• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

Halifeliğin Kaldırılması [Aydemir]

11 Aug2010
 

Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III, Şevket Süreyya Aydemir:

Gazi’nin daha 15 Şubat 1924’te, yani İzmir’e hareketinden önce İsmet Paşa ile, hilafetin kaldırılması bahsinde konuşup görüş birliğine vardığı anlaşılmaktadır. Mesele Halk Fırkası grubuna 2 Mart’ta getirildi. Zaten 1 Mart’ta Meclis açış nutkunda, dinin siyasetten ayrılması, terbiye ve tedrisatın birleştirilmesi konularında işaretler vardı. İzmir Harp Oyunları sırasında İsmet Paşayla muhaverelerinde, hilafet müessesesine karşı sert görüşlerini açıkça bildirmişti. Rauf Bey meselesi dolayısıyla daha önce fırkada yapılan görüşmelerde de dokunaklı sözler geçmişti. Mesela şu sözler İsmet Paşa’nındır:

“Halifeyi ziyaret meselesi, halife meselesidir.

“Devlet adamı olarak hiçbir zaman hatırdan çıkarmayacağız ki, hilafet orduları bu memleketi harabezara çevirmiştir. Türk mileti acı ıstıraplarını halife ordusundan çekmiştir. Bir daha çekmeyecektir.

“Tarihin herhangi bir devrinde bir halife, bu memleketin mukadderatına karışmak arzusunu zihinden geçirirse, o kafayı behemahal koparacağız.”

İsmet Paşa’nın beyanatı, halifenin herhangi iltifat davranışlarının bile Hıyaneti Vataniye sayılacağı sözleriyle devam ediyordu.

Hulasa mesele gruba geldiği zaman, iş artık olgunlaşmıştı. Grupta da direniş pek görülmedi. Hatta hilafetin kaldırılması ve halifeyle hanedan mensuplarının yurt dışına çıkarılması hakkındaki kanun teklifinin altında ve en başta bir din adamının imzası vardı. 3 Mart’ta Meclise ellişer imzalı üç teklif sunuldu. Başında Urfa Mebusu Şeyh Saffet, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendilerin ve bazı din adamlarının imzalarını taşıyan takrirle hilafetin lağvı, hanedanın memleketten ihracı isteniyordu. Şer’iyye ve Evkaf Vekaletleri ile Erkanıharbiye-i Umumiye Vekaletinin kaldırılmasını isteyen 50 imzalı diğer takririn başında da, gene bir din adamının, Siirt Mebusu Hulki Efendinin imzası vardı. Nihayet tedrisatın birleştirilmesi (tevhid-i tedrisat) hakkında Saruhan Mebusu Vasıf (Çınar) ve elli arkadaşının takrirleri meclise sunuldu. Grupta gerçi bazı itirazlar oldu. Ama bu itirazlar arkalarından pek çok mebusu sürüklemedi. Beş saat kadar süren tartışmalardan sonra, 3 Mart 1924 günü saat 18.40’ta müzakereler bitti. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 429, 430, 431 numaralı kanunları çıkararak:

“- Türkiye Cumhuriyeti’nde, halkın muamelatına dair hükümlerin teşri ve infazı Türkiye Büyük Millet Meclisi ile onun hükümetine ait”

olarak kabul edildi.

Şer’iyye ve Evkaf Vekaletleri [Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı] ile Erkanı Harbiyei Umumiye Vekaleti [Genelkurmay Bakanlığı] kaldırıldı.

Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye, bilcümle medreseler, Maarif Vekaletine devredildi ve oraya bağlandı.

Bu suretle halife indirilmiş, halifelik makamı kaldırılmıştı. Şeyh Saffet Efendi ve arkadaşlarının takririne göre “Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyevi ve uhrevi bütün yetkileri nefsinde toplamakta” idi. Bu kanunun kabülü ile, Osmanlı hanedanının bütün mensupları da Türkiye topraklarında oturmak ve yaşamak hakkından ebediyen mahrum edildiler. Sınır dışına çıkarıldılar.

Resmi tarihin kronikleşmiş yalan söyleme hastalığının bir diğer örneği olarak kabul edilebilecek bir metin.

Metnin ilk göze çarpan özelliği, halifeliğin kaldırılmasının Mustafa Kemal’in değil, dönemin din adamlarının isteği üzerine gerçekleşmiş olduğu izlenimini uyandırması. Zira metne göre, hilafet, Urfa Mebusu Şeyh Saffet, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendilerin ve bazı din adamlarının imzalarını taşıyan takrirle” lağvedilmiş.

Mustafa Kemal’in Rıfat Börekçi’yi yanına çağırıp söz konusu ikrarı imzalamaya zorladığı, Rıfat Börekçi’nin kemküm etmesi üzerine kendisini “Keyfini bozarım!” gibi bir cümleyle tehdit ettiğini, diğer din adamlarının da ancak Börekçi’den sonra takriri imzaladıkları gibi detaylar metinde belirtilmiş olsaydı, herhalde ortaya daha farklı bir tablo çıkmış olurdu. Ancak metinde bu gibi detaylardan söz etmek bir yana, “Şeyh Saffet Efendi ve arkadaşlarının takririne göre ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi, dünyevi ve uhrevi bütün yetkileri nefsinde toplamakta’ idi” gibi cümlelerle bu kanının pekiştirilmeye çalışılıyor olması, asıl niyetin bilgi vermek değil bir şeyleri gizlemek olduğunu akla getiriyor.

Aydemir, Şevket Süreyya. [1965] 2006. Tek Adam: Mustafa Kemal 1922-1938, Cilt III. İstanbul: Remzi Kitabevi. 161-163.
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.