• Ana Sayfa
  • .pdf
  • Linkler
  • İletişim
  • RSS
  •                      

Derin Sular

Fotoğraf Detayları
banner
 
 

James Bond ve Geçirdiği Evrim

19 Jun2014
 

James Bond, İngiliz yazar ve istihbaratçı Ian Fleming’in yarattığı bir karakter. Fleming’in 1953 ila 1964 yılları arasında yayınlanan 12 roman ve iki hikâye kitabının başkahramanı olan James Bond, günümüzde daha ziyade filmleriyle tanınıyor.

Dr. No (1962), James Bond serisinin ilk filmi. O günden bugüne, 25 James Bond filmi çekildi.[1] Bu filmler, Ian Fleming’in eserlerinden uyarlanmaktan ziyade, esinlenen yapımlar. Dahası, yarım asra yayılan bu uzun süreçte, hem filmlerin içeriği hem de James Bond karakteri önemli bir evrim geçirdi.

James Bond kimdir?

James Bond, İskoçya’da doğar. Çocuk yaştayken annesini ve babasını kaybeder.[2] Kariyerine Kraliyet ordusunun deniz kuvvetlerinde başlar. Ardından, Britanya’nın dış istihbarat örgütü MI6’e başvurur. MI6’in 00 biriminde görev yapar. Bu birim, öldürme yetkisine de sahip olan en üst düzey gizli servis ajanlarından oluşmaktadır. 00 birimindeki her ajanın bir kod numarası da vardır. Bond, birimin 007 kod numaralı ajanı olur.

James Bond serisindeki filmlerde, 00 birimindeki diğer ajanları pek görmeyiz.[3] Olaylar sadece James Bond’un etrafında döner ve çok sayıda mükerrer tema içerir. Bond, MI6’in şefi M’den yeni görevini alır;[4] M’in sekreteri Miss Moneypenny ile şakalaşır; MI6’in ar-ge bölümünün başında olan Q tarafından yeni icatlar konusunda bilgilendirilir ve ardından, görevini yerine getirmek üzere sahaya iner. Yeri geldiğinde çatışmalara girer, yeri geldiğinde de tam bir salon adamı olur.

Hemen her zaman en iyi otellerde kalır ve yastığının altında tabancası ile birlikte uyur. (Zaman zaman tutukluk yapsa da, Walther PPK kullanmayı sever.) Q birimi tarafından teçhiz edilen teknoloji harikası bir araba kullanır. Roket dahi atabilen bu araba, genellikle filmin bir noktasında kullanılmaz hale gelir. (Gümüş rengi, iki kapılı Aston Martin’ler, ilk akla gelen James Bond arabaları arasındadır.) Sıklıkla CIA ile (ve spesifik olarak da, oradaki meslektaşı Felix Leiter ile) yardımlaşır.

James Bond, görev yerinde, sıklıkla, gustosunu yansıtan davranışlar da sergiler. Çok iyi giyinir. Ekseriyetle votka martini içer. Onunla karşılaşır karşılaşmaz etkilenen genç ve güzel kadınlarla birlikte olur. (Bu kadınların önemli bir kısmı bir noktada bir şekilde ölür.) Kumar düşkünlüğü de vardır. Daha ziyade, poker, bakara ve briç oynar.[5, 6]

Serinin evrimi

50 yıllık süre zarfında (1962-2012) çekilen 25 James Bond filmi, gerek konular gerekse yansıttığı zihniyet itibariyle (belki kaçınılmaz olan) bir evrimi de yansıtır. İlk Bond filmleri, içerikleri itibariyle Soğuk Savaş Döneminin (1947-1991) ürünüdür. Bond, kimi zaman komünist blok içindeki şahin tavırlı yetkililerle, kimi zaman da her iki süper güçten bağımsız olarak faaliyet gösteren SPECTRE adlı örgütle mücadele eder.[7] Nükleer bir silahın imhası ya da uzay savaşları, ilk dönem Bond filmlerinin değişmez teması gibidir. Yine bu dönemin filmlerinde ırkçı bir perspektifin izlerine de rastlanır.[8] 90 sonrası dönemde ise, durum yavaş yavaş değişmeye başlar.

Örneğin, Tomorrow Never Dies (1997), bir medya imparatorunun uluslararası siyaseti kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme planını konu alır. Quantum of Solace’taki (2008) düşman ise, diktatörleri destekleyerek üçüncü dünya ülkelerinin doğal kaynaklarını sömüren büyük bir şirkettir. Bu siyasi evrime, milliyetçilikten belirgin bir uzaklaşma da eşlik eder. Bürokrasi ve devlet, belki de ilk kez sorgulanmaya başlanır. Onyıllar boyunca “kraliçe ve devlet” (queen and country) için hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyen James Bond, Skyfall’da (2012) MI6’in şefi M’in kendisini kullandığını, gerektiğinde hayatını hiçe saydığını ima eden bir dizi tecrübe yaşar. Aynı filmde, sırf bu nedenle MI6’den ayrılan ve M’den intikam almaya girişen Raoul Silva adlı bir karakter de vardır. Bu noktada, James Bond serisinin devlet eleştirisini geç keşfettiği de söylenebilir. Zira, devleti ve spesifik olarak da kendi devletini eleştirmek, Hollywood filmlerinde istisnai değildir. Hatta, çoğu zaman bir Amerikan sembolü olarak algılanan Vietnam gazisi Rambo dahi, aslında devlet eleştirisi üzerine kuruludur. Rambo serisinin 1982 yılında gösterime giren ilk filmi, küçük bir şehirdeki şerif teşkilatının görevlerini kötüye kullanmaları ve ülkesi için savaşmış olan madalyalı bir gaziye bile gerekli saygıyı göstermemeleri ve şiddet uygulamalarını konu alır.[9]

James Bond serisinde yıllar içinde azalış gösteren bir diğer hâkim tema ise, cinsiyetçiliktir. İlk dönem filmlerde, Bond kızları sadece birer cinsel obje durumundadır. Örneğin, Goldfinger (1964) adlı filmin başlarında bikinili bir genç kız, lüks bir otelin havuzunun kenarında James Bond’a masaj yapmaktadır. Görüşme yapacağı kişi oraya geldiğinde, Bond, yattığı yerden kalkar veve kızın poposuna tokat atarak onu oradan gönderir. Bunun sebebi, arkadaşı ile iş, yani erkek mevzuları (men talk) konuşacak olmalarıdır. Bu bariz cinsiyetçilik, 90’larda da belirgin olsa da, giderek zayıflar.[10] Filmin açılış sahnelerindeki kadın figürleri eski ağırlığını yitirir. Goldeneye (1995) ile birlikte, MI6 şefi M, artık bir kadındır. Skyfall (2012) ise, M’in sekreterliğini yapan Miss Moneypenny için yeni bir arkaplan sunar: Eve Moneypenny önceden sahada silahlı görevlerde bulunmaktayken, sonradan masabaşına geçmeyi tercih etmiştir.

Bütün bunlar, seri ile birlikte James Bond karakterinin de evrilmesini sonuç verir. 2000’li yıllarda Bond, çok daha az cinsiyetçi ve çok daha az ukaladır.[11]

Diğer bazı detaylar

(1) Bond filmlerinin açılış sahnelerindeki şarkılar da çoğu zaman dikkate değerdir ve yayıldıkları onyıllardan izler taşır. İki örnek için bkz.: Diamonds are Forever (1971) ve Skyfall (2012)

(2) James Bond karakterini bugüne dek yedi aktör canlandırmıştır: Sean Connery (1962-1967, 1971, 1983), David Niven (1967), George Lazenby (1969), Roger Moore (1973-1985), Timothy Dalton (1987-1989), Pierce Brosnan (1995-2002) ve Daniel Craig (2006-2012). Eski James Bond filmleri dendiğinde, akla yedişer filmde oynamış olan Sean Connery ve Roger Moore gelir. David Niven ve George Lazenby sadece birer filmde oynamış olduklarından çok bilinmezler – ki David Niven’ın oynadığı film, Eon Productions yapımı olmayan bir absürd komedidir. Timothy Dalton ise, eski ile yeni arasında bir yerde durur ve sadece iki filmde oynamış olduğundan James Bond imajı ile çok fazla iç içe geçmemiştir. Son dönem James Bondlar ise, dört filmde oynayan Pierce Brosnan ve üç filmde oynayan Daniel Craig’dir.

(3) James Bond sadece bir kez evlenir. (On Her Majesty’s Secret Service, 1969) Ancak, karısı Tracy Bond (Ian Fleming’in aynı isimli kitabında da olduğu gibi) evlendikleri gün öldürülür. James Bond, karısı haricinde ise, sadece Vesper Lynd’e aşık olur. Ancak, hayatına giren kadınların çoğu gibi, Vesper Lynd de öldürülür. (Casino Royale, 2006)

(4) James Bond’un yolu İstanbul’a da birkaç kez düşer. Hatta, Kız Kulesi’nin dibinde bir denizaltının kontrolünü ele geçirmeye çalışmışlığı (The World Is Not Enough, 1999) ve Kapalıçarşı üzerinde motorsikletle adam kovalayıp, Bahçekapı-Sirkeci civarlarında kovalama ve çatışmaya girmişliği (Skyfall, 2012) de vardır. Serinin ikinci filmi From Russia With Love’ın (1964) ise önemli bir bölümü İstanbul’da geçer. Hatta, filmin başka yerlerde geçen kimi sahneleri dahi Türkiye’de çekilmiştir.

(5) James Bond, Jack Bauer ve benzeri diğer karakterlerin aksine, şimdiye dek hiç müslümanlarla çatışmamıştır. Hatta bir seferinde (tıpkı Rambo gibi) Afgan müslümanlarla birlikte Ruslara karşı savaşmıştır. (The Living Daylights, 1987)

Notlar:
[1] Söz konusu 25 filmin 23’ü, Eon Productions tarafından çekildi. İkisi ise, Eon Productions henüz James Bond filmlerinin tüm haklarını almadan önce çekilen yapımlar.
[2] MI6’in şefi ve James Bond’un üstü M’in Skyfall (2012) adlı filmde belirttiğine göre, en iyi ajanlar öksüz/yetim büyüyenlerden çıkmaktadır. Skyfall, James Bond’un çocukluğunun geçtiği evi göstermesi itibariyle de önemlidir.
[3] Bu durumun istisnaları, Goldeneye’daki (1995) Ajan 006 Alec Trevelyan ve belki bir de Skyfall’daki (2012) Raoul Silva’dır.
[4] Hatta, serinin çoğu filmlerinde, bağlam, bu sahnelerde izleyiciye aktarılır.
[5] On Her Majesty’s Secret Service (1969), Moonraker (1979) ve Casino Royale’de (2006) kumar sahneleri özellikle ön plandadır.
[6] Bu kısa biyografi, James Bond serisindeki filmlerde yer alan kimi atıfları ve mükerrer temaları yansıtıyor. Daha geniş ve detaylı bir değerlendirme için, gerek Ian Fleming’in eserlerindeki gerekse çekilen filmlerdeki detaylardan hareketle James Bond’un hayat hikayesini derleyen ve karakter tahlilinde bulunan çalışmalara bakılabilir.
[7] James Bond filmlerinin pek çok konudaki ucuzluklarına rağmen, hemen hiçbir zaman Sovyetler Birliği ya da komünizm aleyhinde ucuz propaganda yapma yoluna gitmemiş olması da bu noktada önemlidir.
[8] On Her Majesty’s Secret Service (1969) adlı filmde, farklı milletlerden kadınlara kendi kültürlerinden yemekler servis edilirken bir Afrikalı için muzun uygun görülmüş olması özellikle dikkate değerdir.
[9] Serinin ikinci filminin sonunda ise, şöyle bir diyalog yaşanır:

Albay Trautman: Bu savaş yanlış olabilir, ama bu nedenle ülkenden nefret etme.
Rambo: Nefret? Ben ülkem için ölürüm.
Albay Trautman: O halde, istediğin nedir?
Rambo: Ben, buraya [Vietnam’a] gelen ve sahip olduğu her şeyi veren diğerleri ne istiyorsa onu istiyorum. Ülkemizin bizim onu sevdiğimiz kadar bizi sevmesini istiyorum. Benim istediğim bu.

[10] Bond filmlerinin en büyük mükerrer temalarından biri olan kinayeli espriler, seride cinsiyetçiliğin en çok dışavurduğu alanlardan biri durumunda. Tomorrow Never Dies (1997) adlı filmden bir örnek için bkz.: “Pump her for information.”
[11] İlk dönem filmlerde James Bond’un bilmediği bir şey yok gibidir. Bond’un bilgisi sadece (helikopter kullanmak ya da çok sayıda lisanı aksansız konuşmak gibi) mesleği ile ilgili sayılabilecek konularla da sınırlı değildir. Bond, şaraplar, balıklar, parfümler ve ilgili ilgisiz daha pek çok konu hakkında kapsamlı bilgi sahibidir. Örneğin, Moonraker (1979) adlı filmde, nadir rastlanan bir orkide türünün adı geçtiğinde, bu denli ihtisas gerektiren bir konuda dahi son derece detaylı sayılabilecek bilgiler verebilir. Bond’un bu yönü zaman içinde giderek zayıflar.

Paylaş:
« Önceki Yazı: Sonuç
0

Okuyucu Yorumları

 

Yorum Ekle:

Wordpress hesabınız var mı? Yorum yapmak için Log in yapın.

 
 
 

 

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen yorum kurallarını hatırlayın.