• Ana Sayfa
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
 
 

İdam Mahkumlarına İşkence

25 May2011
 

Birinci sınıflara ders vermek biraz ilginç oluyor… Çünkü liseden yeni çıkmışlar, daha önce hiçbir formal siyaset bilimi eğitimi almamışlar, dolayısıyla da beyinleri henüz çok fazla şekle girmemiş… Haliyle, her konuda çok daha serbest konuşabiliyorlar. Tabii bu serbestiyet belli bir doğallığı ve ölçüsüzlüğü de beraberinde getiriyor.

Mesela geçen gün derste konu bir ara nesiller arasındaki siyasi düşünce farklılığına geldi. Ben de sınıfa, her konuya anne babaları gibi mi yaklaştıklarını, yoksa kimi konularda daha mı farklı düşündüklerini sordum. Sonra da, hem bir örnek vermek, hem de işi biraz şakaya vurarak daha çok kişinin katılımını sağlamak amacıyla, “Mesela anne babanız suçluların öldürülmeleri gerektiğine inanıyor olabilir…” diye söze başlayarak, idam cezasından bir bahis açtım. Tabii herkes “Siz ise idam cezasına karşı olabilirsiniz” diye bitirmemi bekliyordu. Ama ben, “… siz ise idam mahkumlarının öldürülmeden önce bir de işkenceden geçirilmeleri gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz” dedim.

Benim bunu söylemem üzerine sınıfta gülüşmeler oldu. Ama aynı anda Asyalı bir çocuk söz alıp, ciddi ciddi, “Ben öyle düşünüyorum” dedi! Ben emin olamayıp, “Yanlış mı anladı acaba?” diye düşünerek açıklamasını istediğimde ise, insanları soğukkanlılıkla ve taammüden öldüren katiller için böyle bir uygulamaya gidilmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

Bu durum, birinci sınıf öğrencileri için aslında hiç şaşırtıcı değil. Zira istatistiklerden de biliyoruz ki, pek çok Batı ülkesinde de ilk ve orta dereceli okullarda verilen eğitim, muhafazakar siyasi çizgiye daha yakın olan insanlar üretiyor. Olası bir savaş öncesinde eğitimsiz kimselerin savaştan yana, eğitimlilerin ise savaş karşıtı olmaları da yine eğitim ile büyük ölçüde açıklanabilen bir durum. Çok daha milliyetçi ve acımasız olabilen bu tipoloji, lisans ve lisans üstü eğitim esnasında (ve özellikle de felsefe ve sosyal bilimlere yakın branşlarda) törpüleniyor. ABD’de yüksek eğitim görmüş insanların, sosyal demokrat çizgideki Demokrat Parti’ye oy vermelerinin en büyük nedeni de bu.

Ancak tabii herkes üniversiteye gidemiyor… Dolayısıyla da, nüfusun önemli bir kesimi söz konusu törpülenmeyi yaşamıyor. Ama her durumda, eğitimin insanın düşünce ve tavırlarında bu denli belirleyici olabilmesi biraz korkutucu. Şimdi bu Asyalı çocuğa aynı soruyu üç beş sene sonra sorsak, muhtemelen idam cezasına karşı olduğunu söyleyecektir.

Aslında çok tuhaf bir durum bu.

11

Okuyucu Yorumları

 

fc says:

May 25, 2011 at 11:40 pm

sn Serdar bey

Ben de yurtdışında yüksek öğrenim gördüm fakat avrupa üniversitelerinde demokratlık harici pek fazla bir sosyal demokratlık takıntısı görmedim.Bence bizde 70 lı yıllarda çok yaygın olan sizdeki bu sosyal demokratlık takıntısı (vede her türlü yanlışı muhafazakarlara yakıştırma takıntısı)türkiyedeki liseli yıllardan kalma olabilir.

Ben batı üniversitelerinde, eğitimli olmak=sosyal demokrat olmak takıntısı ve anlayışı görmedim(orada eğitimli insan genelde demokrattır fakat bizdeki algınalış şekli ile BU demokratlık solculuk içermez)

Bir örnek: Sizin bir önceki yazınızda kemalistler konusunda yaptığınız çok doğru analizler aynen türkiyedeki marksist+sol+sosyal demokrat kesim içinde geçerlidir. Bunlarda zengin bir başortülü kız gördüğünde kemalistlerle aynı psiko krizlere girerler.

 
 

Serdar Kaya says:

May 26, 2011 at 4:29 pm

Fikret Bey,

Yazilanlari dikkatli okumuyorsunuz sanirim. Diger yorumcularla zaman zaman problemler yasamanizin nedeni bu olabilir. Ben bu yazida sosyal demokrat oldugumu soylemiyorum. Siz yazida olmayan bu sonuca ulasmak bir yana, bir de benim bu konuda “takintili” oldugumu soylemissiniz. Biraz itina lutfen.

Kaldi ki, bazi seyler “Ben gormedim” ile izah edilemez. Ben size istatistiki veriler dogrultusunda saptanan bir egilimden soz ediyorum.

 
 

Enes Yalçın says:

May 26, 2011 at 12:00 am

Ama çok şükür ki bizim lisans eğitimi müfredatlarımızda mecburi Atatürkçülük ve İnkılap Tarihi derslerimiz var da, gençliğimiz ilk ve ortaöğrenimde bellediği dahili ve harici düşmanlarımızı, üzerimizde oynanan oyunları filan unutmayarak olası savaş ihtimalinde kanlarıyla ve canlarıyla varlıklarını feda etmekten memnu kalmıyorlar 🙂

 
 

Eyüp AKTUĞ says:

May 26, 2011 at 4:46 pm

Meseleyi “eğitin düzeyi” ile sınırlandırmamalıyız. Birey, yaşadığı sosyal ve kültürel çevreden, en yakınları olan anne ve babanın dünya görüşlerinden, bulunduğu ekonomik koşullardan ve şüphesiz almış olduğu eğitimden kendisine bir düşünce haritası çizer.

Bütün bu değişkenler arasında “eğitim seviyesi”nin haritayı şekillendirmede rolü nedir?

Bana göre diğer parametrelere oranla daha az bir etki sahibidir. Üniversite mezunu olupta bir ilk okul hademesinin düşünce birikimi kadar sermayesi olmayan binlerce yarım aydın mevcut. Bir önce ki yazınızdada bahsini yapmıştınız. Baş örtüsü’nü kabullenemeyen ve kendisini çağdaş sayıp çağdışı bir uygulamanın müdafaasını yapanlar hangi şartlar altında evrimini tamamladı merak ediyorum…
Esen kalın…

 
 

fc says:

May 26, 2011 at 6:01 pm

Sn Serdar bey

Daha önce bir yorumcu ile fikir ayrılığımız oldu. Ben bunu bir problem olarak algılamadım

kendimi yanlış ifade etmiş olabilirim fakat sizi yanlış yorumladığıma inanmıyorum.

 
 

Ekrem Senai says:

May 27, 2011 at 10:20 am

Fikirlerin böyle kolayca değişebilmesi korkutucu gerçekten. İnsanın fikirleri çoğu zaman sosyal çevresi, medya ve öğretmenleri tarafından şekilleniyor. Önceki yazıda belirttiğiniz gibi kimse önyargılarını sorgulayıp konforunu bozmak istemiyor.
Yine ABD’de bulunduğunuz için şanslısınız. Türkiye’de böyle bir tartışmayı sınıfta açarsanız sizi şikayet ederler ve en azından körpe beyinleri kirlettiğinizi söylerler. Felsefe öğretmeni bir dostum benzer bir sebepten (çocukları peşin hükümlü olmaktan kurtarıp mevcut değerlerini sorgulattığı için) ceza aldı ve sürüldü.

 
 

VolkanS says:

May 28, 2011 at 12:52 pm

@fc

Yazıda 2 gerçek aktarılmış:

gerçek A: Pek çok Batı ülkesinde ilk ve orta dereceli okullarda verilen eğitim, muhafazakar siyasi çizgiye daha yakın olan insanlar üretiyor.

gerçek B: yüksek eğitim görmüş insanlar savaş karşıtı ve ABD’de sosyal demokrat çizgideki Demokrat Parti’ye oy veriyor.

Serdar Bey A’dan B’ye geçişin sebebinin yüksek öğrenimdeki törpülenme olduğunu söylüyor. Sizin burada yapabileceğiniz 3 şey var:

1- A’nın gerçek olmadığını söylemek.
2- B’nin gerçek olmadığını söylemek.
3- A’dan B’ye geçişin sebebinin başka bir şey olduğunu söylemek.

Siz bunlardan hiçbirini yapmayıp, ” yurtdışındaki üniversiteler sosyal demokrat üretmez” demişsiniz. halbuki yazının böyle bir iddiası bile yok. Bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Straw_man

 
 

Murat says:

May 28, 2011 at 1:26 pm

Bilemiyorum.Sormak istediğim bir nokta şu.Herşeyin bir cezası var mıdır?(Ceza caydırıcı nitelik taşıyan bir yaptırımdır?)

-Birsürü insanı öldürmüş, tecavüz etmiş bir kişiye bile ceza verilmeli midir?
-Ölüm hak edilebilir mi?
-İdamın getirilmesini istediğimde “şeriatçı” kabul edilmek zorunda mıyım?

Bunlar 16. yaşında bir lise öğrencisi olarak soruyorum.

 
 

fc says:

May 28, 2011 at 2:16 pm

sn Serdar bey

Volkan beyin yorumundan sonra yazma gereği duydum.

Evet sosyal demokrat olduğunuzu söylemediniz daha önce doğrudur.peki yanıldıysam siz bana sosyal demokrat olmadığınızı söyleyebilirmisiniz?. Bu soruma cevap alabilirsem konu biraz daha netleşebilir.

Sizin yazınızdan abd deki yüksek eğitimli insan oyunu sosyal demokrat çizgide olduğu için demokrat partiye verir gibi bir yorum ortaya çıktı.(yanlış anladıysam hata bende) .Siz abd deki eğitimli insanların oyunu demokratlara verdiğini gösteren istatistikler gösterebilirsiniz fakat abd deki eğitimli insanların oylarını demokrat partiye izlediği sosyal demokrat çizgiden dolayı verdiğini gösteren istatistik bilgi gösterebilirmisiniz?. Gösterebilirseniz siz haklısınız. Kaldıki abd deki demokrat partinin tam olarak sosyal demokrat çizgide olup olmadığıda tartışma konusudur. Mesela wıkipediadan demokrat parti hakkkında bir alınıtı” Fakat siyasi çizgisi Sosyalist Enternasyonal kuruluşunca tanımlanan Sosyal Demokrat çizgisine göre oldukça sağda kalır”

Örnek : Ekonomik olarak abd deki demokratlarla cumhuriyetçiler arasındaki tek fark demokratların vahşi liberal kapitalizmden elde edilen artı değerden düşük gelirliye biraz daha fazla pay vermek gerektiğini savunmasıdır. Vahşi liberal kapitalizm uygulaması konusunda her iki parti arasında fazla bir fark yok gibidir. Halbuki Türkiye ve (modern batı hariç) dünyanın birçok yerindeki sosyal demokratlar vahşi kapitalizm e karşıdır ve sermayenin büyük bir bölümünün sosyal devlet kontrolünde olması gerektiğinı savunur(karma ekonomi).

Mesela türkiyedede yüksek öğrenim seviyesi daha yüksek olan sahil şeridi(bölgeler) çoğunlukla oyunu sosyal demokrat olarak tanınan CHP ye verir. fakat bunun asıl nedeni CHP nin sosyal demokratlık kimliğimi dir yoksa devletçilik -ulusal milliyetçilik ve laikliği koruyabilmek kaygısımıdır?? . Kaldıki sosyal demokrat olarak tanınan bu partimiz Ergenekon sanıklarını aday yapıp ülkenin en savaşçı partisi MHP ile kolaisyon yapma rüyaları görmekte.

Konu ile fazla alakası olmasada benim asıl anlatmaya çalıştığım modern batıda bizdeki gibi fazla sol içerikli sosyal demokrat uygulamaların pek fazla rağbet görmediğidir(eğitimli kesımler ce de)

 
 

fc says:

May 28, 2011 at 4:20 pm

sn volkan bey

kavram kavgası yapmaya kalkarsak işin içinden çıkamayız.

Tartışma mantığınız da tam doğru değil. Mesela tartışma seçeneklerine hem A hem de B nin tam doğru olmadığını söylemek şıkkı koymamışsınız??.

1-bence A yanlış ve ben yazıdan A nın doğru olduğu anlamı çıkarmadım. A dan B ye geçişte sosyal demokratlık sayısnda bir artış olduğu iddiası var fakat A da sosyal demokrat olmadığı veya A daki sosyal demokrat sayısının daha az olduğu iddiası yok yazıda. Abd de eğitimsiz zenciler de demokrat partiye oy verir. Abd de demokrat parti zaman zaman iktidar olduğu gerçeği göz önüne alınırsa buradan zaman zaman A grubunun çoğunluğununda sosyal demokrat çizgideki demokratlara oy verdiği anlaşılır.(zaten büyük bir çoğunluğa sahip olan A grubu nun çoğunluğu demokrat partiye oy vermemiş olsa idi demokratlar hiç iktidar olamazdı) Bu gerçekte A grubunun muhafazakar çizgiye yakın insan ürettiği gibi kesin bir yargıya varılamayacağını ispatlar.

2-Bana göre B kısmen doğru kısmen yanlış. A dan B ye geçişte sosyal demokratlığa kaymanın arttığı doğru olabilir fakat yüksek eğitimli insanlar sosyal demokrata oy verir gibi bir genelleme yapmak ta yanlış(her nekadar A dan B ye kayış olsada tüm öğrencilerde bu kayma nın olduğunu iddia etmek yanlış olabilir).

Gördüğünüz gibi A ve B gibi kesin yargılar yaratarak tartışmak , tartışma mantığına pek uymuyor.

Demişsinizki: ” yurtdışındaki üniversiteler sosyal demokrat üretmez” demişsiniz. halbuki yazının böyle bir iddiası bile yok

Yani yazıda üniversiteler sosyal demokrat üretir iddiasi yok demişsiniz.

B kısmen veya tamamen doğru ise Abd deki üniversiteler sosyal demokrat üretir sonucu çıkarılamazmı böyle bir varsayımdan. Kısacası abd de üniversite okuyanlar sosyal demokratlara daha çok oy veriyor dersek abd deki üniversiteler ortaöğretimli muhafazakarları belirli derecede sosyal demokratlaştırıyor sonucuna varamazmıyız? .Ortaöğretimlinin aksine üniversite li oyunu sosyal demokrata verir genellemesini kabul eden insan üniversitenin sosyal demokrat ürettiği varsayımını hangi mantıkla reddedebilir?

Geriye sosyal demokrat partiye oy verenleri tam olarak sosyal demokrat olarak tanımlayabilirmiyiz sorusu kalıyor ki bu soru da bu tartışmayı konunun dışına çıkarabilir.

not: A grubu:ortaöğretimli B grubu yüksek eğitimli anlamında kullanılmıştır.

Abd deki demokrat partinin tam olarak sosyal demokrat olarak kabul edilemeyeceği tartışmaları da konuya dahil edilirse tartışmanın boyutu değişir sanırım(siz argumanınızı demokrat parti:sosyal demokrat varsayımına bağlamışsınız gibi gözüküyor)

Serdar beyin yazısının ve tartışmaların bana katkısı: Oy umu AKP ye verebilirim dediğimde ‘inanamıyorum üniversite mezunu ve dindar olmayan birisi nasıl muhafazakar akp ye oy verir” tepkilerini daha iyi anlamaya başladım.

 
 

Darius Maneng says:

August 5, 2011 at 1:00 pm

Şu idam cezası olayına (hadi işkenceli de olsun bari) ben de taraftar olabilirim aslında.

Şöyle ki;

İdam cezasına karşı olanların tipik arügmanlarının tümü, “ölecek olan kişi” ile ilgilidir. İddia edilen suçun işlenmemiş olabileceği ve idamın, geri dönüşü olmayan bir durumuna yol açabileceğinden tutun da, idamın da bir cinayet olduğu fikrine dek uzanan geniş bir skaladır bu, ama bu geniş skalanın tüm öğeleri “ölecek olan kişi” etrafında döner…

Oysa idam cezası taraftarları (hadi sadece IQ’su 110’un üstünde olanlar diyelim), idam cezasını savunurken yaşamaya devam edecek olan insanların hayata bakış açılarında deformasyona yol açılmaması derdiyle bu savunuyu yaparlar. Sanırım, sadece çoluk çocuk, “intikam” hissini ön plana çıkarmakta..

İyice anlaşılmak için şunu net biçimde ifade etmek isterim: Eğer mahkemenin kararını merakla bekleyen insanların zihninde “önce işkence edilmiş sonra da idam edilmiş” fikrini uyandırmanın, mahkumu öldürmeden de yapılabileceğine dair bir çözüm üretirseniz, bunu büyük bir mutlulukla kabul ederim.

Sizi, pembe çiçeklerle kaplı ve her halükarda kendinizi dünyanın kanatsız melekleri gibi hissetmenize neden olan “idam karşıtlığı” adlı tatlı rüyalarınızdan uyandırmak istemezdim, ama gerçek şu ki, zannettiğinizin (belki de kendinizi daha iyi insanlarmış gibi hissetmenizi kolaylaştırdığı için “umduğunuzun”) aksine, idam cezasını savunanların “esas” derdi o kişiyi boğazlamak değil…

Eğer elimde sihirli bir değnek olsaydı, bunu tüm katilleri “işkence edilip idam edilmiş” gibi göstermek, ama gerçekte tüm o katilleri düzelebileceklerini umduğum bir rehabilitasyon merkezine göndermek için kullanırdım…

Bu fikirlerimin, ciddi bir “kibir” ve tam olarak belirgin safhada olmasa da bir “toplum mühendisliği” izi taşıdığını inkar etmiyorum. Bu eleştirilebilir kuşkusuz. Herhangi zeki biri rahatlıkla bana “Sen o insan idam edilmeksizin de adaletin sağlanabileceğine inanabiliyorken, diğer insanların bu seviyeye ulaşamayacaklarına nasıl kanaat getirebiliyorsun?” diyebilir. Ve etik olarak haklı da olur..

Ama pratikte haklı olur mu, bana bu soruyu sormak için cümlelerini hazırlamakta olan kişi önce kendisi bunu bir düşünmelidir…

 
 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.