiillere ve faillere odaklanan bu yaklaşım, liberalizmin bireylerin düşünceleri (ya da zihniyetleri) ile ilgilenmemeyi bir değer olarak yüceltmesi ile de ilgili. Ancak özünde makul ve son derece iyi niyetli olan bu yaklaşımın önemli bir yan etkisi de var: Sosyal ve siyasi hayata sürekli “bireysel alana müdahale edilmesi kaygısı” ile yaklaşmak, siyasetin kendisinin de söz konusu müdahalesizliğin temin aracı olarak görülmesine yol açıyor. Bunun sonucunda da, siyaset, toplumsal hayata (yani hayatın “birlikte” yaşanan kısmına) dair sorunların çözüm alanından ziyade, insanların gerek devletin gerekse başka insanların olası müdahalelerinden korunma yollarının arandığı bir platform olarak ele alınıyor.

Demokratlık ise, davranışların belli zihniyet yapılarının bir sonucu olduğu, dolayısıyla farklı zihniyetlerin farklı davranış biçimleri doğuracağı, hatta siyasete dair her farklı algı gibi liberalizmin kendisinin dahi belli bir zihniyet yapısının sonucu olduğu düşüncesinin bir ifadesi. Böyle bir bakış, (doğal olarak) sadece liberalizmi değil, rejim eksenli olan bütün yaklaşımları temelsiz ve hatta ütopik buluyor. Örneğin, hiç kimsenin bir başkasının hakkını ihlal etmediği, herkesin başkalarının özel sınırlarına saygı gösterdiği bir ideal rejim tasavvuruna karşılık gelen liberalizm, bir yandan günümüzde varolmayan bir ülküyü tasvir ederken, diğer yandan da siyasi taleplerin hayali kurulmakta olan bu tasavvur üzerinden dile getirilmesini olağanlaştırıyor.

Böyle bir tasavvur (bu yönüyle) demokrat yaklaşım açısından da problemli değil. Asıl farklılık, tepeden inme bir analiz birimine odaklanıyor olmaktan ve uzlaşıya operasyonel/işlevsel/mekanik bir anlam yüklemekten kaynaklanıyor. Ancak özgürlük kavramını yüceltmek ya da özgürlükçü bir kurumsal yapıdan yana olmak, özgürlüğü temin etme adına herhangi bir anlam ifade etmiyor. Zira özgür (ya da başka bir şey) olabilmek, ancak belli bir zihniyet yapısı ve bu zihniyetin temellerinin birlikte yaşanılan insanlar tarafından bir değer olarak benimsenmiş ve özümsenmiş olması ile mümkün.

Kaldı ki, otoriterliği zaten aşikar olan bir zihniyeti ya da rejimi eleştirmek (her ne kadar otoriteye karşıduruş içerdiği ölçüde erdemli bir tavra karşılık gelse de) felsefi anlamda herhangi bir derinlik içermez. Dahası, sadece böyle bir işle meşgul olmanın bir süre sonra dünyayı “baskıcı rejimler” ve “özgürlükçü muhalifler”den ibaret bir yer olarak görmeye başlamak gibi önemli bir yan etkisi de olabilir – ki bu da, bir tür zihin tembelliğini sonuç veren bir tavır. Yani birileri belli düşünce ve davranışları baskı altına almaya kalktığında, liberaller bu baskıları eleştirerek kötülerin karşısındaki iyiler olacaklar. Böyle bir çerçeve içerisinde liberalizmin “iyi çocuk” olmaya en layık aday olması elbette şaşırtıcı değil. Ancak liberallerin sadece sınırlı sayıdaki kaygılarına hitap eden gelişmeler söz konusu olduğunda harekete geçiyor olmaları, toplumsal sorunlara yönelik fikir ve çözüm üreten kuşatıcı bir düşünce geleneğinden ziyade, belli konularda hassasiyetlere sahip olan bir sivil toplum örgütünün tavrını andırıyor.

Ancak tam da bu noktada demokratlık, hukukun üstünlüğünün, devletin, rejimin ve hatta bireyselliğin (sosyal konstrüktivist bir lisanla) birer “inşa” olduklarına işaret ediyor. Bu nedenle de bu kavramların her birini, “hak ihlali”, “korumak” ya da “sınırla(n)mak” gibi kaygılarla ele alınmadan önce “anlaşılmaya” ve ortak bir kültür oluşturmaya çalışmak suretiyle “birlikte inşa edilmeye” muhtaç buluyor. Ortak bir kültür oluşturma çabasına karşılık gelen bu süreç ile kast edilen ise, liberalizmin “görmeyerek korumak” istediği rölatif yaklaşımları ortadan kaldırmak değil, farklı rölativiteler arasında yapıcı bir diyalog tesis etmeye çalışmak.

Böyle bir bakışın, siyaseti bireysel alanların korunmasından ibaret bir alan olarak algılaması (doğal olarak) mümkün değil. Çünkü demokratlık, toplumsal hayatın bireysel alanların toplamına karşılık gelmediğini hatırlatarak, toplum olmanın, insanların içerisinde birlikte yaşamak durumunda oldukları ortak bir alanı ima ettiğini ifade ediyor. Bu çerçevede, birlikte yaşamanın şartlarını yine birlikte belirlemek de, toplum olmanın temel bir niteliği durumuna geliyor.

Özetle, sürekli devlet-birey ilişkilerine ve devletin bireye yönelik olası müdahalelerine yönelik kaygılarla çizdiği hukuki çerçeve dahilinde bireysel haklara vurguda bulunan liberalizm, aslında böyle yapmak suretiyle hem kendisini rejim merkezli bir ideolojik kalıbın içerisine hapsediyor, hem de farklı çıkış noktalarına sahip olan perspektifleri (benzeri kaygıları paylaşsalar dahi) anlamakta zorlanıyor. Buna karşılık demokratlık ise, zihniyet eksenli yaklaşımıyla daha temel kaygılar güden, insan merkezli bir itiraz ve alternatif durumunda. Ancak her yeni yaklaşım gibi demokratlığın da, içerdiği imaların bütünsel bir şekilde anlaşılabilmesi için, sadece liberalizm ile değil, diğer düşünce sistemlerinin dayandıkları ve telkin ettikleri zihniyetlerle de karşılaştırmalı olarak tartışılmaya devam etmesi gerekiyor.

[ BİTTİ ]

.pdf

Demokratlık-Liberalizm İlişkisi başlıklı yazı dizisinin tamamını buradan .pdf formatında bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Yazı dizisine konu olan polemiğin tamamının yer aldığı .pdf dosyasına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.