• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

Hartlap, Dimorta, Evreşe [Sevan Nişanyan]

7 Dec2009
 

Hartlap, Dimorta, Evreşe, Sevan Nişanyan / Taraf

Kürtçe yer adlarının iadesi tartışmasında gözden kaçan bir detaya işaret edeyim müsaadenizle. Birbirinden farklı gibi dursa da aslında birbirini tamamlayan ayrı iki hadise var ortada.

Bir tarafta klasik bir milli kimlik mücadelesi var. Biz Türk değil Kürdüz, köyümüzün adı da Türkçe değil Kürtçe olacak diyorlar. Bunda önemli olan yer adının “eski” ya da “asıl” olup olmaması değil, hangi dilde olduğu. Bu yüzden (tek tük de olsa) asıl adı Türkçe olan yerlerin bile kürtçeleştirildiği oluyor. Varto’nun bildim bileli Kızılağaç olan köyü Darasor oldu; Karapınar, Qarepungal diye makyaj gördü.

Öbür yanda, bilmem farkında mısınız, Türkiye’nin milli kimlikle hiç problemi olmayan yörelerinde de beş on yıldan beri bir eski adlara dönüş hareketi var. İlk eyleme geçen Kayseri’de Germir miydi, Antalya’da İbradı mıydı hatırlamıyorum. Hayır efendim, “Konaklar” veya “Aydınkent” olmak istemiyoruz dediler; mahkemeye gidip çatır çatır eski adlarını geri aldılar. Şu ana kadar en az elli-altmış yer onları izledi. Bundan yirmi yıl önce Çamiçi yanına parantez içinde Bafa yazdı diye genelkurmay harita dairesinden veto yiyen turistik haritalar bilirim: o kasabanın adı şimdi resmen Bafa. Gaziler gazilikten sıkılmış olacak, yeniden Bardız oldu. Maraş’ta artık Elmacık değil Hartlap, Denizli’de Büyükkonak değil Nikfer, Tokat’ta Üzümören değil Dimorta, Çanakkale’de Kadıköy değil Evreşe, Malatya’da Pınarbaşı değil Orduzu, Trabzon’da Bengisu değil Kisarna var. Antalya’da Adrasanlılar da adlarına sahip olmak için uğraşıyordu; sonuç aldılar mı bilmem.

Bu isimleri geri isteyenlerin bir ulusal davası yok. Hartlap’ın yahut Dimorta’nın ne demek olduğunu bilen bir Allahın kulu olduğunu sanmıyorum. Germir için dilekçe verip aylar yıllar boyu peşinden koşturan adamlar, iş olup bittikten sonra “yahu Germir Ermenice diyorlar, doğru mudur” diye bana sordular.

Ortak tema nedir, söyleyeyim: İnsanlar hakarete uğramaktan bıktılar. Bazı şeyler vardır ki onlara dokunmamak asgari terbiyenin gereğidir. Sen kimseye gidip, “senin adın niye Sevan, Selim yapalım” diyemezsin; desen ağır cevap alırsın çünkü. Aynı şekilde, insanın anasının, dedesinin yaşadığı yerin, kendi şahsiyetinin bir unsuru olarak gördüğü topluluğun adını da “böğğ o nasıl ad öyle, Çamlıyamaç yapalım” diyemezsin; dememen gerekir.

Desen ne olur? Tedhiş gücü senin elinde olduğu sürece insanlar boyun eğer belki, ya da boyun eğmiş görünür. Ama fırsatı buldukları -korkuyu yendikleri- gün dönüp sana öyle bir tokat atarlar ki şaşarsın. Güzel cumhuriyetimizin ne kadar çok düşmanı varmış diye hayretlere gark olursun.

Paylaş:
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.